{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2021/680 Esas  - 2024/723 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2021/680 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/723<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t\t: ... \t  ...<br>ÜYE \t\t: ...\t\t  ...<br>KATİP\t\t: ...\t...<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ  <br>TARİHİ\t\t:11/02/2021<br>NUMARASI\t\t:2018/165 Esas 2021/126 Karar<br>DAVACI \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI \t<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 02/03/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 30/05/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 30/05/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki ticari şirkete  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı istemin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %14,98 hissedarı olduğunu, müvekkili ve %0.02 pay sahibi ... hariç diğer hakim 4 ortağın ailenin fertleri olduğunu ve toplam %85 hisseyle birlikte yönetim kadrolarına sahip olduklarını, TTK'nın 531. maddesindeki düzenlemenin bir azınlık hakkı olup haklı nedene dayalı olarak şirketin feshinin talep edildiğini, davalı şirketin 2014-2015 ticari yılı hesaplarını kapsayan genel kurulunda müvekkilinin finansal tabloların müzakeresinin ve bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesi talebinin gerekçesiz ve hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, genel kurulun iptali istemiyle dava açıldığını, davalı şirket yetkililerinin Ankara Ticaret Odasına ve genel kurul kararının iptali istemli dava dosyasına sahte belge sunarak resmi kurumları ve mahkemeyi yanıltmaya çalıştıklarını, müvekkilinin bilgi isteme ve inceleme haklarının davalı şirket tarafından kullandırılmadığını,  müvekkilinin şirket belge, hesap ve kayıtlarında özel denetim yaptırılması önerisinin davalı şirket tarafından gerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, davalı şirketin hakim ortakları ... ve ...'ın ortak oldukları ... Limited Şirketi'ne usulsüz ve hukuka aykırı aktardıkları nakit paranın davalı şirketin kullandığı kredi dengesinin ve bankalar nezdinde kredibilitesinin bozulduğunu ve şirketin fabrikasını satmak zorunda kaldığını, kar paylarının yeterli düzeyde dağıtılmadığını, davalı şirketin yasal haklarını kullanmak isteyen müvekkiline karşı asılsız suç isnatlarında bulunarak üzerinde psikolojik baskı kurmaya çalıştığını iddia ederek davalı şirketin haklı sebeplerle feshine karar verilmesini, dava süresince şirket yönetim kuruluna TMK 427. maddesi gereği kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının  01/01/1981 tarihinden 31/03/2011 tarihine kadar müvekkili şirkette çalıştığını, 07/07/1988 - 11/06/2013 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği ve genel müdür yardımcılığı yaptığını, dava dilekçesinde yer alan iddiaların yersiz olduğunu, yıllarca yapılan genel kurullarda kar dağıtımına ilişkin herhangi bir talebin veya muhalefet şerhinin bulunmadığını, fabrikanın satışına ve satış bedeline davacınında yönetim kurulu üyesi olarak olumlu oyu ve imzasının bulunduğunu, genel kurullarda ve açılan davalar nedeniyle mahkeme dosyalarına şirketle ilgili gerekli bilgiler ve belgelerin teslim edildiğini, davacının aynı sektörde faaliyette bulunan ...'daki ... İnşaat ve San. A.Ş'de çalıştığı için firmanın ticari sırlarına ihtiva eden detay mizanın kendisine verilmediğini, müvekkili şirket ortakları ... ve ...'ın yine ortak oldukları ... Yapı San. Tic. Ltd. Şirketine ABD savunma bakanlığından alınan iş nedeniyle nakit kredi verildiğini, ancak Pakistan tarafından Amerikan mallarına uyguladığı ambargo nedeniyle işin bitirilemediğini ve ihalenin feshedildiğini, ödünç alınan paranın belirtilen sebeplerle müvekkili şirkete ödenemediğini, ödünç paranın davacının yönetim kurulu başkan yardımcısı ve genel müdür olarak görev yaptığı 2010 ve 2012 yıllarında bilgisi dahilinde verildiğini, ilgili yılların hesaplarının davacının olumlu oyuyla ibra edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; TTK'nın 531. maddesi kapsamında şirketin feshi istemli açılan işbu davada davacı ... ile diğer şirket ortakları arasında güven ilişkisinin kalmadığı, davalı şirketteki ortaklık ilişkilerinin devamının çekilmez ve yürütülemez hale geldiği, haklı nedenlerle şirketin fesih koşullarının oluştuğu ancak davalı şirketin  faal olup ülke ekonomisine kattığı değer, diğer şirket ortaklarının şirket çalışanlarının ve şirket alacaklarının menfaatleri değerlendirildiğinde şirketin feshi yerine davacının ortaklık payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek davalı şirket ortaklığından çıkarılmasının uygun olacağı gerekçeleriyle davalı şirketin fesih ve tasfiye isteminin reddi ile davacının davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, 4.400.197,59 TL ortaklıktan çıkma payının 11/02/2021 karar tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalı  ... şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararında müvekkil şirketin feshi talebiyle açılan davada haklı sebeplerin bulunup bulunmadığının tartışılmadığı gibi davacı tarafın kusuruna ilişkin iddialarının ve gerekçelerinin de karşılanmadığını,  bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, bu konuda SPK lisanlı şirkete hazırlatılan ve müvekkil şirket lehine olan rapordaki hesaplamaların dikkate alınmama gerekçesininde belirtilmediğini, haklı sebeple fesih koşullarının hiçbirisi oluşmadığından davanın reddi gerekmediğini,  hükme esas alınan bilirkişi raporu dosya içerisine ibraz etmiş oldukları  uzman raporu ile çelişmesine rağmen mahkeme tarafından bu konuda hiçbir değerlendirme yapılmaması adil yargılanma hakkının açık ve ağır ihlali olduğunu,  fabrika binası ile diğer taşınmazların hesaplamalarında açık hatalar bulunmadığını, bilirkişi raporunda, 1984 yılında aktife alınmış 36 yıllık makineler için dahi bu makinelerin değerlerinin artmış olarak gösterildiği açıkça görüldüğünü, şirketler kıdem tazminatlarına karşılık ayırmak zorunda olduğunu, dolayısıyla bu tazminat şirket üzerinde reel bir yük iken, bunun hesaplamada dikkate alınmamasının adil olmadığını, iş bu davayı kötü niyetli olarak açan davacı ödüllendirildiğini, hukuka ve hakkaniyete aykırı bir şekilde karar verildiğini  bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi gereği şirketin haklı sebeple feshi istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tTicaret sicil kayıtları, şirkete ait bilançolar, tapu kayıtları, gayrimenkul değerleme raporları vs deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\t 18/09/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı şirket  ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapıldığı, 2009-2010-2011 yıllarında kullanılan ticari defterlerin açılış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı, ancak aynı yıllara ait olan yevmiye ve envanter defterlerinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, 2012-2013-2014 yıllarında kullanılan ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, 2009-2014 yılları ticari defterlerinin kayıtlama sistemi olarak Tekdüzen Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğine ve muhasebe ilke ve kurallarına uygun olarak tespit edildiğini, 2015-2018 yıllarında elektronik defter genel tebliğinde belirtilen usul ve esaslara uygun olarak e-defter tutulduğunu, e-defterlerin açılış ve kapanış beratlarının bulunduğunu, davalı şirketin düzenlemiş olduğu 2009-2018 bilançolar ve kurumlar vergisi beyannamelerinin incelendiği,   genel kurul toplantılarında finansal tabloların müzakeresinin ve bağlı konuların görüşülmesini isteme hakkını kullanan davacının bu talebinin kabul edilmeyerek genel kurul toplantısına devam edilmesinin hukuka uygun nitelik taşımadığı, 23/06/2016 tarihli 2014-2015 yılları olağan genel kurul toplantı tutanağındaki davacının ayrıntılı şerhini içermeyen yeni bir toplantı tutanağı düzenlenip bunun Ankara Ticaret Sicili'ne tescil edilmesi ve ayrıca davacının sunmuş olduğu ...'ın imzasını içeren bilgi isteme ve erteleme yazısına da yer verilmemesinin ortaklar arasındaki güven ilişkisini zedeleyici hukuka aykırı bir davranış olduğu, davacı tarafın bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiği iddiasının dayandırıldığı ihtarnamelerdeki talebin TTK'nın 437 maddesi hükümüne uygun düşmediği, anılan maddede finansal tabloların şirket merkezinde ne suretle açık bulundurulacağı hususunun ayrıntılı şekilde düzenlendiğini, davacının şirket belge hesap ve kayıtlarında özel denetim yaptırılması önerisi 06/10/2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında reddedildiği, davacının TTK'nın 439 maddesinde düzenlenen yola başvurusuna rastlanılmadığı, davacı pay sahibinin ... adlı firmalarla ilgili olarak iddia ettiği hususlarda haklı olduğu, davalı şirketin hakim ortakları ... ve ...'ın ortağı oldukları dava dışı ... Yapı End. San. Tic. Ltd. Şti. ile davalı şirket arasında hiçbir ticari ilişki olmadığı, ancak dava dışı şirkete finansman sağladığı ve sağlamış olduğu finansmanları geri alamadığı, alacaklar için icra takibi başlatılmadığı, şüpheli alacak haline getirilmediği, alacağın aktif kalemleri içinde yer alan ''diğer çeşitli alacaklar'' hesabında bekletildiği, davalı şirketin zarara uğratıldığı, davacının bir defa kar dağıtımı yapıldığı iddiasının yerinde olmadığı, mahkemece TTK'nın 531/son cümlesine göre karar verilmesi halinde ortaklıktan çıkma payının hesaplanması ve rayiç değer bilançosunun hazırlanması için davalı şirketin stoklarında yer alan mallar ile maddi duran varlıklarının hem makinelerden hem de taşınmazlardan oluştuğu dikkate alınarak rayiç değerlerinin uzman bilirkişiler tarafından tespitinin yapılması gerektiği bildirilmiştir. <br>\t21/12/2020 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; uzman bilirkişilerin taşınmazlar üzerinde keşif yapılmak suretiyle düzenledikleri değerleme raporu dosyada mevcut belge ve bilgiler ışığında, Yargıtayın çıkma payının hesaplanmasında payın karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin belirlenmesi gerektiği şeklindeki içtihatlarına uygun şekilde 30/09/2020 tarihli mali veriler dikkate alınarak çıkarılan rayiç değer bilançosuna göre davacı ...'in davalı şirketteki %14,983'lük payı karşılığında talep edebileceği çıkma payı toplam miktarının 4.400.197,59 TL olduğu bildirilmiştir.<br>\tDosya kapsamından, TTK'nın 531. maddesi kapsamında şirketin feshi istemli açılan işbu davada davacı ... ile diğer şirket ortakları arasında güven ilişkisinin kalmadığı, davalı şirketteki ortaklık ilişkilerinin devamının çekilmez ve yürütülemez hale geldiği, ortaklar arasında yaşanan ihtilaflar nedeniyle davaların devam ettiği, ortaklığın ya da birlikte iş yapmanın gerektirdiği güvenin ve saygının sona erdiği, bu aşamadan sonra birlikte ortaklığa devam etmenin mümkün görünmediği, ihtilafların kökleştiği, müzmin bir hâl aldığı ve bu itibarla davada haklı nedenlerle fesih koşullarının gerçekleştiği anlaşılmış ise de; dosya içerisinde yer alan bilgilerden İlk Derece Mahkemesinin karar gerekçesinde de ifade edildiği üzere, çoğunluk hisse sahipleri ile şirket çalışanlarının ve şirket faaliyetlerinden yararlanan diğer üçüncü kişilerin menfaatlerinin şirketin devamını gerektirdiği, esasen davacı ortakların da ortaklıktan çıkmayı istedikleri, bu nedenle davalı şirketin haklı nedenle feshi yerine davacı ortağın ortaklık payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek davalı şirket ortaklığından çıkarılmasının uygun olacağı anlaşılmakla (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07.12.2023 tarih  2022/5713 Esas  2023/7173 Karar sayılı emsal ilamı) ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın  yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 300.577,50 TL harçtan peşin alınan 75.145,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 225.432,5‬0 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 30/05/2024<br><br>Başkan- ...             Üye - ...                     Üye - ...\t                 Zabıt Katibi -...<br>...              ...             ...                   ...<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0184e2f96f4e4ec8","SID":"8d72fb6e7edc174d"}}