{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/843 <br>KARAR NO: 2024/715<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/914 Esas<br>KARAR NO: 2021/193<br>TARİHİ: 17/02/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 02/12/2019<br>KARAR TARİHİ: 22/05/2024<br> 6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dilekçesinde özetle;  müvekkilinin davalıya 11/04/2017 tarihinden itibaren iş sağlığı ve güvenliği hizmetini verdiğini, taraflar arasındaki 11/04/2017 tarihli sözleşmeye göre davacıya ücretin aylık ödeneceği ve faturanın keşide tarihini takip eden 30 gün içinde faturanın ödeneceğinin kararlaştırıldığını, 01/05/2018'de sözleşmenin yenilendiği ve ödeme gününün her fatura için sonraki ayın 10'u olarak kararlaştırıldığını, yani her iki sözleşmede de belirli bir vade kararlaştırıldığını, 31/03/2019 keşide, 10/04/2019 vade tarihli faturadan itibaren devam eden aylara ilişkin alacağın tahsili amacıyla davalı  tarafa karşı Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep  ve  dava etmiştir.  Dava değeri  53.556,14 TL'dir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıdan iş sağlığı ve güvenliği hizmeti aldığını, taraflar arasında 11/04/2017 tarihinde başlayan hizmet ilişkisinin 31/07/2019 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin önceki takip için toplam 257.073,12 TL olarak 03.05.2019 tarihinde ödemek zorunda kaldığını, 12.04.2019 tarihinde davacıya 70.000 TL ödeme yaptığını, sonrasında da ödemeler yapıldığını, ticari ilişkinin sonlanmasına müteakiben başlatılan takibe kısmi itiraz edildiğini, şayet davacının takip talebinde açıkça belirttiği şekilde 31.03.2019 tarihli faturadan  kalan alacağının 6.110 TL olduğunu şeklindeki açık beyanı dikkate alınarak hesaplama yapılacak olursa bu takdirde de davacının takip tarihindeki alacağının ancak 33.460 TL tutarında olabileceği, yapılmış olan kısmi itiraz sonrasında davacıya fazladan ödenmiş olan kısmın iadesi için talep ve dava hakkımızı saklı tutulduğunu, davacının tüm alacağının icra dosyasına yapılan ödeme ile temizlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece \"Dava, davacının, sözleşmeye dayalı fatura alacağının tahsili için davalı aleyhine giriştiği icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; taraflar arasında 11/04/2017 tarihli sözleşme imzalandığı ve davacı tarafça davalıya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verildiği ve ödenmeyen fatura alacaklarının tahsili talebiyle başlatılan icra takibine ödeme yapıldığından bahisle itiraz edildiği, icra takibine konu faturaların 31/03/2019 tarihli faturadan bakiye kalan 6.100,00 TL ile Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin faturalar olduğu, davalı tarafından davacı firmaya ödenen 15/04/2019 tarihli, 70.000,00 TL'lik ödemenin 28/02/2019 tarihli fatura ve 31/03/2019 tarihli faturalardan mahsup edilip Mart ayına ilişkin faturadan geriye 6.100,00 TL kaldığı ve daha sonra düzenlenen 30/04/2019, 31/05/2019, 30/06/2019, 30/07/2019 tarihli faturalar toplamı ve işlemiş faiz toplamının 107.308,83 TL olduğu, 02/10/2019 tarihinde yapılan 53.752,69 TL'lik ödeme düşüldüğünde kalan alacak tutarının 53.556,14 TL olduğu, davanın da bu  tutar üzerinden açıldığı, taraflar arasında hizmetin verilmediğine ilişkin bir iddia olmayıp, ödeme yapıldığına ilişkin davalı savunması dikkate alındığında bu doğrultuda yapılan incelemede davanın 02/12/2019 tarihinde açıldığı, icra takibinin 09/09/2019 tarihli olduğu, arabuluculuğa yapılan başvurunun ise 04/10/2019 tarihli olduğu, davalı tarafça yapılan 22.420,00 TL'lik ödemenin 08/11/2019 tarihli, 8.912,69 TL'lik ödemenin ise 27/12/2019 tarihli olduğu, davacı tarafça hizmetin verildiği sabit olup, davalı tarafından kısmi olarak itiraz edilen 53.556,14 TL'lik kısım yönünden bir miktar ödemeler yapılmış ise de, bu ödemelerin icra takibine itiraz ve arabulucuya başvuru tarihinden sonra yapıldığı ve davanın açılmasında davacının haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davaya konu faturalar için sözleşme ile vade tarihleri belirtilmiş olup, davacı işlemiş faiz talebinde de haklı olduğundan, davalı tarafça kısmi olarak itiraz edilen miktarın tamamı yönünden davacının davasının  kabulüne karar verilmiştir.'' gerekçesi ile ''Davanın kabulü ile 53.556,14 TL yönünden davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin hükmedilen alacak yönünden devamına; asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 2/2. Maddesi gereğince Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için ön gördüğü değişen oranlarda avans faiz oranı uygulanmasına,Davalı tarafça arabulucuya başvuru süreci ve dava tarihinden sonra yapılan 22.420,00 TL ile 8.912,69 TL ve varsa daha sonradan yapılacak ödemelerin infaz aşamasında dikkate alınmasına,Hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 10.711,22 TL  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine'' karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle;Davacının takip tarihinde kendi ticari defterinde kayıtlı alacak miktarı 65.405 TL olduğu tartışmasız iken, 103.460 TL asıl alacak üzerinden başlattığı takibe yapılan kısmi itirazımın tümünün iptaline karar verilmesi fahiş bir hatadır.Yani 28.02.2019tarihli fatura dahil davalı müvekkilimin davacıya olan tüm cari borcu Bİstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosyasına ödenerek kapatılmış olup takibe konu edilen 28.02.2019 tarihli faturadan (ve önceki faturalardan) müvekkilimin davacıya herhangi bir borcu kalmadığı hususu kanaatimizce tereddütsüzdür. Davacı vekili, rapora karşı beyan dilekçesinde \"Davalı tarafa karşı yapmış olduğumuz ilk icra takibinin tarihi 12.03.2019'dur. Yani Şubat 2019 tarihli faturanın vadesi henüz gelmemiştir.\" şeklinde beyanda bulunmuşsa da takip tarihinde yani 12.03.2019 tarihinde davacının dava dilekçesinde açıkça \"10 gün\" olarak beyan ettiği vade'nin gelmiş olduğu açıktır. Kaldı ki bu İstanbul ... İcra Müdürlüğündeki takip talebinde  açıkça  \"28.02.2019  tarihli 38.055 TL tutarındaki fatura\" şeklindeki net ifade yazılıdır. Takip avukat vasıtası ile yapılmıştır. Dilekçemizin yukarıda 4.3 maddesindeki izahatımızda da belirtildiği üzere işbu davaya konu takip 31.03.2019 tarihli ve 10.04.2019 tarihli faturadan itibaren yapılmıştır .Önceki takibinde 28.02.2019 tarihli faturayı yazan ve ikinci takipte de 31.03.2019 tarihli faturayı yazan davacının bilirkişi raporuna itirazlarındaki beyanlarının samimiyeti ve ciddiyeti olmdığı çok açıktır.zaten davacı tarafından tahsil edilmiş olan 28.02.2019 tarihli faturanın ikinci kez davacıya ödenmesine hükmedilmesi anlamında olup, dilekçemiz içeriğinde yukarıda 5.1 maddede açıkladığımız hususun yani 28.02.2019 tarihli faturanın davacı tarafından tahsil edilmiş olduğunu gösteren davacının ticari defterdeki kayıtların yerel mahkeme tarafından doğru değerlendirlemediğini açıkça ortaya koyan bu bu ifadeye dayalı kurulan kararın bu yönden de kaldırılması gerektiği açıktır. İtirazımızda faiz oranında da itiraz edilmişse de bu itirazımız hakkında bir değerlendirme yapılmamış - karar verilmemiş olmakla zımni olarak davacının işçilerin ücret alacakları için öngörülen % 31 en yüksek mevduat faizi talebi kabul edilmiş olup karar bu yönü ile de hatalıdır ve kaldırılmalıdır.''<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde 09/09/2019 tarihinde asıl alacak 103.460,00TL ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 107.308,83 TLnin takip tarihinden itibaren yıllık %31 mevduat faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borcun 53.752,69 TL'lik kısmını aşan miktarına itiraz ederek 02/10/2019 tarihinde 65.672,06 TL ödeme yapıldığı, takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, bu kararın alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Takibin dayanağı 31/03/2019 tarihli faturadan bakiye 6.100TL, 31/04/2019 tarihli 30.090,00TL bedelli fatura, 31/05/2019 tarihli 22.420,00TL bedelli fatura,  31/06/2019 tarihli 22.420,00TL bedelli fatura, 31/07/2019 tarihli 22.420,00TL bedelli faturalardır.Davalı taraf davadan önce 08/11/2019 tarihinde 22.420,00TL; davadan sonra 27/12/2019 tarihinde 8.912,69 TL ödeme yaptmıştır.Davacı daha önce İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasında 21/03/2019 tarihli takip talebi ile 30/06/2017-31/12/2017 tarihli 7 adet fatura, 31/01/2018-31/12/2018 tarihli 12 adet fatura ve 28/02/2019 tarihli 38.055,00TL bedelli faturaları ve işlemiş faiz alacağını (toplam 214.190,72TL) icraya koymuş, davalı tarafından 03/05/2019 tarihinde 257.073,12 TL ödeme yapılarak dosya kapanmıştır. Taraflar arasında imzalanan 06/04/2017 tarihli iş güvenliği sözleşmesinin 5.3 maddesi;  ''Yukarıda belirtilen 24000 TL+KDV'den ibaret olan İş Sağlığı Ve Güvenliği Aylık Hizmet Bedeli, OSGB tarafından her ayın son iş günü ...'e fatura edilecek ve ... tarafından takip eden 30 gün içinde OSGB'nin işbu sözleşmede belirtilen banka hesabına yatırılacaktır. Kesilen faturanın tebliği takip eden her ayın ilk haftası OSGB tarafından ... tebliğ edilecektir.'' şeklindedir. 01/05/2018 tarihli sözleşmede ise aynı maddede  ....takip eden 10 gün içinde banka hesabına yatırılacağı belirtilmiştir. Her iki sözleme de bir yıllıktır. Mahkemece taraf defteri incelenerek rapor düzenlenmesi istenmiş, davalı taraf ticari defterleri sunmamıştır. Bilirkişinini davacı defter ve kayıtlarını inceleyerek sunduğu raporda özetle;  Davacı Firmanın, Davalı Firmadan takibe konu faturalara istinaden  ve Davalı Firmadan yapılan tahsilat tutarları (12/04/2019 tarihinde 70.000,00TL ödeme) ve Yevmiye Defterine kayıt işlemleri Bilirkişi Raporunun 5.1.2 kısmında belirtildiği gibi olup İcra takip tarihi itibarıyla (09.09.2019) 65.405,00 TL Alacağı görünmektedir. Davacı Firmanın Davalı Firma hakkında Cebri İcra Takibi başlattığı Bakırköy ... İcra dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyası tetkik edildiğinde Davacının 31.03.2019 Tarih ve Seri-..., ... Sayılı KDV dahil 38.055,00 TL Hizmet Faturasından kalan borç tutarının 6.110,00 TL olduğu belirtilmiştiı. Bu Durumda bu faturadaki borç tutarının 38.055,00 TL değil de 6.110,00 TL olarak dikkate alınması halinde Davacı Firmanın Davalı Firmadan alacağı (65.405,00- 38.055,00+6.110,00)  33.460,00 TL olmaktadır. Davalı Firma Cevap Dilekçesinde Davacı Firmaya 12.04.2019 Tarihinde  70.000,00 TL Ödeme yaptığını belirtmiş olup, Yapılan tetkik sonucunda bu ödemenin Davacı Firmanın Kayıtlarında Tahsilat olarak gözüktüğü anlaşılmıştır. Davacı Firmanın Davalı Firma ile ticari ilişkisini gösteren ve fotokopisi dava dosyasında mevcut olan cari hesap ekstresi ve defter kayıtları tetkik edildiğinde davalı firmanın İcra takip tarihi olan 09.09.2019 tarihinden sonra ödemelerinin bulunduğu ancak bunlar davanın konusu oluşturmadığından dikkate alınmadığı ve. Bu ödemelerin 08.11.2019 tarihinde  22.420,00 TL, 27.12.2019 tarihinde 8.912,69 TL olduğu görülmektedir.Davacı vekili, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ''Davalı tarafa kaşı yapmış olduğumuz ilk icra takibinin tarihi 12.03.2019'dur. Yani Şubat 2019 tarihli faturanın vadesi henüz gelmemiştir. Biz de iyi niyetli olarak davalı tarafından yapılan 70.000,00 TL ödemeyi 2019 yılının Şubat ve Mart aylarına mahsup ederek, Mart ayından kalan bakiye ile birlikte Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz ayları faturalarına ilişkin dava konusu icra takibini başlattık. Yani zaten aslında 70.000,00 TL tutarındaki ödeme tarafımızca düşüldükten sonra icra takibi başlatılmıştır. Dava konusu icra takibini açarken, tarafımızca 2019 yılı Mart, Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin faturalara dayanılmıştır.Durum bu şekilde olduğundan dolayı tarafımızca Mart ayından kalan 6.110,00 TL bakiyeden itibaren Nisan, Mayıs, Haziran ve Temmuz aylarına ilişkin faturalar için icra takibi başlatılmıştır. Bu aylara ilişkin tutar faizleriyle birlikte 107.308,83 TL'dir. Bilirkişi hatalı olarak takip tarihinde müvekkilin 65.405,00 TL alacaklı göründüğünü belirtse de doğrusu 107.308,83 TL'dir. Bu sebeple rapora itiraz ediyoruz. Rapor hatalıdır. Davalı tarafça yapılan ödemeler takip konusu faturalara ilişkin değildir. Bilirkişi tarafından hatalı olarak takip konusu faturalardan düşülmüştür. '' şeklinde beyanda bulunmuştur. Bilirkişi ek raporda; davacı iddialarının kabul edilmesi halinde, Bakırköy ... İcra dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi aracılığıyla davalı firmadan 02.10.2019 tarihinde yapılan 53.752,69 TL ödeme düşüldükten sonra Davacı firmanın Davah firmadan kalan alacak tutarının 53.556,14 TL olduğu sonucu çıkmaktadır. Dava da bu tutar üzerinden açılmıştır. Her konuda olduğu gibi bu konuda ki Takdir Yetkisi de Yüce Mahkemenindir. Bu defa, 28.02.2019 Tarih ve Seri-... Sayılı KDV dahil 38.055,00 TL tutarlı Hizmet Faturasının davacı tarafından davalı firma adına İcra takibi yaptığı İstanbul .... İcra Dairesinin ... sayılı, dosyasında icra yoluyla tahsilatının yapıldığı hususunun Sayın Mahkemece kabul edilmesi halinde ise Davacı firmanın Davalı firmadan olan alacak tutarı 3.848,83 TL işlemiş faiz ile birlikte Toplam 69.253,83 TL olacak bu tutardan Bakırköy ... İcra dairesinin 2019/16914 Esas sayılı icra takibi aracılığıyla davalı firmadan  02.10.2019 tarihinde yapılan 53.752,69 TL ödeme düşüldükten sonra Davacı firmanın Davalı firmadan kalan alacak tutarının 15.501,14 TL olduğu sonucu çıkmaktadır. Her konuda olduğu gibi bu konuda ki Takdir Yetkisi de Yüce Mahkemenindir. Davalı Firma Cevap Dilekçesinde Davacı Firmaya 12.04.2019 Tarihinde 70.000,00 TL Ödeme yaptığını belirtmiş olup, Yapılan tetkik sonucunda bu ödemenin Davacı Firmanın Kayıtlarında Tahsilat olarak gözüktüğü anlaşılmıştır.Taraflar arasında hizmetin verildiği hususu ihtilafsızdır. Davacı taraf, dava konusu takibe konu edilmeyen 28/02/2019 tarihli faturanın vadesi, ilk takip tarihi 21/03/2019  itibari ile henüz gelmediğinden tahsil edilmediğini, davalı tarafından yapılan 70.000,00 TL ödemeyi 2019 yılının Şubat ve Mart aylarına mahsup ederek dava konusu takibi başlattıklarını ileri sürmektedir ancak bu fatura tarihinde yürürlükte bulunan 01/05/2018 tarihli sözleşmeye göre vade tarihi fatura tarihinden itibaren 10 gündür ve işbu faturanın ilk takip tarihi itibari ile vadesinin geldiği ve icra dosyasından tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacı tarafın bilirkişi raporuna karşı  beyanlarına itibar edilemez. Mahkemece bu itirazlara itibar edilerek hüküm kurulması hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, her iki tarafın ticari defterlerinin incelenmesi için usulüne uygun ihtarlarda bulunup bilirkişi raporu alınmasıdır. Takibe konu ana para, varsa temerrüt süresi ve işletilecek temerrüt faizi oranı ile işlemiş faiz miktarının ve davalının ödemelerinin belirlenmesi, TBK 100 maddesi de dikkate alınarak bakiye kalan alacak varsa tespiti gerekir. Ayrıca davalının dava tarihinden önce yaptığı 22.420,00TL'lik kısım düşüldükten sonra kalan alacak miktarının tespiti gerekir. Bu tespitten sonra davacın bu kısım için dava açmasında hukuki yararı olmadığından bu kısım yönünden davanın usulden reddine karar verilmemesi de hatalı olmuştur. Dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infaz aşamasında değerlendirilmesi tabiidir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğinden; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/914 E. 2021/193 K. Sayılı 17/02/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/05/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e9b4d83128d4c588","SID":"3fe2c73ca81f34c9"}}