{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     <br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ       <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>                    \t\t\t             (D Ü Z E L T E R E K    Y E N İ D E N    <br>\t\t\t             E S A S    H A K K I N D A    K A R A R)<br>ESAS NO\t: 2020/1635 <br>KARAR NO\t: 2024/805<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...                ...<br>ÜYE \t: ...\t                       ...<br>ÜYE \t: ...<br>KATİP\t: ...\t                      ...<br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t:  Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t:  22/01/2020<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t:  2019/264E., 2020/56K.<br>DAVACI\t\t\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t: <br><br><br>\tTaraf vekillerince yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>\tDavacı vekili,  müvekkilinin davalı kooperatifte üye olduğunu, tüm ödevleri yerine getirdiğini, üyelik aidatlarını zamanında ve eksiksiz şekilde ödediğini, davacının 15/12/2016 tarihinde istifa ettiğini, üyelik kaydı silinmesine rağmen birikmiş aidatın ödenmediğini, ödentilerin iadesi için icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.<br> Davalı vekili, davacının muaccel bir alacağının olmadığını, davacının kooperatif ortaklığından 24/11/2016 tarihinde çıkarıldığını, 29/03/2015 tarihinde toplanan kooperatif genel kurulunda 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesine göre kooperatiften çıkan veya çıkarılan üyelerle hesaplaşmada kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye düşürecek nitelikteki iade ve ödemelerin üç yılı aşmamak üzere yapılması hususunda yetki verilmesine ilişkin karar alındığını, davacının kooperatife ortak olduğu dönem içerisinde 12.900,00 TL para yatırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t: <br>\tİlk derece mahkemesince \"... konut yapı kooperatifleri ana sözleşmesinin 13. maddesine göre kooperatiften ayrılmak isteyen ortakların hesap senesi sonundan en az bir ay önce yönetim kuruluna yazı ile başvurmaları gerektiği, somut olayda davacının, kooperatif üyeliğinden istifasına ilişkin 15/12/2016 tarihli yazıyı 2016 hesap yılı sonundan bir aydan az bir süre önce kooperatife gönderdiği, bu nedenle anılan madde uyarınca davacının ortaklıktan çıkma işleminin 2016 hesap yılı sonunda değil, 2017 yılında gerçekleşmiş olduğunun kabulü gerektiği, davalı kooperatifin davacıyı üyelikten ihraç etmesine ilişkin 24/11/2016 tarihli kararına karşı Kooperatifler Kanununun 13. maddesi gereğince üç aylık itiraz süresinin dolması beklendiğinde dahi davacının üyelikten çıkarılması işleminin 2017 yılında kesinleştiği, dolayısı ile, çıkma/çıkarılmanın 2017 yılında gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.<br>Davalı vekili her ne kadar 2015 yılı genel kurul kararı uyarınca üyelerin ortaklıktan çıkma/çıkarılma alacaklarının ödemesinin üç yıl ertelendiğini belirterek alacağın henüz muaccel olmadığını ileri sürmüş ise de, davacının üyelikten çıkma/çıkarılma işleminin 2017 yılında gerçekleşmesine göre 2015 yılında alınan kararın davacıyı bağlamayacağı, 2017 yılı bilançosunun görüşüldüğü 2018 yılı genel kurul toplantısında da bu yönde alınmış bir karar bulunmadığı, bu nedenle davacının yaptığı ödemenin 3 yıl ertelenemeyeceği kanaatine varılmış, bu durumda, kooperatif ana sözleşmesi ve yargıtay içtihatları uyarınca kooperatif üyesinin, alacağını kooperatiften ayrıldığı yıl bilançosunun tasdik edildiği genel kuruldan bir ay sonra isteyebileceği, buna göre somut uyuşmazlıkta, davacının üyelikten ayrıldığı 2017 yılı genel kurul toplantısının 27/04/2018 tarihinde yapıldığı, davacının, çıkma alacağını genel kurul toplantısından bir ay sonraki tarihten, yani 28/05/2018 tarihinden itibaren talep edebileceği, davacının da davaya konu alacağın kooperatiften tahsili için 04/03/2019 tarihinde icra takibi başlattığı, bu durumda takip tarihi itibariyle alacağın muaccel olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin iddiaları yerinde görülmemiştir.<br>Her iki tarafın bilirkişi incelemesine sunduğu muavin defter kayıtlarında davacının kooperatife toplam 11.700 TL ödeme yaptığı tespit edilmiş olup, karar vermeye elverişli bilirkişi raporundaki hesaplama uyarınca, söz konusu alacak miktarından davacının kooperatiften ayrıldığı yıla ait genel giderlerden kendi hissesine düşen kısmının tenzili sonucu davacının talep edebileceği bakiye alacak miktarının (11.700 TL-2.907,07 TL=) 8.792,83 TL, kooperatifin temerrüte düştüğü tarihten takip tarihine kadar işlemiş faizin ise 609,23 TL olduğu anlaşılmakla davanın bu miktarlar üzerinden kısmen kabulüne...\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: davacı tarafından davalı kooperatif aleyhine, yasal faizi ile  birlikte toplam 29.809,60 TL icra takibi başlatıldığını, bilirkişi raporuna itirazlarının nazara alınmadığını, kooperatifin eksik defter ve kayıtlarının hiç bir şekilde davacı aleyhine delil teşkil edemeyeceğini, davacı müvekkilin kooperatife yapmış olduğu dava konusu ödemeye ilişkin davalı kooperatifin ikrarının göz ardı edildiğini, faiz başlangıç tarihinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: davalının icra takibine haklı olarak itiraz ettiğini, bilirkişi incelemesi sonucunda davacı alacağının 8.792,83-TL işlemiş faizinin ise 609,23-TL olduğunun tespit edildiğini, mahkemenin de bu tespit doğrultusunda karar verdiğini, davacının icra takibine yaklaşık 20.000,00-TL fazla talepte bulunduğunu, bu durumda mahkemenin davacı lehine 1.880,41-TL icra inkar tazminatına hükmetmesinin yasalara ve içtihatlara aykırı olduğunu, davacının alacağının likit olmadığını, 1.320,00-TL tutarındaki zorunlu arabuluculuk ödemesinin hatalı olarak taraflar arasında paylaştırdığını beyan ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t\t:<br>Dava, kooperatif üyeliğinden çıkma payı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>1-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. \t <br>2- Yargılama usulü bakımından ikrar, açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demektir (YHGK 9.11.1955 gün E:4-79 K:78; YHGK 25.6.1975 gün E:4/681 K:879).<br>   İkrarın ispat kuvveti, yapıldığı yere göre belirlenir. İkrarın mahkeme içinde veya mahkeme dışında yapılmasına farklı hüküm ve sonuçlar bağlanmıştır. Mahkeme içi ikrarın, taraflardan ya da onların yetkili temsilcilerinden sadır olması ve ikrarın yargılama içinde, mahkemeye karşı yapılması gerekir. Mahkeme içi ikrar, mahkeme önünde sözlü olarak yapılabileceği gibi; bir dilekçe veya layiha (dava evrakı) ile de vakıa ikrar edilebilir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 236/1. maddesinde “dava evrakı” olarak belirtilen belgeler, tarafların dilekçe ve layiha gibi, davayı hakim önüne götüren ve dava ilişkisi nedeniyle birbirlerine usulen tebliğ ettirdikleri belgelerdir. Mahkeme içi ikrar, bir kesin delildir.<br>Önemle vurgulanmalıdır ki; bir davada yapılan mahkeme içi ikrar, başka bir davada da geçerli olup, kesin delil teşkil eder (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı baskı, İstanbul 2001,  C:2, s:2045).<br>Somut davada; davalı vekili cevap dilekçesi ile davacının 12.900,00 TL ödemesinin bulunduğu yönde beyanda bulunduğundan ödeme miktarı yönünden kesin delil niteliğinde ikrarın bulunduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada ikrar edilen bu rakam yerine 11.700,00 TL nin esas alınması hatalı olmuştur.<br>Açıklanan nedenle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek, esas hakkında yeniden karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>\tI-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2019/264E., 2020/56K. sayılı dava dosyasında verdiği 22/01/2020 tarihli kararına yönelik davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer sebeplere ilişkin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE.<br>\tII- Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:<br>\tHMK m. 353/1,b,2 gereğince, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2019/264E., 2020/56K. sayılı dava dosyasında verdiği 22/01/2020 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE.<br>\tBuna göre:<br>\t\"1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, davalının Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2890 esas sayılı dosyasındaki vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 9.992,93 TL asıl alacak 699,51 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.692,44 TL alacak üzerinden devamına, <br>Asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %9 yasal faiz işletilmesine, <br>İtirazın iptaline karar verilen toplam alacağın %20'si oranında hesaplanan 2.138,48 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,<br>Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,  <br>\t2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 730,40 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 360,03 TL'nin mahsubu ile bakiye 370,37 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,      <br>3-Davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olması nedeniyle, suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk ödemesinin davadaki haklılık durumuna göre 473,47 TL'nin davalıdan,  846,53 TL'nin ise davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,  <br>4-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 6,40 TL vekalet harcı, 600 TL bilirkişi ücreti ve 42,20 TL tebligat ve toplu müzekkere gideri olmak üzere toplam 693,00 TL yargılama giderinden kabul oranına göre 248,57 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>5-Karar ve ilam harcından mahsup edilen 360,03 TL peşin harç ile 148,60 TL istinaf yoluna başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, <br>6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap ve takdir edilen 10.692,44 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davalı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>7-HMK'nun 333. ve GAT'nin 5. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde yatırana iadesine,\"<br>\tIV-Peşin alınan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine.<br>\tV-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.<br>\tVI-\tHMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.<br>\t29/05/2024  tarihinde,  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\tHMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri  üç yüz yetmiş sekiz bin iki yüz doksan  (378.290,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  29/05/2024<br>\t\t\t\t<br>       Başkan ...                      Üye ...                 Üye ...                Katip ...<br>   e-imzalıdır\t\t\t\t         e-imzalıdır \t\t\t        e-imzalıdır \t\t\t\t \t e-imzalıdır <br>      <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"199cfc70d7607db4","SID":"dad08530f963f417"}}