{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/676 Esas<br>KARAR NO: 2024/1145<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/200 Esas, 30.01.2024 Tarihli ara karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>KARAR TARİHİ: 13/06/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın 1912 yılından bu yana yemek/gıda sektöründe “...” markası adı altında faaliyet gösterdiğini, 13 şubesi ve 1000'e yakın çalışanı bulunduğunu, şubelerinde her yıl bir milyondan fazla misafir ağırladığını, markalarını yoğun ve ciddi suretle kullandığını, Markalarının yalnızca Türkiye'de değil 2005 yılında ... tescil numarası ile “...” ve 2013 yılında ... tescil numarası ile “...” ibarelerini WİPO nezdinde tescil ettirdiğini, Müvekkili firmanın markalarının tanınmış marka haline geldiğini, davalının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin de baklava üretimi ve satışı yapmakta olduğunu, ortalama tüketicinin gıda sektörü tüketicisi olduğunu, davalının “...” ibaresini müvekkilin markası ile aynı renk ve yazı karakterleriyle kullanmakta olduğunu, ayrıca tabelasında müvekkiline ait tescilli “...” logosunu da kullandığını, müvevvili firmanın yetkililerinin Gaziantepli olduğunu ve Gaziantep ile anıldığını, davalının da “...” ibaresini kullandığını, tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde davalı marka kullanımlarının müvekkiline ait marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğunu ve iltibas oluşturduğunu, Antalya'da yapılan Uluslararası Food Fest Gastronomi Festivalinde bir müşterinin gelerek Mersin'deki şubeleri eleştirmesi ile davalının faaliyetlerinden haberdar olunduğunu, tüketicilerin davalı ile müvekkilini karıştırdığını,Davalının “...” markasını tescil ettirmek istediğini ancak müvekkil firmanın itirazları neticesinde benzerlik nedeniyle TPE'nin başvuruyu reddettiğini belirterek marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin tespiti ile fiillerin durdurulmasına, önlenmesine, maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının kullanıma 5 yıl boyunca sessiz kaldığı için; artık karşı çıkma ve hükümsüzlük talep etme hakkını kaybettiğini, Müvekkili şirketin '...' markasını 1992 yılından bu yana kullanmakta ve 2008 yılında ... marka numarası ile tescil ettirdiğini, iddiayı kabul etmemekle birlikte tazminat isteminin de zamanaşımına uğradığını, Davacı şirketin kullanmış olduğu marka '...'  İken müvekkil şirketin markası '...' olduğunu, müvekkili şirketin sadece Mersin ili Tarsus ilçesinde hizmet verdiğini, iltibas olmadığını,  ihtiyatî tedbire ilişkin hak bulunmadığı ve müvekkili şirketin 30 yıldan fazladır dava konusu marka ve deve amblemini kullanmış olması nedeniyle ihtiyati tedbire ilişkin gecikmesinde sakınca bulunan bir hal bulunmadığı gibi reddi gerektiğini belirtmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"...Dosya kapsamı bir bütün olarak ele alındığında her ne kadar dosyada alınmış bir bilirkişi raporu var ise de tarafların rapora itiraz ettiği dosya arasına sunulan rapor ile uzman görüşü dikkate alındıında aradaki çelişkiyi gidermek amacıyla yeniden rapor alınması gerektiği bu haliyle davacı iddiası bakımından yaklaşık ispat koşulunun yerine gelmediği görülmekle davacının ihtiyatı tedbir talebinin bu aşamada reddine ayrıca celse ara kararı gereği dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdine ilişkin aşağıdaki şekilde karar tesis olunmuştur.-Bilirkişi raporuna itiriaz edildiği,dosyaya uzman mütalası sunulduğu, uzman mütalası ile raporun çeliştiğinin bildirildiği, yeni heyetten yeni bir rapor istendiği anlaşılmakla TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE,\" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ Davacı vekili istinaf isteminde özetle; dosyada yaklaşık ispat sağlandığından tedbir talebinin kabulü gerektiğini, rapor ile uzman görüşü arasında çelişkinin giderilmesine yönelik yeni rapor alınmasına ilişkin karar verilmesi esas hakkında karar yönelik bir araştırma olduğunu, müvekkilinin bu süreçte zarara uğrayacağını, müvekkilinin markasının taklit edildiğini, ihtiyati tedbirin hükmün etkinliğini sağlamak amacı ile verilmesi gerektiğini, Davalı yanın kendince hukuki bir dayanak yaratma amacında olduğunu, şirket sahibi ...'nu  2021 yılında soyadını Develiler olarak değiştirdiğini, TPE başvurusunun  dahi iltibas nedeni ile kabul edilmediğini, dosyada görseller sunulduğunu belirterek 30.01.2024 Tarihli red  kararının kaldırılarak marka tecavüz nedeni ile davalının iş ürünlerinde internet ortamında (tabela/kutu, broşür vb) gibi kullanımlarının engellenmesine, kaldırılmasına, toplanmasına, dava sonunda imhasına mümkünse teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, markaya tecavüzün  ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık ise; 30/01/2024 Tarihli ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta; mahkemece dosyada mevcut bilirkişi raporu ile uzman mütalaası arasında çelişki olduğu gerekçesi ile yeni rapor alınmasına karar verildiği, davalının da savunmasında 1992'den beri markasal kullanımı olduğunu savunduğu dikkate alındığında bu aşamada iddia yargılamayı gerektirdiğinden ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin kararı yerinde olup yargılama süresince toplanan delil durumuna göre her zaman yeniden ihtiyati tedbir talep edilebilecek olmakla davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.13/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"326c7aafd247d578","SID":"20f7f978e828b174"}}