{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/329 Esas<br>KARAR NO: 2024/657<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 16/09/2020<br>NUMARASI: 2018/713 Esas, 2020/400 Karar\t   <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ... Tic. A.Ş (... Hotel) arasında 16/09/2017 tanzim tarihli ve 3 yıl süreli sözleşme akdedildiğini, davalı tarafa verilen hizmetlere ilişkin fatura düzenlendiğini, fatura tutarlarının borçlu şirket aleyhine kesinleştiği halde fatura bedellerinin ödenmediğini, sözleşmenin 2/g maddesinde zamanında ödenmeyen faturalara aylık %5 gecikme faizi uygulanacağının düzenlendiğini, borcun zamanında ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçildiğini, davalı şirketin takip konusu tüm borca, faiz ve fer'ilerine, yetkiye itiraz etiğini, itirazların yerinde olmadığını beyan ederek itirazın iptalini, takibin devamını, % 20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların hukuki ve fiili gerçeklerle, iyiniyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığını, yetkili mahkemenin Manavgat Ticaret Mahkemeleri olduğunu, mahkemenin ve icra dairesinin yetkisine itiraz ettiklerini, davacının yetki sözleşmesi bulunduğu yönündeki iddialarının yersiz olduğunu, taraflar arasında davalı şirketi bağlayıcı ve şirket yetkilisi tarafından imzalanarak yürürlüğe giren bir sözleşme bulunmadığını, davalı şirketi temsile ve borçlandırıcı işlemler yapmaya, sözleşme imzalamaya, ... tek imzaları ile, ... ise ikisinin birlikte atacağı imza ile yetkili olduklarını, davacının var olduğunu iddia ettiği sözleşmelerde bu kişilerin imzalarının bulunmadığını, sözleşmenin otelin Avrupa Satış ve Pazarlama Müdürü olan ... tarafından imzalandığını, gerektiği takdirde imza incelemesi yapılması gerektiğini, davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen herhangi bir hizmet/ mal bulunmadığını, dolayısı ile davacı tarafından düzenlenen fatura içeriklerinin ve davacı iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen 02.12.2017 tarihli e-mail ile de taraflar arasında sözleşme olmadığının, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığının ve gönderilen faturaların kabul edilmediğinin bildirildiğini, beyan ederek davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini ve davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere davacı şirketin sözleşme kapsamında üstlendiği edimleri yerine getirdiği ve ücrete hak kazandığı, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 84.094,03 TL fatura alacağının bulunduğu, mezkur sözleşmelerde davalı şirketin faturayı aldığı günden itibaren 7 gün içerisinde ödeme yapacağının, zamanında ödenmemesi halinde aylık %5 oranında gecikme faizinin ödeneceğinin kararlaştırılmış olması karşısında davacının ödenmeyen faturalar kapsamında takip tarihine kadar 11.020,87 TL işlemiş faiz talep edebileceği gerekçesi ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının 84.094,03-TL asıl alacak ve 11.020,87 TL işlemiş faiz olmak üzere 95.114,90 TL yönüyle iptaline, 84.094,03 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki gibi yıllık %60 oranında faiz yürütülmesi suretiyle takibin kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan alacağın likit ve bu yöne ilişkin itirazın da haksız olması karşısında %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatını da kapsar şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; eksik inceleme ile oluşturulan, hata ve çelişkilerle dolu, denetime elverişli olmayan kök ve ek raporlar esas alınarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını, dava konusu sözleşmelerde imzası bulunan ...’in o tarihte sözleşmeleri tek başına imza yetkisinin bulunmadığından dava konusu sözleşmelerin yetkisiz kişi tarafından imzalandığını, müvekkili şirketin var olduğu iddia edilen sözleşmelerdeki hizmetleri dava dışı başka firmalardan aldığını ve almaya da devam ettiğin, bu durumun davacı firma tarafından kurulan bir sitem olmadığını, sözleşmelerin müvekkili şirket tarafından benimsenmediğini gösterdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacının yerine getirdiği bir edimin bulunmadığını, davacının sözleşmelerin yetkisiz kişi tarafından imzalandığını bildiği halde birtakım işlemler yapmış olduğu düşünülse bile bunun müvekkil şirketi bağlamayacağını, davacının düzenlediği tüm faturaların müvekkili şirketçe iade edildiği ve davacının fatura düzenlemeye devam etmesi üzerine taraflar arasında herhangi bir ilişki bulunmadığının davacı şirkete bildirildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, davacının davalı aleyhine 84.094,03 TL asıl alacak ve 11.177,54 TL işlemiş faizin tahsili talebiyle icra takibine giriştiği, ödeme emrinin davalıya 02/01/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalının süresinde 04/01/2018 tarihli yetkiye ve borca itiraz dilekçesi üzerine takibin durduğu ve davanın da hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.   Mahkemece uyuşmazlık konusunda bilirkişi incelemesi yapılmış ve yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı şirket hükmü istinaf etmiştir. Uyuşmazlık taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisi kurulup kurulmadığı, davacı tarafından davalıya bir hizmet verilip verilmediği, buna göre davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı ve miktarı noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında 16.09.2017 tarihinde  BookLogic Online Rezervasyon Sistemleri Kullanım Sözleşmesi, BookLogic Channel Management Programı ve Diğer Yazılım ve Sistemler Kullanım Sözleşmelerinin imzalandığı görülmektedir.Davacı, taraflar arasındaki sözleşme kapsamın da hizmet bedeline ilişkin fatura alacağı olduğunu iddia etmekte, davalı ise sözleşmenin yetkili temsilci tarafından imzalanmadığı ve taraflarına herhangi bir hizmetin sunulmadığını savunmaktadır. Dolayısıyla davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkar edilmiştir. Davacı iş bu davada sözleşme kapsamında hizmet bedelini talep ettiğinden TMK 6.HMK, 190.maddesi gereğince ispat yükü üzerindedir. Davacı, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini ve bu sözleşmeden kaynaklı olarak alacaklı olduğunu ispat etmesi gerekir. Bu nedenle öncelikle taraflar arasında geçerli bir sözleşme ilişkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.6098 sayılı TBK'nun 40. maddesinin \"Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır.\"; aynı kanunun yetkisiz temsil üst başlığı altında onama haline ilişkin 46. maddesinin \"Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.\" ve onamama haline ilişkin 47. maddesinin ise \"Temsil olunanın açık veya örtülü olarak hukuki işlemi onamaması hâlinde, bu işlemin geçersiz olmasından doğan zararın giderilmesi, yetkisiz temsilciden istenebilir. Ancak, yetkisiz temsilci, işlemin yapıldığı sırada karşı tarafın, kendisinin yetkisiz olduğunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse, kendisinden zararın giderilmesi istenemez. Hakkaniyet gerektiriyorsa, kusurlu yetkisiz temsilciden diğer zararların giderilmesi de istenebilir. Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar saklıdır.\" hükmünü ihtiva etmektedir. \"...Borçlandırıcı işlemin temsilci aracılığı ile yapılabilmesi de mümkündür. Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar (6098 s. TBK m. 40/1). Bir kişi temsil yetkisi olmadığı halde başka bir kişi adına bir hukuki işlem veya sözleşme yaparsa yetkisiz temsil söz konusu olur. Böyle bir durumda yapılan işlemin hüküm ve sonuçları temsil olunanı bağlamaz. Bu işlemin temsil olunanı bağlaması için onun tarafından onanmış olması gerekir( TBK m.46/1). Onama temsilciye veya 3. kişiye varması gerekli tek taraflı bir irade beyanı ile yapılır. Asıl işlem bir şekle bağlı olsa dahi onama şekle bağlı değildir. Dürüstlük kuralları gerektirdiğinde hareketsizlik ve susma da onama olarak kabul edilmelidir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2015, s.456)...\" (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2020/5025 Esas 2021/2396 Karar sayılı ilamı). Yasal düzenleme dikkate alındığında, sözleşmeden doğan alacak ve borçlar, ancak yetkili temsilci tarafından yapılması halinde temsil olunana ait olacaktır. Eğer temsilci yetkili değil ise, kendisi sözleşmeden şahsen sorumlu olur. Ayrıca bu durumda temsil olunan, icazet vermedikçe alacaklı veya borçlu kabul edilemez. Ancak temsil olunan, sonradan icazet verir yahut kendi adına yapılan hukuki işlemi benimser ise baştan itibaren hukuki işlem geçerli ve temsil olunanı bağlar.Somut davada, davalı tarafından 16/09/2017 tarihinde akdolunan Booklogic Online Rezervasyon Sistemleri Kullanım Sözleşmesi ve Hotel Channel Management Programı ve Diğer Yazılım ve Sistemler Kullanım Sözleşmesi'nin davalı şirketin temsile yetkilileri tarafından imzalanmadığı ve sözleşmenin yürürlüğe  girmediği savunulmuşsa da  bu sözleşmeler incelendiğinde sözleşmenin otel yetkilisi olarak ... tarafından imzalandığı, bu kişinin ise davalı vekilinin beyanı kapsamında sözleşme tarihini kapsar şekilde davalı şirketin çalışanı ve otelin ... Satış ve Pazarlama Müdürü olduğu, yine davalı şirket çalışanı olduğu uyuşmazlık konusu olmayan ... tarafından 28.09.2017 tarihli Eğitim Kayıt ve takip formunun imzalandığı ve bu formda Maxi Channal, Maxi Booking, Booklogic GDS, Booklogic CMS Kurulumlarının eksiksiz tamamlandığının ve sözleşme kapsamında davalı şirket adına davalı şirket çalışanı ...'e eğitim hizmeti verildiği belirtilmiştir. Davalı, taraflar arasında herhangi bir ilişki bulunmadığının davacı şirkete bildirildiğini belirtmiş ise de, davalının gönderdiği bu mail 02.12.2017 tarihli olup, sistemin kurulumunun yapıldığı ve eğitimin verildiğini gösteren 28.09.2017 tarihli eğitim kayıt ve takip formu tarihinden yaklaşık 2 ay sonradır. Mahkemece alınan teknik bilirkişi raporunda, davalının kullanıcı adı ve şifre ile sisteme online olarak bağlandığı ve kullandığı, entegrasyon sonrası 8 tane rezervasyon aldığının tespit edildiği, bu hali ile sözleşmenin 6098 sayılı TBK'nın 46. maddesi uyarınca davalı şirketçe benimsendiği anlaşılmıştır. Diğer taraftan teknik bilirkişi tarafından yapılan tespit uyarınca da davacının sözleşmeye göre yüklendiği edimini vermeye başladığı ve davalının da hizmetten faydalandığı dikkate alındığında her ne kadar sözleşme yetkisiz temsilci tarafından yapılmış ise de, davacı ile davalı arasında akdi ilişkinin kurulduğunun kabulü gerektiği, artık bu noktadan sonra davalının, sözleşmenin yetkisiz temsilci tarafından yapıldığına yönelik iddialarının TMK'nun 2. maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı düştüğü kabul edilmelidir. Bununla birlikte, taraflar arasında imzalanan \"Hotel Channel Management Programı Ve Diğer Yazılım Ve Sistemler Kullanım Sözleşmesi\"nin \"Hizmet Bedeli\" başlıklı 2.md.sinin (b) bendinde \"otel yukarıda bahsedilen hizmetler karşılığında otel tercih ettiği üyelik ücretlendirme modeline göre iş bu sözleşmenin 18.maddesinde belirtilen ilgili ücreti ödemeyi kabul ve beyan eder\" (d) bendinde; \"Hizmetler seçilen üyelik modeline göre faturalandırılır. Otel, hizmetlerin ait olduğu dönemin başlangıcından itibaren en geç 7. Günü ilgili faturayı ödemekle yükümlüdür. Bu fatura ödeme günü taraflar arasında kesin vade hükmünde olup, vade tarihinde ödenmeyen borçlar ayrıca ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşmüş kabul edilir.\" (f) bendinde;  \"İşbu sözleşme tarihinden itibaren ücretlendirme başlar\". (h) bendinde; \"Zamanında ödenmeyen faturalar için aylık % 5 gecikme bedeli uygulanır\"  denilmektedir. Aynı Sözleşmenin 18.maddesinde de üyelik tipinin senelik abonelik ve rezervasyon başı ödeme modeli olduğu hizmet  bedelinin senelik 20.000 Euro+KDV olduğu ve sözleşme süresi boyunca her sene ödeneceği, sözleşme süresinin 3 yıl olduğunun kararlaştırıldığı, davacı şirket tarafından  davalıya  hizmetin sunulduğu ve sözleşme kapsamında davacının talep edebileceği tutarın bilirkişi raporu ile hesap edildiği, bilirkişi raporunun teknik açıdan yeterli ve denetime elverişli olduğu Mahkemece bilirkişi raporunun hükme esas alınarak verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353-1.b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/713 Esas, 2020/400 Karar sayılı ve 16/09/2020 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 1.650,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.222,40 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.30/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1b7d0b9a415bb435","SID":"c1879d34b1595da7"}}