{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/693 <br>KARAR NO\t: 2024/984<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                         \t K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE \t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/191 E.  -  2022/5 K.<br><br>DAVACILAR\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2022 tarih ve 2020/191 E. - 2022/5 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2016/71686, 2015/60501, 2015/60500, 2014/89630, 2014/84933, 2014/82439, 2014/79608, 2014/75497, 2014/72726, 2008/10806, 2014/87334 sayılı \"...\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2018/100789 kod numarasını alan başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak YİDK tarafından kısmen kabul edilerek başvurunun 43. Sınıftaki \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri\" bakımından reddedildiğini, oysa müvekkillerinin “...” ibareli markaların gerçek hak sahibi olduğunu, bu durumun Yargıtay Kararlarıyla da sübuta ermiş olduğunu, “...” ibaresinin müvekkillerinin murisleri ve mirasçıları olan müvekkilleri tarafından 1895 yılından beri kullanılmakta olup müvekkillerinin bu markanın gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkillerinin yıllardır nizasız ve fasılasız olarak kullandığı “...” ibaresini tanınmış hale getirmiş olduğunu, dava konusu markanın tescilinin kötüniyetli olduğunu, müvekkillerinin bu markayı ilk kez oluşturduklarını, kullandıklarını ve bu durumu her zaman her yerde beyan ettiklerini, yaptıkları kira mukalevesine bile konu ettiklerini, kira mukavelesindeki açık hükme ve hükmü kabul etmesine rağmen markayı ilk tescil ettirenlerin, kötüniyetle ve müvekkilinin oluşturup tanıttığı markadan ekonomik çıkar sağlamak maksadıyla markaları tescil ettirmiş olduklarını, müvekkilinin gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu “...” ibareli tescilli markaları ile davalı şirketin dava konusu markasının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalı şirketin dava konusu markasının tescil edilmesi halinde tüketici nezdinde iltibas oluşacağını ileri sürerek YİDK'nın 2020-M-3080 sayılı kararın iptali ile dava konusu 2018/100789 başvuru numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, 24/06/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile  davalı şirketin 2005/49729 sayılı ve “...Şekil” ibareli markaları dava konusu markasına dayanak gösterdiğini beyan etmiştir.  <br>\tDavalı ... vekili, taraf markaları arasında aynı ya da yüksek düzeyde benzerlik bulunmadığını, ayrıca 6769 sayılı Kanun'un 6/1. maddesi anlamındaki benzerliğin başvuru konusu markanın mal/hizmet listesinden bir kısım mal çıkarılarak önlenmiş olduğunu, davacının itiraza mesnet olarak sunmuş olduğu markaları ile ilgili markaların gerçek hak sahipliğiyle ilgili davalar bulunmakta ise de bu iddianın da iş bu YİDK kararının iptali açısından mesnetsiz kaldığını, zira ortada gerçek hak sahipliğini ispat eden kesin bir durum bulunmadığını, somut olay incelendiğinde taraf markalarının aynı olmadığı gibi ayırt edilemeyecek derecede de benzer olmadığı sonucuna varıldığını, davacıya ait markaları oluşturan ibarelerin ayırt ediciliği düşük ibareler olup başvuru konusu markadaki farklılıkların markayı itiraza mesnet markalardan farklılaştırmış olduğunu, diğer yandan davacının 6/5. madde uyarınca yapmış olduğu iddialarının da mesnetsiz olduğunu, somut olayda davacının kötüniyet gerekçesi ile markan başvurusunun reddini içeren talebinin yeterli bilgi ve belgelerle ispat edilemediğini, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunsa da, dava konusu markanın kapsamında yer alan  mal ve hizmetlerin davacının redde gerekçe 2008/10806 sayılı markasının kapsamında ilişkili olarak yer almaması nedeniyle dava konusu marka ile davacıya ait 2008/10806 sayılı markar arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığı, SMK'nın 6/3. maddesinin şartları açısından işlem dosyasına sunulan belgeler (kira mukavelesi, 1974 tarihli bilanço, vezne makbuzları, tahakkuk fişi, fotoğraflar) incelendiğinde, davacı yan tarafından söz konusu ibarenin, dava konusu mallar/hizmetler üzerinde Türkiye’de yaygın bir şekilde, aralıksız kullanımının ispatlanamadığı, dolayısıyla dava konusu mallar/hizmetler bakımından eskiye dayalı kullanım hakkının bulunmadığı, sunulan delillerin davacı markalarının tanınmış olduğuna dair yeterli olmadığı, dava konusu markanın davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi hususları destekleyici belgelerin de dosya kapsamında bulunmadığı, davalı şirketin kötüniyetli olmadığı gerekçesi ile YİDK'nın 2020-M-3080 sayılı kararının iptal talebinin reddine, 2018/100789 sayılı marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük talebi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, anılan markanın gerçek hak sahibinin müvekkilleri olduğunu, davalı şirket, marka başvurusuna dayanak olarak gösterdiği bir kısım markaların davalı şirketi adına tescilli olmadığını, \"...\" esas unsurlu markanın sahibi görünen ... ile gerçek hak sahibi olan müvekkilleri arasında devam etmekte olan İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde derdest olan hükümsüzlük ve gerçek hak sahipliği davası bulunduğunu, müvekkillerinin gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğu “...” esas unsurlu tescilli markaları ile davalı şirketin dava konusu 2018/100789 numaralı “...” ibareli markası ayırt edilemeyecek derece benzer olduğunu, kötüniyetle dava konusu markanın tescil ettirmeye çalışıldığını, davalı şirket markasının 30. sınıf emtia yönünden hükümsüz kılınması gerektiği gibi 43. sınıf hizmetleri yönünden de hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkillerinin markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, eksik inceleme ve araştırma sonucunda hüküm kurulduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.     <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararı iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu markanın kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin davacı tarafın redde gerekçe markasının kapsamında ilişkili olarak yer almadığı, dava konusu marka ile davacıya ait marka arasında karıştırılma SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırma ihtimalinin olmadığı, SMK'nın 6/3. maddesi anlamında davacı yan tarafından söz konusu ibarenin, dava konusu mallar/hizmetler üzerinde Türkiye’de yaygın bir şekilde, aralıksız kullanımının ispatlanamadığı, sunulan delillerin davacı markalarının tanınmış olduğuna dair yeterli olmadığı, davalı şirketin kötüniyetli bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 346,9‬0-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/05/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"063ff49a01d678e6","SID":"f0d9cfa0dac4445f"}}