{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No: 2023/158 - 2024/695<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2023/158 <br>KARAR NO\t: 2024/695<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/487 Esas 2022/776 Karar<br><br>DAVACI\t\t  <br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t:   <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 15/05/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 07/06/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile  anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 17.02.2021 tarihinde meydana gelen kaza sonucu müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kazaya sebebiyet veren aracın davalı ...Sigorta A.Ş'ye  Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, kaza nedeniyle meydana gelen sakatlanma neticesinde oluşan maddi zararın davalı ...Sigorta A.Ş'den karşılanması amacıyla sigorta şirketine  tüm evrakları teslim ederek usulüne uygun başvurulmuş ise de zararın karşılanmadığını ileri sürerek, belirsiz alacak mahiyetinde açmış oldukları davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak işgücü kaybından doğan şimdilik 5.900,00-TL sürekli maluliyet, şimdilik 100,00-TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. <br>\tDavacı vekili talep artırım dilekçesi ile;  sürekli iş göremezlik tazminatını 166.683,84 TL'ye, geçici iş göremezlik zararını ise  11.868,78 TL'ye yükselttiklerini belirtmiştir. <br>\tDavalı vekili davaya cevap dilekçesinde: dava konusu kazada müvekkili şirkete sigortalı  araç sürücüsünün kusuru ile davacının yaralanması arasında illiyet bağı bulunmadığını, Kaza Tespit Tutanağından da anlaşılacağı üzere müvekkili şirkete sigortalı aracın davacı tarafın aracına değil, kazaya karışan diğer ... plakalı araca çarptığını, kusur ve illiyet bağının tespitinin yapılabilmesi için dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, davacının kusuru, zararını ve maluliyetini kanıtlaması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber dosyada tazminat hesabı yapılmasına karar verilmesi halinde hesaplamanın TRH2010 Yaşam Tablosuna uygun olarak ve teknik faiz indirimi uygulanarak yapılması gerektiğini, ayrıca geçici iş göremezlik zararlarının da teminat kapsamında olmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\t<br>Mahkemece; davanın, meydana gelen trafik kazası nedeni ile davacının uğradığı cismani zarardan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olduğu,\ttüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporlarına göre, 17/02/2021 tarihinde dava dışı sürücü ...'in, sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile seyir halinde iken  dava dışı sürücü  ... idaresindeki ... plaka sayılı çekicinin arkasına takılı ... plaka sayılı dorseye çarpması ve akabinde davacı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile  ... plaka sayılı dorseye çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiği, kaza neticesinde davacının  yaralandığı ve yaralanma nedeniyle  vücut genel çalışma gücünden %10 oranında kaybederek,  180 gün süreyle iş göremez halde kalacak şekilde maluliyet yaşadığının Adli Tıp Kurumu raporu ile tespit edildiği, kazanın gerçekleşmesinde, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunda bulunan araç sürücüsünün  %70 oranında kusurlu olduğu, davacının ise gerçekleşen kazada %30 oranında kusurunun bulunduğu,  bu oranlar esas alınmak suretiyle düzenlenen ve dosya kapsamına uygun olmakla hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, davacının  maluliyeti nedeni ile 166.683,84TL sürekli iş göremezlik zararı ve 11.868,78TL geçici iş göremezlik zararı bulunduğu belirtilmiş olmakla, belirlenen  bu tutarlar üzerinden ve dava açılmadan evvel davalı sigorta şirketine usulüne uygun müracaat yapıldığının tespit edilememiş olması nedeni ile kazaya neden olan aracın hususi niteliği de nazara alınarak yasal faiz ile tahsiline karar vermek gerektiği gerekesiyle;\t“1-Davanın Kabulüne, 166.683,84 TL sürekli iş göremezlik zararı, 11.868,78 TL geçici iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 178.552,62 TL’nin dava tarihi olan 23.08.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline davacıya verilmesine\" “karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilinin sigorta şirketine usulüne uygun başvurması nedeniyle temerrüt tarihinin başvuru tarihine göre belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin davalıya müracaat tarihinde rapor tanzimi için 1 yıllık sürenin dolmaması nedeniyle rapor temin edemediğini, ayrıca gelir belgesi olmadığını da davalıya bildirdiğini, bu nedenle başvuruda eksiklik bulunmadığını, bu durumda dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin doğru olmadığını, kararın bu nedenle bozulması gerektiğini, kararın kaldırılması durumunda asgari ücretin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle son asgari ücrete göre hesaplama yapılması gerektiğini, davalının istinaf taleplerinin ise yerinde olmadığını, ayrıca kusur raporunun karar vermeye elverişli olduğunu belirterek davalının istinaf sebeplerinin reddine,  istinaf taleplerinin ise kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ...Sigorta  A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; İlk derece mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, bilirkişi raporuna yapılan atıfların gerekçe olarak kabul edilemeyeceğini, bu durumun adil yargılama hakkının ihlaline neden olduğunu,\tesasa ilişkin olarak ise, dava konusu zincirleme trafik kazasında, müvekkili tarafından sigortalı araç ile zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, şöyleki, dava dışı ... plakalı aracın yoldaki buzlanma nedeniyle meydana gelen kaza nedeniyle durakladığı sırada müvekkili tarafından sigortalı kamyon sürücüsünün duramayarak bu araca çarptığını, aynı şekilde davacı ...’ın da sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... plakalı aracın sağ arka köşesine çarptığını, görüldüğü üzere müvekkili tarafından sigortalı aracın, davacının sevk ve idaresindeki araca çarpmadığını, her iki aracında ... plakalı aracın farklı köşelerine çarpmaları ile meydana gelen kazada, davacının söz konusu araca çarpmasında müvekkili tarafından sigortalı aracın bir etkisinin bulunmadığını bu nedenle davacının yaralanması ile müvekkilinin diğer araca çarpması arasında bir illiyet bağı bulunmadığını, bu nedenle Adli Tıp Kurumu tanzim edilen raporun kabul edilemeyeceğini,  Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasına göre kazanın 15 aracın ve bir yayanın karıştığı zincirleme trafik kazası olduğunu, trafik ekiplerinin kazayı 3 ayrı kaza olarak değerlendirerek, 3 farklı Kaza Tespit Tutanağı tanzim ettiğini, Adli Tıp Kurumu'nun eksik inceleme ve değerlendirme ile raporda diğer araçlardan hiç bahsetmediğini, Soruşturma evrakında davacı ... idaresindeki araca çarparak savrulmasına hangi aracın neden olduğu belirlenememiş iken,  Adli Tıp Kurumu tarafından, sigortalı aracın önce davacının aracına çarptığı yönünde tespite yer verildiğini, tespitin doğru olmadığını, davacının   ve sigortalı araç sürücüsünün soruşturma dosyasındaki ifadelerin soruşturma dosyasında alınan ek bilirkişi raporundaki tespit ile uyumlu olmadığını, raporda davacının aracının, sigortalı aracın arkasında seyrettiğinin yazılı olduğunu, bu durumda sigortalı aracın savrularak, davacının aracına çarpmasının mümkün olamayacağını, zira davacının ifadesinde sol tarafından gelen bir aracın kendisinin aracına çarparak savrulmasına neden olduğunu belirttiği, sigortalı araç sürücüsü ...’in sevk ve idaresindeki araç ile davacının aracının çarpışmasına ilişkin soruşturma dosyasında bir tespit de bulunmadığını, bu nedenle Adli Tıp Kurumu raporunun çelişkili olduğunu, Adli Tıp Kurumu raporunda, davacının aracının sigortalı aracın arkasında seyrettiği nazara alınmaksızın tanzim edilen raporun karar vermeye elverişli olmadığını,\taktüer hesaplamanın TRH2010 Yaşam Tablosu ve \"Progresif Rant\" yönetmine göre yapılmasının doğru olmadığını, hesaplamanın Genel Şartlara göre yapılması gerektiğini,  AYM iptal kararının geçmişe etkili olarak uygulamayacağını,\tGeçici iş göremezlik zararlarının sigorta teminatı kapsamında olmadığını, sorumluluğun SGK’da olduğunu, tazminat hesaplanması açısından raporun da, aktüer sıfatını haiz bilirkişiden alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemidir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekli tarafından ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\tKaza Tespit Tutanağına göre; 17/02/2021 tarihinde, ... plakalı çekici ve arkasına takılı dorsenin seyri sırasında olay yerine geldiğinde yol buzlu olduğundan önünde çok araçlı zincirleme trafik kazası olduğundan durakladığı sırada arkasından aynı istikamete yolun orta şeridinden gelen sürücü ... (davalı tarafından sigortalı araç) olan  kamyon ile duramayarak, aracın ön kısmı ile çekicinin arkasındaki dorsenin sol arka köşe kısımlarına, yine aynı istikamette yolun sağ şeridinden gelen sürücü ...'ın (davacı) idaresindeki kamyoneti ile duran dorsenin sağ arka köşe kısmına çarpması ile 3 araçlı yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğinin tespit edildiği görülmüştür. Kaza Tespit Tutanağında, aynı yerde meydana gelen zincirleme kazadan bahsedilmiş ise de, tutanak ile tespit edilen iş bu kazaya yönelik başkaca bir aracın kazaya dahil olduğuna yönelik tespit bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>\tKazaya nedeniyle başlatılan ceza soruşturmasında da; sürücü  ... 17/02/2021 tarihli ifadesinde özetle:\"... Viyadük üzerinde orta şeritte kaydığını ve bu tırın çekicisinin Atatürk Bulvarı sol şeritteki bariyerlere çarptığını dorsesinin de sağa kaydığını gördüm.Dörtlülerimi yakıp frene bastım. Yolda kar yoktu ancak gizli buzlanma vardı. Aracım hafif şekilde kayarak en sağ şeritte durdu.Önümdeki tır sürücüsü aracını kontrol etmeye çalıştı.Bu tır kayarak en sağ şeride ilerledi.Dorsesi çapraz şekilde kayıyordu.Bu sırada viyadük üzerinde ilerleyen yaklaşık 10-15 araç bu tırın kaydığını görünce frene bastı ancak yoldaki buzlanma nedeni ile hepsi kayarak birbirlerine çarptılar. Ben arkamdaki yola reflektör koyamadan arkamdan gelen iki araç benim dorseme çarptı ...\" şeklinde, davacı sürücü ... 15/03/2021 tarihli ifadesinde özetle;...Atatürk Bulvarı deniz bandı üzeri Recepoğlu kavşağı viyadük üzerinde orta şeritte yaklaşık 50 km/s hız ile ilerlerken viyadüğün tepe noktasına geldiğim anda Atatürk Bulvarı üzerinde çok sayıda aracın kaza yapmış olduğunu gördüm.Kazaya karışmamak için ayağımı gazdan çektiğim anda kullandığım araç yolun buzla kaplı olması nedeniyle kontrolümden çıktı. Sol tarafımdan gelen plakasını almadığım bir kamyonet kayarak benim aracıma çarptı ve benim aracımda kayarak yolun sağ tarafında durmuş haldeki bir tırın dorsesine sağ arka köşesinden çarptı ... \" şeklinde, davalı tarafından sigortalı aracın sürücüsü ... 01/03/2021 tarihli ifadesinde özetle, \"... Viyadük üzerinde orta şeritte yaklaşık 70 km/s hız ile ilerlerken viyadüğün tepe noktasını geçtiğim anda Atatürk Bulvarı üzerinde çok sayıda aracın kaza yapmış olduğunu gördüm.Kazaya karışmamak için ayağımı gazdan çektiğim anda kullandığım araç yolun buzla kaplı olması nedeniyle kontrolümden çıktı ve çapraz şekilde yol üzerinde kaymaya başladı.Kayarken marka model ve plakasını alamadığım bir kamyonete çarptıktan sonra yolun sağ tarafında bulunan tırın dorsesine arkadan çarptım...\" şeklinde beyanda bulundukları görülmektedir.<br>\tMahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda da, Kaza Tespit Tutanağındaki tespitler, sürücü beyanları değerlendirilmek suretiyle gerek davalı tarafından sigortalı aracın, gerekse de davacının sevk ve idaresindeki aracın duran çekicinin dorsesine çarpmadan önce aralarında sadmenin varlığı kabul edilerek, tespit edilen oluşa göre kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'in (sigortalı araç sürücüsü) %70 oranında, davacı sürücü ...'ın  %30(Yüzde Otuz) oranında  kusurlu olduğu, sürücü ...'ın kusurunun bulunmadığının belirtildiği görülmüştür.<br>\tKaza neticesinde davacının maluliyetinin ve geçici iş göremez kaldığının alınan rapor ile tespit edilmesi sonrasında, aktüer hesap bilirkişi tarafından kusur ve maluliyet durumuna göre hesaplanan geçici iş göremezlik zararı,  TRH2010 Yaşam Tablosuna göre muhtemel yaşam süresi nazara alınarak ve bilinmeyen dönem hesabının \"Progresif Rant Yöntemine\"\tuygulanarak hesaplandığı sürekli iş göremezlik zararı çerçevesinde davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür.<br>\t1-Davalı vekili tarafından, hükme esas alınan kusur raporunun olayın oluş şekline uygun olmadığı, davacının yaralanması ile sigortalı aracın eylemi arasında illiyetin olmadığı, kusur raporunun karar vermeye elverişli olmadığı ileri sürülmüş ise de;  Kaza Tespit Tutanağı aksi her zaman ispatlanabilir bir belge olup, her ne kadar Kaza Tespit Tutanağında, davacıya ait aracın ve davalı tarafından sigortalı aracın yolda duran çekiciye çarpmasından önce aralarındaki \"sadmeden\" (vuruşma, çarpışma) bahsedilmemiş ise de, savcılık soruşturması sırasında alınan beyanlarla araçlar arasındaki çarpışmanın kanıtlanmış olmasına, bu kapsamda davacının aracının, durmakta olan çekicinin dorsesine çarpması ile neticelenen kazada ve davacının yarlanmasında illiyetin bulunmasına, ayrıca gerek Kaza Tespit Tutanağında, gerekse alınan soruşturma beyanlara göre 3 aracın karıştığı kazaya başka araçların da karıştığına yönelik tespit bulunmaması yanı sıra, sürücü beyanlarının oluşa ilişkin olarak birbirini teyit eder mahiyette olmasına göre, davacının aracına sademede bulunan aracın, sigortalı araç dışında bir araç olduğunun kanıtlanamamış olmasına göre davalının kusura, kazanın oluş şekline ve illiyete ilişkin tüm itirazları yerinde görülmemiştir.<br> \t2-Davacı vekili tarafından aktüer hesaplamaya ve hükmedilen geçici iş göremezlik tazminatına da itiraz edilmiş ise de, öncelikle ilk derece mahkemesi tarafından tayin edilen bilirkişi HMK'nın hükümlerine uygun şekilde Bilirkişilik Kurulu tarafından oluşturulan listeden atanmış olup, bu hususta yapılan işlem usule aykırı olmadığından, davalının  bilirkişi tespitine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.   <br>\t Geçici iş göremezlik zararına yönelik istinaf yönünden ise, geçici iş göremezlik tazminatı TBK'nın 54. maddesi kapsamında zararlardan olup, söz konusu zararın KTK'nın 92. maddesinde teminat dışında olduğunun belirtilmemiş olmasına, ayrıca söz konusu tazminatın KTK'nın 98. maddesi kapsamında SGK'nın sorumluluğunda olan zararlardan olmamasına göre, kanıtlanması halinde sigorta şirketinden talep edilebilir. Bu çerçevede ilk derece mahkemesi tarafından SGK tarafından davacıya geçici iş görmezlik ödemesi yapılmamış olduğunun da tespit edilmiş olması karşısında, hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tYine, davalı hesaplama yöntemine de itiraz etmiştir.  KTK'ın 90 ve 91.maddeleri gereğince işletenin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinin de \"gerçek zarardan\" ZMMS teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olmasına, mahkemece sürekli iş görmezelik tazminatına yönelik alınan raporun da, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından \"gerçek zarar\" hesabında kabul edilen yöntem ve ilkeler çerçevesinde tanzim edilmiş olmasına, yapılan hesaplamada hata bulunmamasına göre davalı vekilinin aktüer hesap raporuna yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.<br>\t Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri ve istinaf edenin sıfatı dikkate alındığında  davalı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. <br>\t 4-Davacı vekilinin istinaf sebepleri yönünden; davacı vekilinin faiz başlangıcına yönelik istinaf sebeplerine gelince, ilk derece mahkemesi tarafından davacının eksik evrak ile sigorta şirketine müracaatı nedeniyle KTK'nın 99. maddesi gereğince başvuru ile temerrüdün oluşmadığı kabul edilmiştir.  Mahkemenin bu yöndeki değerlendirmesi isabetli ise de, eldeki dava zorunlu (dava şartı) arabuluculuk hükümleri çerçevesinde arabuluculuğa mürcaat ile açılmış olup,  davacı tarafın davaya konu edilen tazminatların ödenmesini sağlamak amacıyla, 01/04/2021 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurduğu, İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun 26.04.2019 tarihli son tutanağı ile tarafların anlaşamadığının ve arabuluculuk sürecinin sona erdiğinin kayıt altına alındığı görülmektedir. Alternatif başvuru yolu olan arabulucuya başvurulması ile davalının davaya konu edilen tazminat talepleri bakımından, dava şartı arabuluculuğa başvuru tarihi itibariyle davalının  temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğinden, yazılı şekilde dava tarihinden itibaren temerrüdün gerçekleştiğinin kabul edilmesi doğru görülmemiş, davacının istinaf talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.. (Yargıtay 4. H.D. 2021/18933 E-  2021/4438 K.  \" Davacı tarafın davaya konu edilen bakıcı giderinin ödenmesini sağlamak amacıyla, 13.12.2019 tarihinde arabuluculuk yoluna başvurduğu, Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'nun 23.12.2019 tarihli son tutanağı ile tarafların anlaşamadığının ve arabuluculuk sürecinin sona erdiğinin kayıt altına alındığı görülmektedir. Alternatif başvuru yolu olan arabulucuya başvurulması ile davalının davaya konu edilen bakıcı gideri zararı bakımından temerrüde düştüğünün kabulü gerektiğinden...\")<br>\tYukarıda açıklandığı üzere, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin ise kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç bulunmamasına göre, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak, karada kesinleşen yönler korunarak, faiz başlangıcının \"01/04/2021\" olarak düzeltilmesi karar vermek gerekmiştir.   \t\t\t\t<br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\tI-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\tII-Davacı  vekilinin istinaf talebinin kabulü ile; Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 14/11/2022 tarihli, 2021/487 Esas 2022/776 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br> HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca esas hakkında yeniden karar verilmesine, buna göre;<br>1-Davanın KABULÜNE, 166.683,84 TL sürekli iş göremezlik zararı, 11.868,78 TL geçici iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 178.552,62 TL’nin arabuluculuk başvuru  tarihi olan 01/04/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine <br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 12.196,93 TL harçtan, davacı tarafından  peşin yatırılan 59,30 TL ile tamamlama harcı  700,00 TL  olmak üzere toplam 759,30  TL'nin mahsubu ile bakiye  11.437,63 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,  <br>3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 27.783,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,  <br>4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinden, 59,30 TL başvuru harcı, bilirkişi ücreti ve tebligat müzekkere gideri  1.118,10 TL, ATK masrafı 730,30 TL  olmak üzere toplam 1.907,70 TL yargılama gideri ile 759,30 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>5-HMK'nun 333.maddesi uyarınca taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,<br>6-Arabuluculuk ücreti olarak suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL'nin davalıdan  tahsili ile hazineye irat kaydına, <br>İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>III-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>IV-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ve 139,00-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 359,70  TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>V-İstinaf talebi reddedilen davalıdan alınması gerekli 12.196,93 TL maktu istinaf karar harcından peşin alınan 3.049,23 TL'nin mahsubu ile 9.147,70 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>VI-İstinaf talebi reddedilen davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>VII-HMK'nın 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,<br>VIII-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"17968cd83f84f96d","SID":"3904be7b12ee3000"}}