{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/662 <br>KARAR NO: 2024/735<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/497 Esas<br>KARAR NO: 2020/678<br>KARAR TARİHİ: 09/12/2020<br>DAVA: ALACAK (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 22/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:   <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  müvekkili davacının, İstanbul'da basım ve yayın işi yapan bir anonim şirket olduğunu, davalının ise asli işi depolama olan bir diğer anonim şirket olduğunu, müvekkili şirket adına Yunanistan'da bulunan ana şirket ... SA ile davalı şirket arasında 31/12/2013 tarihinde bir sözleşme imzalandığını, sözleşme gereği davalı şirketin müvekkiline ait kitapları depolayacağını, muhafaza edeceğini, sözleşme kapsamında davalıya ödenecek ücretin 0,48-TL/kübik metre olarak belirlendiğini, 05/01/2017 tarihinde revize edilerek bu ücretin 0,55-TL/kübik metre olarak taraflarca yeniden belirlendiğini, sözleşme ile belirlenen bu fiyata rağmen fatura tutarlarının %100 oranında arttırıldığını, özellikle Nisan 2017 tarihinden itibaren davalının sözleşmeye aykırı fazla ücret tahakkuk ettirdiğini, davalının kitapların ebatlarına dair doğru kübik metreyi vermediğini, müvekkili firma yetkililerine depoda stokların fiziki ortamda sayımına da izin verilmediğini, müvekkilinin zarara uğradığını beyanla fazlaya ilişkin haklar saklı olarak 168.278,97 TL'nın fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı  vekili cevap dilekçesi ile;  müvekkili şirketin davacı şirketle 5 yılı aşkın süredir teslim alma, depolama, sipariş alma, stok tutma, paketleme, sevk ve iade hizmeti verdiğini, bu işlemlere ilişkin verilen hizmet bedelinin faturalandırılarak davacı şirkete gönderildiğini, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği zararın müvekkili şirket tarafından depolama hizmetine ilişkin olduğunu, müvekkil şirketin söz konusu işler ile ilgili davacı şirkete fiyatlandırma konusunda teklifte bulunduğunu, söz konusu teklif rakamı üzerinden verilen hizmetlerin faturalamasını yaptığını, davacı şirketin müvekkili şirket deposuna gönderilen kitapları palet ile gönderdiğini, paletlerin çıkartılarak muhafaza edilmesinin gerektiğini, davacı şirket tarafından gönderilen iş emri uyarınca talep edilen kitabın sevki, talep edilen süre içerisinde sağlanması amacıyla davacı firmaya özgülenmiş bir alan tahsis edilmesinin gerekli olduğunu, müvekkili şirket tarafından verilen depolama hizmetinin davacı şirketin ürünlerinin bulunduğu alan üzerinden hesaplandığını, kitap başına fiyatlandırmanın mümkün olmadığını, uyuşmazlık konusu faturaların Türk Ticaret Kanununda getirilen düzenlemeye uygun şekilde düzenlenerek davacı yana tebliğ edildiğini, davacı tarafından davaya konu edilen faturalara itiraz edilmediğini, ödemesi yapılırken ihtirazi kayıt ileri sürülmediğini, fatura içeriğine sekiz gün içinde itiraz edilmemesi durumunda fatura içeriğinin kabul edilmiş sayıldığını beyan ederek davanın reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmilini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, \"  ... Uyuşmazlık konusunu oluşturan faturaların davacı yana tebliğ edilmiş olmasına rağmen TTK 21/2. madde hükmüne nazaran 8 günlük sürede itiraz edildiğine ilişkin belge ibrazında bulunulmadığı gibi ticari defterler üzerinde yapılan incelemede de bu yönde bir tespit yapılamamış olması karşısında davacı yanın karine olarak fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı, fatura içeriğinin aksini ispat yükü davacı yanda olmakla birlikte mahkememizce de benimsenen ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilen bilirkişi raporunda sözleşmeye göre depolama hizmeti açısından CBM(hacim) hesaplaması palet/ kitap olarak yapılacak iken diğer hizmetlerin birim fiyatlarının ilgili hizmet tanımına göre farklı olacağı, verilen tüm hizmetler için sadece depo alanı hesaplanarak faturalandırılma yapılmasının sözleşmeye uygun olmayacağı, faturalandırmanın sadece depolama hizmetine değil, sözleşmede birim fiyatı açıkça ve ayrıntılı olarak kararlaştırılan diğer hizmetlere ve dolayısıyla elleçleme/ ayırma işlemi neticesinde çıkan duruma göre yapıldığı anlaşıldığından davalı tarafın faturalandırmayı sözleşmeye uygun olarak yaptığının tespit edilmiş olması, kaldı ki, davacının ödeme yaparken herhangi bir ihtirazi kayıt da öne sürmemesi karşısında faturaların sözleşmeye aykırı düzenlendiği ve fazladan ödeme yapıldığı iddiası yerinde görülmediği \" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; davalı şirket tek taraflı olarak sözleşme hükümlerine aykırı hareket ederek depolamayı kendince belirlediği şekilde gerçekleştirdiğini, müvekkil şirketin onayı ve bilgisi haricinde gerçekleşen bu durum üzerinden depolama hizmet bedeli tahsil ettiğini ve fatura kestiğini, bu noktada davacı taraf olarak bizim talebimiz davalı şirketin sözleşmede kararlaştırılan usule aykırı olarak yaptığı hesaplama sonucu fazladan almış olduğu depolama bedelinin müvekkile iade edilmesi olduğunu,  mahkeme dosyasında müvekkil şirket defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış ancak ne yazık ki hiçbir hesaplama içermeyen, maddi olayın ve tarafların taleplerinin dahi yanlış değerlendirildiği bilirkişi raporu esas alınarak hatalı şekilde davanın reddine karar verildiğini, dava dilekçemizin ekinde depolama için davalı şirkete gönderilen kitapların cins, miktar ve hacimlerini gösteren çizelgeler sunulmuş olmasına rağmen, yerel mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi raporunda ne depolama hizmet bedeli için ne de rapordaki deyişle \"elleçleme/çıkarma\" işlemi için yapılmış bir hesaplama bulunduğunu, işbu sebeple yerel mahkeme dosyasında, müvekkil şirketin davalıya ödediği bedel ile ödemesi gerekli bedel arasında bir karşılaştırma yapılması mümkün olmadığını, buna rağmen anılan raporda müvekkil şirketin fazladan ödeme yapıldığı iddiasının yerinde görülmediği sonucuna ulaşıldığını, bilirkişi heyeti hiçbir hesaplama yapmadan, eksik ineleme sonucu talebimizin yerinde olmadığı, faturalandırmanın doğru olduğu sonucuna ulaştığını, eksik inceleme ve hatalı tespitlerle tanzim edilen bilirkişi raporuna karşı itirazlarımız yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığı gibi hatalı bilirkişi raporu esas alınarak davamızın reddine karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, depolama hizmeti sözleşmesi kapsamında fazladan ödendiği iddia olunan bedelin iadesi istemine ilişkindir. Tarafların usulünce bildirdikleri delillerin ibrazı ve celbi akabinde davacı yanın alacak isteminin tarafların ticari defter ve dayanak kayıtlarının da incelenmesi suretiyle irdelenip değerlendirilmesi bakımından bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, mali müşavir/karayolu taşımacılık uzmanı, endüstri mühendisi ve hukukçu bilirkişinden oluşan heyetten alınan raporda özetle; \" Davacı ile davalının ticari defter kayıtlarının incelenmesi sonucunda davalının düzenlemiş olduğu faturaların tamamının davalı ticari defter kayıtlarına kaydedilmiş olduğu, davacının cari hesabına mahsuben yapmış olduğu ödemelerin davalı ticari defter kayıtlarına eksiksiz olarak kaydedildiği, cari hesap olarak mutabık oldukları ve karşılıklı olarak cari hesaplarının sıfır (0) bakiye verdiği, alacak miktarının bulunmadığı, kayıt ve defterlerin usulüne uygun düzenlendiği, davalı tarafın düzenlediği faturaların davacıya tebliğ edildiği, davacının TTK m. 21/2 hükmüne uygun bir itirazının olmadığı ve hatta ihtirazi kayıt olmaksızın fatura bedellerinin ödendiği, faturaya TTK m. 21/2 bağlamında itiraz edilmemiş olmasının, faturanın asgari içeriği hakkında faturayı düzenleyen lehine bir karine oluşturduğu, ancak bu karinenin faturayı alan (davacı) tarafından çürütülebileceği, buna karşılık dava konusu faturalara konu bedelin sözleşmeye uygun olarak hesaplandığı, zira sözleşmede belirtilen hizmet tanımları ve birim fiyat listesi (ölçü birimi/ ücret) tetkik edildiğinde fatura içeriğinde sadece depo kullanım hacmi üzerinden bir faturalandırma olmayacağı, elleçleme/ çıkarma işlemleri için sözleşmede tanımı yapılan hizmet kalemlerine uygun olarak fatura edilmesinin sözleşmeye aykırı olmadığı, davacı tarafça iddia edilen zararın tazmini talebinin yerinde olmadığı \"  şeklinde kanaate varıldığı bildirilmiştir. Dosya kapsamına göre ; davacı şirket adına Yunanistan'da bulunan ana şirket ... SA ile davalı şirket arasında, davacı şirkete ait malların, teslimi, depolaması, gönderimi ve iadelerine ilişkin Dağıtım Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığı, sunulan hizmetlere ilişkin davalı tarafça muhtelif tarih ve miktarlarda davacı adına faturalar düzenlendiği ve bu fatura bedellerinin de eksiksiz olarak davacı tarafça ödendiği konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı, davalı tarafından faturalandırılan bedellerin kitap/ palet ölçüleri dikkate alınmadan, sözleşme hükümlerine aykırı olarak fazladan belirlendiği ve bu nedenle de fazladan ödeme yapıldığı iddia edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; \"...Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin  kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi  uyarınca alacağını ispatladığının  kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..\" şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamı; \"...Somut olayda davacı birleşen davaya konu 9 adet faturayı 31/05/013 tarihinden 30/09/2013 tarihine kadar 9 ayrı mail ile gönderildiği ileri sürmekle birlikte, bu faturaları davalının ticari defterlerine kaydetmemiş olduğu, faturalara süresinde itiraz ve iade ettiğine ilişkin savunma ve delil ileri sürmediği, bu maillerin gönderilmemiş olduğu iddia edildiği dikkate alındığında, takibe konu faturaların davalı yana tebliğ edilip edilmediği anlaşılamamaktadır. Eğer faturalar tebliğ edilmiş ise taraflar arasında kurulduğu kanıtlanan eser sözleşmesinde bedelde anlaşma yok ise yüklenici tarafından yapılan işler ile ilgili fatura düzenlenip iş sahibine tebliğ edilip iş sahibinin 6102 sayılı TTK 21/2 maddesi gereğince 8 gün içinde itiraz edilmemesi halinde içeriği ve fatura içeriğine dahil bedel kesinleşeceğinden ayrıca mahalli piyasa rayiçleri ile iş bedeli tespitine gerek bulunmayacaktır (Yargıtay 15 HD. 04.05.2017 2017-140 Esas 2017/1900 Karar Sayılı İlamı)...\", Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 14/01/2020 tarihli 2019/1984 E. 2020/62 K. sayılı ilamı; \"..Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, itiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesi veya iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Faturaya itiraz edilmemesi sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktar kesinleşir. Somut olayda davacı tarafından düzenlenen ve takibe dayanak yapılan faturanın ihtarname ekinde davalıya tebliğ edildiği ancak davalı tarafından faturaya yasal süresinde itiraz edildiğinin kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda fatura içeriğinin kesinleştiğinden mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi ve istinaf başvurusunun reddi doğru olmamış davalı yararına bozulması gerekmiştir.\" şeklindedir. Hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği gibi davalının tanzim ettiği faturaların tamamının, davacı ticari kayıtlarında yer aldığı, davacının TTK 21/2 maddesinde belirtilen sekiz gün içerisinde faturaların muhteviyatına geçerli bir itirazı bulunmadığı tespit edilmiştir. Bu durumda emsal Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere söz konusu faturalara 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğundan faturaların içeriğinin ve fatura içeriğine dahil bedelinin sözleşmeye aykırı düzenlendiği karine olarak  davacı tarafından ispatlanması gerekmektedir.  Davacı taraf depolanan kitapların gerçek hacimlerine göre fiyatlandırmanın yapılarak faturanın düzenlemesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalı yan ise, davacı şirket tarafından müvekkil şirket deposuna palet ile gönderilen kitapların öncelikle elleçlenerek/çıkartılarak, ismine göre sınıflara ayrılmak suretiyle depolanması gerektiği, ancak bu sayede davacı şirket tarafından gönderilen bir iş emri uyarınca talep edilen kitabın sevki, talep edilen süre içerisinde sağlanabildiği, bu durum davacı şirkete ait kitapların müvekkil şirket deposunda bir bütün halinde istiflenmesini imkansız kıldığından elleçlenen/çıkartılan kitaplara özgülenmiş bir alan tahsis edilmesi gerektiği, çünkü davacı şirketçe gönderilen bir iş emri uyarınca talep edilen kitabın binlerce kitap arasından elleçlenerek/çıkartılarak belirtilen sürede sevk edilmesi olanaksız olduğu, dolayısıyla müvekkil şirket tarafından verilen depolama hizmeti davacı şirketin ürünlerinin bulunduğu alan üzerinden hesaplanarak tahakkuk ettirildiğini savunmuştur. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, yerine getirilecek hizmetler Teslim alma : Kargoyu paletlerden indirme, teslim alma sırasında inceleme (hasar ve kalite kontrolü ), malları yerleştirme, ... Dağıtım Yönetimi sistemlerindeki malları alma, Depolama: Malları paletlere göre ilgili yerlerde depolama, Gönderim : Sipariş alma, gönderim için konşimentoyu hazırlama, talip edilirse alma ve paketleme, talep edilirse karton kutuyu paketleme, giden nakliyat etiketlerini yapıştırma, kamyona yükleme, İadeler : İade edilen malları alma, karşılaştırma ve yerlerine yerleştirme olarak düzenlenmiş, ihtilaf konusu olan depolama hizmeti işleminin ücreti  günlük cbm (kübik metre) başına 0,55 TL kararlaştırılmış ise de günlük kübik hesabının davacının iddia ettiği gibi  gönderilen kitapların hacimi üzerinden mi yoksa davalının savunduğu gibi  elleçleme/ ayırma işlemi neticesinde  kitapların bulunduğu alan üzerinden hesaplanarak mı yapılacağı konusunda bir netlik bulunmamaktadır. Bu durumda ihtilafa konu faturalardan önceki tüm faturalar ve söz konusu faturalara ilişkin davalının depoladığı kitapların cins, miktar ve hacimlerini gösterir çizelgelerin Türkçe tercümeleri getirtilerek önceki dönem faturaların ne şekilde düzenlendiği, diğer bir ifade ile  davacının iddia ettiği gibi  kitapların gerçek hacimlerine göre mi yoksa davalının savunmasına göre davacıya ait kitapların, elleçleme/çıkartma işlemi yapılmak suretiyle depolanan alan üzerinden mi hesaplanarak tahakkuk ettirildiği hususunda bilirkişilerden  alınacak ek rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda  kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın  353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;  1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 2019/497 Esas, 2020/678 Karar sayılı ve 09/12/2020 tarihli kararının HMK'nin 353/1a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılamak ve yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İadesine,4-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye GELİR KAYDINA, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.22/05/2024  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7f851d72f0abf67e","SID":"0721ade3e89b22f4"}}