{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)<br><br>ESAS NO\t: 2024/135 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/236 <br>DAVA\t: Tazminat<br>DAVA TARİHİ\t: 23/10/2008<br>KARAR TARİHİ\t: 22/05/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Ltd isimli şirketin sahibi olduğu   isimli tankerin yükünü almak üzere Romanya'nın Köstence Limanına vardığını, bu limandan iki ayrı yükleyici tarafından Avustralya'ya taşınmak üzere yüklenen yüklerle beraber seferine başladığını, geminin Süveyş Kanalını geçtikten sonra Yemen Körfezine ulaştığını, Yemen Körfesinde ... Adası yakınlarında bulunduğu esnada 19/06/2007 tarihinde saat 03:50 sularında geminin kaptanı tarafından gemi armatörüne ana makina dairesinin su aldığının bildirildiğini, bunun üzerine gece saat 04:45 sularında gemi donatanı tarafından kurtarma ve yardım şirketleri ile temasa geçildiğini, aynı zamanda geminin batma ihtimaline binaen acil müdahale ekiplerine de bildirimde bulunulduğunu, geminin kaptanı tarafından saat 10:30 civarında yapılan bildirimde su seviyesinin ana makine koruma kapaklarına kadar yükseldiği, güney batı yönünden sekiz şiddetinde rüzgar estiği ve geminin kuzeye doğru 2,6 süratle sürüklendiğinin rapor edildiğini, gemi mürettebatının bu aşamadan sonra gemi içerisine sirayet eden suyu dışarıya pompalayamadığını ve geminin ana makinasının devredışı kaldığını, 20/06/2007 tarihinde saat 02:30 civarında geminin sancak tarafına doğru sekiz derece kadar yattığını ve ölü dalgaların geminin güvertesine kadar ulaşmaya başladığını, bunun üzerine geminin batmasını engellemek açısından daha fazla birşeyin yapılamayacağı kanaatine varan mürettebatın gemiyi terk etmeye hazırlandığını, saat 03:00 sularında gemi ile irtibatın tamamen kesildiğini, bu sırada gemiye en yakın mesafedeki  ...  gemisi tarafından gemi mürettabatının kurtarıldığını ve bu geminin kaptanının ...   gemisinin battığını rapor ettiğini, sigortalıya ait ...  isimli geminin Romanya'da mukim  ...  isimli şirket tarafından tekne ve makina rizikolarına karşı  ...  sayılı poliçe tahtında sigortalandığını, gene Romanya'dan yükün alıp, Avustralya'ya gitmek üzere seferine başladığı sırada tüm ekipmanı ile sefere ve yüke elverişli bir gemi olup tüm sertifikalarının da geçerli olduğunu, sigortacı tarafından tekne ve makine rizikolarına karşı sigortalanmış olan geminin sigorta tazminatının bugüne kadar ödenmediğini, gemi maliki ... Ltd şirketi tarafından sigortacıya karşı sigorta poliçesi tahtındaki tüm talep haklarının müvekkili davacı şirkete temlik edildiğini ileri sürerek sigorta tazminatına ilişkin tüm talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 USD 'nin dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş olup, 22/06/2009 tarihinde yapılan ıslah ile dava değerini 2.500.000,00 USD'ye yükseltmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Ltd isimli şirkete ait Panama bayraklı ...  isimli geminin tekne ve makina rizikolarına karşı müvekkili sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, müvekkili dosyaya sunulan belgelerden gemiye yükleme yapıldıktan sonra Avustralya'ya varmak üzere seferine başladığını, daha sonra geminin makina dairesinin su almaya başladığını, gemi mürettebatı tarafından durumun kontrol altına alındığı bildirilmesine rağmen sonrasında 20/06/2007 tarihinde geminin battığının iddia edildiğini, davacının İngiliz Virgin Adalarında mukim bir şirket olduğunu, müvekkilinin ise Bükreş Romanya'da faaliyet gösterdiğini, dolasıyla tarafların olayın vuku bulduğu yerin ve dava konusunun Türkiye ile bağlantısının bulunmadığını, ayrıca Türk Mahkemelerinin yetkili olduğuna dair herhangi bir yetki sözleşmesi de olmadığını, uyuşmazlığın sigorta poliçesi şartlarına göre Romanya Hukukuna tabi olduğunu, HMK 'nun 19, MÖHUK 40 ve 46.maddelerine göre Türk Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu bu nedenle davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, sigorta poliçesinin 21.maddesinde sigorta tazminatının devir ve temlikinin bazı şart ve koşullara bağlandığını, ancak davacı tarafından iddia edilen temlikin bu maddeye uygun olarak yapılmadığını, geçersiz temlik işlemi nedeniyle davacının husumet ehliyetinin de bulunmadığını, davacının yabancı bir şirket olması nedeniyle MÖHUK 48.maddesine göre teminat gösterme yükümlülüğünün bulunduğunu, Romanya Bükreş Mahkemeleri huzurunda ... isimli gemi ile ilgili olarak sigorta ihtilafından kaynaklanan derdest bir dava bulunduğunu, müvekkili sigorta şirketinin Bükreş Mahkemelerinde geminin sahibi olan ... Ltd'ye karşı dava ikame ettiğini, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, iddia edilen batma vakıasının ise sigorta kapsamında olan bölge dışında gerçekleşmiş olduğundan zararın sigorta teminatı kapsamına girmediğini, zira olaya konu geminin poliçede belirlenen bölgenin dışına çıkarak poliçe şartlarını ihlal ettiğini, öte yandan aksi kabul edildiğinde dahi sigortalının ihbar mükellefiyetinin yerine getirdiğini dosya kapsamına göre tespit edilemediğini, dolasıyla sigortalının yasal süresi içerisinde sigortacıya ihbarda bulunmadığının kabulü gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın yetkisizlik, husumet ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Dava; tekne ve makina sigorta poliçesinden kaynaklanan sigorta tazminatının tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkememizin 14/06/2011 tarihli kararı ile; Romanya Mahkemelinin yetkili olduğundan bahisle yetkisizlik nedeniyle davanın reddine dair verilen karar Yargıtay ...  Hukuk Dairesinin 10.01.2013 tarihli 1. Bozma ilamında yetkisizlik kararının süresinde olup olmadığının araştırılması gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Mahkememiz tarafından Bozma ilamına uyulmasından sonra, davalıya yurt dışında yapılan tebligatla ilgili Adalet Bakanlığı Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünden getirtilen tebliğ evrakının tercümesinden dava dilekçesinin 05/06/2009 tarihinde davalıya tebliğ edildiği görülmekle cevap dilekçesinin süresinde olduğu tespit edilmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki itirazında, somut olarak herhangi bir ülke ve yer ismi bildirmeden, yetkili yer olarak \" HUMK m. 19 gereğince sigorta sözleşmesinden mütevellit davalarda tehlikenin bulunduğu yer mahkemesi ile MÖHUK'un 46. Maddesine göre de sigortacının esas iş yerinin bulunduğu yer mahkemesi\" şeklinde iki ayrı yer mahkemesini göstermiştir.<br>Mahkememizce yetki itirazının değerlendirildiği 23/12/2015 tarihli duruşmada, yetki itirazında yetkili mahkeme bildirilmediğinden usul hükümleri gereğince yetki itirazının reddine karar verilerek yapılan yargılama neticede davanın kabulüne dair hüküm tesis edilmiş olup söz konusu karar temyiz incelemesi sonucunda bozulmuştur.<br>Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.01.2020 tarihli Bozma İlamında özet olarak; \"Milletlerarası yetki itirazlarında Türk Mahkemelerinin yetkisizliğinin ileri sürülmesi yeterli olup hangi millet mahkemesinin yetkili olduğunun bildirilmesine gerek bulunmamaktadır. Zira, Türk Mahkemesi kendisinin milletlerarası yetkiye sahip olup olmadığını inceleyip yetkisiz olduğu kanısına varırsa milletlerarası yetkisizlik sebebiyle davanın reddine karar vermekle yetinerek, başka bir ülke mahkemesine gönderme kararı veremeyeceği\" belirtilmiştir.<br>Mahkememizin başka bir dava dosyasında,  benzer nitelikteki yetki sorununa ilişkin olarak verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28/10/2015 tarih, 2014/15681E. ve 2015/ 11244 Karar sayılı İlamı'nda, milletlerarası yetkide \"belirli olma\" kriteri aranmış olduğundan, eldeki dosyada konunun Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda değerlendirilmesi bakımından önceki kararda direnilmesi yönünde karar verilmiştir. Mahkememizin 2021/308 Esas ve 17.11.2021 tarihli Direnme kararının temyiz edilmesinden sonra dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun yaptığı inceleme sonucunda vermiş olduğu 28.02.2024 tarihli, 2024/11-64 Esas ve 2024/138 Karar sayılı ilam ile;  \"Davalı vekili  süresi içerisinde milletlerarası yetki itirazında bulunmuş, ancak bu itirazında hangi devlet mahkemesinin yetkili olduğunu belirtmemiştir. Türkiye'de yetkili bir mahkeme söz konusu değil ise, bu durumda hâkimden kararında bir başka ülke mahkemesinin yetkili olduğunu bahsetmesinin beklenemez. Böyle bir durumda, kararında sadece uyuşmazlık konusunda Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin bulunmadığını belirtmesi yeterli olduğu gibi, Türk mahkemelerinin uyuşmazlık hakkında milletlerarası yetkisinin bulunmadığı yönündeki itirazlarda da, 6100 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrası bağlamında yetkili mahkemeyi göstermesi beklenemeyeceğinden hâkimin yetkili mahkeme gösterilmeksizin yapılan itirazı değerlendirmesi gerektiği, somut olayda, sigorta poliçesinin merkezi Panama Cumhuriyeti'nde bulunan sigortalı şirket ile merkezi Romanya Cumhuriyeti'nde bulunan sigortacı arasında düzenlendiği, poliçeye dayalı hakları sigortalıdan temlik alan ve merkezi ... Adaları'nda bulunan davacı, poliçenin İstanbul'da düzenlendiğini ileri sürmüşse de bu iddiasını ispatlayamadığı, hasar ise Yemen açıklarında Sokotra Adası'nda meydana geldiği anlaşıldığından mahkemece yabancılık unsuru taşıyan ve Türk Mahkemelerinin yetkisine girmeyen davanın milletlerarası yetkisizlik sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği\" gerekçesi ile Direnme kararı bozulmuş olduğundan, bu aşamadan sonra mahkememiz tarafından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Bozma İlamına uyulmasına karar verilerek; sonuçta, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının KABULÜ ile mahkememizin YETKİSİZLİĞİ nedeniyle davanın REDDİNE dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,<br>1-Davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının KABULÜ ile mahkememizin YETKİSİZLİĞİ nedeniyle davanın REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç tarifesi uyarınca 427,60 TL karar harcının 52.116,80 TL peşin harçtan (ıslah dahil) mahsubu ile bakiye 51.689,20 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>3-Davalı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 411,75 TL posta giderinin  davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>6-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, verilen kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili dairesinden temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.22/05/2024<br><br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır <br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır <br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır <br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc4f7c86f8661758","SID":"12545a5f044a65f6"}}