{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br>ESAS NO: 2021/2343 <br>KARAR NO: 2024/798<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 09/09/2021<br>NUMARASI: 2021/361 Esas - 2021/620 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  23/06/2008 tarihinde ... plakalı ve ... plakalı araçların karıştığı trafik kazasında müteveffa ...'nin vefat ettiğini, vefat edenin destekleri ... ve ... için İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1069 Esas sayılı dosyasında destekten yoksun kalma tazminatı davası açıldığını, bu dosyada alınan 16.07.2019 tarihli bilirkişi raporundaki tazminat miktarlarına göre müddeabihten farklı ve onun dışında olarak ... için 37.862,21 TL ve ... mirasçıları için 55.152,80 TL hesaplandığını belirterek fazlaya dair dava ve talepleri  saklı kalmak kaydıyla dosyanın  İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1069 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini, müvekkillerinden ... için 37.862,21 TL ve ... mirasçıları ... ve ... için 55.152,80 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte  davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı ...'nin İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1069 Esas sayılı dosyasının yargılaması sırasında 30/11/2017 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının davaya devam ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, açılan bu davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın kazada müterafik kusuru bulunduğunu  belirterek başvurunun reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davacı ...nin destekten yoksun kalma ek tazminat talebinin reddine, davacı ...nin, ölen destek olunan ...nin mirasçısı olarak mirasen kalan destekten yoksun kalma ek tazminat talebinin kısmen kabulüne ,miras payına düşen 6.219,96-TL nin davalı sigorta şirketinden 23.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacı ...'ye verilmesine, davacı ...'un ölen destek olunan ...nin mirasçısı olarak mirasen kalan destekten yoksun kalma ek tazminat talebinin kısmen kabulüne ,miras payına düşen 12.439,92-TL nin davalı sigorta şirketinden 23.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile alınarak davacı ...'a verilmesine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müteveffanın anne-babası tarafından açılan ve bu davada hükme de esas alınan 26.03.2018 tarihli raporda davacıların murisi ...'nin 23.06.2024 yılına kadar yaşayacağı varsayımıyla hesaplama yapıldığını, ...'nin ölümüyle birlikte artık gerçek durum belirli iken varsayım ile hareket edilemeyeceğinden rapor çerçevesinde ...'nin ölüm tarihine kadarki kısmın dikkate alınması gerektiğini, kesin hüküm söz konusu olmasına karşın müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulduğunu, ek dava için temerrüt tarihi ancak dava tarihi olabileceğini, ek dava niteliğindeki bu davada ileri sürülen taleplerin zamanaşımına uğradığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.İlk Derece Mahkemesinin 2019/591 Esas 2020/578 Karar sayılı 24/12/2020 tarihli kararının davacı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairemiz 20/05/2021 tarih 2021/508 Esas 2021/897 Karar sayılı kararı ile  \"...Somut olayda, eldeki davanın açılmasından önce İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2014/1069 Esas  sayılı dava, aynı kazaya ilişkin olarak aynı davacılar tarafından aynı davalıya karşı açılmışsa da davanın konusunun zorunlu trafik sigortası kapsamında destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olduğu, davada bir kez ıslah yapıldığından sonraki tarihli bilirkişi raporunda daha yüksek destekten yoksun kalma tazminatı belirlenmesi üzerine 2.kez ıslah yapılamayacağından oluşan fark için eldeki davanın  destekten yoksun kalma tazminatı istemi ile ek dava olarak açıldığı ve davanın ilk dava dosyası ile birleştirilmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Her iki davanın tarafları aynı olmakla birlikte dava konusunun birbirinden farklı olduğu, davacılar vekilinin iş bu davayı ilk davada ıslah edilemeyen tazminat için ek dava olarak açtığı anlaşıldığına göre mahkemece asıl davanın sonucu ve kesinleşmesi beklenerek, işin esası incelenip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken  derdestlik nedeniyle usulden red kararı verilmesi doğru olmamıştır  (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 3.11.2014 tarih,  2014/17785 E. ve  2014/14964 K. sayılı kararı)...\" gerekçesi ile kararın  kaldırılması kararı verilmiştir. Dosya kapsamından,  23/06/2008 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalanan dava ...'a ait ... plakalı aracın yine davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalanan müteveffa ...'nin içinde yolcu olarak bulunduğu ... yönetimindeki ... plakalı araca  çarpması sonucunda meydana gelen kaza nedeni ile davacıların destekleri olan oğullarının  ölümünden dolayı  davalı  sigorta şirketine maddi tazminat istemi ile dava açtıkları anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.02.2022 tarih, 2021/(21)10-188 Esas ve 2022/87 K. sayılı kararında \"Kamu düzeniyle ilgili durumlarda, kazanılmış usulî haktan söz edilemeyecektir. Bu niteliği dikkate alındığında asgari ücretteki değişiklikler de usulî kazanılmış hakkın istisnası niteliğinde bulunup aynı davada ve yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından re'sen gözetilmesi gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.01.2004 tarihli, 2004/10-24 E., 2004/47 K. sayılı kararında da aynı yaklaşım benimsenmiştir. Tazminat hesabında hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınmasının nedeni tazminatların hesaplanma yöntemiyle ilgili olup tazminat miktarının belirlenmesi ileriye dönük varsayımsal hesaplamaları gerektirmesi ve gerçek belli iken varsayıma dayalı hesaplama yapılıp buna göre karar verilmesinin mümkün olmaması esasına dayalıdır. Bu durumun “gerçek belli iken varsayıma gidilemez” ilkesine uygun olduğu Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.05.1991 tarih 1991/9-102 E., 1991/267 K. sayılı kararında da belirtilmiştir.Hüküm tarihine en yakın tarihteki ücretlerin esas alınması mahkemenin vereceği ilk hükümle ilgili olup bu hükmün yeniden rapor alınmasını gerektirmeyen bir nedenle bozulması hâlinde yeni verilecek hüküm tarihini esas alan bir hesaplama yapılması gerekmeyecek ancak bozma nedeni tazminat hesabı için yeniden rapor alınmasını gerektiriyor ise bu takdirde alınacak raporda sonradan değişen ücretler esas alınarak önceki rapordaki miktarlar itibarıyla varsa usulî kazanılmış hak oluşturan durumlarında gözetilmesi gerekmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik maddi tazminat hesabı noktasında temyiz itirazı bulunmadığı veya Yargıtay Hukuk Dairesince maddi tazminat hesabı yönünden bir aykırılık görülmediği takdirde bu raporun esas alınması gerektiği konusunda usulî kazanılmış hak oluşacağından farklı bir hesaplama içeren yeni rapora göre karar verilmesi usulî kazanılmış hakkın ihlali niteliğinde olacaktır.\" şeklinde karar verilmiştir.Somut uyuşmazlıkta eldeki davanın İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1069 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporu ile ıslah talebinden sonra daha yüksek bedel belirlenmesi ve 2. kez ıslah olamayacağı nedeni ile ek dava olarak açıldığı sabittir.  İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1069 Esas sayılı dosyasındaki yargılama sırasında davacılardan desteğin babası ...'nin  30/11/2017 tarihinde vefat ettiği, mirasçılarının davaya devam ettiği ve hükme esas alınan 26/03/2018 tarihli raporun hazırlandığı sırada da bu hususun bilindiği halde davalı vekilince itiraz dilekçesinde bu hususa değinilmediği, kararın mirasçılar lehine verilmesine rağmen istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmakla artık davacı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğundan vefat eden davacının ölüm tarihine kadar yeniden hesap yapılması gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Eldeki davanın açılmasından önce İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2014/1069 Esas  sayılı dava, aynı kazaya ilişkin olarak aynı davacılar tarafından aynı davalıya karşı açılmışsa da davanın konusunun zorunlu trafik sigortası kapsamında destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olduğu, davada bir kez ıslah yapıldığından sonraki tarihli bilirkişi raporunda daha yüksek destekten yoksun kalma tazminatı belirlenmesi üzerine 2.kez ıslah yapılamayacağından oluşan fark için eldeki davanın  destekten yoksun kalma tazminatı istemi ile ek dava olarak açıldığı ve davanın ilk dava dosyası ile birleştirilmesinin talep edildiği, her iki davanın tarafları aynı olmakla birlikte dava konusunun birbirinden farklı olduğu, davacılar vekilinin iş bu davayı ilk davada ıslah edilemeyen tazminat için ek dava olarak açtığı anlaşıldığına göre kesin hüküm koşulları oluşmamıştır. KTK'nın 109/2.maddesine göre \"Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.\" Dava konusu kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85/1 ve 66/1-d maddelerine göre, ceza dava zamanaşımı 15 yıldır. Kaza tarihi olan 23/06/2008 tarihi ile dava tarihi olan 05/11/2019 tarihi dikkate alındığında 15 yıllık ceza dava zamanaşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf  itirazı yerinde değildir. Davacılar vekilinin başvuru dilekçesinin 10/01/2014 tarihinde davalı sigorta şirketine tebliğ edildiği anlaşılmış olup, 8 iş günü sonrası temerrüt tarihi 23/01/2014 olduğundan ve davalının bu tarih itibari ile temerrüte düştüğü istinaf edilmeksizin kesinleşen ilk kararda da hükme esas olarak alındığından bu yöne ilişkin istinaf yerinde değildir.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 1.274,65 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 955,98‬ TL harcın davalıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.15/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"beefc5c8a2db23ef","SID":"406ce681d794e79f"}}