{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ<br>  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İncelenen Kararın<br>Mahkemesi: Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi<br>Tarihi: 16/12/2021<br>Davanın Türü: Alacak (Sebepsiz Zenginleşme)<br><br><br>İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü;<br>I. DAVA<br>Davacı vekili açtığı dava ile, davacının, dava dışı ... ile davalı banka arasında akdedilen 11/02/2010 tarihli genel kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığını, bu sözleşmeye istinaden kullanılan kredinin, kredi borçlusu ... tarafından ödendiğini, daha sonra dava dışı ... ve şirketi ... Şirketi ile davalı banka arasında 12/05/2016 tarihli ayrı bir genel kredi sözleşmesi ve buna bağlı cari hesap kredi sözleşmesi akdedildiğini, bu ikinci sözleşmede davacının herhangi bir kefaleti ve imzası bulunmadığını, buna rağmen söz konusu krediden kaynaklanan borç için davacıya noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi üzerine, davalı banka aleyhine açtıkları menfi tespit davasının kabulüne karar verildiğini, menfi tespit davası devam ederken, cebri icra baskısı altında olan davacının, gerçekte borcu olmadığı halde, davalı bankaya toplamda 95.780,00 TL ödemek zorunda kaldığını, neticeten davalının, davacıdan haksız ve hukuksuz olarak almış olduğu para oranında sebepsiz zenginleştiğini belirterek, 95.780,00 TL alacağın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevabında, davacı tarafın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, davacının, davalı bankaya 19/04/2017 düzenleme tarihli 250.000,00 TL bedelli senedi keşide ederek verdiğini, söz konusu senedin takibe konu edilerek Alanya 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra takibine geçildiğini, davacının bu icra takibine istinaden dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ödemeleri gerçekleştirdiğini, dolayısıyla davacının kefil sıfatının bulunmadığı kredi sözleşmesine istinaden ilamsız icra takibi yapılmadığını ve cebri icra sonucu davacıdan para tahsil edilmediğini, davacının açtığı menfi tespit davasında bu ödemelere ilişkin hiçbir beyanda bulunulmadığını, davanın istirdat davasına dönüştürülmediğini, davacı senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasında bulunuyor ise, bu iddiasını yazılı belgeyle ispatlamak zorunda olduğunu, zira senedin keşide tarihinin kredi sözleşmesinden çok sonra olduğunu, davacı, senedin dava dışı ... ve şirketinin, davalı bankaya olan borcundan dolayı verdiği iddiasında bulunuyor ise, dava dışı ... ve şirketinin davalı bankaya takip tarihi itibariyle borcu bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece mahkemesi, davalı ... tarafından, davacıya, Beyoğlu 48. Noterliğinin 14/07/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği, bu ihtarnamede  dava dışı ... ile davalı banka arasında imzalanan 12/05/2016 tarihli kredi sözleşmesi gereğince, kefil sıfatıyla davacının da sorumlu olduğu belirtilerek, toplam 83.902,08 TL'nin ödenmesinin talep edildiği, Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile, taraflar arasında görülen menfi tespit davası sonucunda, davacının 12/05/2016 tarihli genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı, bu sözleşmeden kaynaklanan alacak nedeniyle gönderilen ihtarname nedeniyle davacının, davalı bankaya borcu bulunmadığına ilişkin verilen kararın, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay denetiminden geçerek 22/09/2021 tarihinde kesinleştiği, her ne kadar davalı banka, yapılan ödemelerin, davacı tarafça kendilerine verilen 250.000,00 TL bedelli kambiyo senedine istinaden yapıldığını iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği paralara ilişkin ödeme dekontlarında açıklama yer aldığı, bu açıklamalarda kefalet borcuna mahsuben ifadesinin yer aldığı, davalı bankanın genel kredi sözleşmesine dayanarak 11/08/2017 tarihinde icra takibi başlattığı, ödemelerin ise icra takibinden hemen sonra 18/08/2017, 06/09/2017 ve 06/10/2017 tarihlerinde yapıldığı anlaşıldığından, ödemelerin Beyoğlu 48. Noterliğinin 14/07/2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ve dolayısıyla 12/05/2016 tarihli kredi sözleşmesine istinaden yapıldığının anlaşıldığı, davacının 12/05/2016 tarihli genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı, bu sözleşmeden kaynaklanan alacak nedeniyle gönderilen ihtarname nedeniyle, davacının davalı bankaya borcu bulunmadığı, buna rağmen hakkında başlatılan  icra takibi nedeniyle davalıya 95.780,00 TL ödeme yaptığı, davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak ödediği bedelin iadesi talebinde haklı olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, davacı tarafça davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürüldüğüne dair bir delil sunulmadığından, faizin dava tarihinden itibaren başlamasına, taraflar arasında doğrudan ticari bir ilişki bulunmayıp, davalının imzası bulunmayan sözleşme uyarınca, dava konusu alacak tahsil edildiğinden yasal faize hükmedilmesi gerektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile,  95.780,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak ile davacı tarafa verilmesine karar vermiştir.  <br>IV. İSTİNAF <br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>B. İstinaf Nedenleri<br>Davalı vekili, hatalı değerlendirme ve eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, hukuki yarar, taraf sıfatı ve hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınmadığı ve değerlendirilmediği, davacı tarafından sebepsiz zenginleşme davası açıldığı, istirdat davası açılmadığı iddia edilse de, sebepsiz zenginleşme davasını ortada bir icra takibi veya cebri icra tehdidi olmamasına rağmen, ödeme yapan kişilerin açabileceği, davacının kambiyo senetlerine mahsus takip dosyasına istinaden ödenen paranın iadesini istediğinden, sebepsiz zenginleşme davası açamayacağı, istirdat davasının da hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, davacı hakkında genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesine dayalı bir icra takibinin hiçbir zaman yapılmadığı, menfi tespit davasında verilen ilamın genel kredi sözleşmesine istinaden gönderilen ihtarnameden kaynaklı olarak davacının bir borcunun bulunmadığına ilişkin olduğu, mahkemece sanki takibe konu senede ilişkin olarak menfi tespit kararı verilmiş gibi hüküm kurulduğu, söz konusu senedin, lehtarı olan ... bankaya olan kredi borcundan dolayı davalı bankaya verildiği, davacının ancak senet üzerinden anlaşılabilen def'ileri ileri sürebileceği, senedin kefilliğe ilişkin teminat senedi olduğu iddiasının da ispatlanamadığı, senedin bedelsizliğine karar verilemeyeceği, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>C. Gerekçe <br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Dava, davacının tarafı ve kefili olmadığı kredi sözleşmesine istinaden, borçlu olmadığı halde, cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı iddia olunan paranın iadesi istemine dayalı alacak davasıdır. Uyuşmazlık, TBK 77-82. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanmaktadır. <br>2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı<br>İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>3. Değerlendirme <br>3.1.İlk derece mahkemesinin davayı kabul gerekçesi, dosya kapsamına ve delil durumuna uygun düşmemektedir. Zira, davalı bankanın genel kredi sözleşmesine dayanarak 11/08/2017 tarihinde icra takibi başlattığı, davacı tarafından yapılan ödemelerin 12/05/2016 tarihli kredi sözleşmesine ve icra takibine istinaden yapıldığının anlaşıldığı yönündeki kabule dayalı olarak, davacının sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak ödediği bedelin iadesi talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>3.2. Oysa ki, davalı alacaklı banka tarafından, davacının da aralarında olduğu borçlular aleyhine, 11/08/2017 tarihinde Alanya 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibin dayanağı, davacının da keşidecisi olduğu, lehtarı ... olan, 19/04/2017 düzenleme, 02/08/2017 ödeme tarihli 250.000,00 TL tutarlı bonodur. Bononun arka sayfasında, lehtar ... tarafından, bononun davalı alacaklı bankaya ciro edildiğine dair şerh mevcuttur. İcra takibi de 12/05/2016 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden değil, 19/04/2017 tanzim tarihli bonoya istinaden başlatılmıştır. <br>3.3. Davacının, dava dışı ... ve şirketinin, davalı bankadan kullandığı 12/05/2016 tarihli krediye ilişkin genel kredi sözleşmesinde borçlu veya kefil sıfatıyla imzası bulunmamaktadır. Buna rağmen, davalı bankanın Beyoğlu 48. Noterliği aracılığıyla keşide ettiği 14/07/2017 tarihli ihtarname ile, davacının belirtilen kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcu ödemesinin talep edilmesi üzerine, davacı tarafından davalı banka aleyhine 26/07/2017 tarihinde Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası üzerinden, ihtarname konusu alacaktan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemiyle menfi tespit davası açılmıştır. Yapılan yargılama neticesinde, 18/02/2019 tarih ve .... Karar sayılı kararla, davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu karar istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek, 22/09/2021 tarihinde kesinleşmiştir. <br>3.4. Davacı taraf, eldeki davada belirtilen menfi tespit davası devam ederken, cebri icra baskısı altında, gerçekte borcu olmadığı halde, üç ayrı dekonta istinaden davalı bankaya toplamda 95.780,00 TL ödediğini belirterek, davacının sebepsiz zenginleştiğini iddia etmektedir. Menfi tespit davasında, bu ödemeler gündeme getirilmemiş ve davaya İİK 72/6 maddesi gereğince istirdat davası olarak devam olunmamıştır. Diğer taraftan, mahkemenin kabul ettiği üzere, icra takibinin genel kredi sözleşmesine istinaden yapıldığı kabul edilecek olursa, İİK 72/7 maddesi gereğince, ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekecektir. Halbuki, ödemeye dair dekontlardan iki tanesinde, kefalet nedeniyle ödeme yapıldığı yönünde açıklama bulunmakta ise de, ilk iki dekontla yapılan ödemelerin akabinde, 08/09/2017 tarihinde alacaklı banka vekili tarafından icra dosyasına davalı borçludan 74.999,00 TL haricen tahsil edildiği bildirilmiş, üçüncü ve son dekontta yapılan ödemenin akabinde ise, 10/10/2017 tarihinde alacaklı banka vekili dosya borçlusundan, dosya borcunu haricen tahsil ettiğini bildirerek, dosyanın infazen işlemden kaldırılmasını istemiştir. Yapılan açıklamalar bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının takibin dayanağı bono karşılığı ödeme yaptığı sonucuna ulaşılmaktadır. <br>3.5. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde, takibin dayanağı bonoyu kredi borçlusu ... verdiğini belirtmektedir. Sebepten mücerret vasıfta ve kambiyo senedi niteliğindeki bononun metninden anlaşılan def'ilerin, ciro yoluyla bonoyu devralan bankaya karşı ileri sürülmesi mümkündür. Bononun, aradaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ve teminat senedi olduğu yönündeki davacı iddialarının da, yazılı delille ispat edilmesinin gerekmesine karşın, bu iddialar usulünce ispat edilememiştir. <br>3.6. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, imzası inkar edilmeyen bonoya istinaden, davacı borçlu aleyhine başlatılan icra takibinde, davalı alacaklının, davacı tarafından yapılan ödemeler nedeniyle sebepsiz zenginleştiğinin kabulünün mümkün olmaması itibariyle, usulünce ispatlanamayan ve yerinde olmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b/2 maddesi uyarınca, kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.  <br>V. KARAR<br>1)İlk derece mahkemesi kararının tümüyle ORTADAN KALDIRILMASINA, <br>2)Davacının davasının REDDİNE,<br>3)Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının, peşin olarak alınan 1.635,69 TL harçtan mahsubu ile fazla olarak tahsil edilen 1.208,09 TL harcın talebi halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, <br>4)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>5)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>6)Davalı kendini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, <br>7)Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının, HMK 333. madde gereğince ilk derece mahkemesi tarafından yatıran taraflara iadesine, <br>8)Peşin alınan istinaf karar harcının isteği halinde ilk derece mahkemesince istinaf yoluna başvuran davalı tarafa iadesine, <br>9)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 04/06/2024 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi.\t<br>\t\t\t\t<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"054beb66f2b5c7d7","SID":"6bd75f182631396a"}}