{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2023/1216  Esas 2024/379  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1216 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/739<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 27/03/2018<br>NUMARASI\t\t: 2014/1021 Esas  2018/189 Karar<br>DAVACI                                :<br>VEKİLİ\t<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Menfi Tespit <br>DAVA TARİHİ\t: 07/01/2014<br><br>KARAR TARİHİ\t: 04/06/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 04/06/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, duruşma açılmasına karar verildi.<br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında ... Şubesi tarafından Ankara 2.İcra Müdürlüğü'nün 2008/19269 sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, daha sora alacağın ... AŞ'ye devredildiğini, takibin yenilenerek 2013/6892 sayısını aldığını, müvekkilinin 07/10/2013 tarihli muhtıra tebliği suretiyle takipten haberdar olduğunu, alacağın dava dışı borçlu ... Diyaliz Merkezi Ltd. Şti. ile banka arasında imzalanmış olan genel kredi sözleşmesine dayalı olup sözleşmede müteselsil kefil sıfatıyla müvekkilinin adının yer aldığını, ancak sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bu nedenle Ankara 2.İcra Müdürlüğü'nün 2013/6892 sayılı dosyasından dolayı borçlu olmadığını, yapılacak imza incelemesi ile bu durumun anlaşılacağını, öte yandan takip talebinde 17.336,00 TL asıl alacak 4.262,00 TL işlemiş faizden bahsedildiğini, müvekkili temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin haksız olduğunu, bunun dışında talep edilen %118 faiz oranının fahiş olduğunu iddia ederek Ankara 2.İcra Müdürlüğü'nün 2013/6892 sayılı dosyası nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, bu talep kabul görmez ise iddia edilen kadar borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavacı vekili 26/03/2015 tarihli dilekçesinde; müvekkili tarafından takip dosyasına 13/01/2014 tarihinde 3.518,85 TL, 14/01/2014 tarihinde 78.754,00 TL olmak üzere toplam 82.272,85 TL ödenerek takip borcunun kapatıldığını belirterek ödenen tutarın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan istirdadına karar verilmesini istemiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, dava dışı ... Diyaliz Merk….Ltd Şti ile ... arasında imzalanan 26/09/2007 tarihli genel kredi taahhütnamesini davacının müteselsil kefil olarak imzaladığını, asıl borçlu ve kefiller hakkında Ankara 2.İcra Müdürlüğü'nün 2008/19269 sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, daha sonra dosya yenilenerek 2013/6892 sayılı esas numarasını aldığını, davacının icra takibinden haberdar olduğunu, davacının takipten 6 yıl sonra böyle bir dava açmasının kötü niyete dayalı olduğunu, davanın 21.860,00 TL üzerinden açıldığını halbuki dava tarihi itibariyle alacağın ulaştığı tutarın 130.000,00 TL olup harcın bu tutar üzerinden yatırılması gerektiğini belirterek davanın reddine ve müvekkili yararına %40 icra tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin \"V) Temerrüt  Faizi\" başlıklı maddesinde; hesabın kat edilmesi durumunda kat tarihinden temerrüt tarihine kadar bankaca uygulanan cari en yüksek ticari işlek kredi faizinin işletileceği,  temerrüt tarihinden  itibaren ise nakdi kredi borçları için bankaca uygulanan en yüksek kredi faiz oranının iki katı oranda faiz işletileceğinin öngörüldüğü, 10/03/2015 tarihli bilirkişi, 07/12/2016 tarihli ve 28/11/2017 tarihli ek bilirkişi raporlarında; imza incelemesine ilişkin Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca sözleşmedeki imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği, bu açıdan davacının sözleşme ile bağlı olduğu, asıl borçlu dışında müteselsil kefillere tebliğ edilmiş hesap kat ihtarı olmadığından davacının takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizinden sorumlu tutulamayacağı, takip tarihi itibariyle davacının 17.336,16 TL asıl alacak ve 49,21 TL ihtarname gideri olmak üzere 17.385,37 TL alacaktan sorumlu olacağı, icra takibinden sonra dava dışı müteselsil kefil tarafından 26/12/2013 tarihinden 50.000,00 TL,  davacı tarafından 13/01/2014 tarihinde 3.518,85 TL, yine davacı tarafından 14/01/2014 tarihinde 78.754,00 TL ödeme yapıldığı, davacının sorumluluğunun 14/01/2014 tarihinde yaptığı ödeme ile son bulduğu, davacının 428,91 TL fazla ödemesi olduğu ancak asıl borçlu yönünden sorumluluğun devam ettiği, 28.11.2017 tarihli bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu, bu miktar için davacının istirdat talebinin yerinde olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne, 428,91 TL alacağın 14/01/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. <br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın takipli olarak açılmasına rağmen mahkemece asıl talep yönünden hüküm kurulmadığını, imza incelemesine ilişkin olarak alınan bilirkişi raporu ile adli tıp raporu arasındaki çelişkinin giderilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, adli tıp kurumunun imza incelemesi yönünden son merci olmadığını, feri talepleri yönünden bir değerlendirme yapılmadığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br>   \tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu sözleşmedeki kefalet imzası davacıya ait olduğundan kefaletinin geçerli olduğunu, bilirkişi raporundaki hesaplamaların hatalı olduğunu, takip tarihine kadar temerrüt faizi olmasa da akdi faizin uygulanması gerektiğini, yapılan ödemenin davacı tarafından yatırılmadığını ve bu ödemenin asıl kredi borçlusunun kredi borcu hesaplanarak mahsup edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, mahkemece kötüniyet tazminatı yönünden olumlu/ olumsuz bir karar verilmediğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; Ankara 2.İcra Müdürlüğü'nün 2008/19269 sayılı (yenilenmekle 2013/6892) sayılı takip dosyası nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>\tTakip konusu 26/09/2007 tarihli genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri, faiz cetvelleri, 07/01/2010 tarihli temlik sözleşmesi, ödeme dekontları vs.deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tAnkara 2.İcra Müdürlüğünün 2008/19269 sayılı (yenilenmekle 2013/6892) sayılı takip dosyasının incelenmesinde; temlik eden ... .... tarafından gelen kredi taahhütnamesinden kaynaklı alacağın tahsili talebi ile 02.12.2008 tarihinde davacı ve dava dışı diğer borçlular aleyhine başlatılan ilamsız icra takibinde 17.336,16 TL asıl alacak, 4.262,12 TL %118 işlemiş faiz, 213,10 TL BSMV, 49,21 TL ihtarname masrafı olmak üzere 21.860,59 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, ödeme emrinin davacının adreste bulunmaması sebebiyle mahalle muhtarına 02.01.2009 tarihinde tebliğ edildiği davacı tarafça borca itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiği görülmüştür.<br>\t04.08.2014 tarihli grafolog bilirkişi raporunda özetle; imza incelemesine konu Genel Kredi Taahhütnamesinin 3.ve 25. sayfalarında davacı ... adına atılı bulunan imzaların her ne kadar başlangıç hareketleri itibariyle benzerlik görülse de mevcut mukayese imzalar bakımından farklılıklar tespit edildiği bu nedenle sözleşmedeki imzanın davacıya ait olduğunun söylenemeyeceği belirtilmiştir.<br>\t14.01.2016 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda özetle; inceleme konusu Genel Kredi taahhütnamesindeki \"...\" isim yazısı ve imzası  ile ...'in mukayese yazı ve imzaları arasında benzerlikler saptandığından \"...\" isim yazısı ve imzanın davacının eli ürünü olduğu bildirilmiştir. <br>\t28.08.2008 tarihli hesap kat ihtarının incelenmesinde; ticari artı para kredisinden kaynaklanan  (16.335,06 TL ana para + 754,64 TL akdi faiz + 37,73 TL KKDF)= 17.127,43 TL'nin 7 gün içinde ödenmesi ihtar olunduğu, ihtarnamenin kredi borçlusu ...…Ltd Şti'ne 10.09.2008 tarihinde tebliğ edildiği, davacı ve diğer müteselsil kefillere tebliğine ilişkin dosyaya her hangi bir belge sunulmadığı görülmüştür. <br>\tDavacı yan davalı tarafça Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2013/6892 sayılı icra takibine konu genel kredi sözleşmesinde adına atfen atılı kefalet imzasını kendisine ait olmadığına icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve icra dosyasına ödenen miktarın istirdadı istemiyle eldeki davayı açmış, mahkemece  grafolog bilirkişi ve adli tıp kurumundan imza incelemesine ilişkin raporlar alınarak 27/03/2018 tarihli karar ile imzanın davacıya ait olduğu gerekçesiyle ve bankacı bilirkişi raporlarındaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizce 05/07/2021 tarih 2018/1937 Esas 2021/925 Karar sayılı karar ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak, Dairemizce alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tDairemiz kararının davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin   21/02/2023 tarih ve 2021/6001 Esas  2023/1007 Karar sayılı bozma ilamında; \"...Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibi sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli incelemeyi ihtiva etmediği gibi denetime açık mahiyette de değildir.  Davalı banka tarafından temerrüt faiz oranı %118 olarak belirtilmiş, ancak bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada %23,04 temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplama yapılmıştır. Bilirkişi raporunda akdi faiz ve temerrüt faizi oranlarının neye dayanarak ve nasıl hesaplandığı denetlenememiştir. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin \"Temerrüt Faiz Oranı\" başlıklı V/a bölümünde; temerrüt faiz oranının, nakdi ticari kredilere uygulanan en yüksek faizin 2 katı olarak belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre mahkemece yapılması gereken iş, konusunda uzman bankacı bilirkişi görevlendirilmek suretiyle, banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılarak, davalı bankanın aynı nitelikteki ticari kredilere uyguladığı cari faiz oranı belirlenip bu oran üzerinden sözleşme hükümlerine göre temerrüt faiz oranı tespit edilerek, takip ve dava konusu kredi alacaklarının, takip tarihi olan 02.12.2008 ve dava tarihi olan 07.01.2014 tarihi itibarıyla hesaplattırılarak, denetime açık bilirkişi raporu da değerlendirilmek suretiyle sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile tanzim edilen rapora göre yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.\" gerekçesiyle  Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiş,  usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmuştur. <br>\tBozma ilamı doğrultusunda banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmış, 22/12/2023 tarihli bilirkişi raporunda; gerek temerrüdün oluştuğu tarihten itibaren işbu raporun yazım tarihine kadarki süreç içinde 15 yıla yakın bir süre geçtiği gerekse de alacağın yaklaşık 13 yıl öncesinden ... Şirketine devir edilmiş olması nedeniyle takibe konu ticari kredili mevduat hesabına ilişkin olarak ilgili şubede yapılacak yerinde inceleme ile faiz oranları noktasında bir tespit yapma imkanı bulunmadığı belirtilerek, davalı banka tarafından dava konusu krediye uygulanan faiz oranları tespit edilerek hesaplama yapılmıştır. <br>\tHal böyle olunca, bozma ilamından sonra yapılan incelemede davalı bankanın aynı nitelikteki ticari kredilere uyguladığı ticari faiz oranı tespit edilemediğinden bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalara itibar edilmemiş,  dosyada mevcut davalı bankanın 18/05/2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen faiz listelerinde bildirilen en yüksek faiz oranı ve taraflar arasındaki sözleşmenin V/a maddesinde yer alan temerrüt faizinin söz konusu oranın 2 katı  olarak uygulanacağına ilişkin hüküm dikkate alınarak takip konusu kredili mevduat hesabından kaynaklanan borç için  temerrüt tarihi olan  ( takip tarihinden önce davacıya hesap kat ihtarnamesinin tebliğine ilişkin dosyada bilgi belge bulunmadığından temerrüdün takip tarihinde oluştuğu anlaşılmakla)    02/12/2008 tarihi ile   ( 02/08/2013 tarih ve 28726 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Torba Kanun ile 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun \"Kurumsal Kredi Kartları\" başlıklı 43. maddesinde yapılan değişiklik ile, kurumsal kredi (şirket) kartları faiz oranlarının TCMB'nin belirlediği kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami akdi ve  azami gecikme oranı sınırlamalarına tabi hale getirildiği, ticari kredili mevduat hesabı faiz oranlarının ise TCMB tarafından 25/05/2013 tarih ve 28657 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan \"Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğ ( sayı: 2006/1) 'de Değişiklik Yapılmasına Dair  Tebliğ (sayı: 2013/8)\" ile TCMB'nin yayımladığı Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ'e tabii hale getirildiği, bu suretle kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faizi oranlarının kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami faiz oranlarını geçemeyeceğine ilişkin yasal düzenlemeler dikkate alınarak)   takip tarihi olan 27/05/2013 arasındaki dönem için %36 oranında faizi, 27/05/2013 takip tarihinden itibaren de TCMB tarafından belirlenen faiz oranları esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır. <br>\tBuna göre, takip konusu alacağın kredili mevduat hesabından kaynaklandığı ve icra dosyasına mahsuben dava dışı müteselsil kefil ... tarafından 26/12/2013 tarihinde haricen 50.000,00 TL ödeme yapıldığı,  gerek ilk derece mahkemesince alınan kök ve ek bilirkişi raporlarında, gerekse Dairemizce alınan 04/05/2020 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmakla, dava dışı kefil ... tarafından 26/12/2013 tarihinde yapılan 50.000,00 TL'lik ödeme mahsup edilmek suretiyle ve takip konusu borcun kredili mevduat hesabından kaynaklanmakta olup, 25/05/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 27/05/2013 tarihinde yürürlüğe giren 2013/8 sayılı Tebliğ gereğince kredili mevduat hesabına 27/05/2013 tarihinden itibaren TCMB tarafından ilan edilen akdi ve temerrüt faizlerinin, bu tarihten önce ise yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı şekilde tespit olunan %36 temerrüt faizi uygulanması suretiyle Dairemizce re'sen yapılan hesaplama sonucunda;<br>\tTakip tarihi itibarı ile :17.127,43 TL AA<br>\t                                       1.621,70 TL işlemiş faiz <br>\t                                            81,08 TL BSMV<br>\t                                            49.21 TL masraf<br>\t\t             18.879,42 TL     olduğu,<br><br><br>\tTCMB tebliğinin yürürlük tarihine kadar %36 faiz oranı üzerinden yapılan  hesaplama ile;<br>\t17.127,43x%36/365X1637 gün (02,12,2008 ila 27,05,2013 tarihleri arası)= 27.653,52 TL faiz ve 1.382,67 TL Bsmv tutarlarına; bilirkişice TCBM tebliğine ilişkin döneme ati hesaplama ile bulunan tutarların eklenmesi ile; <br>\tDönem\t\tFaiz\tBsmv<br>\t02/12/2008 - 27/05/2013\t27.653,52\t1.382,67\t<br>\t27/05/2013 - 01/07/2013           536,07               26,80<br>\t01/07/2013 - 01/10/2013        1.357,28               67,86<br>                        01/10/2013 - 26.12.2013        1.234,52\t     61,72<br>\t\t\t30.781,39        1.539,05<br>\t Ödeme tarihi olan 26/12/2013 günü esas alınarak;<br>\t18.879,42 + 30.781,39 + 1.539,05 =51.199,86 TL alacaktan 50.000,00 TL ödeme düşüldüğünde bakiye 1.199,86 TL daha alacağın kaldığı; dava tarihi olan 07/01/2014 günü ile olan 11 günlük fark için 10,93 TL faiz (1,199,86x%30,24/365x11=) ve 0,54 TL BSMV toplamı olan 1.211,33 TL borç gözetildiğinde davacıdan 13.01./2014 tarihide tahsil edilen 3.518,85 TL ve 14.01.2014 tarihinde tahsil edilen 78.754,00 TL toplamı olan 82.272,85 TL'den bu tutarın düşümü ile bulunan 81.061,52 TL'nin fazla tahsil edildiği hesaplanarak bu tutar üzerindren davanın kabulüne karar verilmiştir. Takip borcunun tamamı sona ermesine rağmen davalı bankaca davacıdan 13/01/2014 tarihinde 3.518,85 TL ve 14/01/2014 tarihinde 77.542,67 TL olmak üzere toplam 81.061,52 TL'nin haksız olarak tahsil edildiği, böylelikle  davacının istirdat talebinin  yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiş, davalının bu yönlere ilişkin istinaf itirazları ise yerinde görülmemiştir. <br>\tDavalının diğer temyize itirizarlarının incelenmesine gelince; <br>\tDavacı yan davalı tarafça Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2013/6892 sayılı icra takibine konu genel kredi sözleşmesinde adına atfen atılı kefalet imzasını kendisine ait olmadığına icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve icra dosyasına ödenen miktarın istirdadı istemiyle eldeki davayı açmış, mahkemece grafolog bilirkişi ve adli tıp kurumundan imza incelemesine ilişkin raporlar alınarak imzanın davacıya ait olduğu gerekçesiyle ve bankacı bilirkişi raporlarındaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. <br>\tNe var ki, ilk derece mahkemesince alınan 04/08/2014 tarihli grafolog bilirkişi raporunda imzaların davacının elinden çıktığının kabulünün mümkün görülmediği belirtilmiş olmasına rağmen 14/01/2016 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda imzaların davacının eli ürünü olduğunun belirtilmesi nedeniyle her iki rapor arasında çelişki oluşmuş ve mahkemece de çelişki giderilmeden hüküm kurulması nedeniyle Dairemizce dava konusu icra takibinin dayanağı olan 26/09/2007 tarihli genel kredi taahhütnamesindeki kefalet imzalarının davacının eli ürünü olup olmadığı hususunda adli belge incelemeleri uzmanı bilirkişilerden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 17/03/2020 tarihli raporda imzaların davacının elinden çıktığı tespit edilmiş olmakla davacının takip konusu sözleşme nedeniyle kefalet sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmış, ilk derece mahkemesince imza incelemesine ilişkin raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulduğundan ve Dairemizce yapılan inceleme sonucu söz konusu çelişki giderildiğinden  davalı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulü gerekmiştir. <br>\tDava menfi tespit talebi ile açılmış ve dava açılırken 21.860,59 TL üzerinden harç yatırılmış olup, davacı vekilince 26/03/2015 tarihinde toplam 82.272,85 TL'nin istirdadı talep edilmiş ise de bu miktar yönünden harç ikmal edilmediğinden davacı yararına vekalet ücreti harcı yatan 21.860,59 TL üzerinden takdir edilmiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise Dairemizce yapılan imza incelemesi nedeniyle gerekçe yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t\t\t\t\t\tA)\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalının istinaf başvurusunun gerekçe yönünden KABULÜNE, <br>\t\t\t\t\t\t\t2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27/03/2018 gün 2014/1021 Esas 2018/189 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>\t\t\t\t\t\t\tB)1-Davanın kısmen kabulü ile 81.061,52 TL'nin aşağıda belirtilen faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bu tutarın 3.518,85 TL'na 13/01/2014 tarihinden ve 77.542,67 TL 14/01/2014 tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>\t\t\t\t\t\t\t4-Tarafların kötü niyet tazminatı isteminin reddine, <br>\t\t\t\t\t\t\t5-Alınması gereken 5.537,38 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 373,25 TL harcının mahsubu ile bakiye 5.164,13‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t6-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan  373,25 nispi harç, ile 25,20 TL başvuru harcı  olmak üzere toplam 398,45‬ TL harcının davalıdan  tahsili ile davacıya verilmesine, <br>\t7-Davacı tarafından yapılan  3.287,50 TL posta ve tebligat gideri 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 260,00 TL adli tıp rapor ücreti olmak üzere toplam 5.047,00 TL yargılama giderinin davanın red/kabul oranına göre 4.972,75 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t8-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kaldırma gerekçesi gözetilerek üzerinde bırakılmasına, <br>\t9-Davanın kabul edilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t10-Davanın red edilen kısmı yönünden, istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre takdir ve tayin olunan 1.211,33 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t11-Davacı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve istekleri halinde davacıya iadesine,<br>\tC)1-Davacı tarafından istinaf karar harcı olarak yatırılan 35,90 TL maktu istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br>\t2-Davalı tarafından istinaf karar harcı olarak yatırılan 373,35 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde anılan davalıya iadesine, <br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 250,00 TL bilirkişi ücreti, 77,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 425,10 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t4-Davalının istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderinin kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek üzerinde bırakılmasına, <br>\t5-İstinaf incelemesi sırasında açılan  duruşma bozma ilamı gereği olduğundan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04/03/2021 tarih ve 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı emsal içtihadı da gözetilerek taraflar  yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,<br>\tDair, taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK'nın 361. maddesi uyarınca  uyuşmazlık konusu miktar itibariyle kesin olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 04/06/2024      <br><br><br>   <br>Başkan -          Üye -                  Üye -            Zabıt Katibi - <br>          <br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b95e4014ec3d4204","SID":"3f6a23e6d1ea29c7"}}