{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1326 <br>KARAR NO: 2024/957<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/07/2021<br>NUMARASI: 2018/94 E. - 2021/141 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)|Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Manevi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Davacının uzun yıllardan beri “gözüm” markası ile faaliyette bulunduğu, TÜRKPATENT nezdinde ... dosya numaralı “...”, ... dosya numaralı “...”, ... numaralı “... grup” markalarının sahibi olduğu, davalı tarafın iş yerinin bulunduğu ... Mahallesi ... Caddesi No:... Kadıköy/İstanbul adresinin yakınında bulunan ... Mah. ... Cad. No:... Kadıköy adresinde ... markası adı altında faaliyet gösterdiğini, bunun üzerine Kadıköy ... Noterli’nin 26.11.2018 tarih ve ... yevmiye kaydı ile karşı tarafa ihtarname gönderdiklerini, karşı tarafın Bakırköy ... Noterli’nin 03.12.2018 tarih ... yevmiye kaydı ile ihtara cevap vererek, ... ibaresini 09.06.1980 tarihinden itibaren kendi adına işletme unvanı olarak tescil edip kullandıklarını belirttiğini, davalının her ne kadar işletme unvanına dayanarak savunma yapsa da davacının marka hukukundan doğan haklarına saygı duymadığı, davalı tarafın işletme unvanından ziyade ... ibaresini markasal olarak kullandığını, bu durumun hukuka uygun olmadığını bu sebeple davalı adresinde bir kişi marifetiyle inceleme yapılarak davacıya ait ... ibaresini davalı tarafça kullanılıp kullanılmadığı, davacının marka hakkına tecavüz edilip edilmediği, tecavüzün tespiti ile şimdilik belirsiz alacak davası olarak 3.000 TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının 1975 yılında ... isimli ilk mağazasını Küçükçekmece’de açtığı, İstanbul Ticaret Odası’na ...-... unvan ve işletme ismini 09.06.1980 tarihinde ... sicil numarasıyla kayıt ettirmiş ve İTO’da tescilli olarak ticari faaliyetine başladığı, iş yeri ruhsatlarında müessesenin ismi ... olarak geçtiği, tüm mağazalarında da aynı ismi kullandığı, ... markasıyla yaptığı çalışmalar sonucunda TÜM FENNİ GÖZLÜKÇÜLER DERNEĞİ tarafından 17.05.1995 tarihinde ... BELGESİ ile ödüllendirildiği, davalının markası adına reklamlar verdiği tanıtımını yapmaya çalıştığı, davalının SGK ve resmi kurumlarda da ... adını kullandığı, davalının   markasını tescil ettirmek için başvurduğu ve 29.06.2005 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile tescil ettirdiği, yine   markasını 29.05.2006 tarihinde tescil ettirdiği, davalı adına davalının isteği üzerine www...com.tr adlı internet sitesi tahsis edildiği, davacının   markasını 18.01.2006 tarihinde tescil ettirdiği,   markasını tescil için 2017 de   markalarını tescil ettirmek için 2018 de müracaat ettiği Türk Patent ’ten anlaşıldığı, diğer taraftan davacının 1976 yılında dünyaya geldiği ve davalı tarafın ilk ... dükkânını 1975 de açtığı dikkate alındığında davacının dünyada bile olmadığı, davalının ...-... firmasını İTO’ya tescil ettirdiğinde davacının 4 yaşında olduğu, davalının yasalardan kaynaklanan hakkını kullanarak Kadıköy ilçesinde ... 10 mağazasını açtığı, ancak davacının hiçbir hakkını ihlal etmediği, dükkânda kullandığı tabela Sınai Mülkiyet Kanunu ve 6102 sayılı TTK bakımından koruma altına alındığı, davacının davalının iki oğlu ile kursta tanışıp arkadaşlık kurup ... hakkında daha önceden bilgi sahibi olduğunu beyanla , davacının davasının reddine v karar verilmesini  istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın REDDİNE, \" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markasal kullanımın tanık delili ile ispatlanmasının mümkün olamayacağını, markasal kullanımın markanın ticaret alanında kullanımını ifade ettiğini, bir tacirin ticaret alanındaki kullanımı yazılı belgeye dayanacağını, yazılı belgeye dayalı olmadan ticaret sahasında kullanımın ispatlanmasının mümkün olmadığını, tanık beyanlarının tamamen çelişki içinde olduğunu,  itirazlarının dikkate alınmadığını, davalının tanıklarının hepsinin adeta hep bir ağızdan konuşur gibi bundan 20-30 sene önce davalının ... markasını gözlük kılıflarında, çantalarda kullandığını beyan ettiği, 20-30 sene önceye gidildiğinde bir mağazanın gözlük kılıflarında, çantalarında ne kullanıldığını hatırlamanın mümkün olduğunu, hemen hemen herkesin en azından bir güneş gözlüğü satın almış olduğunu, ancak hiç kimsenin 20-30 öncesinde bir mağazanın içerisinde poşette ne kullanıldığını hatırlamayacağını davalı tarafın tanık beyanının kurgulanmış olduğunun açık olduğunu, bir kimsenin 20-30 sene önce gittiği bir mağazada poşette ne yazdığını hatırlamasının hayatın olağan akışına aykırı düşeceğini,  bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere davalının unvan kullanımı dışında kullanımı olmamasına rağmen,  hatalı  biçimde müvekkili adına markanın tescil edilmesinden önce markasal kullanımı varmış gibi karar verildiğini,  varılan sonucun da yanlış olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... 1975 yılından beri ... markasını ve unvanını kullanmakta olduğunu, Gözlükçülük sektöründe marka ve ticari ünvan kullanımı iç içe geçmiş bir kullanım olduğunu, müvekkilinin 1975 yılından beri tabelalarında ...'i kullanmakla yine sattığı ürünlerin ambalajlarında, el çantalarında, gözlük silme bezlerinde, gözlük silme sularında, sipariş formlarında, mağaza içinde görünen yerlerde asılı yazılarında, kartvizitlerde, yazışma kağıtlarında, zarflar üzerinde vb.. mutat her yerde ... markasını kullandığını, müvekkilinin ... markasını kullandığı iddiasını   tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebileceğini, müvekkilinin de bunu ispat ettiğini, davada dinlenen tanıklarının bildikleri olayları anlattıklarını, tanıklarının müvekkilini bilen ve tanıyan kişilerden ibaret olduğunu, beyanlarının açık ve net olduğunu, davacı tarafın  tanıklarının ifadelerine ilişkin açıklamalarının dayanağının bulunmadığını, sonuç olarak müvekkillerinin markasal kullanımı tabelalarla, ürün çantalarıyla, tanık beyanlarıyla, sözleşmelerle, basılı kağıtlar, zarflar, faturalar, vergi levhaları, gazete kupürleri, ilan afişleri, internet alan adı, tanık beyanları ile ispat edildiğini, hatta davacının tüm inkarına rağmen Muğla Üniversitesi'nin kursiyer yıllığı ile ispat edildiğini, davacının  hukuki dayanaktan yoksun kalan istinaf talebinin reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava,  davacı adına tescilli \" ...\" ibarEli markasına  yönelik tecavüzün tespiti,  önlenmesi, ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili , davacının... numaralı ... ibareli  markanın  sahibi olduğunu,  davalının  işletmesinde  ... 10 tabelasını kullandığını , davalı  kullanımlarının  marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürmüştür. Davalı vekili ise,  davalının 1975 yılında ... isimli ilk mağazasını Küçükçekmece'de açtığını,  1980 tarihinde ...- ... Ticari ünvan ve işletme ismini İstanbul Ticaret Odasına kaydettirdiğini ve ticari faaliyetine başladığını, ... markasını kullanarak maruf ve meşhur bir marka haline getirdiğini,  05/03/2007 tarihinde gözümoptik.com.tr alan adını alıp o tarihten beri kullandığını, markanın gerçek hak sahibinin davalı olduğunu savunmuştur. ... numaralı ... ibareli  markanın davacı adına, ... numaralı ... markasının davalı adına 9. Sınıfta tescilli olduğu görülmektedir. 21/12/2018 tarihli raporunda,  \"davalı tarafın faaliyet alanının davacının tescilli markası ile aynı olduğu, davalı tarafın davacı adına tescilli ... dosya numaralı ... ibarali markanın ayırt edilemeyecek düzeyde benzeri olan ... ibareli markayı; tabelalarında, karton çantalarında, müşteri bilgi formunda, müşteri bilgi formu ambalajında ve kartvizitlerde kullandığı davalı tarafın bu kullanımının ortalama tüketici/hizmet alıcıları nezdinde iltibas yarattığı\" belirtilmiştir.  05.11.2019 tarihli Bilirkişi raporunda, \"Dava konusu olan Davacı tarafa ait “...” esas unsurlu il marka tescil başvurusunun 27.01.2005 tarihinde dava konusu olan 9.sınıf “Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları... Ve 35.sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri.” İş kollarında yapıldığı görülmüştür. Davalı tescilli markasının “...” olduğu dava konusu esas unsur olan “...” ibaresinden meydana gelmediği görülmüştür. Davacının Yapmış olduğu markasal tescil ve kullanımdan dolayı “...” ibareli markanın kullanım hakkının Davacı tarafa ait olduğu, Davalı tarafın kullanımının işletme unvanı kullanımı olması,Davacı markasını taklit etmek ve tanınmışlığından faydalanmak amacı ile kullanılmadığı sebebi ile markaya tecavüz oluşturmadığı\" belirtilmiştir.  Türk Marka Hukukunda “tescilde öncelik ve teklik ilkesi” geçerlidir. Yasa koyucu bu yolla piyasada aynı veya benzer mal ve hizmetler için mükerrer markanın varlığını önleyerek; bir yandan, önceki markaya yapılan yatırımı korurken diğer yandan da nihai alıcı olan tüketicilerin satın aldıkları mal veya hizmetin kökeni konusunda yanıltılmalarını önleyerek korunmalarını amaçlamıştır. Öte yandan Türk Marka Hukukunda “gerçek hak sahipliği ilkesi” de benimsenmiştir. Buna göre, bir markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi, marka üzerinde gerçek hak sahibidir. Bu ilke uyarınca SMK 6/3. ( 556 sayılı KHK'nın 8/3)  maddesine göre, bir işaret üzerinde önceye dayalı gerçek hak sahibi olanların itirazı üzerine, maddede yazılı koşulların oluşması şartıyla, bu işaretin aynı veya benzeri olan işaretin başkası adına marka olarak tescil edilmesine karşı çıkma veya tescil edilmiş ise hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Dosya kapsamına göre;   tarafların aynı sektörde ticari faaliyet yürüttükleri, davalının 1975 yılından beri davacının ise 2001 yılından beri  \"...\" ibaresini markasal olarak kullandıkları davacının 2005 de markayı adına tescil ettirdiği, her iki tarafın   bu ibareyi taşıyan çok sayıda mağaza açtıkları uzun süredir piyasada birlikte var oldukları,  1995 yılında Tüm Fenni Gözlükçüler Derneği tarafından davalı ...'e onur belgesi verildiği, davalı tarafından  1985 yılından itibaren ... ibaresinin  ticari işletme adı olarak tescil ettirildiği, iş yeri tabelası iş evrakı ve tanıtım materyallerinde çok uzun  süredir kullanıldığı bu haliyle davalının  ... markası ile kullanımlarının  davacının tescilli ve tescilsiz kullanımlardan önceye dayalı olduğu, davalının markaya yatırım ve tanıtım yaptığı,   kullanımının  kesintisiz ve ciddi kullanım niteliğinde olduğu, markanın davalı tarafından ihdas ve istimal edildiği yoğun kullanımla ilgili piyasada bilinir hale geldiği, bu nedenle markanın önceye dayalı gerçek hak sahibinin davalı olduğu, davacının tescilinin kurucu tescil olduğu, davacının markayı tescilli olarak, davalının ise tescilsiz olarak kullanma hakkı bulunduğu ,  tescilsiz marka üzerinde gerçek hak sahipliğine dayalı hakkın  koruma kapsamında  olduğu, davalının kendisine karşı açılan bu davada tescilsiz hak sahipliğini savunma sebebi olarak ileri sürebileceği ,bu nedenlerle sonradan markayı tescil ettiren davacının  davalının markasal kullanımlarına karşı çıkamayacağı ve marka hakkına tecavüzün söz konusu olmayacağı açıktır. Kaldı ki davacının tescilden itibaren çok uzun süre  davalının kullanımlarına karşı çıkmadığı, davalının kullanımlarına ve yatırım yapmasına göz yumduktan sonra  tecavüz iddiasıyla dava açılmasının  TMK 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığı, çelişkili davranma yasağına aykırılık oluşturduğu tüm bu nedenlerle mahkemece dosyadaki delil durumuna uygun yasal ve yeterli gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka uygun olduğu, istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı  vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/07/2021 tarih ve 2018/94 E., 2021/141 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6697b318dcbcd0b1","SID":"5d2cd4c21a2855e9"}}