{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/25 Esas<br>KARAR NO: 2024/1123 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 07/06/2022<br>NUMARASI: 2018/297 Esas  -  2022/64 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/06/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu '...' ibareli markanın müvekkilinin büyük dedesi ... tarafından kullanılmaya başlandığını,  ...' nın oğlu büyük dedesi ..., dedesi ... ve en son müvekkilinin babası ... 'ndan miras olarak kaldığını, müvekkilinin babası  tarafından 25 yılı aşkın bir süre Trabzon'da işletilen ' ...' restoranı isimli iş yerinde kullanıldığını ve tanındığını, markanın yaklaşık 200 yılı aşkın bir süredir müvekkilinin, kardeşleri, babaları, amcaları ve dedeleri tarafından kullanıldığını, müvekkilinin Trabzon'daki babasından ve dedelerinden kalan ' ...' ismini İstanbul' a taşıyıp Beyoğlu İlçesinde işletmeye başladığı işletmede yaklaşık 7 yıldır bu ismi duyurduğunu ve marka değerini arttırdığını, miras hukuku ve eskiye dayalı kullanıma dayanarak, müvekkilinin zaten söz konusu ibarenin gerçek hak sahibi olup, davacının Kadıköy’de aynı isimle işletme açtığında, davalıların hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, davacının amca çocukları olup, marka tescillerini kötü niyetli olarak yaptıklarını, davacının miras hakkından kaynaklanan marka hakkı bulunduğunu ileri sürerek, “...” markasında davacının ortak hak sahibi olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun \"...\" adlı işletmesini 2000 yılında açtığını ve \"...\" ismini  ilk olarak 28/08/2003 tarihinde tescil ettirdiğini, daha sonra 18/03/2011 tarihinde \"...\" markasını ve son olarak 16/05/2014'te \"...\" markasını tescil ettirdiğini, müvekkillerinin 18 yıldır bu markayı kullanmakta olup, markanın 15 yıldır kesintisiz olarak  tescille korunduğunu, tüm aile fertlerinin bilgisi dahilinde olan bu duruma şimdiye kadar hiçbirinin itirazının olmadığını ve müvekkilinin atıl kalan pilavcılık işine tek başına başladığını ve sonrasında \" ...\" markasını meşhur ederek tanınır hale getirmiş olduğunu, marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkilleri olduğunu, davacının babasının miras hakkına dayanarak söz konusu markada hak sahibi olduğunu iddia ettiğini, müvekkilin kardeşi muris Baba  ...'nun, sağlığında dahi söz konusu markalar üzerinde hak iddia etmediğini, pilavcılık yapmadığını ve markaların kardeşine ait olduğunu kabul ettiğini, hatta kardeşinin işletmesinin bulunduğu mülkü kardeşine kiraya verdiğini, davacının 15 yıl sonra söz konusu markalar üzerinde hak iddiasının zamanaşımına uğradığını, bugüne kadar buna itirazı olmadığı gibi hiçbiri  marka üzerinde hak iddia etmediğini ve markanın ülke çapında tanınır hale gelmesinden sonra 2011 yılına kadar da pilavcılıkla ilgileri kalmamış olduğunu, \"...\" markası üzerinde davacının mirastan doğan hiç bir hakkının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; toplanan deliller, dinlenen tanık anlatımları, taraflara ait vergi ve SGK kayıtları, davalılara ait marka tescil kayıtları ve tüm dosya kapsamı ile davacının babasının dedesi ve davalı ...'nun dedesi, diğer davalıların büyük dedesi olan ...  tarafından pilavcılık faaliyetinde kullanılmaya başlanılan \"...\" markasının bir süre aile işletmesinde kullanıldığı, daha sonra bu iş yerinin 1990'lı yılların başında kapatıldığı, davacının babası  ... ile diğer amcası ...'nun aileleriyle birlikte İstanbul'a gelerek, çeşitli işlerde çalıştıkları, davalı ...'nun 2000 yılında oğulları olan diğer davalılarla birlikte Tranbzon'da yeniden pilavcılık faaliyetine başladığı ve \"...\" markasını ilk olarak 2003 yılında tescil ettirdiği, o tarihten bu yana işletmesinde kullandığı, diğer markaların da daha sonraki tarihlerde davalılar adına tescil edildikleri, marka hakkının miras yoluyla marka sahibinin mirasçılarına intikal edebileceği, ancak davalının 2000 yılından bu yana davalıların marka kullanımına bir itirazda bulunmadığı, davaya konu olan \" ...\" markasının aile işletmesinin kapatılmasından sonra yaklaşık 10 yıl gibi uzun bir süre kimse tarafından kullanılmadığı, boşta kaldığı, davacının murisinin marka üzerindeki tescilsiz kullanımdan doğan hakkının sona erdiği, davacının ve kardeşinin davalı ...'ndan izin alarak Beyoğlu'nda markayı kullanmaya başladıkları, bu tarihten önce davacının veya babası ...'nun markayı kullanmadıkları, bu nedenlerle davacının tescilsiz kullanım nedeniyle veya mirasçı sıfatıyla bu marka üzerinde hiç bir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaları tekrar ederek; ... markası yaklaşık 200 yılı aşkın süredir müvekkili, kardeşleri, babaları, amcaları ve dedeleri tarafından kullanıldığını, müvekkil hali hazırda dedelerine ve babasına ait '...' markasının ve restoranının, eskiye dayalı kullanım ve miras hukuk gereği de bu ibarenin gerçek hak sahiplerinden biri olduğunu, müvekkilinin bu marka üzerinde, itiraz sahibi olan akrabaları ile beraber ortak bir hakka sahip olduğunu, böyle bir hakka sahipken, kendi adı-soyadı ve yıllardır yaptığı işin ibaresinin geçtiği bir markayı kullanamamasının hukuka ve vicdana aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava,  davalıya ait “...” markasında davacının ortak hak sahibi olduğunun tespiti talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın  reddine  karar verilmiştir. Karar davacı vekili  tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,  dosya kapsamı ve tüm delillere göre, davaya konu olan \" ...\" markasının aile işletmesinin kapatılmasından sonra yaklaşık 10 yıl gibi uzun bir süre kimse tarafından kullanılmadığı, boşta kaldığı, davacının murisinin marka üzerindeki tescilsiz kullanımdan doğan hakkının sona erdiği, davacının ve kardeşinin davalı ...'ndan izin alarak Beyoğlu'nda markayı kullanmaya başladıkları, bu tarihten önce davacının veya babası ... markayı kullanmadıkları, bu nedenlerle davacının tescilsiz kullanım nedeniyle veya mirasçı sıfatıyla bu marka üzerinde hiç bir hakkının bulunmadığı,  davalı ...'nun 2000 yılında  \"...\" markasını 2003 yılında tescil ettirerek  bugüne kadar  işletmesinde kullandığı, diğer markaların da daha sonraki tarihlerde davalılar adına tescil edildikleri,  davacının 2000 yılından bu yana davalıların marka kullanımına bir itirazda bulunmadığı, davacının tescilsiz kullanım nedeniyle veya mirasçı sıfatıyla bu marka üzerinde bir hakkının bulunmadığı anlaşılmakla, davacı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 12/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"337e746c390cc474","SID":"7de5939a16c9f1a5"}}