{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/682 - 2024/970<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/682 <br>KARAR NO\t: 2024/970<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/247 E.  -  2022/42 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/02/2022 tarih ve 2021/247 E. - 2022/42 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili şirketin \"...\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki \"...\" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı Kuruma başvurduğunu, 2020/58974 numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddediliğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış marka olduğundan davalının marka başvurusunun SMK'nın 6/5 maddesi gereğince de reddinin gerektiğini, davaya konu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-4335 sayılı kararının iptaline, 2020/58974 sayılı \"...\" ibareli markanın 35. sınıftaki \"Basılı yayınlar, basılı evrak; kitaplar, dergiler, gazeteler, Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizi, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletler, kara tahtalar, resim boyaları\" hizmetleri yönünden kısmen hükümsüzlüğüne  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu marka başvurusu ile davacının markalarının genel izleniminin farklı bulunduğunu, SMK 6/5 maddesindeki koşulların ve başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat olunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı ..., her ne kadar dava konusu marka başvurusunun  davalı Kurum tarafından tesciline karar verilmiş olsa da uzlaşma kültürünün yaygınlaşması adına davacı şirket tarafından talep edilen sınıflar yönünden davalı Kuruma geri çekme işleminin yapıldığını belirtmiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tarafların markalarında ortak unsur olarak yer alan \"...\" ibaresinin, \"tabiat, karakter\" anlamlarına geldiği, başvuru konusu mal ve hizmetler yönünden vasıf bildirici olmasa da tüm mal ve hizmetler yönünden zayıf bir ibare olduğu, ufak değişiklikler veya eklemeler yapılarak başvuruya özgünlük kazandırılmasının mümkün bulunduğu, markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığı, davalının başvurusunun, davacı markaları açısından tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığı, sadece \"...\" ibareli olan davacı markasının tanınmış marka olmadığı, dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı gibi taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olmadığı ve dolayısıyla tanınmışlığın bu duruma bir etkisinin olmayacağı, hükümsüzlük talebi açısından;  taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalıya ait başvuru ile müvekkiline ait markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu, tüketiciler tarafından markaların bağlantılı olduğu zannı ile iltibas oluşacağını, müvekkiline ait markalarda yer alan esas unsurun \"...\" ibaresi olduğunu, tescilli olduğu mal ve hizmetlerde de son derece ayırt edici bir ibare bulunduğunu, müvekkili markalarının ayrıca tanınmış marka olduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, taraf markaları arasında iltibas tehlikesi yaşanacağının açıklandığını, mahkemece  \"...\" ibaresinin zayıf marka olması sebebiyle usul ve yasaya aykırı olarak davanın reddine karar verildiğini, oysa her anlamı olan ibarenin zayıf marka olarak nitelendirilmesinin yerinde bulunmadığını, \"...\" markasının, eğitim ve öğretimle ilgili olan 16. sınıfa ilişkin mal ve hizmetlerde oldukça ayırt edici bulunduğunu, tüketici kitlesi nezdinde iltibas tehlikesinin olup olmadığının tespitinde en önemli hususun, ibarenin ilk kısmı olduğunu, zira toplumların okuma alışkanlıklarına göre, soldan sağa doğru okuma yapıldığını ve bu durumun ibarenin sol tarafında kalan bölümün ilk olarak göze çarptığını, hedef kitle tarafından ilk olarak bu bölüme dikkat edildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira  davacı markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21.01.2020 tarih, 2019/2468 esas, 2020/605 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere düşük seviyede ayırt ediciliğe sahip olduğu, başvuruda da \"...\" ibaresinin öne çıkarılmayıp bir bütün olarak \"...\" ibaresine yer verildiği, bu haliyle başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, davacı markalarının tanınmış olmalarının da varılan sonucu değiştirmeyeceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, mahkemece bu yönden bilirkişi raporuna itibar edilmemesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 23/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024   <br>\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br> <br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"596f520e5dcc4fab","SID":"7c43afa3ea085845"}}