{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/318 <br>KARAR NO: 2024/1084<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/12/2020<br>NUMARASI: 2014/389 E. - 2020/892 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... nolu takibi ile müvekkili aleyhine icra takibine geçildiğini, müvekkili tarafından İstanbul İcra hukuk Mahkemesine itiraz edilmesine karşı açılan davanın süre yönünden reddedildiğini, borçlu bulunmadıklarının tespiti için iş bu davayı açtıklarını, takibe dayanak olarak gösterilen senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin bir arkadaşı aracılığı ile Kocaeli Barosuna bağlı Av.  ... bürosuna gittiğini ve Kocaeli 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/15 E. sayılı dosyası ile kardeşleri tarafından kendi aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davası ile ilgili olarak hukuki bilgi istediğini, bunun üzerine  ...  da Kocaeli İzmit ... mahallesinde bulunan ... Köyü, ... ada, ... parselde müvekkili adına tapuya kayıtlı olan taşınmazın yarısını kendisine vermeyi taahhüt ederse işi halledeceğini belirttiğini, daha sonra ise müvekkiline haber gönderen avukatın bu işin laf ile olamayacağını ve müvekkilinin kendisine bir senet vermesi gerektiğini söylediğini, bunun üzerine müvekkilinin bir senet imzaladığını, adres ve isim kısmının müvekkili tarafından yazılmış, vade tarihi, düzenleme tarihi, bedel, alacaklı kısmı ve diğer tüm kısımlar boş olarak bırakılarak bir adet senedi avukat ... verdiğini, ancak daha sonra avukat tarafından verilen söz tutulmayınca da müvekkili yanında aracı olarak onu hukuk bürosuna götüren tanık ... ile avukatın bürosuna giderek senedinin iadesini istediğini, ellerinde mevcut senet aslının müvekkiline geri verildiğini, müvekkili ile avukat ... tanıştıran ve bu süreçte sürekli yanında olan tanık ... olduğunu, bu olayların arkasından müvekkili aleyhine bu icra takibi gelince icraya konu senetteki isim ve adres kısmını ve imzalarının müvekkilinin imzasına benzediğini, diğer tüm kısımlarının ise farklı bir yazı ile doldurulduğunun görüldüğünü, bu durumda müvekkilinin avukat ...  tarafından kendisine verilen senedin ya gerçek senet olduğunu ya da üzerinde çalışılarak gerçek senede benzeyen müvekkilinin yazı karakteri taklit edilerek bir senet doldurularak bu doldurulan senedin kendisine verildiğini, asıl senedin de  ... kalmış olabileceğini, icraya konulan senedin bu senet olma ihtimalini düşündüğünü, ancak her halukarda icraya konu senetteki imzaya itiraz ettiklerini, bu hususta ayrıntılı bilirkişi raporu alınmasını, taraflarında mevcut senedin de Mahkemece teslim alınarak bilirkişiye gönderilmesini ve iki senetteki müvekkiline ait olduğu iddia edilen kısımlardaki yazıların karşılaştırılmasını, hangisinin müvekkilin gerçek yazısı ve imzası olduğunu tespit edilmesinin olayı aydınlatacağını, müvekkilinin 1958 doğumlu olup İzmit'e bağlı Sepetçi köyünde yaşayıp köyde çiftçilik yaptığını, hayatı boyunca ticaret ile uğraşmadığını ve 1978 yılında askerlik için Ankara'ya gidip,  bir daha Ankara'ya gitmediğini,  ismini yazabilecek kadar okur yazar olduğunu, davalı ...'ı tanımadığını, 770.000 TL gibi bir miktarda borçlanmasının hayatının doğal akışına aykırı olduğunu, müvekkili aleyhine davaya konu icra takibine ilişkin ödeme emri geldiğinde, konuyu anlayamayarak Ankara'da ikamet ettiği ödeme emrinden anlaşılan ...'ın kim olduğunu nasıl böyle haksız ve hukuka aykırı işleme yaptığını araştırmaya başladığını, davalı ...'ın bu sahte senet işleri ile uğraştığını, ...'ın ... tarafından şikayet edildiğini, Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2012/133 E. Sayılı dosyası ile davalı aleyhine dava açıldığını, yine illerinde oturan ... aleyhine 325.000 TL'lik sahte senet ile takip yaptığını, müşteki ... şikayeti üzerine Ankara 9. Ağır Ceza mahkemesinin 2011/317 E. Sayılı dosyası ile davalı aleyhine ikinci bir ceza davası olduğunu öğrendiğini, bunun üzerine müvekkilinin davalı ...'ın illerinde bulunan Avukat  ... ile birlikte bu sahte evrak işi düzenlediklerini düşündüğünü, çünkü ...'ı tanımadığı gibi ... dışında da başka birisine böyle bir borcu olmasının mümkün bulunmadığını, hayatında 3 kez senet imzalayan müvekkilinin, birisini Avukat ... diğer ikisinin de beyaz eşya alırken beyaz eşya mağazasına verdiğini,  müvekkilinin davalı ... ve Avukat ... aleyhine 29.06.2012 tarihinde Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini, belirterek menfi tespit taleplerinin kabulü ile müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacının ileri sürdüğü iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin, davacı borçluya İzmit’te yapılacak ihale ile alınacak olan yer için elden borç para verdiğini ve karşılığında da icra takibine konu senedi aldığını, sözü edilen ihalenin iptal olduğunu ve müvekkiline iade edilmesi gereken paranın iade edilmediğini, bunun üzerine davacı hakkında kambiyo senetlerine mahsus yol ile icra takibi başlatıldığını, davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının dayanağı senet olmakla, taraflarınca açılan takip kambiyo takibi olduğunu, davacının  bu senedi müvekkiline vererek kayıtsız ve şartsız bir borç ikrarını kabul ettiğinin belli olduğunu, dolayısıyla kambiyo senetlerinin illetten mücerret olmaları hasebiyle borcun varlığının hiçbir surette inkâr edilemeyeceğini, bu konuda Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine mahsus maddelerinin açık olduğunu, açılan davanın menfi tespit davası olmakla, borçlu olmadığının ispat yükünün davacıda olduğunu, borcunun kaynağının kambiyo senedi olduğundan, senede karşı ancak senetle ispat zorunluluğu olduğunu, tarafların tacir sıfatına haiz olmadığını, davacının delilleri arasında bulunan tanık delili ve ticari defter kayıtlarının incelenmesine muvafakat etmediklerini, davacının dava dilekçesinin 3. paragrafında ileri sürdüğü iddialarının kabulünün mümkün olmayacağını, davacının köyde çiftçilik yaptığını, okuma yazmasının çok az olduğunu, senedinin olmadığını, alacak-verecek ilişkisine giremeyeceğini, 770,000 TL'lik borcunun olamayacağı iddialarının gerçek olmadığını, halbuki davacı adına İzmit Tapu Sicil Müdürlüğünde kayıtlı 12 adet tapu kaydı ve ... plaka sayılı aracı bulunduğunu, davacı adına kayıtlı taşınır ve taşınmazların kaydının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının içerisinde mevcut olduğunu, ayrıca davacı senedin kendisine ait olmadığını iddia ettiğini, ancak malvarlığını kurtarmak adına akrabalarına senet vererek kendisini borçlandırdığını  ve kendi hakkında Kocaeli .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından hacizler yaptırdığını, müvekkilinin sahte evrak düzenlediği, dolandırıcılık yaptığı gibi çok ciddi suçlamalarla müvekkilini zan altında bıraktığını, sanki her borç veya her senetten ötürü müvekkilini her defasında kötü niyetli hareket ederek senet düzenlermiş gibi gösterilmeye çalışıldığını belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"....Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası, takibe konu 05/05/2012 tarihli bono, ... tarafından imzalanan ödeme tarihi, miktarı, alacaklısı boş bırakılan bono, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/249 E. - 2018/105 K. sayılı kesinleşmiş Mahkeme ilamı ile tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılamada; alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu 30/04/2012 tanzim, 05/05/2012 vade tarihli alacaklısı ..., borçlusu ... olan 770.000 TL bedelli senetteki imza ile tanzim ve vade tarihi yazılı olmayan borçlusu ... olan alacaklısı ve miktarı boş bırakılmış borçlu imzası bulunan senetteki borçlu adına atılan imzaların aynı el ürünü olduğunun 07/01/2018 tarihli rapor ile tespit edildiği, yine aynı dosyada alınan 29/08/2016 tarihli raporda, borçlu kısmında ... imzası bulunan ve diğer tarafları boş bırakılan  senette bulunan yazı ve imzaların davacı ...'e ait olduğunun tespit edildiği, 15/10/2012 tarihli bilirkişi raporu ile davalı ... tarafından icraya konulan senetteki borçlu kısmında bulunan yazı ve imzaların davacı ...'e ait olduğunun tespit edildiği ve Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada dosyamız davalısı ... ile dava dışı ... beraatlerine karar verildiği, kesinleşmiş Mahkeme kararına ve dosya kapsamına göre davacının icra takibine konu senetten dolayı borçlu olmadığı  iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine ve koşuları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Müvekkilinin davalı alacaklı ... ile hiçbir ilişkisinin olmadığını,  ödeme emrini tebliğ aldığında talep edilen  alacak miktarı ve alacaklıya bir anlam veremediğini,  itiraz süresini de durumun ciddiye alınmaması nedeniyle kaçırıldığını, alacaklı ...'ı araştırması ile bu kişinin sayısız suç dosyasının bulunduğunun, resmi evrakta sahtecilik, dolandırıcılık, tefecilik suçlarından yargılamaları yapıldığının, hali hazırda ceza aldığının öğrenildiğini, müvekkilinin köyde yaşamasının, geçimini çiftçilikle sağlamasının, okur yazarlılığının  yetersiz olduğunun da gözetildiğinde bu senedi imzalamamış olacağının anlaşılacağını, -Kardeşleri ile aralarında miras ortaklığının giderilmesi davası sırasında kardeşlerinin avukatı ...  bu dava sırasında boş bir senet imzaladığını, Av.  ... müvekkiline bu senedi aralarında anlaştıkları hususun gerçekleşmemesi üzerine senedi iade ettiğini, ancak bu senedin birebir aynısının icra takibinde karşısına çıkması ve takibe konu senet ile elindeki senet karşılaştırıldığında imzaların ve yazıların da kopyası olduğunu,  Av. ...  müvekkilin imzaladığı senedi her ne kadar kendisine iade etmiş gibi görünse de bu senedin bir kopyasının yapıldığını, müvekkilinin okur yazarlığının yetersizliği, eğitim durumu ve öte yandan her insanın kopya ile gerçeği çıplak gözle ayırt edememesinden kaynaklı yanılma payı da kullanılarak, bu kopyanın kuvvetle muhtemel iade edilen senet olduğunu,  orjinal imzalı  senedin  de takibe konulduğunun düşünüldüğünü, -Davalı ...'ın Av.  ... ile müvekkili olması bir yana aralarında  sıkı dostluk olduğunun tanık beyanları ile sabit olduğunu, iki şahıs hakkında şikayette bulunulduğunu ve davalar birleştirilerek Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2014/249E. Sayılı dosyasında nitelikli dolandırıcılık ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından yargılandıklarını, 700.000,00TL lik alacak verecek ilişkisini kanıtlayıcı hiç bir belge de sunmadıklarını, ceza davasının sonucunda davalının beraat ettiğini, -Yerel mahkemenin yalnız ceza mahkemesi kararına dayanarak karar vermesinin hatalı olduğunu, davalının bu suçları iş edindiğini, hakkında birçok yargılama olduğunu, iki senedin bilirkişiye karşılaştırma yapılarak birinin diğerinden kopya edildiğine dair hiç bir rapor aldırılmadığını, rapor aldırıldığında gerçeğin ortaya çıkacağını ve aralarında böyle bir borç ilişkisinin hiç var olmadığının da açığa çıkacağını, Davalı ...'ın Ankara'da sözde kuryeler vasıtası ile dergi, hediye vb. şeylerin teslimi sırasında şahıslardan imza alıp bu orijinal imzaları senetlerde veya işlerine yarayabilecek her türlü uydurma belgelerde kullanarak dolandırdıran bir çetenin de asli üyelerinden olduğunu, müvekkilinin dolandırıldığını ispatlamak için bu iki senedin karşılaştırılması gerektiğini, istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, Kambiyo senedine dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır. Davalı ... tarafından, davacı aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün .... Numaralı takip dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi yapıldığı, takibe konu senedin 30.04.2012 keşide tarihli, 05.05.2012 vade tarihli 770.000,00TL bedelli senet olduğu anlaşılmıştır.Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/249 Esas- 2018/105 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacının katılan, davalı ... ile dava dışı ...'ın sanık olarak davada yer aldığı, suçun Resmi Evrakta Sahtecilik suçu olduğu, Kocaeli Barosuna kayıtlı Avukat Sanık ... Resmi Belgede Sahtecilik suçunu işlediği iddia edilerek kamu davası açıldığı, Sanık ...'ın hukuka aykırı olarak ele geçirdiği belgeyi hukuki sonuç doğuracak hale getirme suçundan kamu davası açıldığı ve her iki davanın birleştirilerek görüldüğü, Grafolog bilirkişi ... tarafından sunulan raporda, dava konusu 30/04/2012 tanzim, 05/05/2012 vade tarihli alacaklısı ..., borçlusu ... olan 770.000 TL bedelli senet aslı ile tanzim ve vade tarihi yazılı olmayan borçlusu ... olan alacaklısı ve miktarı boş bırakılmış borçlu imzası bulunan senet aslının yapılan incelemelerinde borçlu adına atılan imzaların aynı el ürünü olduğunun bildirildiği ve yapılan yargılama sonucunda sanık ...  diğer sanığa katılandan aldığı iddia edilen senedi verip icraya koydurmasına herhangi bir menfaatinin bulunmadığı, katılan ... tarafından sanığın kendisine iade ettiği bildirilip dosyaya sunulan borçlu kısmında ... ismi ve imzası adres kısmında Sepetçi Köyü/İzmit, miktar ve diğer kısımları boş bırakılmış senet üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda senetteki yazı ve imzaların sanık ... ait yazı ve imzalar ile benzerlik tespit edilemediği, yazı ve imzaların katılan ...'in elinin ürünü olduğunun 15/10/2012 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği, yine Adli Emanet'te bulunan Sanık ... tarafından icraya konulan senet üzerinde borçlu kısmındaki yazı ve imzaların katılan ... eli ürünü olduğuna ilişkin bilirkişi raporu, her iki senedin borçlu kısmındaki yazı ve imzalar bakımından aynı el ürünü olduğuna dair 07/01/2018 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğu, 30/04/2012 tarihli Komisyonculuk Belgesinin dosyaya ibraz edildiği, bu belgenin incelenmesinde ...'e ait yerlerin izale-i şuyudan satılması sonrasında kat karşılığı inşaat yapılması için anlaşma yapıldığına dair belge olduğu, bunun için ...'tan 770.000 TL senet alındığını ve bu senet karşılığında ihalede kullanılmak üzere ...'e verildiğini, bu para ile ...'in ihalede yerleri satın alacağını ve üstüne yapılacak inşaat için Noterde anlaşma yapılacağını, inşaatı yapılacak dairelerin tamamını komisyoncu ...  tarafından %5 komisyon karşılığı satılacağının bunun yarısının ...'den, yarısının sanık ...'tan kesileceğini, ihalenin ...'de kalmasından sonra alınan paranın iade edileceğini, senedin de katılana iade edileceğini, anlaşmanın ... ve ... tarafından imzalandığı,  ... sözleşmedeki imzayı inkar etmesi üzerine alınan bilirkişi raporunda bu belgedeki imzaların ... ve  ... eli ürünü olmasının mümkün olduğu tespit edilerek haklarında Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verildiği, bu durumun katılan ile tanık  ... birlikte hareket ettiğini, senet ve Komisyonculuk Belgesinin aynı tarihte düzenlendiğini, sanık ... tarafından iddia edilen borç ilişkisinin mevcudiyetine de karine olduğu, icraya konulan senedin bu belgede bahsedilen senet olabileceği, sanık ...'ın bahse konu senedi hukuka aykırı olarak ele geçirildiğinin sabit olmadığı gibi, anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun da sabit olmadığı, katılan tarafından sanık ...'a yalnızca borçlu kısmı doldurulup imzalanmış olan senedin sanığın belirtilen şekilde doldurup icraya koymasına da Komisyonculuk Belgesi de dikkate alınarak katılana başlangıçta muvafakat vermiş kabul edileceği, buna göre sanıklar ... ve ...'ın üzerine atılı suçları işlediklerine dair soyut iddialar dışında cezalandırılmalarına yeter derecede her türlü şüpheden uzak, yeterli delil elde edilemediğinden sanıkların beraat ine karar verilmiş ve verilen bu kararın istinaf incelemesinden geçerek 31/05/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.  15/10/2012 tarihli düzenlenen raporda senetteki yazı ve imzaların sanık ...  ait yazı ve imzalar ile benzerlik tespit edilemediği, yazı ve imzaların katılan ...'in elinin ürünü olduğunun  tespit edildiği, senedin  Av.  ... tarafından gizlice alınıp, yerine davacıya sahte senet verildiği iddiasının ispatının somut olarak mümkün olmadığı, TTK 776.maddesinde bir bononun taşıması gereken zorunlu unsurlar sayılmış olup, bu unsurlara sahip senede dayalı olarak kambiyo takibi yapılması mümkün olup, somut olayda da takip konusu senedin zorunlu unsurları içerdiği görülmekle artık davacının senedin dolandırıcılık kapsamında alındığı iddiasının dosyadaki Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/249 Esas- 2018/105 Karar sayılı dosyasındaki beraat kararı ile ispatlanamadığı, Mahkemenin hükme aldığı Ceza Mahkemesindeki yargılamadaki  adli tıp raporununda açıkça imzanın aidiyeti hususunda tespit yapıldığı, iki senedin bilirkişiye karşılaştırma yapılarak birinin diğerinden kopya edildiğine dair rapor alınsa dahi senedin davalı tarafça oluşturulduğuna ilişkin iddianın da somut olarak ispatlanamayacağı, davacının yeterli okur yazar olmadığına yönelik istinaf isteminin de dosyada yazılı ispat kuralı geçerli olup değerlendirmeye alınamayacağı, bu nedenlerle, hükme yönelik davacı istinaflarının yerinde olmadığı, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere göre; kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/12/2020 tarih ve 2014/389 E., 2020/892 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"21c319df5ddec3f1","SID":"40fa9a1ee292274f"}}