{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>17. ASLİYE TİCARETMAHKEMESİ <br>(DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) <br><br>ESAS NO\t:2023/260 Esas<br>KARAR NO\t:2023/518<br>DAVA\t:Tanıma ve Tenfiz<br>DAVA TARİHİ\t:13/04/2023<br>KARAR TARİHİ\t:13/12/2023<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tanıma ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ... ... Ltd Malta'da mukim olup davanın konusu olaya ilişkin taşımayı gerçekleştiren yabancı bayraklı ... ... isimli geminin donatanı ve maliki olduğunu, diğer müvekkili ...   A.Ş.'ninde ilgili geminin yönetimini üstlendiğini, gemi yönetimi gereği geminin sefere bağlanması gibi Brokerlik faaliyetlerini de 2 nolu davacının üstlendiğini, bununla beraber dava konusu olayda olduğu gibi zaman zaman çarter sözleşmelerinden doğan navlun alacaklarını da navlun lehtarı sıfatı ile kendi banka hesabına fatura karşılığı aldığını, 2 nolu davacı 20.12.2022 tarihli 2022/07 sayılı genel kurul kararı ile nevi değişikliği yaparak limited şirketten anonim şirkete döndüğünü, ilgili değişiklik 30 Aralık 2022 tarihli ve ...   sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve ilan edildiğini bu nedenle tenfizi istenen hakem kararında davacının eski unvanı yer aldığını, davacılar ile davalı arasında 4 Şubat 2022 tarihinden ... ... isimli gemi ile min / maksimum 8300 metrik ton paketli soda yükünün ... Limanı Türkiye'den  ... nambiya'ya taşınması hususunda bir çarter sözleşmesi akdedildiğini, buna göre 1 nolu davacı donatan 2 nolu davacı navlun lehtarı ve davalı şirketi ise kiracı taşıtan olarak hareket ettiğini, davalı kiracı çarter sözleşmesi uyarınca gemiye 8300 mt yük yüklemesi gerekirken eksik yüklemeyle yalnızca 6018,80 mt yükleme yaptığını ve dolayısıyla davacı müvekkilerin navlun bedelinin yanı sıra ölü navlun bedeline de hak kazandığının bilindiği gibi ölü navlun kiracı tarafından yüklenmesi taahhüt edilen miktarda yükün kiracısı kusuru ya da tercihiyle eksik yüklenmesi halinde donatanının eksik yüklenen kısma ilişkin olarak o kısım tamamen yüklenmiş gibi ton başına hak ettiği navlun bedeline verilen isim olduğunu bu doğrultuda davalı şirkete gemiye yüklenen yükün karşılığı navlun miktarı olarak 1.011.158,40 ABD doları ve kesik yüklenen bölüm için ölü navlun miktarı olarak 383.241,60 ABD doları toplamına tekabül edecek şekilde 1.394.400,000 ABD doları tutarında fatura 2 numaralı davacı tarafından gönderildiğini, davalı kiracı tarafından müvekkillerine yalnızca 13 Nisan 2022 tarihinde 500.000,00 ABD doları tutarında kısmi navlun ödemesi yapıldığını, gemi tahliye limanına doğru seferine devam ederken defalarca yazılı olarak söz verildiği halde başkaca herhangi bir ödeme yapılmadığını 1 numaralı davacının eksik kalan bedelin ödenmemesi halinde tahliye limanında yük üzerine hapis hakkı uygulanmak suretiyle yüke rehin koyacağını belirtmesi üzerine yükün sahipleri davacılar ile temasa geçtiğini ve davacılar ile yük sahibi ölü navlun bedelinin 300.000,00 ABD dolarlık kısmının davacılara ödenmesi ile davacıların kiracıya karşı haklarını saklı tutmaları kaydı ile bir anlaşma yaptıklarını, bu anlaşma doğrultusunda davacılar yük üzerine rehin hakkı uygulamaktan vazgeçip yükü alıcılara teslim ettiğini ve  tahsil edemedikleri kısım için 511.158,40 ABD Doları bakiye navlun ve 83.241,60 ABD doları bakiye ölü navlun Londra Denizcilik Hakemler Birliği nezdinde tahkim yoluna başvurduklarını, yargılama için davalı tarafça da hakem ataması yapılmış olduğunu, yapılan tahkim yargılaması sonunda üç hakemden oluşan heyet 14 Şubat 2023 tarihli kararı ile davacılar dava dilekçesi ekinde Apostilli tercümesini sunulan hakem kararını verdiklerini işbu dilekçe tarihi itibariyle ...  tahkim süreci sonuçlanmış olduğunu, verilen kararın kesinleştiğini, hakem kararının taraflar için bağlayıcı ve nihai olduğuna ve hakem kararına karşı müracaat hakkı bulunmadığına ilişkin kısmın çevirisi ayrıca mahkemeye sunulduğunu, buna göre hakem kararı uyarınca ayrıntıları verilen meblağların davalı tarafından davacılara ödenmesine karar verildiğini, Türk Mahkemelerinin Londra'da verilen bir yabancı hakem kararının New York Sözleşmesi gereğince tenfizine karar verilmesine herhangi bir engel bulunmadığını, yabancı hakem kararlarının Türkiye'de tanınması ve tenfizi Anayasa mad 90 uyarınca onaylanarak yürürlüğe girdiğini bulunan New York Sözleşmesinin diğer şartlarında gerçekleşmesine bağlı olduğunu, söz konusu şartlar tahkim şartlarının geçerliliği,davalıya savunma hakkı tanınması,kararın hakemlerin yetkisi çerçevesinde verilmesi, hakem mahkemesinin kuruluşu ve işleyişinin hukuka uygun olması, tahkim kararının bağlayıcı ve iptal edilmemiş olması, kararın tenfiz edileceği ülke hukukuna göre tahkime elverişli olmasını, kararın tenfiz devleti hukukunun kamu düzenine aykırı olmamasını içerdiğini, beyan etmekle, Londra Denizcilik Hakemleri Birliği Tahkim Mahkemesi tarafından Londra İngiltere'de 14 Şubat 2023 tarihinde verilmiş olan hakem kararının davalıya karşı tenfizini, tenfiz talep edilen hakem kararı kapsamında, 594.400,00 ABD Doları 28 Haziran 2022 tarihinden itibaren işleyecek %5 yıllık veya pro rata olarak üç aylık aralıklarla bileşik faiz ile arttırılacak ve daha sonra aynı oranda ve aynı esasa göre bileşik faiz ile ödeme tarihine kadar arttırılacak faiz ile birlikte aynen,10.290,00 İngiliz Sterlini + 14 Şubat 2023 tarihinden itibaren işleyecek %5 yıllık veya pro rata olarak üç aylık aralıklarla bileşik faiz ile arttırılacak ve daha sonra aynı oranda ve aynı  esasa göre bileşik faiz ile ödeme tarihine kadar arttırılacak faiz ile birlikte aynen davalı tarafından davacı müvekkillere ödenmesini ve tüm yargılama giderlerinin vekalet ücreti ile birlikte davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>Davalı tarafa e-tebligat yoluyla tebligatın yapıldığı davaya cevap sunmadığı görülmüştür.<br>Dava; Londra Denizcilik Hakemleri Birliği tarafından Londra/ İngiltere'de verilen 14 Şubat 2023 tarihli hakem kararının tenfiz'i istemine ilişkindir. <br>Dosya davanın açıldığı Bakırköy Ticaret Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine mahkememize gönderilmiş olup, davacı vekili tarafından HMK'nın 20.maddesinde öngörülen süre içerisinde gönderme talebinde bulunulmuştur.<br>Tenfiz davalarında mahkemenin görevi, davanın konusuna göre belirlenmektedir. Yargıtay uygulamaları da bu yöndedir.  (Bkz. Yargıtay 20.HD'nin 02/10/2017 tarihli, 2017/7998-7167 sayılı kararı ve Yargıtay 11.HD'nin 05/02/2018 tarihli, 2016/12178 E. ve 2018/718 K. sayılı kararı) Uyuşmazlık hangi mahkemede görülmesi gerekiyor ise tenfiz davası bakımından da, o mahkeme görevlidir. Dava, deniz taşımasından kaynaklanan bir alacak davasına ilişkin olarak verilen yabancı hakem kararının tenfizi davası olduğundan, Deniz İhtisas Mahkemesi sıfatıyla mahkememiz görevlidir.<br> Yabancı mahkeme kararlarının Tenfiz'i, mahiyeti gereği mahkemenin kararını zorunlu kıldığından ve tarafların iradesine bağlı olmadığından arabuluculuk dava şartına da tabi değildir.<br> Davacı ... ... ... Ltd'nin Malta'da mukim bir şirket olduğundan anlaşıldığından davada gözetilmesi gereken bir başka dava şartı ise MÖHUK 48. Maddesinde düzenlenen yabancılık teminatıdır. Yabancılık unsuruna dayalı olarak teminat yatırma zorunluluğunu düzenleyen 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır”. Bu madde hükmü ile Türkiye’de dava açan, açılmış davaya müdahale eden, icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler için teminat gösterme yükümlülüğü getirilmiştir. Mezkur maddenin teminattan muafiyet halini düzenleyen 2. fıkrasında ise, Mahkemenin dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağı bildirilmiştir. Bu maddeye göre, muafiyetin karşılıklılık esası çerçevesinde tanınması mümkündür. Karşılıklılıktan amaç, davacı veya müdahil veya icra takibini yapan  yabancının mensup olduğu devlette Türk vatandaşları için de aynı muafiyet işleminin tanınabilmesidir. Diğer taraftan, 5718 sayılı Kanunun 1. maddesi teminattan muafiyeti öngören sözleşmeleri saklı tutmuştur. Bu nedenle davacının mensup olduğu veya ikamet ettiği ülke ile Türkiye arasında teminattan muafiyeti öngören iki taraflı veya çok taraflı bir sözleşme varsa, ilgili yabancı uyruklu veya Türkiye’de ikametgâhı olmayan kişi teminat yatırmayacaktır. <br>Davacılardan ... ... ... Ltd'nin  mukim olduğu Malta Cumhuriyeti, Ülkemizin de katılmış olduğu 23.03.1972 tarih ve 14137 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi’ne taraftır. Bu Sözleşme'nin 17'nci maddesinin 1'inci fıkrasında; âkit devlet vatandaşlarının birbirlerinin ülkesinde ikame ettikleri veya müdahil olarak katıldıkları davalarda, bu kişilerin yabancı olmaları veya o ülkelerde ikametgâhı veya meskeni bulunmaması sebebiyle her ne ad altında olursa olsun teminat veya depozit istenemeyeceği öngörülmüş, 2. fıkrasında ise; aynı usulün mahkeme masraflarının karşılanması hususunda da geçerli olduğu düzenlenmiştir. Teminat muafiyetinin yargıya erişim hakkına yönelik bir düzenleme olduğu,bu nedenle teminattan muafiyeti ön gören hukuk kurallarının daha geniş yorumlanmaları gerektiği, 17. maddenin gerek lafzi yorumunun gerekse özüne ve amacına göre yapılacak yorumun tüzel kişileri de kapsadığı değerlendirildiğinden, davacı şirketin Lahey Sözleşmesinin anılan hükümleri gereğince teminattan muaf olduğu kabul edilmiştir.<br>Türk hukukunda yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin üç ayrı düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenlemelerden birincisi, 5778 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'dur. İkinci düzenleme, Türkiye tarafından onaylanan (RG 25.9.1991/21002) 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki New York Konvansiyonu'dur. Yabancı hakem kararlarının tanınması veya tenfizine ilişkin usul ve esaslar, 5718 sayılı MÖHUK ve New York Konvansiyonu'nun yanı sıra Türkiye'nin bazı devletlerle yaptığı iki taraflı adli yardımlaşma antlaşmalarıyla da düzenlenmiştir.  Adli yardımlaşma antlaşmalarının yalnızca bir kısmında yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfiziyle ilgili hükümler yer almaktadır. İngiltere ile Türkiye arasında iki taraflı adli yardımlaşma antlaşması mevcut olmakla birlikte (RG 5.7.1932/1681 ve RG 29.11.1940/4673) bu antlaşmada hakem kararlarının tenfizi düzenlenmemiştir. Öyleyse somut dava bakımından İngiltere'de verilen hakem kararının Türkiye'de tenfiz edilip edilemeyeceğine konusunda 5718 MÖHUK ve New York Konvansiyonu hükümlerinden hangisinin esas alınması gerektiğine bakılmalıdır. Anayasamızın 90/V. Maddesine göre, usulüne uygun olarak onaylanan milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. 5718sayılı MÖHUK'un 1(2). maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğu milletlerarası antlaşma hükümleri saklı tutulmuştur. Şu halde, MÖHUK'un kapsamına giren konularla ilgili bir milletlerarası antlaşma varsa öncelikle bu antlaşma uygulanacaktır. New  York Konvansiyonu'nun VII. maddesinde, bu Konvansiyonun yanında Türkiye'nin taraf olduğu ikili veya çok taraflı antlaşmalar ile iç hukuk düzenlemelerinin tenfizin daha lehine hükümler içermesi halinde, Konvansiyon yerine daha lehe hükümler getiren düzenlemenin uygulanacağı kabul edilmiştir. Ancak 5718 sayılı MÖHUK'un hakem kararlarının tenfizine ilişkin maddeleri, New York Konvansiyonu'ndan iktibas edilmiştir ve söz konusu hükümler içerik olarak New Konvansiyonu'ndaki hükümlerle hemen hemen aynıdır. Bu durumda, Londra'da verilen hakem kararının tenfizinin mümkün olup olmadığı New York Konvansiyonu hükümlerine göre değerlendirilmek gerekir.<br>Türkiye, New York konvansiyonunu iki çekince ile onaylamıştır. Sözleşme'nin 1(3). maddesine koyulan çekinceye göre bu sözleşme sadece Türk hukukuna göre “ticari” sayılan uyuşmazlıklarla ilgili hakem kararlarının tanınması ve tenfizine uygulanacaktır. Yine aynı maddeye koyulan ikinci çekince uyarınca, New York Sözleşmesi Türkiye'de sadece Sözleşme'ye taraf olan devletlerde verilen hakem kararlarının tanınması ve tenfizine uygulanacaktır. Huzurdaki davaya konu yabancı hakem kararı, New York Sözleşmesi'ne taraf devletlerden biri olan İngiltere'de verilmiş olup, uyuşmazlık ticari niteliği haizdir. Bu itibarla tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği New York Konvansiyonu'na göre incelenmelidir. <br>New York Sözleşmesi'nin (IV). maddesi uyarınca; tanıma ve tenfiz kararı verilmesini isteyen talepte bulunan tarafın, hakem kararının ve tahkim anlaşmasının aslını veya usülüne uygun olarak onanmış süretini ibraz etmesi gereklidir. Dava dosyasına hakem kararı, tahkim anlaşması ve bunların onaylı tercümeleri sunulmuş olduğundan bu şart gerçekleşmiştir.<br> Yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller New York Sözleşmesinin (V). maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin (V). maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi re’sen dikkate almak zorundadır. Diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerekir.New York Konvansiyonu'nda hakem kararının tenfizi şartları, \"aleyhine hakem kararı ileri sürülen tarafın ispat edilmesi gerekli olan şartlar\" ve \"mahkeme tarafından  resen incelenecek şartlar\" olmak üzere iki bölümde düzenlenmiştir.<br>Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak şartlar; hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması ile hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır.<br> Konvansiyonu'nun (V). maddesinde hakem kararının tenfizinde davalı tarafından iddia ve ispat edilmesi gerekli olan şartlar ise; (a) tarafların tahkim sözleşmesi yapma ehliyetlerinin olmaması veya tahkim sözleşmesinin taraflarca tabi kılındığ kanuna ya da taraflarca hukuk seçimi yapılmamışsa hakem kararının verildiği yer kanununa göre hükümsüz olması, (b)aleyhine hakem hükmü dermeyan olunan tarafın hakemin tayininden veya hakemlik ptosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmemiş olması veyahut delillerini ikame etmek imkanını elde edememiş olması, (c)Hakem kararının, hakem sözleşmesinde veya hakem şartında derpiş edilmeyen bir ihtilâfa ilişkin olması yahut hakem sözleşmesi veya hakem şartının şümulünü aşan hükümleri mühtevi bulunması, (d)Hakem mahkemesinin teşkilinin veya hakemlik prosedürünün tarafların anlaşmasına ve anlaşmada açıklık olmayan hallerde hakemliğin cereyan etiği yer kanunu hükümlerine uygun olmaması,(e) hakem kararının, taraflar için bağlayıcılık kazanmamış veya verildiği yer kanunu veya tabi olduğu kanun bakımından yetkili bir makam tarafından iptal edilmiş veya hükmün icrası geri bırakılmış olması şeklinde düzenlenmiştir.<br>Eldeki dosyaya konu tahkim kararının 1996 tarihli İngiliz Tahkim Kanunu (Arbitration Act) m. 70/3'e göre, hakem kararına ilişkin sürecin sonucunun ilgili kişiye bildirilmesi üzerinden kanun yoluna başvuru için öngörülen 28 günlük sürenin geçmesi sebebiyle verildiği devlet hukukuna göre kesinleştiği, hakem kararına konu ticari niteliği haiz uyuşmazlık, tarafların iradesine tâbi ve bu nedenle tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği nitelikte olduğundan, karara konu uyuşmazlığın konu itibariyle (rationae materiae) tahkime elverişli olduğu kanaatine varılmıştır.<br> Davalı cevap dilekçesi sunmadığından bu durumda tenfiz talebi, mahkemece re'sen dikkate alınması gereken “kamu düzenine aykırı olmama” ve “tahkime elverişlilik” şartları bakımından incelenmelidir. Tahkim yargılamasanda hem davacı tarafça hem de davalı tarafça hakem atamasının yapıldığı dosyaya sunulan hakem kararından anlaşılmaktadır. Bu sebeple hakem seçiminde usule aykırılığın olmadığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte tahkim yargılamasının bütün aşamalarından davalı tarafın haberdar edildiği, yargılamanın hakemlerce ve tahkim yeri hukukunca öngörülen usule uygun olarak yürütüldüğü hususunda usule aykırılığın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca yargılama sürecinde davalının savunma hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini gösteren bir durum ile kamu düzenini bozacak mahiyette usule aykırılığın mevcut olduğu da görülmemiştir. Diğer yandan tenfiz istemine konu hakem kararının hüküm fıkrasında kabul edilen bileşik faiz uygulaması da  fahiş ve karşı tarafın ticari hayatının tümüyle ortadan kalkmasına veya akamete uğramasına sebebiyet vermeyecek mahiyette olmadığı, nitekim FSEK veya TTK'nın haksız rekabet hükümlerinde de üç katı kadar tazminat düzenlemelerinin hukukumuzda mevcut olduğu, bu sebeple söz konusu faiz uygulamasında Türk kamu düzeninin temel değerlerine tahammül edilemez derecede aykırı bir durum olmadığı değerlendirilmiştir.(Bkz. Yargıtay 11.HD'nin 2020/7985 E. ve 2022/4932 K., 2017/4083 E. ve 2019/1157 K.sayılı kararları)<br>Yukarıda yapılan değerlendirmelerin sonucunda; davacının talebine konu, Londra Denizcilik Hakemleri Birliği ( LMAA) nezdinde yürütülen tahkim yargılaması sonucunda verilmiş olan 14 Şubat 2023 tarihli hakem kararının  tenfizi kabil olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olduğundan sös konusu kararın Tenfiz'ine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM/Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,<br>1-Davanın KABULÜ ile dava konusu...Denizcilik Hakemleri Birliği ( LMAA) nezdinde yürütülen tahkim yargılaması sonucunda verilmiş olan 14.02.2023 tarihli hakem kararının TENFİZİNE,<br>2-Karar harcı olan 269,85-TL den peşin alınan 179,90-TL nin mahsubu ile bakiye 89,95-TL nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, <br>3- Davacı taraf vekil ile temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin olunan 17.900,00- TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 385,40.-TL ilk harç,  174,5‬0 TL posta gideri ile 7.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam  7.559,90- TL yargılama giderinin  davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>5-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu ( ... Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/12/2023<br><br><br>Başkan ...  ✍e-imzalıdır.<br>Üye ... <br>✍e-imzalıdır. <br>Üye ...  <br>✍e-imzalıdır.<br>Katip ... <br>✍e-imzalıdır. <br><br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9528b5239de31198","SID":"f4a5aa8533affc77"}}