{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/556 \t\t                                 ( KABUL KALDIRMA )<br>KARAR NO\t: 2024/595<br><br>\t\tT Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/12/2021<br>ESAS NO\t\t: 2020/43 E 2021/814 K<br><br>DAVACI/KARŞI DAVALI:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI/KARŞI DAVACI  :<br><br>DAVA\t :İTİRAZIN İPTALİ <br>DAVA TARİHİ\t : 22/01/2020<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 13/05/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 13/06/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Asıl davada davacı – karşı davada davalı vekili; dahilde işleme rejimine tabi ve KDV den muaf olması gereken engelli ambülanslarını davalıdan satın aldıklarını, davalının faturalara KDV eklediğini, ödememeleri gereken KDV‘yi ödediklerini sonradan fark ettiklerini, KDV nin iadesi için  davalıya yaptıkları başvurunun sonuçsuz kalması üzerine alacaklarının tahsili için davalı hakkında başlattıkları icra takibine itiraz edildiğini  belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>Karşı davada davalı vekili; karşı davacı şirkete borçları olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Asıl davada davalı-karşı davada davacı vekili; müvekkilinin  faturaları KDV eklemek sureti ile düzenlemek zorunda olduğunu, iade istemlerinin Vergi Dairesince yasal koşulları taşımadığından bahisle ret edildiğini, ödedikleri KDV nin sorumlusunun davacı olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br> Karşı davada davacı vekili; müvekkilinin asıl davada davacı şirketten  alacaklı olduğunu bildirerek, 6.667,23 Euro alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece; asıl davadaki talep satış işleminin KDV ödenmesini gerektirip gerektirmediği hususundan kaynaklanması nedeni ile satıma konu olan ve  ambülans olarak kullanılmak üzere satın alınan araçların nitelikleri, davalı tarafından nereden temin edildiklerinin araştırılması gerektiği için bilirkişilerden 07/06/2021 tarihli asıl rapor ile itirazlar üzerine ek raporlar alındığı; 07/06/2021 tarihli asıl raporlarda da belirtildiği gibi, \"3065 sayılı KDV yasasının 11/1-c maddesine göre ihraç edilmek kaydı ile imalatçılar tarafından kendilerine teslim edilen mallara ait KDV’nin ithalatçılar tarafından ödenmeyeceği, mükelleflerce tahsil edilmeyen ancak ilgili dönem beyannamesinde beyan edilecek olan bu verginin vergi dairesince tarh ve tahakkuk ettirilerek tecil olunacağı ve söz konusu malların ihracatçıya teslim tarihini takip eden ay başından itibaren 3 ay içerisinde ihraç edilmesi halinde tecil edilen verginin terkin olunacağı hükmüne yer verilmiş \"  ve KDV genel uygulama tebliğinde bu kapsamda yapılan teslimlerle ilgili olarak düzenlenen faturaya 3065 sayılı KDV Kanunu'nun 11/1-c maddesi hükmüne göre ihraç edilmek şartıyla teslim edildiğinden KDV tahsil edilmediği ibaresinin yazılması gerektiği, bilirkişilerin 08/09/2021 tarihli ek raporlarından da anlaşıldığı gibi davalının davacıya sattığı 4 adet engelli nakil aracı için ihtiyaç duyulan minibüs, minivan ve benzeri araçların imalatçısı olmayan davalıdan temin edilmiş olması, imalatı gerçekleştirilen için ihtiyaç duyulan minibüs, minivan ve benzeri araçları satın alınan şirket tarafından imal edilmesi halinde ... tesliminin 3065 sayılı Yasanın 11/1-c maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olacağı, somut olayda araçların davalı tarafından imal edilmeyip piyasadan temin edilerek davacıya teslim edilmiş olması nedeniyle 3065 sayılı KDV Yasası'nın 11/1-c maddesi kapsamında bu satış işleminin KDV'den muaf olmadığı, bu nedenle asıl davada davacının ödediği KDV'yi ... AŞ'den geri almasının mümkün olmadığı kabul edildiği, karşı davadaki talep, ticari ilişki kapsamında karşı davacı karşı davalıdan olan cari hesap alacağının tahsili istemine ilişkin olup, istemin ileri sürülüş şekli itibariyle karşı davacının alacağının varlığını usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerektiği, karşı davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu hazırlanan raporlarda bu şirketin karşı davalıdan alacaklı olduğu belirlenmiş ise de; karşı davacı tarafından düzenlenen ve kayıtları ile doğrulanmayan defterlerindeki bilginin tek başına alacaklı olduğunu kabul için yeterli olmadığı, karşı davacının  kayıtlarını inceleyen bilirkişi raporlarında da görüldüğü gibi aralarındaki ticari ilişki nedeniyle cari hesaptan kaynaklanan borcunun bulunduğu kanıtlanamadığı için karşı davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>I-) Asıl davada davacı- karşı davada davalı vekili; müvekkilinden haksız yere tahsil edilen  KDV alacağı nedeniyle alacaklı olduğunu, eksik ve yetersiz bilirkişi incelemesi ile hatalı karar verildiğini, belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>II-)Asıl davada davalı – karşı davada davacı vekili; asıl davada kötüniyet tazminatına karar verilmemesinin hatalı olduğunu, karşı davada alacağın tespit edilmesine rağmen ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık; asıl davada ve karşı davada tarafların birbirinden  alacaklı olup olmadığı hususuna ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Asıl davada, gerçekte KDV ye tabi olmayan ürün teslimi için davacıdan tahsil edildiği ileri sürülen KDV’ nin davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, karşı davada ise ticari ilişki kapsamında oluştuğu ileri sürülen cari hesap  alacağının karşı davalıdan tahsili istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Asıl davada davacının ihtiyacı olan ve ambülans olarak kullanılacak araçların davalıdan temin edildiği, davacının araçların KDV ye tabi olmadıkları halde davalının KDV tahsilatı yaptığı belirtilerek davalı hakkında fazladan tahsil edilen bedelin tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiş, davalı ise itirazında borçlu olmadıklarını, aksine karşı taraftan alacaklı olduğunu belirterek karşı davada  cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacak talebinde bulunmuştur.<br>Mahkemece benimsenen  bilirkişi raporunda ; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi,  raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer verilmesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarının gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışılması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporu ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, HMK'nın 31 inci maddesi hükmüne uygun şekilde davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için 6100 sayılı Kanun'un 281 inci  maddesinde belirtilen yolu izlemelidir .<br>Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir.<br>Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir...\" şeklinde belirtilmiştir.<br> \tÇözümü hukuk bilgisi dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği için bilirkişiye başvurulan hâllerde Mahkeme, bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması için kendiliğinden veya tarafların itirazı üzerine bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla tekrar inceleme de yaptırabilir. Zira bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemeyeceği gibi uzman olmayan bilirkişinin düzenlediği rapor esas alınarak da hüküm kurulamaz.<br>Açıklanan hususlar dikkate alındığında dosyaya alınan  bilirkişi raporu ile mahkemenin kabulünün çelişki içerdiği kabul edilmelidir. Hükme esas alınan raporda  taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında satıma konu araçların KDV‘ye konu olduğu,  davacının fazladan ödediği KDV alacağının bulunmadığı tespitiyle asıl davanın reddine karar verilmiş, karşı davada ise yine taraflar arasındaki mal alım satımı nedeniyle tahakkuku yapılan KDV alacağı bilirkişi  heyeti tarafından tespit edilmesine rağmen mahkemece kabul edilmemiştir. <br> \tBilirkişi raporunda; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında karşı davacı şirket tarafından düzenlenen faturalar, aynı şekilde karşı davalı şirketin defterlerinde de bire bir kayıtlı olduğu, kayıtlar arasındaki tek farkın karşı davacı  tarafından 14.06.2019 tarihinde karşı davalının borcuna kayıt edilen 134.493,62.-TL bedelli dava konusu KDV işleminden kaynaklandığı, karşı davacı defterlerinde karşı davalının 81.239,36.-TL borçlu olduğu, karşı  davalının ticari defterlerinde ise karşı davacının 53.254,26.-TL.borçlu olduğu, ticari defterlerdeki  kayıtlar arasında yer alan farkın, düzenlenen 28.02.2019 tarihli  A-073057 nolu 747.186,80.-TL KDV matrahlı faturanın 134.493,62.-TL. olan KDV‘sinin, G.İ.Başkanlığının 14.06.2019 tarihli yazısı sonrasında karşı davalının borcuna 14.06.2019 tarihinde kaydedildiği ve farkın anılan bu faturanın KDV‘sinden kaynaklamış olduğu belirlemesiyle karşı davada 81.239,36.-TL. karşılığı 6.637,23.-Euro alacak tespit edilmiştir.<br>Bilirkişi heyetinin raporu benimsenerek hükme esas alınmış ise de heyet tarafından tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı ve gelir idaresinin görüşü doğrultusunda davalı karşı davacı tarafından ticari defter kayıtlarına intikal ettirilen 28/02/2019 tarihli 747.186, 80 TL KDV matrahlı faturadan dolayı karşı davacının 134.493, 62 TL KDV alacağı doğduğunun tespit karşısında mahkemenin kabulü ile benimsenen bilirkişi heyeti raporu arasında oluşan görüş ayrılığı sebebi gerekçe de ayrıntılı bir şekilde karşılanmadan hüküm oluşturulması doğru olmamıştır. Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporunun aksine karar verilmesinin sebebi, açıklanarak, taraf ve yargı denetimine açık bir karar verilmesi gerekir.<br>Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin değerlendirilmemiş olması nedeniyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, bu aşamada diğer istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, kararın 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/43 Esas, 2021/814 Karar ve 13/12/2021 tarihli kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE, <br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 13/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>Başkan...<br>   e-imzalıdır<br>Üye...<br>  e-imzalıdır <br>Üye...<br>  e-imzalıdır <br>Katip...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88cfebebcc6fd681","SID":"920bc6c1dc211ca8"}}