{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1081 <br>KARAR NO: 2024/953<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 09/02/2021<br>NUMARASI: 2019/107 E. - 2021/124 K.<br>DAVANIN KONUSU: Çekin İstirdadı <br>Taraflar arasındaki çekin istirdadı davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; keşidecisi ...-... adi ortaklığı olan ve ... İnşaat Malzeme San.İç ve Dış Tic. AŞ emrine keşide edilen ... Bankası Kartal Sanayi Bölgesi Şubesine ait ... nolu 14.11.2018 keşide tarihli 50.000,00 TL bedelli çek ve 3109891 nolu 19.12.2018 keşide tarihli 40.000,00 TL bedelli çekin zayi edilmesi nedeniyle İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1352 Esas sayılı dosyasında iptal davası açıldığını, yargılama sırasında ... numaralı çekin davalılardan ... Tarım Hayvancılık İnşaat İthalat İhracat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. tarafından bankaya ibraz edilmesi nedeniyle mahkemece istirdat davası açılması için süre verildiğini, çeklerin davalı tarafından sebepsiz iktisap edildiğini, davalının iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ileri sürerek, çekin iadesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkilince davacıya 16.05.2018 tarihli makbuzla toplam 140.000 TL bedelli ... Bankası Kartal Sanayi Bölgesi Şubesine ait ..., ... ve ... nolu çeklerin verildiğini, dava konusu çekin diğer davalı tarafından hangi sıfatla bankaya ibraz edildiğinin bilinmediğini, çeklerin teslimi ile müvekkilinin borcunu ödediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... İç ve Dış Ticaret AŞ, cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Dava, çek istirdatı istemine ilişkin olup, davacı lehtar çekin rızası hilafına elinden çıktığını ileri sürerek işbu davayı açmış, davalı ise çekin yetkili hamili olduğunu savunmuştur. Dava konusu çekteki ciro silsilesi düzgün olup, aksi ispatlanamadığı için davalı taraf iyiniyetli yetkili hamil konumundadır. Mevcut ciro silsilesinde bir kopukluk olmadığı anlaşılmakla çekin borçtan mücerret olma niteliği karşısında, davanın tarafları arasında davacı taraf ticari defterlerine göre herhangi bir ticari ilişki bulunmaması,  davalı tarafın çeki  kötüniyetli ve ağır kusurlu olarak iktisap etmiş olduğu anlamına gelmemektedir (Benzer yönde; İstanbul BAM. 14 HD. 2018/772 Esas, 2019/249 Karar). Bu itibarla, ticari defterlerin incelenmesinin yargılamaya katkı sağlamayacağı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöndeki talebine mahkememizce itibar edilmemiştir. Davacı tarafından çekin kaybedilmek veyahut çalınmak suretiyle elden çıktığı beyan edilmiş, bu hususta açıkça bir belirleme yapılmamıştır. Kayıp iddiası yönünden mahkememizce davacı vekiline yemin deliline dayanıldığı hatırlatılmıştır. Mahkememiz 06/01/2021 tarihli oturumun (1) numaralı ara kararı ile yemin metninin hazırlanmasına (Yargıtay 11. HD. 2016/5091 Esas, 2017/6805 Karar) karar verilmiş ise de dava konusu çekin çalındığı (Yargıtay 19. HD. 2007/8027 Esas, 2008/2949 Karar) veya kaybolduğu (Yargıtay 11. HD. 2016/225 Esas, 2017/3032 Karar) hususlarında yemin eda edilmesinin davalının ceza sorumluluğuna yol açacağı değerlendirilmekle, 06/01/2021 tarihli ara karar ile önceki ara karardan rücu edilmiştir. Davacı vekilince davalı hakkında suç duyurusunda bulunulmadığı, davalının yemin eda etmesinin suç teşkil etmeyeceği ileri sürülmüştür. Türk Ceza Kanunu'nun 160. maddesi uyarınca kaybedilmiş olması nedeniyle malikinin zilyedliğinden çıkmış olan ya da hata sonucu ele geçirilen eşya üzerinde tasarruf suç olup, davacı vekilinin bu yöndeki iddiasına mahkememizce itibar edilmemiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, dava konusu çekteki ciro silsilesinin düzgün olduğu, davalının dava konusu çeki kötüniyetli iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusurlu olduğunun ispat olunamadığı, çekin istirdadı talebinin bu nedenle yerinde olmadığına (İstanbul Bam. 16. HD. 2017/4405 Esas, 2020/733 Karar) kanaat edinilmiş...\" gerekçesiyle davalı adi ortaklık ortaklık aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalıya yönelik davanın esastan reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 22.01.2020 günlü oturumda, 2 numaralı davalıya yemin teklifi için yemin metni hazırlanmasına karar verildiğini, daha sonra yemin metni düzenlenmesi için dosyanın ele alındığını ve yanlış değerlendirme yapılarak, olaya uygun olmayan Yargıtay kararına göre yemin metni düzenlenmesinden dönüldüğünü, ispat yükünün davacıda olması nedeniyle ve başka delil ile kanıtlama imkanı bulunmadığından yemin deliline başvurulduğunu, bu kapsamda davalıya, çekin müvekkilinden ciro yoluyla alınıp alınmadığı konusunda yemin teklif edilmesinde usule aykırı bir yön bulunmadığını, mahkemece sunulan yemin metninin eda ettirilmesi gerekirken karardan dönülmesinin hatalı olduğunu, çekin ödenmemiş olması nedeniyle ortada suç oluşturacak bir eylem bulunmadığını, çeki kaybedildiğinin bildirildiğini, çekin çalındığı ile ilgili bir iddialarının bulunmadığını, bu ihtimalin olasılık olarak dile getirildiğini, çekin ne şekilde 2 nolu davanın eline geçebileceğine ilişkin olasılıklar arasında çalınmanın da yazıldığını, emsal kararda ise çekin araçtan çalındığının belirtildiğini, olayın Yargıtay 11. Huluk Dairesinin 2016/5091 Esas sayılı kararındaki olaya uyması nedeniyle yeminin eda ettirilmemesine ilşikin ara karardan dönülerek yemin ettirilmesi ve keşideci olan davalının da çekin ödemediğini beyan etmesi nedeniyle kendisine dava yöneltilmesinde hukuki yarar bulunduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 792. maddesi gereğince çek istirdatı talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, Keşidecisi davalı ...-... adi ortaklığı olan ve ... San. İç ve Dış Tic. AŞ emrine keşide edilen ... Bankası Kartal Sanayi Bölgesi Şubesine ait ... nolu 14.11.2018 keşide tarihli 50.000,00 TL bedelli çekin müvekkilince kaybedildiğini veya çalındığını, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1352 Esas sayılı dosyasında çek iptali davası açıldığını, yargılama sırasında ... numaralı çekin davalılardan ... Hayvancılık İnşaat İthalat İhracat Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. tarafından bankaya ibraz edilmesi nedeniyle, mahkemece istirdat davası açılması için süre verildiğini ileri sürerek, çekin istirdadını istemiştir. Dava keşideci ve çeki ibraz edene yöneltilmiştir. Keşideci vekili, çekin ticari ilişki kapsamında makbuzla davacıya teslim edildiğini ve çekin ne şekilde diğer davalın tarafından iktisap edildiğinin bilinmediğini belirtmiştir. Çekin istirdadı davası, çeki ağır kusurlu veya kötü niyetle iktisap eden hamile karşı açılabilir. Çek elinde bulunmayan keşideceyi karşı bu tür bir dava açılamayacağından, mahkemece bu davalı yönünden, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi yerindedir. Diğer davalı yönünden ise, dosya kapsamındaki açıklamalardan çekin lehdar olan davacı tarafından ciro edildiği, beyaz ciro ile iki nolu davalının çeki iktisap ettiği anlaşılmaktadır. Çekteki ciro silsilesinde bir kopukluk bulunmamaktadır. TTK'nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanuni düzenleme bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şeklî anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde  TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır. Bu davada, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığını ve çeki elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir. Aynı Kanunun 790.maddesinde ise \"Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve bir birine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir beyaz ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır\" düzenlemesi bulunmaktadır.  TTK'nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa...” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hâmil korunur. Bu tür davalarda, yukarıda da belirtildiği gibi çekin önceki hâmilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hâmil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delille kanıtlanabilir (Yargıtay HGK'nın 06/04/2021, E. 2017/11-159, K. 2021/417 tarih ve sayılı kararı). Bu bilgilere göre davacı, dava konusu edilen çekin hamili iken rızası dışında elinden çıktığını ve davalının çeki iktisabında kötüniyetli veya ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Çeklerin zayi olmasından sonra, davacı suç duyurusunda bulunmamıştır. Dava dilekçesinde çeklerin kayıp olduğunu veya çalındığını belirtmiştir. Mahkemece, 22.12.2022 tarihli oturumda yemin zaptının hazırlanması için süre verilmiş, ancak 06.01.2023 tarihli ara karar ile konusu suç oluşturan bir eylem nedeniyle yemin teklif edilemeyeceği gerekçesi ile ara karardan dönülmüştür.  TTK'nın 792.maddesine göre; \"Çek herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister  ciro yoluyla devredilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790.maddesine göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru  bulunduğu takdirde o çek geri vermekle hükümlüdür.\" düzenlemesi bulunmaktadır. TTK'nın 790. maddesine göre, iktisap anında ciro silsilesinde görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çeki iktisap edene bunun dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. HMK'nın 226/1-c maddesine göre, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yemine konu olmaz. Çekin çalınması veya usulsüz bir işlemle iktisap edilmesi bu madde kapsamında bulunduğundan yemine konu edilemez. Diğer yandan, davacı çekin, davalı tarafından davacıdan ticari ilişki kapsamında alınıp alınmadığı konusunda yemin teklif etmiştir. Oysa lehdar olan davacının cirosunun beyaz ciro olması nedeniyle çekin mutlaka, davacıdan iktisap edilmesini gerektirmez. Son ciro beyaz ciro olduğundan, çeki başka kişilerden de alan kişinin iktisabı TTK'nın 682 ve devamı maddelerine göre korunmalıdır. Bu nedenle davacı tarafından eda ettirilmek istenilen \"çeki davacının ciro yolu ile kendisine verip vermediği\" yemininin ciroya ilişkin TTK'nın yukarıda belirtilen 682 ve devamı maddelerine göre bir ispata yaramayacağı anlaşıldığından, davacı vekilinin yenide görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, 3-Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 06.06.2024 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb4e1f7703f9a3aa","SID":"67eee045004342d4"}}