{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/867 <br>KARAR NO\t: 2024/1043<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP \t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/6 E.  -  2021/351 K.<br><br>DAVACI\t: ... \t  <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü)<br><br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 14/10/2021 tarih ve 2021/6 E. - 2021/351 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 15 yılı aşkın süredir dünyanın çeşitli yerlerinde berberlik, saç tasarımı, saç ve yüz bakımı alanlarında faaliyet gösteren bir saç stilisti ve \"...\" nin sahibi olduğunu, müvekkilinin dünyaca ünlü müzisyen ve sanatçıların saç stillerini tasarladığını, piyasada “...” olarak tanındığını, müvekkilinin ayrıca mesleki alanıyla ilgili ürünlerin ticaretini yaptığını, bu ürünlerde “... + şekil” ibareli markaları kullandığını, ürünleri internet üzerinden tüm dünyaya kargo ile ulaştırabilecek şekilde tüketiciye sunduğunu, müvekkiline ait “...” ibareli markanın 03, 08 ve 09. sınıflarda 86630936 başvuru numarası ile, “...” ibareli markanın 03, 08 ve 21. sınıflarda 88247302 başvuru numarası ile, “... + şekil” ibareli markanın 03, 08 ve 21. sınıflarda 88435269 başvuru numarası ile Birleşmiş Devletler Patent ve Marka Ofisi (USPTO) nezdinde tescilli olduğunu, “'... + şekil'” markasının çeşitli ülkelerin marka sicillerinde tescilli olduğunu, müvekkiline ait “....com” alan adlı internet sitesi üzerinden davacı markalarını taşıyan ürünlerin görülebileceğini,Türkiye’ye ürün ve hizmet ihraç ettiğini, ürünlerin Türkiye çapında satıldığını, ... kanalıyla dünyanın her bir yanına dağıtıldığını, internet sitesinin Türkiye’de ikamet eden müşterileri tarafından sıklıkla ziyaret edildiğini,  müvekkilinin sosyal medya platformlarında çok sayıda takipçisi olduğunu, müvekkiline ait “...” isimli Instagram hesabında Türkiye’deki tüketici kitlesini hedefleyen Türkçe paylaşımlar yapıldığını, bu hesaptaki ilk gönderinin 02/07/2018 tarihli olduğunu,  müvekkili markasının tanınmış marka vasfını haiz olduğunu, davalı marka başvurusunun müvekkiline ait “...” ibareli marka ile yazılış ve okunuş bakımından birebir aynı olduğunu, aynı mal ve hizmet sınıflarında tescil edildiğini, müvekkilinin “...” markasının gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, bu ibarenin müvekkili tarafından ticaret unvanı gibi kullanıldığını, “...” ibaresinin tek başına bir anlama gelmediğini ve Türkçe karşılığı olmadığını, davalı marka başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını, aynı sektörde faaliyet gösteren davalı tarafından müvekkilinin markasının bilinmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu 2019/30401 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusuna itirazlarının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, bir kişinin gerçek hak sahibi olduğunun tespiti için markanın Türkiye’de kullanılmasının şart olmadığını ileri sürerek, müvekkili markalarının tanınmış marka olduğunun tespitini,  TÜRKPATENT YİDK'nun 2020-M-8715 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2019/30401 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, davanın davacısının ... olduğu, dava konusu YİDK kararına itiraz edenin \"... ...\" olduğunu, husumet ile ilgili tereddüttün giderilmesi gerektiğini, davacıya ait Türkiye’de “...” ibareli tescilli marka ve/veya marka başvurusu bulunmadığını, davacının marka benzerliği ve iltibas doğabileceği yönündeki itirazlarının dinlenemez nitelikte olduğunu, YİDK kararının verildiği tarihte itiraz sahibi davacının aktif ve yoğun kullanıma ilişkin yeterli belge sunmadığını, dava konusu markaya ilişkin ticari etki oluşturacak, aktif ve süreklilik arz edecek ve başvurunun tescilini engelleyecek mahiyette bir markasal kullanımın ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... davaya cevap vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 6769 sayılı SMK madde 6/3 anlamında davacının ve itiraz aşamasında itiraz eden şirketin Türkiye’de önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlar nitelikte bir bilgi/belge bulunmadığı, bu nedenle davacının gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlanamadığı, davacı tarafça markanın tanıtım faaliyetlerine ilişkin dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, esasen tanıtım ile ilgili (tarihi belirlenemeyen) sadece bir adet dergide yayınlanan röportajın sunulduğu, bu belge ışığında iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, bir markanın yurtdışında tanınmış olması veya başka ülkelerde tescilli olmasının, o markanın Türkiye’de de Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olduğu anlamına gelmeyeceği, sunulan belgelerin markanın tanınmış olduğunun kabulü için yeterli olmadığı, yurt dışında tescilli markanın aynısını veya benzerini tescil ettirmenin tek başına kötü niyetli marka tescili olarak yorumlanamayacağı gerekçesiyle  davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait \"...\" markasınin Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış bir marka olduğunu, Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış bir markanın Türkiye’de tanınmış olması yahut fiilen kullanılması gerekmeyeceğini, davalı ...'ın kötü niyetli olarak dava konusu markayı müvekkilinin Türkiye distribütörü gibi görünmek ve bu şekilde Türkiye piyasasına yoğun olarak girmesinin önüne geçmek ve haksız kazanç sağlamak amacıyla tescil ettirdiğini, gerçek hak sahipliği iddia ettikleri \"...\" ibareli marka ile davalının markası karşılaştırıldığında gerek görsel gerekse fonetik, tüm terkibin gözde bıraktığı izlenim açısından değerlendirildiğinde markaların birbiri ile aynı olduğunu, aynı faaliyet alanında kullanılmak üzere başvuru yapan davalı tarafın davacı taraftan haberdar olmama ihtimali ve tesadüfen \"...\" markası için ‘kuaför hizmetleri’ ve bu alanda kullanılan ‘bakım ürünleri’ emtiasını da kapsar şekilde marka başvurusunda bulunmasının tesadüf sayılamayacağını, \"...\" ibaresinin, anlamı olan veya sektörde kullanılan kelimelerden olmadığını, aksine orijinal bir ibare olduğunu, davacının kurduğu ... ...'nin ticaret unvanı olarak da kullanıldığını, sundukları kullanım delillerinin Türkiye'deki marka kullanımlarını ve öncelik haklarını ispatladığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: 1- Dava, marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararı iptali, marka hükümsüzlüğü ve markanın tanınmışlığının tespiti istemine ilişkindir. <br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.\t<br>\tDavalı tarafça davacının YİDK iptali davası yönünden aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı ileri sürülmüştür. Gerçekten de dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalı gerçek kişinin dava konusu marka başvurusu üzerine, bu başvuruya dava dışı ... Signature, Inc.  tarafından itiraz edildiği, dava dışı şirketin itirazının Markalar Dairesi Başkanlığınca reddedildiği, ... ....'nin bu karara itirazının da dava konusu 03/11/2020 tarih 2020-M-8715 sayılı YİDK kararı ile reddedildiği, sonuç olarak davacı gerçek kişinin YİDK kararına yönelik bir itirazının bulunmadığı, bu itibarla davacının iş bu davayı açmakta, hem aktif dava ehliyeti hem de hukuki yararının bulunmadığı, Yargıtay uygulamasının da da bu yönde bulunduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08/05/2017 tarih 2015/14555 E.- 2017/2713 K., 25.11.2014 tarih 2014/11331 E.- 2014/18295 K., 08/05/2012 tarih 2010/6969 E.- 2012/7289 K.) anlaşılmaktadır.<br>\t2- Hükümsüzlük davasına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gelince, davacı hükümsüzlük davasında gerçek hak sahipliği, tanınmışlık, ticaret unvanından kaynaklanan üstün hak ve kötüniyet iddialarına dayanmıştır. Mahkemece  SMK madde 6/3 anlamında davacının Türkiye’de önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlar nitelikte bir bilgi/belge bulunmadığı, bu nedenle davacının gerçek hak sahipliği iddiasının ve SMK'nın 6/4 ve 6/5.maddeleri anlamında tanınmışlığın şartlarının oluşmadığı, yurt dışında tescilli marka ile benzer marka başvurusunda bulunulmasının SMK'nın 6/9.maddesinde düzenlenen kötüniyeti ispata elverişli olmadığının kabul edilmesi yerinde ise de, davacının dava dilekçesinde dayandığı SMK'nın 6/6.maddesinde düzenlenen ticaret unvanından kaynaklanan iddialarının karar gerekçesinde tartışılıp değerlendirilmemesi doğru olmamıştır.<br>\tDavacının hükümsüzlük davasında dayandığı 6769 sayılı SMK'nın 6/6.maddesinde; \"Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Ticaret unvanı, bir tacirin ticari işletmesine ilişkin işlemlerinde kullandığı addır. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanını bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından sahibine öncelik hakkı sağladığının kabulü gerekmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2017 tarih, 2016/1193 esas, 2017/4014 Karar sayılı ilamında da, \"davacı şirketin fiilen faaliyette bulunduğu mal ve hizmetler ile davalı markası kapsamında kalan mal ve hizmetler arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması halinde, bu mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken\" denilerek aynı sonuca ulaşılmıştır. <br>\tAncak somut olayda davacı gerçek kişi olup, bizzat davacı adına tescilli dava konusu başvuru ile benzer nitelikte ticaret unvanı bulunduğu iddia ve ispat olunamadığı gibi, davacının dayandığı ticaret unvanı kendisine değil ve fakat YİDK'e itiraz eden dava dışı şirkete aittir. Bu durumda davacının SMK'nın 6/6.maddesine dayalı hükümsüzlük isteminin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>\t3-Davacı taraf dava dilekçesinde davacı markasının tanınmışlığının tespitini de talep etmiş, mahkemece tanınmışlık iddiası hükümsüzlük istemi bakımından değerlendirilmiş ise de, davadaki ayrı bir talep olan \"tanınmışlığın tespiti\" bakımından değerlendirme yapılmamıştır.<br>\tDava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “Kamu Düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir (6100 sayılı HMK'nın 114 - 115. maddeleri). Bu kapsamda,  6100 sayılı HMK’nın 114/1-h maddesinde, “Dava açmakta hukuk yararın bulunması” dava şartlarından sayılmıştır. Hukuki yarara ilişkin dava şartının sonradan tamamlanması da mümkün değildir. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/02/2020 tarih, 2019/2980 Esas, 2020/991 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere her ne kadar davalı Kurum tarafından, kendisine başvuru halinde başvuru konusu markanın tanınmışlık niteliğini haiz olup olmadığı konusunda inceleme yaparak bu nitelikte gördükleri markalar için sicil oluşturulmuş ise de, davalı Kurumun kanunen böyle bir sicil oluşturma yetkisi olmadığı gibi, tanınmışlık özelliği sabit bir olgu olmadığından, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kabullerine göre de, herhangi bir davada dayanılan markanın tanınmış olduğunun ileri sürülmesi halinde, her bir somut olayda o markanın tanınmış olup olmadığının ve tanınmışlığını sürdürüp sürdürmediğinin münferiden ispatlanması gerektiği kabul edilmektedir. O halde İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar göz önüne alınarak, davacının tanınmışlığın tespiti istemi yönünden dava açmakta hukuki yararının bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu husus değerlendirilmeksizin davanın tümüyle esastan reddine karar verilmesi de isabetli olmamıştır. <br>\tHMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. <br>\tSonuç olarak; davacının YİDK iptali isteminin aktif husumet yokluğu nedeniyle, hükümsüzlük isteminin yasal koşulların oluşmaması nedeniyle ve tanınmışlığın tespiti isteminin de dava şartı (hukuki yarar) yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın tümüyle esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 14/10/2021 gün ve 2021/6 Esas - 2021/351 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2- YİDK iptali isteminin aktif husumet yokluğundan REDDİNE,<br>3- Marka hükümsüzlüğü isteminin REDDİNE,  <br>3- Markanın tanınmışlığının tespiti isteminin HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar (dava şartı yokluğu) nedeniyle REDDİNE, <br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30 TL’nin düşümü ile kalan 368,30 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, <br>\t4-Davalı Kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden ve karar yalnız davacı tarafından istinaf edildiğinden ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2 maddesi uyarınca belirlenen 5.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'na verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından  yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,  <br>\t6-Davalılar tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),\t<br>\t8-Davacıdan peşin alınan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, <br>\t9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 31/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/06/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"768f06c21fa84382","SID":"f191afbd3099c1eb"}}