{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2023/1796 <br>KARAR NO: 2024/460<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 22/06/2023<br>NUMARASI: 2021/570 Esas, 2023/480 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava; taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkin olup; mahkemece davanın aktif husumet yokluğundan reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında 11/02/2015 tarihinde bedeli 11.754.000,00 TL (asıl keşif bedeli 25.571.128,92 TL) olan “Kırklareli Gıda Ürünleri Fabrikası Elektrik Tesis İşleri” sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmede işin süresinin 210+60 gün olarak belirlendiğini, ... Grup Şirketi'nin belirlenen sürelerde işe başladığını ve projenin süresi boyunca edinimlerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ... Grup Şirketi'nin yüklenici olarak iş programına uygun olarak imalatlarını yapmasına ve sözleşmenin 43-a maddesi gereğince taraflar arasında hakedişlerin her ayın ilk 3 günü içersinde yapılacağının kararlaştırılmış olmasına rağmen, ilk hakedişten itibaren hakediş onaylarında davalı kaynaklı gecikmeler olduğunu, davalının proje kontrollerini başta kendisinin yapmaya çalıştığını, ancak bu konuda yeterli tecrübe ve donanıma sahip olmadığı için sonrasında ... Yapı A.Ş.'yi “Proje Müşaviri” olarak atadığını, hem proje müşavirliği yapan, hem de projenin inşaat işlerini yüklenen bu firma ile davalı işveren arasında ilerleyen sürelerde anlaşmazlıkların baş gösterdiğini, anlaşmazlıkların sonucu olarak aralarında hukuki sürecin başladığını, proje müşaviri şirket ile anlaşmayı sonlandırdıklarını, geçen süreler zarfında hakediş aralıklarının taraflar arasındaki sözleşmede öngörülenin çok üzerinde aşıldığını, ayda 1 kez yapılması gereken hakedişlerin, yılda 2-3 hakedişe kadar düştüğünü, hakedişlerin onaylarında yaşanan davalı kaynaklı bu gecikmelerin ... Şirketi'nin, davalıdan ödemelerini zamanında alamamasına ve bunun da doğal sonucu olarak projede ilave finansman yükü ile karşı karşıya kalmasına neden olduğunu, bu durumun onaylı yüklenici hakedişlerinin tarihlerinden açıkça tesbit edilebilir olduğunu, sonuç olarak projede yaşanan davalı kaynaklı olumsuz gelişmeler ve davalı şirketin kötü niyetli tutumunun ...Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne ilave iş ve finansman maliyeti olarak yansıdığını, onaylı Hakediş kapaklarında da görüleceği üzere Asıl Keşif Bedeli 25.571.128,29 TL olmasına rağmen, ...'un “Değer Mühendisliği” çalışması sonucunda, işverenin karlı malzeme alımlarını sözleşme kapsamından    çıkardığını ve kendisinin satın alma yoluna gittiğini, gerçekleştirilen “Değer Mühendisliği” için %5 oranında ödeme yapılması gerekirken davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını,  davalı işverenin karlı malzeme alımlarını sözleşme kapsamından çıkararak kendisinin alma yoluna giderken; malzeme dışındaki genel gider ve işçilik fiyatlarının TL bazında ve işverenin lehine durum oluşturduğu için bu birim fiyatlarının aynen geçerli kaldığını, bunların yanı sıra davalı şirketin, ...'un iyi niyetini daha da suistimal ederek, sözleşme kapsamında olmayan ilave iş kalemlerini de yine sözleşme birim fiyatlarını kullanarak yükleniciye yaptırdığını, davalı şirket kaynaklı bütün olumsuzluklara rağmen ...'un işi layıkıyla yerine getirdiğini  ve işini 2016 yılında tamamladığını, işini tamamlamasına rağmen işveren olarak davalı şirketin, mesnetsiz bahanelerle kesin hakedişi imzalamaktan imtina ettiğini, aylarca ...u oyaladıktan sonra imza altına aldığını, asıl keşif bedelinin 25.571.128,29 TL olmasına rağmen ...'un sözleşme kapsamında yerine getirdiği işin değeri olan hakedişlerinin karşılığında KDV dahil toplamda 17.713.965,56 TL fatura kestiğini, bunun karşılığında davalı tarafça, ...'a 5.000.000 TL avans ödemesi ve 8.538.483,07 TL havale/EFT olmak üzere, toplamda 13.538.483,07 TL ödeme yapıldığını, ... tarafından kesilen son hakediş faturalarından 3.244.070,32 TL, 2.764.316,31 TL’si iade edildiğini, 479.674 TL tutarındaki teşvik kapsamında olan faturaları yasal süresinde iade etmeyi ihmal ettiğini, iade edilmek istenen faturalardan hiçbirinin ... tarafından kabul edilmediğini ve muhasebe kayıtlarına işlenmediğini, ayrıca davalı tarafça, yapılan her hakediş işleminden %5 oranında nakit teminat kesintisi yapılarak, toplamda 652.869,10 TL'nin bloke edildiğini, ...'a ödenmediğini, aradan geçen süre ve işverenden kaynaklanan gecikmeden dolayı fark alacaklarının saklı kalıp ayrıca hesaplanması gerektiğini, ...'un davalıdan alacaklı olmasına rağmen hakediş onaylandıktan sonra dahi ödemesinin aylarca yapılmadığını, bunun üzerine ... tarafından davalı şirkete karşı, 02/11/2018 tarihinde İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/17491 Esas sayılı  dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, takip kesinleştikten sonra haciz işlemi gerçekleştirildiğini, davalının icra işlemine itiraz ederek, İstanbul Anadolu 8. İcra Hukuk Mahkemesi'nde 2018/801 Esas sayılı  dosyasından verilen gerekçeli karar gereğince ödemeyi yaptıktan bir yıl sonra geri aldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydıyla ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin sözleşmeden ve haksız fiilden kaynaklı uğramış olduğu zarardan dolayı şimdilik 652.869,10 TL nakit blokaj alacağı ile cari hesap alacağından şimdilik 10.000,00 TL olmak üzere toplam 662.869,10 TL değerindeki belirsiz alacağının 10/05/2017 ihtarname tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, sözleşme konusu alacakların ... tarafından temlik sözleşmesi ile devredildiğini, sözleşmedeki temlik yasağına uyulmadığından davacının sözleşme gereğince  herhangi bir hak ve alacak talebinin olamayacağını, dava dışı ... Şirketi'nin sözleşme gereğince üstlendiği edimlerini yerine getirmediğinden müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, somut olayda dava dışı ... Şirketi ile davalı arasındaki sözleşmenin 70. maddesinde devir yasağının kararlaştırıldığı, davalı tarafından cevap dilekçesi ile birlikte devir yasağı savunmasının ileri sürüldüğü, devir yasağının da sözleşmede yazılı olarak düzenlendiği, devralan davacının devir yasağından iyi niyetli olarak haberdar olmadığının söylenemeyeceği, TBK md. 183/2 madde ve fıkra hükmünün somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı,  davacı ile dava dışı devreden arasındaki temlik sözleşmesine sonradan onay verildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulamadığı gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, maddi olayda müvekkili şirketin, taraflar arasındaki devir yasağından haberdar olmadığını, müvekkili şirketin alacağı temlik eden ... Şirketi'nin gösterdiği davalı şirket tarafından onaylanmış hakediş raporlarına ve İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında başlatılan icra takibine istinaden alacağını noterde düzenlenen temlik anlaşması ile temlik aldığını, müvekkili şirketin, davalı şirket  ile ... Şirketi arasındaki temlik yasağından iyi niyetli olarak haberdar olmadığını, bu nedenle TBK'nın 183/2.maddesi uyarınca 02/11/2018 tarihli alacağın devri sözleşmesi ile gerçekleştirilen temlik işleminin geçerli olduğunu, yerel mahkeme kararında müvekkili şirketin akdi devir yasağından iyi niyetli olarak haberdar olup olmadığı araştırılmadan davalarının usulden reddine karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki; dava dosyasında mübrez   alacağın devri sözleşmesinin imzalandıktan sonra davalı şirkete tebliğ edildiğini, temlik işleminin davalı şirkete 2018 yılında bildirilmesine rağmen davalı şirket temlik yasağına ilişkin müvekkili şirkete herhangi bir bildirimde ve ihtarda bulunmadığını, davalı şirketin temlik işlemine karşı sessiz kalarak zımnen temliğe icazet verdiğini, temlik işleminin gerçekleştiği 2018 yılından itibaren davalı şirketin dava açıldıktan sonra, 2021 yılında temlik işlemine itiraz etmesinin davalı şirketin kötü niyetli hareket ettiğini gösterdiğini, bu durumun Medeni Kanun Madde 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına da aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Davacı yükleniciden temlik alan, davalı ise iş sahibidir.  Dava dışı ... A.Ş. ile davalı arasında 11/02/2015 tarihinde eser sözleşmesi akdedilmiş olup, davacı dava dışı ... A.Ş.’nin bu sözleşmeden doğan alacağını Kadıköy ...Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ve 02/11/2018 tarihli \" Alacağın Devri Sözleşmesi \" ile gerçekleştirilen temlik işlemi  ile devralandır. Dava dışı ... Elektrik İnşaat Sanayi ve Ticaret şirketi tarafından davalı ... Turizm Sanayi ve Ticaret AŞ Kırklareli Şubesi aleyhinde bakiye iş bedeli alacağına istinaden İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı icra dosyasından 5.008,973,69 TL tutarındaki toplam alacak üzerinden icra takibi yapıldığı anlaşılmaktadır. Somut olayda uygulanması gereken, sözleşmenin imzalandığı ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan TBK'nin 183. Maddesinde; \"Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan ücüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez\" şeklinde alacağın iradi devrinin mümkün olduğu durumlar düzenlenmektedir. TBK'nın 183. maddesinin birinci fıkrasına göre maddede sayılan hâller dışında kural olarak alacağın devrinde borçlunun rızasına gerek yoktur, sadece alacağı talep hakkı devredilmektedir. Diğer bir anlatımla alacağın devrinde borcun özü muhafaza edilmekte, sadece şahıslarda değişiklik olmaktadır. Kural olarak, bütün alacaklar temlik edilebilir. Türk Borçlar Kanunu'nun 183. maddesinde bazı alacakların devrine izin verilmemiştir. Devir yasağı kanundan, sözleşmeden veya işin niteliğinden doğmaktadır. Tarafların borç ilişkisinden doğan alacağın başkasına devredilmesini yasaklaması hâlinde sözleşmeden kaynaklanan \"akdi devir yasağı\" söz konusudur. Sözleşmeden doğan devir yasağının üçüncü kişilere mutlak olarak ileri sürülmesi bazı hâllerde haksızlıklara yol açabilir. TBK'nin 183/2. maddesi bu yasağı yumuşatmak amacıyla bir istisnaya ver vermiştir. Bu hükümle sözleşmeden doğan temlik yasağının bir istisnası getirilmiştir. Bu hükme göre alacak belgeye dayanıyorsa ve üçüncü kişi taraflar arasında devir yasağından iyiniyetle haberdar değilse, bu durumda devir yasağına rağmen üçüncü kişiye yapılan devir geçerlidir. Yapılan incelemede; davacı tarafça delil listesinde Kadıköy 29.Noterliği'nin ... yevmiye numaralı 02/11/2018 tarihli alacağın devri sözleşmesine dayanıldığı halde, mahkemece bu devir- temlik sözlemesi temin edilerek, kapsamının değerlendirilmediği tespit edilmiştir. O halde mahkemece yapılacak iş; anılan devir- temlik sözleşmesinin celp edilerek bu sözleşmenin davalı yana usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, usulüne uygun tebliğ edilmiş ise davalı şirketin temliğe zımnen icazet verip vermediği, bu suretle davacı yanın iyiniyetli olup olmadığının tespit edilmesinden ibarettir. Mahkemece bu yönde araştırma yapılmaksızın davacı yanın iyiniyetli olup olmadığı tartışılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarih, 2021/570 Esas, 2023/480 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/05/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"68c64365f6635a35","SID":"e1003fd0713e2311"}}