{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/950 <br>KARAR NO: 2024/817<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2014/1517 Esas<br>KARAR NO: 2017/599<br>TARİHİ: 03/07/2017<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 10/11/2014<br>KARAR TARİHİ: 05/06/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin yemek-catering sektöründe hizmet vermekte olup, davalı şirkete yemek-catering hizmeti sunduğunu, davalı firmanın kendisine sunulan hizmetin bakiye 22.015,80 TL’sini ödemediğinden aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini ve davalı borçlunun haksız itirazı ile takibin durduğunu, bu nedenle davalının itirazın iptali ile davalıların %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davalı davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \"Davacı tarafından açılan dava, davalıya verilen yemek-catering hizmeti sebebiyle faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık,  davacının davalıya yemek hizmeti verip vermediği, vermiş ise davalıdan alacaklı olup olmadığı hususundadır. İtirazın iptali davası yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İspat yükü kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda ön görülen istisnalar dışında karşı taraf kanuni karinenin aksini ispat edebilir. (HMK m.190). İtirazın iptali davasında ispat yükü kural olarak davacı alacaklıdadır. Ancak borçlunun itirazındaki beyana göre ispat yükü yer değiştirebilir. Somut olayda,  sevk irsaliyeleri üzerinde davalı taraftan yemekleri teslim alan bilgisi bulunmamasına ve davacının davalı adına düzenlenmiş yemek faturalarının davalıya teslim edildiğini kanıtlayacak herhangi bir belge ibraz etmemiş olmasına rağmen  davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ve sevk irsayelerini teslim almadığı yönünde itirazının bulunmaması karşısında davacının ticari defterlerindeki kayıtlar ile alacağının varlığını ispat ettiği kabul edilerek davanın kabulü ile İstanbul .. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı icra dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazın iptaline ve takibin devamına, takip konusu alacağın likit olmaması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Tarafımızca cevap dilekçesi verilmeyerek karşı tarafın mesnetsiz iddiaları kabul edilmemiş aksine tümü inkar edilmiştir. Salt Davacı yanın ticari defteri üzerinden alacağın varlığı ortaya konamaz. Nitekim dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere Davacı davasında ileri sürdüğü hiçbir iddiasını hukuki ve yazılı delillerle ispatlayamamıştır. Davaya konu yemek faturaları müvekkil şirkete tebliğ olmadığı gibi istanbul ... icra müdürlüğü'nün ... e. sayılı icra dosyasına da ibraz edilmemiştir.  Müvekkil Şirketin Davacı'dan herhangi bir mal/hizmet alımı yapmadığı  İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından gönderilen 25/08/2016 tarihli \"İnceleme\" konulu cevaptan anlaşılmaktadır. İlgili idare tarafından sunulan Müvekkil Şirkete ait Ba-Bs formlarından iddia edilen mal/hizmet alımının yapılmadığı görülmektedir. İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında sevk irsaliyeleri üzerinde davalı taraftan yemekleri teslim alan bilgisi bulunmamasına ve davacının davalı adına düzenlenmiş yemek faturalarının davalıya teslim edildiğini kanıtlayacak herhangi bir belge ibraz etmemiş olmasına rağmen müvekkil şirketin ticari defterlerini ibraz etmemesi ve sevk irsaliyeleri yönünde itirazının bulunmaması karşısında davacının ticari defterindeki kayıtlar ile alacağının varlığını ispat ettiğinden hareketle davanın kabulüne karar vermiştir. Verilen işbu karar açıkça hukuka aykırıdır. '' şeklinde beyanda bulunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz.\" kuralı nazara alınmıştır. Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi taleplidir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra takibi dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu  aleyhine 18/07/2014 tarihinde  faturayla sabit cari hesaba yönelik 22.015,80 TL asıl alacağın tahsili istemine dayalı ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya 05/08/2014  tarihinde tebliğ edildiği,  davalı borçlu şirket yetkilisinin 12/08/2014 tarihli itirazında, bu firmaya herhangi bir borçlarının olmadığını ileri sürdüğü, davacı alacaklının iş bu davayı bir yıllık yasal süresi içerisinde açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda özetle; Davacı defter kayıtlarında, davalı ile ilgili borç-alacak ilişkileri 120 280 numaralı  alıcı cari hesabında takip edildiğini, cari hesap kayıtları, bilgisayar ortamında tutulan davacı firma ticari defter kayıtları ile birebir olup  bu hesabın borç-alacak kayıtlarının, müstenidatı fatura ve belgelere uygun olduğunu, cari hesap bakiyesinin davalı aleyhine 22.015,58 TL borç bakiye vererek 2015 yılına devrettiğini, yani, davacı şirketin 22.015,58 TL alacaklı olduğunu, 2014 yılında davalı adına düzenlenmiş yemek faturaları ve bu faturaların düzenlenmesine dayanak sevk irsaliyeleri incelendiğinde, mal tesliminde düzenlenip ve malın teslimini kanıtlayan sevk irsaliyeleri üzerinde, davalı taraftan yemekleri teslim alan bilgisine rastlanılmadığını, davacı tarafın, davalı adına düzenlenmiş yemek faturalarının davalı tarafa teslim edildiğini kanıtlayacak herhangi bir belge de ibraz etmediğini, davalı yetkilisinin icra takibine itiraz dilekçesinde, faturaları ve içeriği hizmetin teslim alınmadığına ilişkin itirazı olmadığını, davalı yetkilisi, borçları bulunmadığı yönündeki  iddiasını kanıtlayacak ödeme belgelerini ibraz etmediğini, davacı şirketin 22.015,58 TL asıl alacağı ve bu tutar üzerinden, icra takibinden itibaren T.C. Merkez Bankasınca kısa vadeli avanslar için uyguladığı takip tarihindeki % 11,75 ve değişen oranlardaki ticari faizi talep edebileceğini beyan etmiştir. Dosya kapsamına göre davacı yazılı sözleşme sunmamış, kendisine ait ticari defter ve kayıtlara dayanmıştır. Dava konusu faturaların davalıya teslim edildiğine dair bilgi ve belge de bulunmamaktadır, sunulan sevk irsaliyelerinde davalının imzası bulunmamaktadır. Faturalarda ve imzasız sevk irsaliyelerinde adet belirtilerek ''yemek'' açıklaması yapılmıştır.Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalının defterlerini ibraz etmekten kaçındığı, davacının defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmuş olup davacı lehine delil teşkil ettiği gerekçesiyle davacının  ticari defter ve kayıtlara göre kaydedilen tutar üzerinden davanın kabulüne hükmedilmiştir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 12/09/2017 tarih, 2016/3858 E. 2017/2944 K. sayılı ilamında ticari defterlerin delil kabiliyeti \"...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş  sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır...\" şeklinde açıklanmıştır.  Bu durumda, mahkemece 2014-2015 yıllarına ait ticari defterleri ile davacı şirketle olan cari hesap kayıtlarını sunmak üzere davalı tarafa kesin süre verilerek ve sonuçları ihtar edilerek, ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, kesin süre içerisinde bu kayıtları sunmadığı takdirde emsal ilamda belirtildiği şekilde değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu sebeple mahkemece davalının defterlerini ibraz etmemesinin davanın kabulüne gerekçe yapılması hatalı olmuştur. Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"Süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonucu\" başlıklı 128'inci maddesi incelendiğinde görüleceği üzere; \"MADDE 128- (1) Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.\" hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda davalı cevap dilekçesi vermeyerek davacının iddialarını inkar etmiştir, mahkemece davalının sevk irsayelerini teslim almadığı yönünde itirazının bulunmadığının kabulü de hatalı olmuştur. Yaptırılacak inceleme neticesinde davalı tarafça defterler ibraz edildiği ve usulüne uygun tutulduğunun, lehine delil vasfına sahip olduğunun tespiti halinde; ihtilafa konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı ise bu durumda davacının alacağını ispatladığı kabul edilmelidir (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı). Şayet ihtilafa konu faturalar davalının usulüne uygun tutulmuş defterlerinde kayıtlı değil ise bu durumda söz konusu faturalara yönelik hizmetin verildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1517 E. 2017/599 K. Sayılı 03/07/2017 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan  istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.05/06/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb98e8b5b8cc6c6d","SID":"d5f8379200ae5987"}}