{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/410 Esas<br>KARAR NO: 2024/702<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/10/2020<br>NUMARASI: 2016/98 Esas, 2020/563 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin yüklenicisi olan davalının, dava dışı işçi ...'ın işvereni olduğunu, dava dışı ... tarafından müvekkili idare ve davalı aleyhine İstanbul Anadolu 1 İş Mahkemesinde 2013/205 E sayılı dosyası ile işçilik alacaklarından dolayı tazminat davası açıldığını, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın İstanbul .. İcra Müd ... E sayılı icra takibine konu edildiğini, müvekkili idare tarafından icra dosyasına ödeme yapıldığını müvekkili idare ile dava dışı işçi arasında bir sözleşme bulunmadığını, dava dışı işçinin sözleşmeli personeli olmadığını, işçinin davalı şirketlerin yanında çalıştığını, müvekkili idarenin ihale makamı konumunda olduğunu, idarelerinin daha önce ödemiş olduğu bedeli Mahkeme kararı ile mükerrer olarak ödemek durumunda kaldığını belirterek ödenen 23.216,68-TL'nin ödeme tarihi olan 21/10/2014 tarihinden itibaren  işleyecek faizi ile birlikte davalıdan rucuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava dışı ...'ın davalı şirkette işçi olarak çalıştığı ve işten çıkarıldığı, kanuni haklarının tam olarak ödenmemiş olduğu, akabinde iş mahkemesine dava açarak davayı kazandığı, dava dışı işçi ...'ın alacağının davacı idare tarafından ödenmiş olduğu, davacı idarenin alt işveren-taşeron firma konumundaki davalı şirkete ihale verdiği, taraflar arasında imzalanan hizmet alımları sözleşmesi ve genel şartname uyarınca işçilerle ilgili hukuki sorumluluğun davalı yüklenicide olduğu, sözleşme ücretinin içinde işçiye ait her türlü işçilik alacaklarının bulunduğunun aksi iddia edilmediğinden her türlü işçilik alacaklarından davalının sorumlu olduğu, İş mevzuatı gereği her türlü işçi alacağı ve haklarından üst işveren olarak dava açan işçiye karşı yüklenici ile birlikte sorumlu olması nedeniyle dava konusu bedeli ödemiş olan idarenin bu bedelin tamamını davalıdan sözleşme hükümlerine göre talep hakkına sahip olduğu, dolayısıyla dava dışı işçi lehine hükmedilen tazminatların davacı ...'ye yüklenmesinin mümkün olmadığı, davacının davalı şirkete rücu hakkının doğmuş olduğu, hüküm kurmaya elverişli ve denetlenebilir bilirkişi raporlarının hükme esas alındığı, davalı şirketin işçiye ödenmesi gereken tutardan sorumlu olduğu, davacının bozulmadan önceki yerel mahkeme kararına istinaden yaptığı hesaplama neticesinde yapılan fazladan ödemeden sorumlu olmadığı, davacı ...'nin fazla yapılan ödemeye ilişkin dava dışı işçiye talepte bulunma hakkının olduğu, davalı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den rücu olmak üzere toplam 16.858,90 TL asıl alacağın ve 1.934,85 TL işlemiş faizin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, asıl alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacının ödediği meblağın tamamını davalıdan talep edebileceğine dair görüş ve kanaatin yasaya ve yerleşik kararlarına aykırı olduğunu, bu davada davacının asıl İşveren ve davalının ise alt işveren konumunda olduğunu, asıl işveren ile alt işverenlerin işçiye ödenecek kıdem tazminatı vs konusunda %50 oranında sorumlu olduğunu,yani ödenecek meblağın yarısının davacının ve kalan yarısının davalının sorumluluğunda olduğunu, ihale konusu işin maliyeti yükleniciler tarafından hesaplanıp teklif verilirken kıdem tazminatının hesaba dahil edilmediğini, çünkü hizmet alım ihalelerinde maliyet hesaplaması KİK'in internet sayfasında hesaplama ekranında yapılan hesaplamada kıdem tazminatı ve ihbar tazminatını bulunmadığını, sözleşmelerde işçilik hak ve alacaklarından yüklenicinin sorumlu olacağına ilişkin herhangi bir düzenlemenin de bulunmadığını, dolayısıyla KİK'in hesaplamasına göre kıdem tazminatının zımnen ihale yapan makamın uhdesin kaldığını ve yüklenicilerin buna göre teklif verdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen bedelin rücuen tazmini istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarından davalının sorumlu olup olmadığı ve buna göre ödenen bedelin tamamının davalıdan talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmıştır. Bilirkişi tarafından 30.06.2017 tarihinde sunulan raporda; davalıya rücu edilecek tutarların hesaplanmasında dava dışı işçi ...'ın çalışmasının bulunması sebebiyle dava dışı işçinin bu tarihlerde çalışmasına isabet eden işçilik alacaklarını tahsil ettiği İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasında, davacı ... ödediği 45.972,91 TL tutardan davalının su sayaç okuma işinden olan 23.470,38 TL hak edişini mahsup ettiğinden davalıdan 22.502,53 TL alacağının kaldığı belirtilmiştir. Dosyanın kesinleşen iş mahkemesi kararı dikkate alınarak hesaplama yapılmak üzere ikinci ek rapor tanzimi için bilirkişiye tevdine karar verilmesi üzerine alınan 26.08.2020 tarihli ek raporda;  yargıtay kararı ile 39.515,16 TL alacağın kesinleştiği, davacının bu tutarı ödemekle yükümlü olduğu, davacının 39.515,16 TL alacağına 23.12.2014 tarihinde 814,12 TL faiz tahakkuk edeceği, toplam 40.329,28 TL alacaktan 23.470,38 TL hak ediş mahsup edildiğinde 16.858,90 TL alacağının kaldığı, kalan alacağa dava tarihine kadar 1.934,85 TL faiz işleyeceği hesap edilmiştir. İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi'nin 2016/286 E. 2017/175 K. sayılı kararının Yargıtay 9. Hukuk Daİresi'nin 2017/23019 E. 2018/530 K. sayılı ilamıyla onandığı ve 18.01.018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.  Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 25.01.2021 tarih ve 2019/2330 E. - 2021/175) sayılı kararında ; ''İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücü davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir.'' denilmiştir. Yine emsal bir davada asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli 2023/1118 E. 2023/1683 K sayılı kararı ile; \"...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir...\" şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüştür.Somut davada, taraflar arasında imzalanan \"Hizmet Alım Sözleşmesi\" 17. maddesinde yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları düzenlenmiş olup buna göre yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin altıncı bölümünde belirlendiği belirtilerek yüklenicinin bunları aynen uygulamakla yükümlü olduğu kararlaştırılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinde sözleşme ekleri başlığı altında 7.1. bentte ihale dökümanını oluşturan belgeler arasındaki öncelik sıralamasının sırasıyla, uygulama şartnamesi, sözleşme, ihtiyaç listesi, sipariş mektubu olarak belirtildiği anlaşılmıştır. Somut davada yüklenici ile davacı işveren arasında imzalanmış olan sözleşme hükümleri ve eklerine göre, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması ve davacı İski'nin yüklenicinin işçisi ile organik bağı olduğu ispatlanamadığından, davacı asıl işverenin, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulamayacağı ve dava dışı işçiye ödenen bedellerden alt işverenlerin sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Müteselsil sorumlulukta iç ilişkiyi düzenleyen paylaşım başlıklı TBK'nun 167.maddesinde \"Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça...\" düzenlemesi dikkate alındığında, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu konudaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. Bu durumda serbest iradeleri ile yaptıkları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacaktır. Bu nedenle, somut olay bakımından TBK'nın 167. maddesinin uygulanması sözkonusu olamayacaktır. Belirtilen nedenlerle davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının tamamından davalının sorumlu olduğu anlaşılmış, Mahkemece tesis edilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine  dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/98 Esas, 2020/563 Karar sayılı ve 22/10/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan  davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b91e3ba099dc81ec","SID":"ffe240b07e4a5140"}}