{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1335 Esas<br>KARAR NO: 2024/1015<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 22/04/2021<br>NUMARASI: 2019/98 E. - 2021/110 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Almanya menşeli bir şirket olduğunu, müvekkilinin Türkiye'de \"...\" markasının tescili maksadıyla başvuru yaptığını, ancak davalı yan adına tescilli ... tescil numaralı \"...\", ... tescil numaralı \"...\" ve yine aynı ibareli ... sayılı markalar gerekçe gösterilerek müvekkili başvurusunun TPMK tarafından reddedildiğini, davalılar adına ... ve ... tescil numaralı \"... ibareli markaların tescil tarihinden bu yana davalı tarafça kullanılmadığını, nitekim bu konuda kesinleşmiş yargı kararının bulunduğunu iddia ederek,  davalı adına ...  tescil numaralı \"...\", ... tescil numaralı \"...\" ve ... tescil numaralı \"...\" markalarının iptalini, sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 08/05/2014 tarihinde tescil edilen ..., ... ve ... tescil numaralı \"...\" markalarının, müvekkili tarafından 25/01/2013 tarihli sözleşme ile dava dışı şirketten 30.000,00 TL bedel karşılığında satın alındığını, davacı taraf her ne kadar söz konusu markanın müvekkili şirket tarafından kullanılmadığını iddia etmiş ise de, bu hususun doğru olmadığını, müvekkilinin markayı devraldığı tarihten itibaren kullanmakta olduğunu ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Dava konusu ... tescil nolu marka yönünden davacının davasının kabulüne, davalı adına tescilli bu markanın kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine, Dava konusu ... ve ... tescil nolu markalar yönünden süresinde yenilenmemesi nedeniyle hükümsüz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına,\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup,  istinaf dilekçesinde özetle; davacı yanın taleplerinin beş yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğundan davanın süre yönünden reddi gerektiğini, müvekkili şirketin, dava konusu markaları  25.01.2013 tarihli sözleşme ile ... san. ve tic. a.ş.'den satın aldığını ve 08.05.2014 tarihinde kendi adına tescil ettirdiğini,...  numaralı heliks markası 2003 yılında, ... numaralı heliks markası 2004 yılında ve yine ... numaralı ... markası ile 2005 yılında dava dışı ... san. ve tic. a.ş adına tescil ettirildiğini, davacı yanın, bu tescillere itiraz etmediği gibi 2008 yılında ... markasının tescili için başvuruda bulunduğunu, tescilli  davaya konu markalar nedeniyle başvurunun reddedildiğini, davacı tarafın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu davasını ikame etmediğini, müvekkilinin davaya konu markaları kullanmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu, ... ve ... tescil no'lu markalar yönünden davanın reddine karar verilmesini ve kendi lehine vekalet ücretine hükmedilmesine gerekirken yerel mahkeme tarafından bu markalar ile ilgili olarak \"karar verilmesine yer olmadığına\" şeklinde karar verilmesinin ve lehe vekalet ücreti verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek  kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap: Davacı vekili istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava davalının tescilli  \"...\" ibareli ..., ..., ... numaralı  markalarının kullanmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir. Davalıya ait ,  .... sayılı \"...\" ibareli markanın, 31/12/2013 tarihinde  10 yıl müddetle yenilenmiş olduğu, tescil korumasının devam ettiği,  dava konusu  ... ve ... sayılı markaların ise süresinde yenilenmediklerinden hükümden düşmüş oldukları görülmektedir. Markanın tescilinden itibaren sahibi tarafından fiilen kullanılması yükümlüğü söz konusu olup kullanmama yaptırama bağlanmıştır.  6769 sayılı SMK 'da markanın kullanılmaması iptal nedeni olarak düzenlenmiştir. SMK 26/1-a göndermesi ile  aynı yasanın 9/1 maddesinde \" Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir.\" hükmü getirilmiştir. Bu yasal düzenleme gereğince markanın ciddi şekilde kullanıldığının, kullanma yükümlülüğünün yerine getirildiğinin  kabulü için tescilli olduğu tüm sınıf ve alt sınıflarda kullanılmış olması gereklidir. Zira markanın benzer olsa bile kullanılmadığı mal ve hizmetler yönünden kullanım şartı gerçekleşmiş olmaz. Sadece fiilen kullanıldığı alanla sınırlı olarak kullanım yükümlülüğünün yerine geldiği kabul edilir. Ayrıca yasal düzenlemede getirilen  \"ciddi kullanımın\" her olayın özelliğine göre değerlendirilmesi ve özellikle tescilli olduğu alanda pazar payı yaratma, arttırma, koruma ve  sürdürmek için  yeterli şekilde ticari faaliyet yürütüp yürütmediği dikkate alınmalıdır.  Olumsuz vakıaların ispatının davacıya düşmemesine ilişkin genel hukuk ilkesi uyarınca yargılama konusu markayı tescilli olduğu  tüm emtialarda kullandığının ispat yükü  markayı kullandığını ileri süren marka sahibine aittir. 5 yıllık kullanım süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yılı  kapsar.  SMK 26/4 maddesine göre,  Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz. 6769 sayılı SMK'nın yürürlüğe girdiği 10 Ocak 2017 tarihinden önce kullanmama nedeniyle markanın iptalini düzenleyen 556 sayılı KHK'nin 14. Maddesinin  Anayasa Mahkemesince  iptali gerekçesi düzenlemenin yasa ile yapılması gerekirken Kanun Hükmünde Kararname ile yapılmasına ilişkindir. İptal kararı 06 Ocak 2017 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmış, SMK'nın yürürlüğü ile  arada  4 gün için yasal boşluk oluşmuş ise de,  6 Ocak 2017 tarihine kadar  yasal düzenleme eksikliği bulunmadığı  dava konusu marka sahibinin markayı kullanma yükümlülüğünün  önceki yasal düzenleme ve devamında  yürürlüğe giren SMK ile de aynen mevcut olduğu KHK'nın iptal yaptırımını düzenleyen 14.maddesinin yerine koşulları farklı önceden mevcut olmayan  yeni bir  yükümlülük getirilmediği , kullanma yükümlülüğünün  mülkiyet hakkını kısıtlayan bir düzenleme olmadığı   06.01.2017 ilâ 10.01.2017 tarihindeki 4 günlük yasa boşluk süresi, yasal 5 yıllık süreye eklenerek ve böylece bu gibi davalarda marka iptal için gerekli en az kullanmama süresi 5 yıl 4 gün kabul edilerek, buna göre değerlendirme yapılması gereklidir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde;  bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, davalıya ait ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın  markanın tescilli olduğu tüm sınıflar açısından sahibi tarafından dava tarihinden geriye 5 yıl 4 günlük süre içinde marka işlevine uygun fiilen bir kullanımın bulunmadığı ,ispat yükü üzerinde olan davalının markayı devraldığı önceki sahibi ve devamında kendisi tarafından  kullanımı ispat edemediği ,  davalı kullanmama halinin haklı sebebe dayalı olduğunu , sebebinin devir aldığı marka hakkında açılmış dava olduğunu  ileri sürmüş ise de ; somut olayda mücbir sebep olarak ileri sürülen sebebin markanın sahibi tarafından fiilen kullanılmasını engelleyen  haklı neden  olarak kabulünün mümkün olmadığı, davacının markanın iptali talebinde bulunmakta haklı ve hukuki yarar sahibi olduğu , markanın  5 yıllık kullanım süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yılı  kapsadığından dava konusu edilen dönem farklı olacağı için daha önce aynı konuda açılan davanın eldeki dava yönünden kesin hüküm teşkil etmesinin mümkün olmadığı  dava konusu markanın SMK 26/1-a göndermesi ile  aynı yasanın 9/1 maddesi uyarınca iptali  şartların mevcut olduğu,davalının Anayasaya aykırılık iddiası ile yasa maddesinin iptali başvurusu yapılması yönündeki talebinin ,   markanın sahibi tarafından kullanılma yükümlülüğünün  10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 9.maddesi ile düzenlendiği ve kullanmama halinin iptal yaptırımına tabi tutulduğu,marka hakkının temel haklardan olan mülkiyet hakkı kapsamında olduğu ve  temel hakların  yasa ile sınırlanmasının mümkün olduğu, yasa koyucunun KHK 14. Maddesinin iptalinden hemen sonra yürürlüğüe giren 6769 sayılı yasa ile getirdiği düzenlemenin amacı ve gerekçesi ,  markanın tescil edildiği amaç dahilinde, işlevine uygun, yani ticari hayatın içinde, markanın fonksiyonlarının yerine getirilmesi için Türkiye'de kullanımıdır yoksa mülkiyet hakkını kısıtlayan bir durum söz konusu değildir.  Markanın  bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlama fonksiyonunun  ancak kullanılması ile mümkün olacağı, aksi durumda tescilli olup kullanılmayan işaretlerin başka kişiler tarafından kullanılmasının engellenmiş olacağı   , kullanmama haline yaptırım bağlanmaması halinde markaların   ticari  hayatın dürüstlük kuralarına uygun işlemesini  engelleyecek marka stoklama , ticaretini yapma gibi olumsuzlukların  önünü açılabileceği , markanın kullanılması yükümlülüğünün  uluslararası sözleşmelerde de yer aldığı  göz önüne alındığında anılan yasal düzenlemenin Anayasaya aykırılık iddiası ile iptal talebiyle Anayasa Mahkemesi önüne  götürülmesi gerektiği görüşüne iştirak edilmemiştir.  Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı dava konusu ... tescil nolu marka yönünden kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı   vekilinin,  istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.  Ancak dava konusu ... ve ... tescil nolu markalar yönünden süresinde yenilenmemesi nedeniyle hükümsüz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de,  davanın 11.03.2019 tarihinde açıldığı , 556 sayılı KHK 40.maddesine göre , tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıl olup, bu  süre, onar yıllık dönemler halinde yenileceğinden söz konusu markaların davanın açıldığı tarihten önce  hükümden düşmüş oldukları, yargılama sırasında davanın konusuz kalmasının eldeki davada söz konusu olmadığı bu nedenle hükümden düşmüş  davalı markaları yönünden açılan davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esas hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.  Bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne , HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına ... ve ... tescil nolu markalar yönünden davanın , HMK 114/1-h ve 115/2 maddesi gereğince  hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 22/04/2021 tarih, 2019/98 E., 2021/110 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3- Dava konusu ...  tescil nolu marka yönünden davacının davasının kabulüne, davalı adına tescilli bu markanın kullanmama nedeniyle iptaline ve sicilden terkinine, -... ve ... tescil nolu markalar yönünden davanın, HMK 114/1-h ve 115/2 maddesi gereğince  hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu  ile 383,2‬0 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 44,40 TL peşin harç, 44,40 TL başvurma harcı, 4,60 TL vekalet harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 100,40 TL tebligat, posta ve müzekkere ücreti olmak üzere toplam 2.100,40 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması nedeniyle (%33,33) 700,13 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,  4/d- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 71,60 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 233,70 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9d24437ab1d09529","SID":"502d21f351c80e0f"}}