{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/656 <br>KARAR NO: 2024/647<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 24/09/2020<br>NUMARASI: 2017/1180 Esas, 2020/481 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 04/06/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin üstlenmiş olduğu ... Bankası Data Bilgi Aktarımı Elektrik Tesisatı işinin elektrik işçiliği kısmını taşeron firma olarak davalı şirkete verdiğini, taraflar arasında 17/11/2014 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkilinin sözleşme kapsamında davalıya 100.000,00 TL avans olarak gönderildiğini, davalının sözleşmeden sonra işi devraldığını, müvekkiline toplamı 49.277,98 TL olan üç adet fatura gönderdiğini, davalının üç fatura dışında herhangi bir iş yapmadığını ve fatura düzenlenmediğini, davalı şirketin sözleşmede kararlaştırılan işi tamamlanmadığından müvekkilinin başka bir firma ile anlaşarak işi yaptırmak zorunda kaldığını, bakiyenin davalıdan tahsilinin istendiğini ve iade edilmediğini, davalı aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ...  sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itirazı ile icra takibinin olduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevabında, davacı ile mün'akit ... Bankası Data Bilgi Aktarımı Elektrik Tesisatı İşi Sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin sözleşmeye uygun şekilde 24/11/2014 tarihinde dokuz işçisini hazır bulundurarak işin yapılacağı yere giriş yaptığını ve SGK kaydı da açtırıldığını, davacı firmadan kaynaklı organizasyon bozuklukları sebebiyle müvekkili şirketin işe başlamasının 2.5 ay boyunca geciktiğini, müvekkili şirket çalışanlarının şantiye sahasında boş yere hiç iş yapmadan haksız biçimde bekletildiğini, konu ile ilgili olarak 29/01/2015 tarihinde davacı şirkete e-mail atıldığını ve zarara uğranıldığının kalan sürede işin tamamlanmasının zor olacağının ifade edildiğini, işçilerin işe başlayamadıkları bu süre zarfında müvekkili şirketin ücretleri ve SGK primlerini ödemeye devam ettiğini, personele 85.461,61 TL ücret ödendiğini, SGK'ya da 19.109,52 TL prim ödemesi yapıldığını, bu bedeller için takas def'inde bulunduklarını ileri sürerek haksız davanın reddine, takas-mahsup definin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin 27.maddesi gereğince işin uzun süre durdurulması halinde yüklenicinin 1.ayın sonunda işe başlama isteğini işverene bildirmesi gerektiği halde, böyle bir bildirimde bulunulduğuna dair delilin dosyaya sunulmadığı, yüklenicinin işçilere ödediği ücretin ve SGK'ya ödenen primlerin sözleşme kapsamına alınmadığı, bu nedenle davalının takas def'inin yerinde olmadığı, davalı tarafça takipten sonra 12.08.2016 tarihinde ödenen 5.000,00 TL'de dikkate alındığında davacı şirketin bu tarih itibariyle davalıdan 45.722,02 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe yönelik davalı itirazının 45.722,02 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takip tarihinden sonra ancak davadan önce ödenen 5.000,00 TL bakımından hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, alacak likit olmakla kabul edilen 45.722,02 TL alacağın %20'si oranındaki 9.144,40 TL inkar tazminatının davacı lehine davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Davalı vekili istinafında, cevap dilekçesindeki ve aşamalardaki savunmalarını tekrar etmiş, davacıya verilen tüm fiyatların işin tamamının yapılması durumunda geçerli olduğunu, davacının iş planını iyi kuramadığını, gerekli malzemeleri zamanında tedarik edemediğini ancak ana işverene karşı çalışıyor görünebilmek için her gün müvekkili şirket personelinin şantiyede bulunmasını istediğini, davacı tarafından metraj hesabı yapılıp müvekkiline sunulmadığından, onay vermekten kaçınıldığından sözleşmenin 9. ve 11.maddelerine istinaden başkaca fatura düzenlenemediğini, müvekkili şirket yetkilisi tarafından 24.11.2014 tarihinde davalı şirkete gönderilen mail ile işin başlanmasına hazır oldukları bildirilmişse de, davacı şirketin cevabi mailinde \"Henüz saha organizasyonumuz tamamlanamamıştır\" şeklinde beyanda bulunulduğunu, sözleşmenin \"işverenin zarar ziyandan korunması\" başlıklı 5.maddesinin 4.paragrafındaki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere SGK'ya ödenen primlerin sözleşme kapsamında yapıldığını, müvekkili şirket sözleşmeye uygun olarak yüklendiği işi gereği gibi ifa etmek amacıyla işe başlamışsa da, davacı şirketin neden olduğu gecikmeler ve sözleşmeye aykırı çalışmalar nedeniyle işin tamamının ifasının mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Dava, taraflar arasındaki 17.11.2014 tarihli \"Elektrik İşçiliği Sözleşmesine\" dayalı olarak, davalının işi eksik  yapması nedeniyle avans olarak ödenen 100.000 TL'nin karşılıksız kalan 50.722,02 TL'lik kısmının davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itiraz iptali talebine ilişkindir. Davalı vekili cevabında, davacının organizasyon bozukluğu nedeniyle işe başlamanın 2,5 ay geciktiğini, müvekkilinin bu süreçte davaya konu iş için hazır bulundurduğu 9 işçinin ücretlerini ve SGK primlerini ödemeye devam ettiğinden zarara uğradığını, bu bedeller için takas def'inde bulunduklarını belirterek, davanın reddini istemiştir. Dosya kapsamı değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki 17.11.2014 tarihli sözleşme kapsamında davacı iş sahibi tarafından davalı yükleniciye 100.000,00 TL avans ödemesi yapıldığı, davalı şirket tarafından sözleşme kapsamında toplam  49.277,98 TL'lik iş yapıldığı ve buna ilişkin iki adet faturanın davacı şirketin ticari defterlerine kaydedildiği, buna göre davacı şirketin 11/07/2016 takip tarihi itibariyle davalı şirketten 50.722,02 TL alacaklı durumda bulunduğu, takip tarihinden sonra 12/08/2016 tarihinde davalı şirket tarafından davacı şirkete 5.000,00 TL ödeme yapıldığı, buna göre davacı şirketin 12/08/2016 tarihi itibariyle davalı şirketten 45.722,02 TL alacaklı olduğu hususlarında bir ihtilaf bulunmayıp, dosya kapsamındaki delillerle de bu hususların sabit olduğu, davalı tarafça, davacının organizasyon bozukluğu nedeniyle işe başlamanın 2,5 ay geciktiği, bu süreçte davaya konu iş için hazır bulundurduğu 9 işçinin ücretlerini (58.461,61 TL) ve SGK primlerini (19.109,52 TL) ödemeye devam ettiğinden zarara uğradığı belirtilerek bu bedeller için takas def'inde bulunulmuş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin 26. Maddesine göre iş sahibinin söz konusu işleri istediği zaman kısmen veya tamamen 1 (Bir) aya kadar durdurabileceği, sözleşmenin 27. Maddesine göre de  işin duruşunun 30 günü geçmesi durumda yüklenicinin 1'inci ayın sonunda işe başlama isteğini iş sahibine bildirmesi gerektiği, iş sahibinin bu talebi kabul etmemesi durumunda tarafların yüklenicinin 1. aydan sonra oluşacak minimum maliyeti üzerinde mutabakata varacakları ve bu bedelin iş sahibi tarafından yükleniciye aylık olarak ödeneceği, ancak davalı tarafça 1'inci ayın sonunda işe başlama isteğinin işverene bildirildiğine dair bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davalının 27. Maddeye dayalı olarak davacıdan bir zarar talebinde bulunamayacağı, yüklenicinin işçilere ödediği ücret ile SGK'ya ödenen primlerin sözleşme kapsamına alınmadığı, buna göre davalının takas def'inin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/09/2020 tarih ve 2017/1180 Esas, 2020/481 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,  2-Alınması gereken 3.123,28 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 780,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.342,46‬ TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46940897c6ec795a","SID":"0f0dc7f9703f7146"}}