{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/666 <br>KARAR NO: 2024/796<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/10/2019<br>NUMARASI: 2018/1225 Esas -  2019/827 Karar<br>DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/05/2024<br>Taraflar arasındaki Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin adına Şube 181 Gebze ... A.Ş.'de ... müşteri numarası ile ... numaralı vadeli hesabın açıldığını, müvekkili tarafından hesaba yatırılan paraların yıllık faiz oranına binaen getirisi yüksek miktardayken bazı dönemlerde oldukça düştüğünü, hesap ekstresine bakıldığında çoğu dönemde meblağın faizden çıkarıldığını,  müvekkilinin sözleşmesi ve talimatı olmasına rağmen yapılan bu işlemler nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, anaparaya uygulanması gereken faizin uygulanmadığını, bankanın objektif özen borcu altında olup hafif kusurlardan dolayı dahi sorumlu olduğunu, müvekkilinin mevduatının davalı bankaca çoğu zaman vadeli hesapta değerlendirilmediğini belirterek şimdilik kaydıyla uğradığı zararlarına karşılık 500,00-TL. tazminatın davalı bankadan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının müvekkili banka nezdinde kullandığı 5 (beş) adet taksitli ticari kredisinin mevcut olduğunu, davacı firmanın kullandığı krediler dolayısıyla müvekkili bankanın yed’inde bulunan müşteri mevduatı üzerinde gerek Genel Kredi Sözleşmesi düzenlemesi gerekse Rehin Sözleşmesi’nden doğan rehin hakkının mevcut olduğunu, davacının vadeli hesabının temdit zamanında o aya ait toplam geri ödeme tutarının vadesiz hesaba aktarıldığını ve kredi geri ödeme tarihlerinde işbu vadesiz hesap bakiyelerinden kredi borcu tahsilatlarının yapıldığını, geri kalan vadeli hesap bakiyelerinin davacının iddia ettiği gibi hiç bir zaman faizsiz bırakılmadığını, vadeli hesap bakiyelerinin daima faizlendirildiğini, davacı firmanın müvekkili firma tarafından yapılan rutin hesap özeti bilgilendirmeleri hakkında hiçbir itirazının  olamadığını, hesaplarında başkaca işlemler gerçekleştirdiğini belirterek art niyetli ve mesnetsiz olark açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...davacı tarafça davalı bankadan muhtelif tarihlerde ve meblağlarda çekilen taksitli kredilerle ilgili olarak, ilgili aya ilişkin taksit ödemelerinin taraflar arasında akdedilmiş Genel Kredi Sözleşmeleri ile Kurumsal Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi hükümlerine göre davacıya ait vadeli hesaptan o aya ilişkin ödenmesi gereken toplam taksit tutarları kadar paranın yine davacıya ait vadesiz hesaba aktarılmak suretiyle davacının ticari kredilerinin geri ödemelerinin yapıldığı, davacının geri kalan vadeli hesap bakiyelerine davalı banka tarafından faiz uygulanmaya devam edildiği, uygulanan faiz oranlarının dönemsel olarak piyasa koşullarına göre değişiklik göstermesi sebebiyle mevduat faiz getirilerinde farklılıklar olmasının piyasa koşullarına, bankacılık uygulamalarına ve taraflar arasındaki sözleşmelere göre normal bir durum olduğu, davacı firmanın davalı banka tarafından gönderilen rutin hesap özetleri ile mevduatına davacı banka tarafından işletilen faiz oranı ve miktarı hakkında bilgilendirildiği, davacı firmanın yapılan bu bilgilendirmeler sonrasında uygulanan faiz oranı ve işletilen faize bir itirazı var ise buna her zaman itiraz edebilecekken bu yönde herhangi bir tasarrufta bulunmadığı, bu yönüyle davacının kendi menfaatini koruması gereken basiretli bir tacir gibi davranmadığı ve davacı bankadaki tasarruf hesabıyla ilgili işlem ve eylemleri zamanında ve eksiksiz olarak inceleyip araştırmadığı, davacının dava konusu işlemlerden rutin bilgilendirmelerle haberdar olduğu halde gereken  önlemleri almadığı, taraflar arasında akdedilen Kurumsal Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi’nin 11.2 maddesine göre faiz oranlarının davalı bankanın ilan ettiği faiz oranları üzerinden uygulanmasının sözleşmeye uygun ve uygulanan faizlerin bankanın ilan ettiği faiz oranları ile uyumlu olduğu, davacının iddiasının aksine davacının vadeli hesabına toplam 89.457,05-TL. faiz yansıtıldığı, bu durumda davacı tarafın bankadaki mevduatının davalı banka tarafından çoğu zaman vadeli hesapta değerlendirilmediği ve anaparaya uygulanması gereken faizin uygulanmadığı yönündeki iddialarını yerinde olmadığı, aksine davacının mevduatına davalı banka tarafından toplamda 89.457,05-TL. tutarında faiz işletilmiş olduğu anlaşılmakla davacının huzurdaki davayı açmasında haklı olmadığı kanaatine varılarak davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili adına muhatap banka nezdinde  Şubesi 181 Gebze olan ... müşteri numarasına sahip ... numarasıyla vadeli hesap açıldığını, açılan hesap neticesinde yatırılan para yıllık faiz oranına binaen getirisi yüksek miktardayken bazı dönemlerde oldukça düştüğünü, hatta hesap ekstresine bakıldığında çoğu dönemde meblağın faizden çıkarıldığını, müvekkilinin sözleşmesi ve talimatı olmasına rağmen haksız yapılan bu işlemler nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, anaparaya uygulanması gereken faizin uygulanmadığını, bankanın objektif özen borcu altında da olduğundan, hafif kusurlardan dolayı sorumlu olduğunu, banka kayıtlarına bakıldığında çoğu zaman paranın vadede değerlendirilmediğinin görüldüğünü, işbu nedenle de müvekkilinin zararı meydana geldiğini, vadeli hesapta değerlendirilmeyen para ile ilgili halihazırda açıklama yapılamadığını, bilirkişinin 09.08.2019 tarihli raporunda tüm beyanlarının değerlendirmediğini , belli dönemlerde değişen faiz miktarları, 'bankanın ilan ettiği faiz oranları üzerinden uygulanmış olduğu ve piyasa koşullarına göre faizin değişiklik gösterebileceği ibaresiyle yetinilerek, ayrıntılı şekilde ele alınmadığını , eksik değerlendirmeler neticesinde kanaat oluşturulduğunu, günümüz piyasa koşullarına göre faizdeki artış, ilgili raporda değerlendirilmediğini, müvekkili işletilmemiş olan faiz oranları neticesinde zarara uğradığını  ilgili zararlarının hesaplanmadığını, bilirkişinin sigorta uzmanı ve bankacı olarak gösterildiğini, açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, davalı banka nezdindeki davacıya ait vadeli mevduat hesaba   uygulanmadığı iddia olunan faiz nedeniyle oluşan zararın tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dosya kapsamındaki delillere göre davalı bankanın Gebze Şubesinde 01.09.2016 tarihinde davacıya  vadeli mevduat hesabı açıldığı, davacının 24.07.2013 tarihinde 60 ay vadeli 2.000.000 TL bedelli aylık taksiti 45.377,87 TL, 21.03.2014 tarihinde  60 ay vadeli 200.000 TL bedelli aylık taksiti 5.368,03 TL, 14.04.2014 tarihinde 59 ay vadeli 120.000 TL bedelli aylık taksiti 3.234,14 TL, 14.07.2014 tarihinde 60 ay vadeli 200.000 TL bedelli aylık taksiti 4.892,39 TL, 16.02.2015 tarihinde 35 ay vadeli 150.000 TL bedelli aylık taksiti 5.388,26 TL olan  krediler kullandığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında imzalanan 01.09.2016 tarihli Altın, Mevduat Ve Menkul Kıymet Hesabı Rehin Sözleşmesi ile rehin veren davacı ... San. Tic. Ltd.Şti'nin,  01.09.2016 tarihinde  açılmış olan  TL mevduat hesabını halen mevcut  ve ileride bu hesaplara her ne suretle olursa olsun alacak geçirilecek meblağları  ve bu hesaplar içinde faize tabi olanların işleyecek faizleriyle birlikte  davalı bankanın merkez ve tüm şubelerine rehin veren şirketin doğmuş ve doğacak her türlü borç ve taahhütlerinin ve her türlü kefalet  ve garantilerinin, açılmış veya açılacak kredilerinin, bunların faiz, komisyon, gider vergisi, sigorta ücreti, takip ve dava masrafları ve vekalet ücreti gibi feri borçlarının da teminatı olarak rehnettiği; rehin veren davacı şirketin, bu sözleşme kapsamında rehnedilen TL mevduat hesaplarına, açılacak nakdi veya gayrinakdi kredinin ana para ve ferilerinin tasfiyesine kadar olan sürede faiz tahakkuk ettirilip ettirilmeyeceğine, faiz tahakkuk ettirildiğinde uygulanacak faiz oranına davalı bankanın karar vereceğini kabul ettiği görülmüştür. Yine taraflar arasında imzalanan 26.04.2013 tarihli bankacılık sözleşmesinin 11.2. maddesinde \"Vadeli hesaplarda hesabın açılış tarihinde vade durumuna göre bankanın ilan etmiş olduğu cari faiz oranları uygulanır. Bankanın vadenin bozulmasına izin vermesi şartıyla kısmen veya tamamen çekildiği durumda vadesi bozulan hesaba faiz verilmez \" hükmü düzenlenmiştir. Somut  olayda  davacının davalı bankadan kullandığı beş adet krediden dolayı devam eden kredi taksitlerinin davacının vadeli mevduat hesabından alınarak vadesiz hesaba aktarıldığı, geri kalan vadeli hesap bakiyelerine faiz uygulanmaya devam edildiği anlaşılmakta olup, yapılan işlemler vadeli hesaptan kredi taksitinin ödenmesi  konusunda davalı bankaya yetki veren rehin sözleşmesi kapsamındadır. Diğer yandan taraflar arasındaki bankacılık sözleşmesinin 11.2.maddesi gereği davacıya  ait vadeli hesaba davalı bankanın ilan etmiş olduğu cari faiz oranlarının uygulandığına ve uygulanan faizlerin bu faiz oranları ile uyumlu olduğuna ilişkin bankacı bilirkişi tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gözetildiğinde davacının, vadeli mevduat hesabına faiz uygulanmaması nedeniyle zarara uğradığı iddiasını ispatlayamadığı, bu nedenle  tazminat isteme koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  23/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f3db35d96d8a9549","SID":"250dcc6c3b2d8735"}}