{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2024/656 <br>KARAR NO: 2024/894<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/02/2024<br>NUMARASI: 2023/292 Esas -  2024/122 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Araç hasar tazminatı<br>KARAR TARİHİ: 07/06/2024<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıya ait, davalı nezdinde sigortalı ... plaka sayılı aracın meydana gelen kazada hasarlandığını, şimdilik 10 TL hasar (pert) farkı bedeli ile 1.334,97 TL ekspertiz ücretinin poliçe limitleri dahilinde davalı sigorta şirketinden tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince; davanın  kabulü ile, 86.000 TL hasar tazminatının davalı sigorta şirketinin bakiye poliçe limite gözetilmek üzere 10/03/2023  tarihinden itibaren işleyecek yasal  faiziyle birlike tahsil edilerek davacıya verilmesine, 1.014,80 TL ekspertiz ücretinin yargılama giderleri arasında değerlendirilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili, taraflar arasında düzenlenen 15/12/2022 tarihli mutabakatname içeriği itibariyle TBK'nin 132.maddesi uyarınca tam bir ibra olduğunu, davacı tarafın ibraname altındaki imzaya itirazının bulunmaması, ibraname metninde borcun hangi dosya alacağı için ve hangi sebeple (pert total-tam ziya-ek teminatlar ile birlikte rayiç bedeli) imzalandığının tartışmaya yer vermeyecek şekilde belli olması ve ibraname içeriğindeki miktarın ödenmesi sebepleriyle ibraname kapsamında yapılan ödemenin borcu sona erdirdiğini ispatladığını, davacı tarafça da ibranamenin varlığının inkar edilmediğini, imzaya herhangi bir itiraz yapılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmamakla birlikte gerekçe ve ayrıntıdan da yoksun olduğunu, davalı şirketin ekspertiz ücretinden sorumluluğunun bulunmadığını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/1. maddesinde; \"Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir\" ifadesi ile tüketici mahkemelerinin görev alanı tüketici işlemleri ile sınırlandırılırken, 83/2. maddesinde de “taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez” hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'un 3/l. maddesinde ise, \"mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem, tüketici işlemi\" olarak tanımlanmıştır. Somut olayda; davacının tüketici olduğu ve davalı sigorta şirketinden kasko sigortası sözleşmesine dayalı olarak talepte bulunduğu, davanın, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra, 23/06/2015 tarihinde açıldığı anlaşılmakla davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevlidir.Buna göre ilk derece mahkemesince, tüketici mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, HMK'nın 114/(1)-c, 115/(2). maddeleri uyarınca davanın mahkemenin görevine ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu nedenle HMK'nin 353/1-a/3. maddesi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/3. maddesi uyarınca kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince  yatırana  iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.07/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"03e671ad5df153ee","SID":"69da4017c9c61dc4"}}