{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/770 - 2024/979<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/770 <br>KARAR NO\t: 2024/979<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                        \t  K A R A R <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/106 E.  -  2022/41 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/02/2022 tarih ve 2021/106 E. - 2022/41 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin eğitim - öğretim sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 2006 yılından bu yana tescilli ve uzun yıllardan beri kullanılmakla ayırt edicilik kazandırdığı ... ibareli markalarının bulunduğunu, davalının müvekkilinin ... ibareli tanınmış markasının toplumda edindiği bilinirlikten haksız biçimde yararlanmaya çalıştığını, davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkili adına tescilli ... ibareli ve esas unsurlu markalar ile davalı yan adına tescil başvurusu yapılan marka arasında yazılış okunuş ve telaffuz bakımından ayniyet olduğu gibi her iki markanın da kullanılmak istendiği sınıflar aynı olduğundan bu hizmetlerden yararlanacak tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markası ile müvekkili markasının  aynı ve türdeş mal ve hizmetleri kapsadığını, davaya konu markanın tescil edilmek istendiği özellikle 43. Sınıf mal ve hizmetleri ile müvekkilinin asıl iştigal alanını oluşturan ve uzun yıllardır tescilli olarak kullanılan 05, 07, 08, 09, 16, 21, 28 ve 41. Sınıf mallar arasında ayniyet ve özdeşlik bulunduğunu ileri sürerek 2021-M-854 sayılı YİDK kararının iptali ile söz konusu markanın tescil işlemleri neticelenmişse hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı ... vekili, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunması gerektiğine ilişkin koşulun sağlandığı konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, başvuruya konu işaret ile iddiaara mesnet markaların kapsamında aynı veya aynı türden mal ve hizmetler bulunuyor olması koşulunun ise başvuru kapsamından çıkarılmayan mallar bakımından sağlanmadığını, davacı vekilinin, başvuru kapsamından çıkarılmayan mallar ve hizmetler bakımından SMK m.6/3 hükmü bağlamından davacının eskiye dayalı kullanımından kaynaklı haklarının olduğundan bahisle başvurunun tümüyle reddedilmesi gerektiği iddialarının, söz konusu mala ve hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanım ispatlanamadığından yerinde olmadığını, mallar bakımından aynılık ya da benzerlik söz konusu olmadığı için, davacılar vekilinin SMK m. 6/4 hükmü bağlamında ileri sürdüğü iddiların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tescili talep edilen dava konusu işaretin, tanınmışlığı iddia edilen “...” ibaresini esas ya da münhasır unsur olarak içeren markalar ile söz konusu durumları doğuracak bir ilişki içinde olduğu iddiasının yerinde olmadığını, dava konusu başvurunun davacının ticaret unvanından oluşmadığından ticaret unvanı gerekçeli iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,  kötüniyet bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Diğer davalı cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait marka başvurusuna konu işaret ile davacı markaları arasında başvuru kapsamında kalan hizmetler bakımından 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık ve eskiye dayalı kullanım ve kötüniyet iddiasının yeterli bilgi, belge ve delil ile ispatlanamadığı, 2021-M-854 sayılı YİDK kararının yerinde olduğu  gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili şirketin ''...'' ibareli tescilli markalarına uzun yıllardır ciddi bir emek ve sermaye harcayarak, sektörde yüksek bir bilinirlik ve ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkilinin çeşitli eğitim yayınlarında ve faaliyetlerinde kullandığı ''...'' ibareli seri markaların kullanım yoğunluğu ve bilinirlik seviyelerinin dosyaya sunular kullanım belgelerinden ve Google üzerinden ''... yayınları'' şeklinde yapılacak basit bir araştırma sonucundan dahi kolaylıkla anlaşıldığını, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan yüksek düzeyde benzerlik bulunduğunun mahkeme hükmüyle ve bilirkişi raporuyla sabit olduğu, tarafların aynı sektörde (eğitim sektöründe) faaliyet gösterdikleri, 41. sınıflardaki hizmetlerle 43. sınıftaki hizmetlerin birbiriyle ilişkili olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin markalarının farklı alanlardaki eğitim yayınlarında kullanılma sıklığı ve yoğunluğu, dolayısıyla markaların eğitim yayınlarındaki bilinirliğinin görüleceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalının \"... ...\" marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayınlanmasından sonra davacının \"... yayınları\" ve \"... Kurs\" ibareli markalarını gerekçe göstererek başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca başvurunun 41. Sınıf için reddedildiği ancak 43. Sınıf için itirazın reddedilerek başvurunun 43. Sınıf için devam ettiği,  davacının bu karara yönelik itirazının 43. Sınıf yönünden ibareler arasında iltibas bulunmaması nedeniyle reddedildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davalının başvurusuna konu markası ile davacının itirazına mesnet markası arasında 43. Sınıf yönünden SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı,  davacının markasının tanınmış olup olmadığı, davacının eskiye dayalı kullanımının olup olmadığı ve kötüniyetin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. <br>\tAçıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının başvurusuna konu ibarenin  \"... ...\" olduğu, başvuru konusu ibarede karşılaştırmada esas alınacak ibarenin \"...\" olduğu, zira \"...\", \"Eğitim\" ve \"Kurumları\" ibarelerinin bir ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davacının 2006/61630 sayılı \"... yayınları\" ibareli markasının esas ibaresinin de \"...\" olduğu, görsel, anlamsal ve işitsel olarak yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olduğu ve iltibas riski taşıdığı kanaatine varılmıştır.  Bu husus ilk derece mahkemesince de yerinde olarak belirlenmiştir. Diğer yandan dosya kapsamına göre davacının tanınmışlık ve eskiye dayalı kullanım ve kötüniyet iddiasının yeterli bilgi, belge ve delil ile ispatlanamadığı da ilk derece mahkemesi kararında yerinde olarak belirlenmiştir.  <br>\tAncak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 2018/4060 Esas ve 2020/1278 Karar sayılı ilamında da; \"... başvuru sınıfının 41/1-8 hizmetlerine yönelik olduğu, davalı şirketin itiraza mesnet markalarında ise 41. sınıfın yer almadığı ve ilaveten davacı başvurusu ile aynı tür sayılabilecek hizmet sınıflarının da yer almadığı gerekçesi ile birleşen davanın kabulü ile YİDK 2015/M-2055 sayılı kararının iptaline karar verilmiş ise de, davalı şirketin 43. sınıfta “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri dahil)” tescilli markalarının muhteviyatı, özellikle geçici konaklama hizmetlerinin günümüzdeki kompleks yapısı, uygulamada geçici konaklama hizmetleri ile birlikte sunulan hizmetler bir bütün olarak  değerlendirildiğinde, davacı başvurusunda bulunan  “eğitim ve öğretim hizmetleri, sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri, spor, kültür ve eğlence hizmetleri” sınıfları ile iltibas yaratacağı, tüketici nezdinde markalar arası işletmesel bağlantı kanısını oluşturacağı...\" hususları belirlenmiştir.<br><br>\tBu kapsamda yapılan incelemede, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davacıya ait 2006/61630 sayılı marka tescil kapsamında bulunan; Eğitim ve öğretim hizmetleri, Hayvan terbiyesi hizmetleri, Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri, Müze hizmetleri, Güzellik yarışmalarının organizasyonu ve idare edilmesi hizmetleri, dans gösterilerinin organizasyonu hizmetleri, dans yarışmalarının organizasyonu hizmetleri, Kütüphane hizmetleri, Dergi, kitap, gazete v.b. yayımlama hizmetleri, Spor hizmetleri, spor amaçlı organizasyonların düzenlenmesi hizmetleri, Eğlence hizmetleri, Casino hizmetlerinin, davalıya ait 2019/99280 sayılı marka başvurusu kapsamında bulunan 43. Sınıf; Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri, Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetlerinin benzer olduğu, zira karşılaştırılan malların dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu kanaatine varılmıştır. <br>\tBu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunduğu için davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. <br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/02/2022 tarih ve 2021/106 E. - 2022/41 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;\t<br>\t2-Davanın KABULÜ ile, Türk Patent ve Marka Kurumunun 2021-M-854 sayılı kararının İPTALİNE,<br>\t3-Dava konusu 2019/99280 sayılı markanın henüz tescil edilmediği anlaşıldığından hükümsüzlük talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00.TL bilirkişi ücreti, 107,33.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 220,70 istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 65,90.TL tebligat ve posta giderleri toplamından oluşan 2.643,93‬ TL yargılama gideri ve 59,30.TL başvurma harcı, 59,30.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.762,53‬.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a22912f2e8bde807","SID":"c83f870e7d674731"}}