{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>13. HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2024/761 <br>KARAR NO: 2024/950 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARI VEREN <br>MAHKEME: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>TARİHİ: 07/03/2024 <br>DOSYA NUMARASI: 2023/662 Esas - 2024/132 Karar <br>DAVA: Şirketin İhyası <br>KARAR TARİHİ: 30/05/2024 <br>İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarasına kayıtlı ... Dan. Ltd.şti’ni hasım göstererek İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2023/70 Esas sayılı dosyası ile alacak ve marka satış sözleşmesinin feshi davası açtığını, yargılama aşamasında şirketin tasfiye işleminin sona erdiği ve sicil kaydının terkin edildiği öğrenildiğini, İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2023/70 Esas sayılı dosyasından taraf teşkilinin sağlanması için işbu ihya davasının açılması için mehil verildiğini, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ... sicil numarasına kayıtlı ... Dan. Ltd.şti unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğü, TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluk şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu,  mahkemece dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması zorunlu olduğunu, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekâlet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili yönünden davanın reddine, mahkeme aksi kanaate ise Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. Tasfiye memuru vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talepler zamanaşımına uğramış olup başkaca bir inceleme yapılmaksızın davanın bu sebeple reddi gerektiğini, şirketin ticaret sicilinden terkin işlemleri usul ve yasaya uyar şekilde yürütüldüğünü, mevcut durumda şirketin ihyası için aranan koşullar oluşmadığını, ihyası talep edilen şirket, döneminde usul ve yasanın gerektirdiği şekilde tasfiye sürecini yürütmüş, alacaklılara çağrı ilanı yapılmış, son olarak ortaklar kurulu kararı ve tasfiye beyannamesinin tescil ve ilanı ile Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uyar şekilde ticaret sicilinden terkin işlemleri tamamlandığını, verilen, ... tarafından dosyaya ibraz edilen evrak incelendiğinde; şirketin kanunun aradığı tüm usuli işlemleri yerine getirdiğinin anlaşıldığını, davacı yan birtakım alacak iddiaları ile şirkete karşı dava ikame etmişse de var ise bu yöndeki alacak iddialarını tasfiye sürecinde -yapılan ilana rağmen- ileri sürmemiş, yasal haklarını kullanmamış olduğunu, gelinen aşamada davacı yanın şirketin ihyası ile korunmaya değer hukuki menfaati olmadığını, davanın öncelikle zamanaşımı sebebiyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 07/03/2024 tarih ve 2023/662 Esas - 2024/132 Karar sayılı kararı ile; \" Dava,  şirketin ihyası ve tasfiye memuru atanması istemine ilişkindir. 6102 sayılı  Türk Ticaret  Kanununa  6335 sayılı kanunun  38.madde ile eklenen ek geçici 7/15. MADDE: \"Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.\" şeklinde düzenlenmiştir. TTK Madde 536- (1) Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrıca tasfiye memuru atanmadığı takdirde, tasfiye, yönetim kurulu tarafından yapılır. Tasfiye memurları pay sahiplerinden veya üçüncü kişilerden olabilir. Tasfiye ile görevlendirilenler esas sözleşmede veya atama kararında aksi öngörülmemişse olağan ücrete hak kazanırlar. (2) Yönetim kurulu, tasfiye memurlarını ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. Tasfiye işlerinin yönetim kurulunca yapılması hâlinde de bu hüküm uygulanır. (3) Şirketin feshine mahkemenin karar verdiği hâllerde tasfiye memuru mahkemece atanır. (4) Temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması şarttır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazının incelenmesinde; dava konusu Tasfiye Halinde ... Danışmanlık Limited Şirketi'nin ticaret sicil dosyasının gönderildiği, şirket tasfiyesinin sona erdiği 14.12.2021 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği, tasfiye memurunun ... olduğu görülmüştür. İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/70 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı ... Hizmetleri A.Ş., davalılar ... ve ... Dan Ltd Şti  dava tarihi 18.05.2011 olduğu, davanın aynı mahkemenin 2022/163 Esas sayılı dosyasından tefrik edildiği, 12.10.2023 tarihli celse 2 no.lu ara kararı gereğince ihya davası sonucunun beklenildiği görülmüştür. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; terkin edilen şirketin ihyası ve tasfiye memuru atanması talep edilen davada ticaret sicil memurluğu ve şirketin tasfiye memuru davalı olarak gösterilmeli, davaya onların huzurunda bakılmalıdır. Davalı ... aynı zamanda ihyası istenen şirketin son tasfiye memurudur. ... Dan Ltd Şti'nin sicil kaydının ticaret sicilinden tasfiye ile terkin edildiği anlaşılmakta ise de şirketin taraf olduğu derdest İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/70 Esas sayılı dava dosyası bulunduğu, davacının açmış olduğu davanın devam edebilmesi için sicilden terkin edilen şirketin yeniden sicile tescilini talep etmekte haklı olup hukuki yararının bulunduğu anlaşılmakla şirketin ihyasına karar verilmiş, ihya gerektiren dava dosyası tasfiye sürecinde de devam etmesine rağmen tasfiyenin sona erdirilmesi nedeniyle yargılama giderleri iş bu davaya sebep olan tasfiye memuru üzerinde bırakılarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. \" gerekçeleri ile; \"1-Davanın KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nun ... sicil numarasına kayıtlı iken terkin edilen TASFİYE HALİNDE ... DANIŞMANLIK LİMİTED ŞTİ.'nin  TTK  547.maddesi gereğince  göre tüzel kişiliğinin İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar hukuk Mahkemesi'nin 2023/70 esas sayılı dosyasının takibi, sonuçlandırılması ve icrası ile sınırlı olmak üzere şirketin tüzel kişiliğinin ek tasfiyesi için tasfiye halinde yeniden ihyasına, -TTK'nın 547/2. maddesine göre, Davalı ...'un ek tasfiye memuru olarak atanmasına, -Kararın tescil ve ilanına, -Ticaret Sicil Memurluğu da yasal hasım konumunda bulunup, ihya nedenine göre kusuru da bulunmadığından yargılama giderinin sadece davalı tasfiye memuru ... aleyhine hükmedilmesine, ... \" karar verilmiş ve verilen karara karşı, tasfiye memuru ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Tasfiye memuru ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme dosyasında 07/03/2024 tarihinde davanın kabulü yönünde karar tesis edilmiş olup işbu usul ve yasaya aykırı karara karşı istinaf kanun yoluna başvurma zarureti hasıl olduğunu, Dava konusu taleplerin zamanaşımına uğramış olup dosya kapsamında zamanaşımı itirazları değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin şirketin terkin tarihi yönünden açıkça hatalı değerlendirmede bulunduğunu, Davacı yan Tasfiye Halinde ... Danışmanlık Ltd Şti'nin ihyası maksadıyla işbu davayı ikame etmişse de şirketin ticaret sicilinden silinme tarihinden itibaren 5 yıllık süre geçmiş olup kanunen aranan zamanaşımı süresinin dolduğunu, 6102 sayılı TTK geçici madde 7/f.15-son cümlesinin; \"...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar, haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir\" hükmünü amir olduğunu, şirketin 14.12.2012 tarihinde terkin edilerek ticaret sicilinden kaydının silinmiş olup işbu davanın açılış tarihi itibariyle kanunun aradığı 5 yıllık sürenin geçtiğini, mevcut durumda 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gözetilmeden davacı tarafın talep ettiği şirketin ihyasının kabul edilmesinin yasalara ve hukuka aykırı olduğunu, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında şirketin sicilden terkinine yönelik; \"İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazının incelenmesinde; dava konusu Tasfiye Halinde ... Danışmanlık Limited Şirketi'nin ticaret sicil dosyasının gönderildiği, şirket tasfiyesinin sona erdiği 14.12.2021 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydının terkin edildiği, tasfiye memurunun ... olduğu görülmüştür. \" şeklinde ifadelere yer verdiğini, şirketin terkin tarihinin 14.12.2021 tarihi olduğunu belirtmişse de bu yöndeki değerlendirmelerin açıkça hatalı olduğunu, Şirketin terkin tarihinin 14.12.2012 olduğunu, İstanbul Tic. Sicil Müdürlüğü' nün müzekkere cevabında; \"Şirketin son tescilini 14/12/2012 tarihinde yaptırdığı anlaşılmıştır\" ifadesinden sonra \"Şirketin tasfiyesinin sona erdiği 14.12.2021 tarihinde tescil edildiğinden sicil kaydı terkin olmuştur.\" ifadelerine yer verdiğini, yer verilen ikinci cümlede 14.12.2012 tarihi yerine hatalı surette 14.12.2021 tarihine yer verildiğini ve söz konusu hatalı durumun yerel mahkemece de yinelenerek terkin tarihinin 14.12.2021 olarak esas alındığını, bu hususun resen nazara alınmasını talep ettiklerini, Şirketin ihyası için aranan koşullar oluşmadığı halde davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirketin ticaret sicilinden terkin işlemlerinin usul ve yasaya uyar şekilde yürütülmekle birlikte tasfiye memurunun mevcut durumda kusuru bulunmamakta olduğunu, İstinaf dilekçesi içeriğine alınan ve ... tarafından dosyaya ibraz edilen evrak incelendiğinde; şirketin kanunun aradığı tüm usuli işlemleri yerine getirdiğinin görülmekte olduğunu, davacı yan bir takım alacak iddiaları ile şirkete dava ikame etmiş ise de var ise bu yöndeki alacak iddialarını tasfiye sürecinde -yapılan ilana rağmen- ileri sürmediğini, yasal haklarını kullanmadığını, gelinen aşamada davacı yanın şirketin ihyası ile korunmaya değer hukuki menfaati olmadığını, Bu hususta \"Ek Tasfiye\" başlıklı 6102 sayılı TTK md. 547 gerekçesinin; \"Birinci fıkra: Ek tasfiye kararı geçici bir tedbir kararıdır. Ek tasfiye ile yeni bir hukuki durum meydana getirilmemekte, alınması ihmâl edilmiş tedbirler alınmaya çalışılmaktadır. Yapılması ihmâl edilmiş tasfiye işlemlerinin yapılmasını takiben, şirket yine sona erdirilecektir. (1) Ek tasfiye sadece tasfiyenin kapanmış olmasına rağmen halen alınması zorunlu ek tedbirlere gereksinim duyulması halinde söz konusu olabilir. Zorunluluk yoksa ek tasfiyeye gidilemez. (2) Yeniden tescil isteğinde bulunulabilmesi ve ek tasfiye yapılabilmesi, üç ana şartın gerçekleşmesine bağlıdır: Bu şartlar yukarıda Örnek olarak verilen hallerde aranır. Bunlar şu şekilde sıralanabilir. a) Yeniden tescil isteği korunmaya değer bir menfaate dayanmalıdır (menfaat şartı). Korunmaya değer menfaatin varlığı inandırıcı delillerle açıklanmalıdır. İstemin ve ilgili delillerin inandırıcı olmaları yeterlidir. İspat şart değildir. b) Yeniden tescil isteği amaca ulaşmada kullanılabilecek tek yol olmalıdır (amaca ulaşma şartı). Bu nedenle amacın gerçekleştirilmesinin bir başka yolu varsa ve örneği alacağın bir başka şekilde elde edilmesi imkânı bulunuyorsa yeniden tescil isteğinde bulunulamaz. c) Sicil memurunun şirketi sicilden silme kararma karşı; bir alacağın veya aktifin varlığı kanaat doğuracak bir şekilde belgelendirilerek, silme kararının iptali dava olunmalıdır. (3) Ek tasfiye, tasfiyenin gayesinde herhangi bir değişikliğe yol açmaz. Şirket yine tasfiye şirketidir ve şirket organları tasfiye gayesi çerçevesinde işlem yapmak zorundadır. ... İkinci fıkra: Mahkeme davada, talebin doğruluğunu inceledikten sonra, olumlu sonuca varırsa şirketin yeniden tesciline karar verir. Mahkeme gösterilen delilleri inandırıcı bulmazsa, yeniden tescil talebini reddeder. Davanın reddine karşı temyiz yoluna başvurulabilir.\" şeklinde olduğunu, Yukarıda yer verilen madde gerekçesi incelendiğinde; tasfiye edilerek sicilden terkin edilen şirketlerin ihyası/ ek tasfiyesi için kanunen aranan zorunlu koşulların bulunduğu, ancak söz konusu koşulların sağlanması ile şirketin ihyasına karar verilebileceği, bu hususta Mahkemenin talepleri incelemesi ile olumlu sonuca varması halinde şirketin ihyasına karar verebileceği hususlarının açıkça ifade edildiğin, bu kapsamda somut durumda şirketin ihyası için aranan koşulların oluşmadığının açıkça ortada olup davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, İhyası talep edilen şirketin, döneminde usul ve yasanın gerektirdiği şekilde tasfiye sürecini yürüttüğünü, alacaklılara çağrı ilanı yapıldığını, son olarak ortaklar kurulu kararı ve tasfiye beyannamesinin tescil ve ilanı ile Türk Ticaret Kanunu hükümlerine uyar şekilde ticaret sicilinden terkin işlemlerinin tamamlanmış olduğunu, Müvekkil döneminde şirketin tasfiyesine yönelik işlemlerini usule uygun olarak gerçekleştirmiş olup şirketin ihyasına yönelik yapılan yargılama neticesinde şirketin ihyasına karar verilmesi açıkça hukuka aykırı olduğu gibi müvekkil aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin kabulünün de mümkün olmadığını, mevcut durumda müvekkile atfı kabil bir kusur bulunmadığını beyanla; Açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; -  İstinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkemenin haksız ve hukuka aykırı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın reddine, - Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; 6102 sayılı TTK nın 643 maddesi delaleti ile aynı yasanın 547.maddesine dayalı olarak açılan şirketin ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK'nın 547 maddesine göre; Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir.Somut uyuşmazlıkta ihyası talep edilen Tasfiye Halinde ... Danışmanlık Limited Şti.'nin ortaklar kurulu tarafından 22/10/2010 tarihinde şirketin feshi ve tasfiye sürecine girmesine karar verildiği ve ...'nun tasfiye memuru olarak atandığı, 10/12/2012 tarihinde ortaklar kurulu tarafından şirketin tasfiyesinin sonuçlandırıldığı ve tasfiye kararının 14/12/2012 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği ve şirketin terkin edildiği anlaşılmıştır. İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2023/70 (bozma ve tefrikten önce 2011/73 esas) esas sayılı dosyasında tasfiye halindeki davalı şirket ve ortağı ... aleyhine 18/05/2011 tarihinde marka devir sözleşmesinden kaynaklanan taleplere ilişkin dava açıldığı, söz konusu davada şirketin terkininden önce ihyası talep edilen şirket tasfiye memuruna ve diğer davalıya tebligat yapıldığı, davalılar tarafından cevap verildiği ve yargılamada temsil edildikleri ve davadan haberdar oldukları,  yargılama sırasında şirketin usul ve yasaya aykırı olarak terkin edilmesi sebebiyle taraf teşkilinin sağlanması için davacı vekiline süre verildiği ve iş bu şirketin ihyası davasının açıldığı anlaşılmıştır. Bu sebeple Mahkemece dava konusu şirketin ihyasına ve tasfiye işlemleri için tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi ve tasfiye işlemlerinin usulsüz yapılması sebebiyle dava açılmasına davalı tasfiye memuru sebep olduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup, davalı tasfiye memuru vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Mahkemece gerekçede somut olayda uygulama yeri bulunmayan TTK'nın geçici 7/15 maddesine yer verilmesi ve şirketin terkin tarihinin yanlış yazılması isabetli olmamış ise de sonuca etkisi bulunmadığından kaldırma sebebi yapılmamıştır. Dava, dava konusu şirketin TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca ihyasına ilişkin olmayıp,  TTK.nın 547.maddesi uyarınca ek tasfiyesi ve ihyası talebine ilişkin olup TTK 547 maddesi kapsamında açılan davada  zamanaşımı veya hak düşürücü süre söz konusu değildir. Kaldı ki Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan somut norm denetimi sonucunda 22/06/2023 tarihli ve 2023/33 Esas, 2023/117 Karar sayılı karar ile; 6102 Sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin 15. fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “...silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde...” ibaresinin, Anayasamızın 35 ve 40. maddelerine aykırılığı dolasıyla iptaline karar verilmiş olup, geçici 7. madde uyarınca açılan şirketin ihyası davası da hak düşürücü süreye tabi olmaktan çıkarılmıştır. Bu sebeple davalı tasfiye memuru vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı ...' nun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 30/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dbbf317016c46965","SID":"88f6121282ce88d0"}}