{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. DİYARBAKIR BAM   6. HUKUK DAİRESİ                         Esas-Karar No: 2024/910 - 2024/1453<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO: 2024/910 <br>KARAR NO\t: 2024/1453<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:  DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVANIN KONUSU\t:   Menfi Tespit <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ                  :  23/05/2024<br><br><br>Taraflar arasında görülen davada Mahkemece davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine dair verilen kararın istinaf incelemesi davacılar vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:  <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacılar vekili; müvekkilleri henüz üniversite öğrencisi iken davalı şirket tarafından ikna edilerek .... tarihinde franchise sözleşmesi ve .... isimli bir gerçek kişi ile müvekkilleri arasında devir sözleşmesi imzalatıldığını, buna istinaden ayrıca ... adet düzenleme tarihi ... olan teminat senedi alındığını, ancak davalı şirket tarafından sözleşme ile kararlaştırılan edimlerin yerine getirilmediğini, ancak müvekkillerinin tecrübesizlikleri nedeniyle royalti bedellerini düzenli olarak ödediklerini, müvekkillerinin davalının kendilerini oyaladığını anlamaları üzerine ihtar çekerek taraflar arasında imzalanan sözleşmeyi feshettiklerini, müvekkilleri tarafından davalı şirkete verilen senetlerin nakden düzenlenmiş olsa da esasen müvekkillerine verilen isim hakkı ve spor malzemeleri ile eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin güvencesi olarak verildiğini, davalının bu senetlerden bir kaçına dayalı olarak İzmir ... İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik ... TL üzerinden tamamı....düzenleme tarihli olan ... vade tarihli ve ...TL bedelli, 1...vade tarihli ve ...TL bedelli, ... vade tarihli ve ....TL bedelli, ....vade tarihli ve... TL bedelli, ... vade tarihli ve .... TL bedelli senetler hakkında ve dolayısıyla İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası nedeniyle müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, davalı aleyhine tazminata ve alacağın % 10 u oranında para cezası karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Davalı vekili; dava konusu kambiyo senetlerine ilişkin icra takibi İzmir ... İcra Müdürlüğünün.... sayılı dosyası ile başlatıldığından, takipten sonra açılan menfi tespit davası olması, müvekkili şirketin merkezinin İzmir olması ve yetki sözleşmesinde de hüküm altına alınmış olması nedeniyle yetkili mahkemenin İzmir mahkemeleri olduğunu, davacının bedelsizlik iddiasına dayandığından ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, taraflar arasında franchise devir sözleşmesi akdedildiğini ve davacının devredene daha önce teslim edilmiş bulunan spor malzemelerini uhdesine aldığını, müvekkili şirketin taraflar arasındaki sözleşme gereklerini yerine getirdiğini, aksine davacıların rekabet yasağı da dahil olmak üzere pek çok sözleşme hükmünü ihlal ettiğini, davacıların cari hesap bakiyelerinin ....TL olduğunu, ayrıca kongreye katılmamaları nedeniyle ödemeleri gereken ....TL ceza bedeli ile yine sözleşme uyarınca cayma bedelline, haksız rekabete ve müşteri bilgilerinin kullanılmasına ilişkin ...TL müvekkili şirkete borçlu olduklarını, davacıların sözleşme teminatı olarak verdikleri senetlerin oldukça üstünde bir tutarda borçlu olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; eldeki menfi tespit davasının icra takibinden sonra açıldığı, İİK'nun 72/son maddesi uygulanacağından yetkili mahkemenin genel hükümlere göre değil, anılan hükme göre tespit edilmesi gerektiği, dava konusu icra takibinin İzmir ... İcra Müdürlüğünde yapıldığı, davalının ikametgahının ise Konak/İzmir olduğu, bu durumda icra takibinden sonra açılan işbu menfi tespit davasının İzmir Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiği, davacının ise davayı belirtilen bu mahkemelerde değil Diyarbakır'da açtığı ve bu durumda tercih hakkının davalıda olduğu, davalının süresi içerisinde usulüne uygun olarak ileri sürdüğü yetki itirazında icra takibinin yapıldığı yer ve davalı şirketin ikametgahı olan İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunu bildirdiği, bu durumda davacının işbu menfi tespit davasını İİK'nun 72/son maddesinde düzenlenen yetkili mahkemelerden birinde açmadığı, yetkili mahkemeye ilişkin seçim hakkının davalıya geçtiği, davalının süresinde ve usulüne uygun olarak ileri sürdüğü yetki itirazı ile icra takibinin yapıldığı yer ve davalı şirketin ikametgahı olan yer İzmir Mahkemelerini yetkili mahkeme olarak bildirdiği gerekçesiyle davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddi ile mahkemenin yetkisizliğine, HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde davacının kararı veren Mahkemeye başvurarak dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.  <br>Karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  <br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili; mahkemece icra dosyasının evveliyatına dayanılarak karar verildiğini, ancak İzmir ... İcra Hukuk Dairesi tarafından kesin bir şekilde yetkisizlik kararı verildiğini, dosyanın Diyarbakır İcra Müdürlüğüne gönderildiğini ve Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile takibin derdest olduğunu, ayrıca dava konusunun sadece söz konusu icra dosyası olmayıp 10 tane kambiyo senedine ilişkin olduğunu, dosyanın kül halinde incelenmediğini, icra dosyaları Diyarbakır'da olduğundan yetkili mahkemenin Diyarbakır mahkemeleri olduğunu, ayrıca müvekkillerinin tacir olmadığını ve bu nedenle yetki sözleşmesine de dayanılamayacağını, takip konusu senetlerin Diyarbakır'da keşide edildiğini ve borçlunun yerleşim yerinin Diyarbakır olduğu, ayrıca bazı senetlerin Diyarbakır İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile takibe konulduğunu beyan ederek yerel mahkemece verilen kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, taraflar arasında imzalanan .... tarihli franchise sözleşmesinin teminatı olmak üzere davalıya verilen senetler nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. <br>Uyuşmazlık, eldeki davada mahkemenin görevli ve yetkili olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. <br>Davacılar, eldeki dava ile taraflar arasında imzalanan .... tarihinde franchise sözleşmesinin teminatı olarak verilen senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş; davalı ise davacıların sözleşmenin teminatı olarak verdikleri senetlerin oldukça üstünde bir tutarda borçlu olduklarını savunarak davanın reddine karar verilmesi istemiştir. <br>6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:<br>(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4/1 hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.<br>(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4/1-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür. <br>(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4/1 hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.  <br>Öte yandan, 507 sayılı Kanun'un 2. maddesinde ''İster gezici olsun ister bir dükkan veya bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar ticari sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer ve gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla ticaret ve sanayi odasına kayıtları gerekmeyen, ayni niteliğe (sermaye unsuru olsun olmasına) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren hizmet, meslek ve küçük sanat sahipleriyle bunların yanında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin 1. maddede belirtilen amaçlarla kuracakları dernekler bu kanun hükümlerine tabidir” denilmektedir.<br>507 sayılı Kanun, 21/06/2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5362 Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 76. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin 2. cümlesi ile diğer yasaların 507 sayılı Yasaya yaptıkları atıfların 5362 sayılı yasaya yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. Yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkar tanımı değiştirilmiş olup Yasa'nın 3. maddesine göre esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri olarak belirtilmiştir. <br> Diğer yandan, TTK'nın 12. maddesinde \"Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur.\" hükmü ile anılan Yasa'nın 11. maddesinde \"Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir.” düzenlemesi yine TTK’nin 15. maddesinde  de \"İster  gezici  olsun  ister  bir dükkânda veya bir  sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.<br>Mülga 6762 sayılı TTK'nın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca 18/06/2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle  yapılması gerekecektir.<br>Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'nın 4. maddesi gereği mutlak ticari işlerden olan bonodan kaynaklanmakta ise de, taraflar arasında .... tarihli franchise sözleşmesinden kaynaklanan temel ilişki bulunmaktadır. Davacılar bonoların söz konusu sözleşmenin teminatı olmak üzere davalıya verildiğini ileri sürmekte, davalı şirket ise sözleşme nedeniyle davacılardan alacaklı olduğunu savunmakta olup, bonoların sözleşme ilişkisi nedeniyle verildiği tarafların kabulündedir. O halde somut olayda uyuşmazlık TTK’da düzenlenen kambiyo senetleri ile ilgili hükümlerden değil, taraflar arasındaki  franchise sözleşmesi hükümlerinden doğmakta olup, eldeki dava mutlak ticari dava değildir. Dolayısıyla,  uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi ve ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Davalı taraf, 6102 sayılı TTK m. 124(1) hükmü uyarınca tüzel kişi tacir ise de, davacıların tacir olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Şayet, davacılar da tacir ise dava nispî ticari dava sayılacağından görevli mahkeme ticaret mahkemesi olacaktır. <br>Dolayısıyla, mahkemece davacıların tacir olup olmadığına ilişkin araştırma yapılmalı, araştırma sonucuna göre davanın ticari dava olup olmadığı tespit edilerek görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olup olmadığı hususundaki tereddüt giderilmelidir. Bu durumda mahkemece davacıların ticaret siciline kayıtlı tacir olup olmadığı ticaret odasından ve ticaret sicil müdürlüğünden, dava tarihinden önceki son 3 yıl içerisindeki vergi dairesine sunulan mal alış satışlarına ilişkin BA/BS bildirimlerinin yıl bazında toplam miktarlarının ne kadar olduğu ve işletme hesabına göre mi bilanço esasına göre mi defter tuttuğu hususları vergi dairesinden sorulmalıdır. Bu şekilde yapılacak araştırma ile davalının sicile kayıtlı tacir olduğu tespit edilirse tacir olarak kabul edilmeli, şayet sicile kayıtlı tacir olmadığı bildirilmişse de bu durumda vergi dairesinin cevabi yazısına göre davalının yıl bazında faaliyetinin esnaf faaliyeti kapsamını aşıp aşmadığı hususu .... tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 18/06/2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararındaki esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlarda gözetilerek ve bu yönde gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yapılarak davacıların dava tarihi itibariyle tacir olup olmadığı hususu net olarak ortaya konulmalı, bu şekilde yapılacak araştırma sonucuna göre, davacılar da tacir ise bu durumda dava ticari dava olacağından mahkemece yargılamaya devam edilmesi, aksi durumda asliye hukuk mahkemesinin görevli olması nedeniyle 6100 sayılı HMK m. 20(1) hükmündeki usûlün izlenmesi suretiyle dosyanın görevli asliye hukuk mahkemesine gönderilmesi gerekir. Mahkemece bu hususlar araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bu husus 6100 sayılı HMK m. 355 hükmü uyarınca kamu düzeninden ve re'sen nazara alınması gereklidir. <br>Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-3-6 ve m. 355 hükümleri uyarınca istinaf sebepleri incelenmeksizin kamu düzeni ilkesi uyarınca re'sen gözetilen sebeplerle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. <br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)Davacılar vekilinin istinaf isteminin, istinaf sebepleri incelenmeksizin, yukarıda gerekçesi açıklandığı şekliyle kamu düzeni ilkesi yönünden re'sen KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-3-6 hükmü uyarınca esası incelenmeksizin KALDIRILMASINA,<br>2-)Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-)Kararın kaldırılma nedenine göre davacı vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik YER OLMADIĞINA,<br>4-)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının davacıya İADESİNE,<br>5-)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,<br>6-)İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>7-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve m. 362(1)-c-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 23/05/2024<br>\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fea33edab117573","SID":"43b3bc70ed372a61"}}