{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1985 <br>KARAR NO: 2024/776<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/03/2020<br>NUMARASI: 2014/1208 Esas - 2020/286 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden  Kaynaklanan)<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin lojistik işiyle iştigal ettiğini, müvekkilinin müşterisine ait emtianın davalıya ait ... plakalı çekici ve ... plakalı ayrı römorktan oluşan tırla taşınması için anlaşma yapıldığını, 16/08/2013 tarihinde aracın yüklü bir şekilde müvekkilinin deposunda park halindeyken fren boşalması ve imdat freninin düşmesi sonucu hareket ederek tesis karşısındaki palet depolama alanına düştüğünü, bu olay sonucunda müvekkilinin 60.202,31-TL zarara uğradığını, taşıma sözleşmesi kapsamında davalının yükte meydana gelen hasardan sorumlu olduğunu, bu nedenle kesilen faturanın 02/01/2014 tarihli ihtarnameyle noterden davalıya gönderildiğini, buna rağmen ödemede bulunmayan davalı aleyhine 60.202,31-TL alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibinin başlatıldığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili; kaynak elektrot emtiasının müvekkiline ait araçla taşınması hususunda davacıyla anlaşmaya varıldığını, olay tarihinde emtianın araca yüklendiğini, davacı şirket görevlilerinin talimatıyla müvekkilinin itirazına rağmen aracın dik bir yokuşa park ettirildiğini, o esnada aracın kayması nedeniyle kaza olduğunu, kazanın davacının elemanlarının talimatından kaynaklandığını, müvekkilinin kusuru bulunmadığını; elektrot yüklü 17 paletten 4 tanesinin römorktan düştüğünü, geriye kalan paletlerin araçta kaldığını, düşen 4 paletteki kutulardan da sadece ikisinin ambalajının zarar gördüğünü, diğerlerinde zarar olmadığını, nitekim olay meydana geldiğinde tutanak tutulduğunu ve zarar oluşmadığından müvekkilinden her hangi bedel talep edilmediğini; faturanın içeriğinin anlaşılamadığını, davacının önce 15/11/2013 tarihinde noterlikten gönderilen ihtarnamede zarar miktarının 48.614,48-TL ve sonrasında 02/01/2014 tarihli ihtarnamede 60.202,31-TL zarar talep ettiğini, varsa zararın müvekkilinden kaynaklandığının davacı tarafından ispatlanması gerektiğini; fahiş zarar talebinin, faiz oranının ve hasarlı ürün için istenilen %18 KDV'nin haksız olduğunu ve alacağın likit olmadığını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davalının vefatı üzerine  mirasçıları davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmiş;davacı şirketin deposunda davalının ruhsat sahibi olduğu aracın freninin boşalması neticesinde hareket ederek davacının depolama alanına düşmesi ve davacının bir kısım emtiasının hasar görmesi sebebiyle uğranılan zararın tazminin istenildiği, ürünlerin zaman geçtikçe bozulabilme özelliği de dikkate alınarak sayım ve miktar yönünden olay tarihine en yakın zamanda hazırlanan 01/08/2016 tarihli raporun hükme esas alındığı, emtianın sovtaj değerinin dikkate alındığı 09/10/2019 tarihli bilirkişi raporu uyarınca kaza nedeniyle oluşan 10.504-TL zarardan davalının sorumlu olduğu,  gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, icra takibine davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 10.504-TL asıl alacak üzerinden asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar %11,75 değişen oranlarda avans faizi işletilerek devamına, fazla istemin, davacının icra inkar ve davalının kötüniyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davalılar vekili, davacı şirket elemanlarının talimatıyla aracın park edilen yerde kayması sebebiyle olayın meydana geldiğinden müvekkiline bir kusur yüklenemeyeceğini; yüklü kutulardan sadece 2 tanesinin ambalajının zarar gördüğünü, diğerlerinde zarar bulunmadığını; davaya konu emtianın davacının deposunda bulunduğunu, keşifte de görüldüğü üzere davacı çalışanlarının emtianın taşınmasında özen göstermediğini, davacının daha önce ürünleri üretici firmaya gönderdiğini, ürünlerin depo içinde yer değiştirdiğini, bu nedenle ürünlerin nasılsa hasarlı olduğu düşüncesiyle özensiz bir şekilde bir çok kere taşındığını, kazayla ilgisi olmayan hasarların da müvekkiline yüklenmeye çalışıldığını, bu nedenle ürünlerin miktarında takdiri indirim yapılması gerektiğini; sovtaj hesabında hesap tarihindeki sovtaj bedelinin değil olay tarihindeki sovtaj bedelinin hesaplandığını, ikinci bilirkişi raporunda hasarlı ürünlerin 30.000-TL'ye satılabileceğinin belirtildiğini, sovtaj bedeli davacının zararından fazla olduğundan davanın reddinin gerektiğini; müvekkili lehine vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını; davacının kötüniyetli olduğunu ve müvekkillerinin yerleşim yeri itibariyle, icra dairesi ile mahkemenin yetkili olmadığını belirterek, kararın kabul edilen kısmının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2-Davacı vekili, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini ve bilirkişi raporlarına sundukları itirazların değerlendirilmediğini; davanın itirazın iptali davası olmasına rağmen tazminat davası gibi görüldüğünü, davalının faturaya itirazda bulunmadığını, ispat yükünün davalıda olduğunu; yükün niteliği itibariyle ambalajının önem arz ettiğini, zira kaynak ürünleriyle nemlenme arasındaki ilişkinin göz ardı edildiğini; tarafların tacir olmasına ve alacağın faturaya dayanmasına rağmen, tarafların ticari defterlerinin incelenmediğini; dava dışı müşteriye ait ürünlerin davalının kusuru sebebiyle hasara uğradığından ödediği tutarı müvekkilinin haklı olarak davalıya rücu ettiğini ve kararla davalının kusurunun müvekkiline yüklendiğini belirterek, kararının reddedilen kısmının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, asıl taşıyıcı ile alt taşıyıcı arasındaki taşıma sözleşmesi kapsamında meydana gelen zararın tazmini için başlatılan icra takibine davalının vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. Taşıma sözleşmesine konu emtianın Kocaeli'den Ankara'ya taşınmasının kararlaştırıldığı ve henüz yola çıkmadan davacı deposunda gerçekleşen kaza sonucunda kısmen zayi olduğu iddia edilerek taşıma hükümlerine dayanılmış olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde 6102 sayılı TTK'nın taşıma hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. TTK'nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Yine TTK'nın 876. maddesi uyarınca zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur. Davalılar vekili mahkemenin yetkili olmadığını ileri sürmüş ise de; TTK'nın 890. maddesi gereğince asıl taşıyıcının yerleşim yeri mahkemesi de yetkili bulunduğundan, davacının seçim hakkı kapsamında yerleşim yeri mahkemesinde dava açıldığından kararı veren  mahkeme yetkili bulunduğundan bu yöne ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. 16/08/2013 tarihinde dava dışı gönderen şirkete ait kaynak işlerinde kullanılan tozaltı kaynak tozu, yüzeyi bakır kaplı gazaltı kaynak teli, metal özlü kaynak teli ve kaynak elektrotlarını içeren toplam 23 paletten oluşan yükün davalı  muris adına kayıtlı araca dava dışı gönderen firmanın tesisinde yüklendiği, aracın oradan sevk irsaliyesini almak için davacının \"...\" isimli Lojistik merkezine geldiği, merkezin dışında yokuş bir yere yüklü aracın park edildiği, şoförün araçtan inmesinden sonra aracın yokuş aşağı kaydığı ve dava dışı ... firmasına ait palet depolama alanına düştüğü, düşme sonucu araçtaki bir kısım yükün römork yan kapağının açılması sebebiyle araçtan dışarıya düşerek zarar gördüğü, dosya kapsamından davalının çalışanı araç şoförü ...'ın ve davacı çalışanlarının imzalarının bulunduğu 16/08/2013 tarihli \"Tutanak\" başlıklı belgeden anlaşılmaktadır. Davacı da söz konusu zarardan dolayı \"hasarlı ürün tazmin bedeli yansıtması kaza yapan araç\" açıklamalı 60.202,31-TL bedelli faturayı düzenleyerek 02/01/2014 tarihli ihtarnameyle birlikte noter aracılığıyla davalıya göndermiş, davalı da 13/01/2014 tarihli cevabi ihtarnameyle faturayı ve ihtarı kabul etmediğini bildirmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, talebe konu zararın hangi tarafın sorumluluğunda olduğuna ve zararın miktarına ilişkindir.16/08/2013'tarihinde alt taşıyıcı olarak davalıların murisine ait tırla taşınması hususunda davacı asıl taşıyıcının anlaştığı, davalı tarafın çalışanı sürücü yönetimindeki yüklü tırın sevk irsaliyesini almak için davacının merkezine geldiği ve o esnada tırın sürücü tarafından park edilerek içinde sürücüsü yokken kaymak suretiyle kaza yaptığı, bunun sonucunda da tırdaki yükün bir kısmının zayi olduğu, davalı TTK 876'ya göre sorumlu olmadığını da ispatlayamadığından, kaza sonucu oluşan zarardan alt-fiili taşıyıcı olan davalının tam kusurlu ve sorumlu olduğunun kabulü gerekir. Mahkemenin bu yoldaki tespiti yerindedir. Taşıyıcının gerekli önlemleri almadığı aracın sürücüsüz iken hareket ettiği göz önüne alındığında kazanın davacı çalışanlarının   talimat nedeniyle meydana geldiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Zararın miktarının tespiti amacıyla mahkemece 01/08/2016, 15/11/2018 ve 09/10/2019 tarihli üç ayrı bilirkişi kurul raporu alınmıştır. Birinci bilirkişi heyetinin 01/08/2016 tarihli raporu için taraf vekilleriyle birlikte, 07/03/2016'da davaya konu ürünlerin bulunduğu davacının lojistik merkezinde inceleme ve sayım yapılmıştır. İkinci bilirkişi heyeti de aynı şekilde 30/10/2018'de yerinde inceleme ve sayım icra etmiştir. Son bilirkişi heyeti ise yerinde inceleme ve sayım yapmamış, evrak üstünde ilk iki bilirkişi raporunu incelemiş ve daha yakın tarihli sayıma dayanan ilk bilirkişi raporuna istinaden davacının talep edebileceği zararın 10.504-TL olduğunu belirtmiş ve mahkemece de bu doğrultuda hüküm verilmiştir. Olay tarihinde, mevcut zararın tespiti için delil tespiti yaptırılmamış ancak davalının çalışanı olan tır sürücüsünün ve davacının iki çalışanın imzasını içeren olay tarihinde tutulmuş tutanakta, kaza nedeniyle tahmini 10 palet içindeki ürünlerde hasar meydana geldiği yazılmıştır. Bu tutanağa göre toplam 23 paletin tahmini olarak 10 paletinin hasarlandığı anlaşılmıştır. İkinci bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, yükü gönderen dava dışı şirket davacıya hasar nedeniyle 23/08/2013-09/09/2013 tarihleri arasında toplam 8 adet ve KDV dahil 109.453,93-TL (KDV hariç 92.757,27-TL) tutarlı faturalar düzenlediği, sonrasında gönderen şirket tarafından davalının kabul etmediği 18/09/2013 tarihli \"Ürün Değerlendirme Raporu\" başlıklı belgenin düzenlendiği, bu belgeye göre gönderen şirketin sağlam olarak tespit ettiği KDV hariç. 41.198,71-TL değerindeki ürünleri geri aldığı, hasarlı olarak tespit ettiği davaya konu 8 kalem 51.558,91-TL değerindeki ürünü davacı şirket deposunda bıraktığı; buna istinaden davacının emtia sahibi taşıtan şirkete 25/09/2013 tarihli KDV hariç 41.198,71-TL'lik iade faturası düzenlediği, böylece davacı üzerinde kalan miktarın 51.558,91-TL+%18 KDV olduğu ve davacının da davalıya aynı bedelli yani KDV dahil 60.202,31-TL tutarlı faturayı düzenlediği belirlenmiştir. Olay tarihinden yaklaşık 3 yıl sonra mahkemece alınmış 1. bilirkişi raporunda, davacının deposunda bulunan davaya konu ürünler incelenmişse de hem ürünlerin adedi hem de mevcut durumu hususunda tam bir tespit yapılamadığı; yine olaydan yaklaşık 5 yıl sonra alınmış ikinci bilirkişi raporunda da sayım ve tespit icra edilmişse de bu sefer ilk rapordaki nicelik-nitelik açısından farklı sonuçlar ortaya çıktığı görülmüştür. Üçüncü bilirkişi raporunda da bu farklılıkların olayın mahiyeti gereğince normal olduğu ifade edilmiştir. Taraflarca her üç rapora da itiraz edilmiştir. Ayrıca her üç raporda da, kaynak sektöründe kullanılan ürünlerin mahiyeti gereği özellikle neme karşı belirli koşullarda muhafaza edilmesi gerektiği, aksi halde dış ambalajları sağlam olsa dahi kullanılamayacak duruma geleceğinde ittifak edilmiştir. Bu açıklamalardan olarak, 2013 tarihindeki kaza sonucunda ortaya çıkan zarardan dolayı yükün bir kısmının hasarlandığı bellidir. Davacı da kazadan 8 ay sonra başlamış yargılama aşamasında sorun yaşamamak amacıyla hasarlı ürünleri deposunda tutmuştur. Emtianın, hava ve nemden dahi zarar gördüğü yani hassas emtia olduğu uzman bilirkişilerce tespit edilmiştir. Malzemelerin bu özelliği gözetilerek, olaydan en erken üç yıl sonra alınmış bilirkişi raporlarındaki malzemelerin bir kısmının sağlam olduğu yönündeki görüşe katılmak mümkün olmamıştır. Kaldı ki davalı tarafın tam kusurlu olduğu kaza olmasaydı, gönderen şirket tarafından hasarlı ürünler sebebiyle düzenlediği 60.202,31-TL fatura tutarının davacı üzerinde kalmamış olacağı, taşıtana ödemek zorunda kalmayacağı dikkate alınarak olaydaki zarar miktarının, taşıtan tarafından hasarlı bulunarak ayrıştırılan ve davacıya teslim edilen ürün bedeli  olan 60.202,31-TL olduğu kabul edilmiştir. Ancak üçüncü bilirkişi raporunda belirtildiği gibi bu miktar üzerinden %30 oranında sovtaj indirimi yapılması gerekmektedir. Buradan hareketle, 60.202-TL'den takdiren %30 oranında indirim yapılarak hesap edilen 42.141,40-TL tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Mahkemece, bu yönler değerlendirilmeden davanın kısmen kabulüyle 10.504-TL asıl alacağa hükmedilmesi yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davanın 42.141,40-TL asıl alacak yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden karar verilerek itirazın kısmen iptaline,takip tarihinden  itibaren asıl alacağa avans faizi işletilerek takibin devamına, fazla istem ile alacak tazminat kabilinden olup likit olmadığından koşulları olmayan icra inkar ve kötüniyet tazminatı istemlerinin  reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2014/1208  Esas - 2020/286 Karar sayılı 12/03/2020 tarihli kararının, HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik itirazın  42.142-TL asıl alacak bakımından  iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren alacaklının takipteki %11,75 orandaki talebi aşılmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazla istemin reddine,Tarafların şartları oluşmayan  icra inkar ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine\" İlk derece mahkemesine ilişkin olarak;\"Alınması gereken 2.878,72-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından mahkeme veznesine yatırılan 727,10-TL ile icra veznesine yatırılan 301-TL olmak üzere toplam 1.028,10-TL harcın mahsubu ile kalan 1.850,62‬-TL'nin davalılardan müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan toplam 1.053,30-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 5.000-TL bilirkişi ücreti, 430-TL posta masrafı olmak üzere toplam 5.430-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 3.801-TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,Davalılar tarafından yapılan 93,75-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 30-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalanın davalılar üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen  alınarak davacıya verilmesine, Davalılar lehine takdir olunan 17.900-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,\" Alınması gereken 717,53-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,38‬-TL harcın mahsubu ile kalan 538,15-TL harcın davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yatırılan 848,73-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davalılar tarafından yapılan 103,50-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 35-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalanın davalılar üzerinde bırakılmasına, Davacı tarafından yapılan 278-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 195-TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde b-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"74311042d799dddc","SID":"cb3ecfb8bb4f2843"}}