{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/481 Esas<br>KARAR NO: 2024/752<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 09/05/2023<br>NUMARASI: 2007/892 Esas, 2023/395 Karar<br>DAVA: TAPU İPTALİ VE TESCİL<br>KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 11/03/1992 tarihinde 75.000.000 TL devir bedeli ile ...'dan ortaklık hakkını devraldığını, davalı kooperatif yönetim kurulunun 06/03/1992 tarihli kararı ile devri kabul ettiğini, Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/437 Esas sayılı dosyasında ...'un kooperatif ortağı olduğuna karar verildiğini, ...'un ortaklığa kabulünün, bu şahıstan ortaklığı devralan müvekkilinin ortaklık hakkının kabulü manasında olduğunu, ... adına tahsisli bir daire bulunmadığını, davalı kooperatifin ortaklara tapusunu devrettiği dairelerden sonra kalan tek daire olan ... Blok ... nolu daireyi satmak istediğini, müvekkilinin kooperatife borcu bulunmadığından bu dairenin müvekkiline verilmesi gerektiğini ileri sürerek ... Blok ... nolu dairenin tapusunun iptali ile müvekkili adına tesciline  karar verilmesini talep ve  dava etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevabında; taşınmazın değeri üzerinden harcın tamamlanması gerektiğini, Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1999/437 Esas sayılı dosyasında davacının kooperatiften ihraç edildiği gerekçesiyle ortaklık talebinin reddedildiğini, ...'un ise Tasfiye Kurulu'nun 28/09/2001 tarihli kararı ile ortak olduğunun kabul edildiğini, davacının kooperatifin eski başkanı olup birçok usulsüz işlem yaptığını, zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından aldığı cezanın infaz edildiğini, kooperatife atanan tasfiye kuruluna kooperatif belgelerini teslim etmemesi üzerine belgelerin kolluk vasıtasıyla alınabildiğini, ancak ele geçirilemeyen kaşe, boş basılı evrak ve karar defterinin davacıda kaldığını ve bunların davacının sonradan ürettiği sahte belgeler için kullanıldığını, davaya dayanak belgenin de bu yolla oluşturulduğunu, sunulan belgeye göre 11/03/1992 tarihinde ortaklık davacıya devredilmesine rağmen, davacının ortaklığı devralmasından 5 gün önce 06/03/1992 tarihinde yönetim kurulunun ortaklık devrini kabul ettiğini, mahkeme kararı ile 06/03/1992 tarihinde kooperatife tasfiye memurları atandığından, 06/03/1992 tarihinde yönetim kurulu bulunmadığını ve yönetim kurulunun ortaklığın devrini kabul etme hakkı olmadığını, davaya konu 3 nolu bağımsız bölümün bulunduğu tarihi eser niteliğindeki köşkün kooperatifin ortak malı olduğunu ve hiçbir ortağa tahsis edilmediğini, tarihi eser niteliği itibariyle ortağa tahsis edilmesinin eşitlik ilkesine de aykırı olduğunu, davacının bu köşkü önce kardeşlerine ait şirkete bedelsiz sattığını, mahkeme kararı ile satışın iptal edildiğini, bunun üzerine köşkün kendisine ve yakınlarına tahsis edildiği iddiasıyla davalar açıldığını, bu davaların reddedildiğini, davacının uzun yıllardır köşkü işgal ettiğini, haksız işgalin önlenmesine ve tahliyesine karar verilmesine rağmen halen köşkün 2 ve 3 nolu dairelerinin davacının ve ailesinin işgali altında olduğunu, davacının bu dava ile işgal süresini uzatmayı planladığını, davacının kooperatif ortaklarının tespit edildiği ve 10 yıl süren 1999/437 Esas sayılı dosyasında, bu davaya konu üyelik devrinden bahsetmediğini, tasfiyenin tamamlanması için 3 nolu dairenin açık artırma ile satışına karar verilmesi üzerine sahte belgeye dayanarak bu davanın açıldığını, konut verilemeyen ortaklara borçların zaman içinde ödendiğini, ancak konut alamayan ...'a ulaşılamadığından işlem yapılamadığını, ...'un ödediği paranın güncellenmiş hali ile iadesi teklifini kabul etmeyerek tescil, bunun mümkün olmaması halinde daire bedelinin ödenmesi talebi ile Kadıköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/208 Esas sayılı dosyasında dava açtığını, davacının ...'dan ortaklığı devraldığı kabul edilse dahi, ...'un ödemeleri çok eksik olup daire tesciline hak kazanılacak ödeme bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece;  davacının 11/03/1992 tarihli devir sözleşmesine dayanarak ortaklığı ...lu'dan devraldığını iddia ettiği ve  ... blok ... nolu bağımsız bölümün adına tescilini talep ettiği, dava dilekçesi ekinde 11/03/1992 tarihli devir sözleşmesinin sunulduğu, kesin süreye rağmen bu devir belgesi aslının sunulmadığı, sonradan sunulan \"Devir Belgesidir\" başlıklı belgenin iddianın genişletilmesi kapsamında dikkate alınamayacağı, davacının 11/03/1992 tarihli ortaklık devir sözleşmesini sunmadığından davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; 11/03/1992 tarihli devir sözleşmesi yerine 25/10/2011 tarihli devir sözleşmesi aslının sunulmasının iddianın genişletilmesi olarak kabul edilmesinin haksızlık olduğunu, 25/10/2011 tarihli belge aslı kabul edilerek bu belge üzerinden bilirkişi incelemesi yapıldığını, bilirkişi raporuna göre belgedeki imzanın ...'a ait olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME Dava, kooperatif ortaklık hakkının devralındığı iddiasıyla  ile  tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. İlk olarak Üsküdar Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada işbölümü itirazı kabul edilerek dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Asliye Ticaret Mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı, 11/03/1992 tarihli devir sözleşmesi gereği 75.000.000 TL bedel karşılığında ...'dan ortaklık hakkını devraldığını ve ortak olduğunu ileri sürerek tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuştur. Öte yandan davacının üyeliğini devraldığını iddia ettiği ... tarafından da kooperatif üyeliğine dayalı tescil ve bu talebin kabul edilmemesi halinde tazminat talebi ile dava açılmış, bu dava eldeki dava ile birleştirilmiştir. Yargılama sırasında ... tarafından açılan dava tefrik edilerek mahkemenin 2016/1307 Esas sayılı numarasını almıştır. Mahkemenin 2016/1307 Esas, 2018/1180 Karar sayılı dosyasında; ...'un 25/10/2011 tarihli devir sözleşmesi ile üyeliği davacı ...'ya devrettiği, yapılan bilirkişi incelemesinde devir sözleşmesindeki imzanın ...'a ait olduğu kabul edilerek ...'un davasının reddine karar verilmiştir. ... vekili karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuşsa da, İstanbul BAM 45. HD'nin 2020/823 Esas, 2022/921 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek ilk derece mahkemesi kararı kesinleşmiştir. Taraflar farklı olduğundan söz konusu dosyada kesinleşen hükmün eldeki davada kesin delil niteliği bulunmamakla birlikte, anılan dosya ...'un üyeliğini davacıya devrettiği yönünde güçlü delil teşkil etmektedir. Bu durumda kesinleşen hüküm dikkate alınarak davacının ...'dan kooperatif ortaklığını devraldığının kabulü gerekir. Bununla birlikte yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmeyen ortaklar, kendilerine isabet eden konutların kendi adlarına tescilini isteyemezler. Davacı, ...'dan ortaklığı devraldığı iddiasıyla tapu iptal ve tescil talebinde bulunmuştur. Ancak alınan bilirkişi raporuna göre ... yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmemiş ve diğer ortaklardan daha az ödeme yapmıştır. Buna göre davacının devraldığı ortaklık ile ilgili eksik ödemeleri bulunduğu anlaşıldığından, davacının tescil talebi reddedilmelidir. Hernekadar davanın sonucunun ...'un menfaatini ilgilendirmesine göre ... aleyhine de dava açılıp bu dosya ile birleştirilmesi gerekse de, ...'un da aynı ortaklık hakkı ile ilgili dava açtığı, açılan bu davanın eldeki dosya ile birleştirildiği ve iki davanın yargılamasının birlikte yürütüldüğü, sonrasında anılan şahsın açtığı davanın tefrik edilerek reddedildiği ve kararın kesinleştiği gözetildiğinde usul ekonomisi de dikkate alınarak eksik inceleme bulunmadığı değerlendirilmiştir. Açıklanan nedenler ile  kararın gerekçesinde hata edildiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/892 Esas, 2023/395 Karar ve 09/05/2023 tarihli kararının HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın REDDİNE, b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davacı tarafından yatırılan 135,00 TL peşin harç ile 1.537,00 TL tamamlama harcı toplamı 1.672,00 TL harçtan mahsubu ile 1.244,40 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, c)Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, d)Davalı tarafından karşılanan 200,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, e)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>İstinaf Başvurusu Yönünden; 3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 6-6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-2 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.13/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"96967be88473a572","SID":"1e4ed6ea2716581b"}}