{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ  Esas-Karar No: 2023/207 - 2024/698<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t: 2023/207 <br>KARAR NO\t: 2024/698<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/200 Esas - 2022/734 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 15/05/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 06/06/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; <br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 27.05.2021 tarihinde davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalanan, davalı ... sevk ve idaresinde bulunan aracın, müvekkilinin aracı ile sol şeritten devam etmekte olduğu sırada, orta şeritten ani bir hareket ile sol şeride müvekkilinin aracının önüne manevra yapması neticesinde, maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda davalının kusurlu olduğunu ve zararlarından sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla değer kaybı ve araç mahrumiyetine ilişkin olarak 100,00 TL maddi tazminatın, avans faiziyle birlikte davalılar tarafından tazminine karar verilmesini istemiştir.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından davacı tarafa 23.11.2021 tarihinde 3.289,15 TL hasar tazminatı ödemesi yapıldığını, anılan ödeme ile müvekkili şirketin sigorta poliçesi hükümlerini tamamen yerine getirdiğini belirterek, öncelikle müvekkili şirket tarafından davacı tarafa hasar aşamasında ödeme yapılmış olması sebebiyle işbu haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor aldırılmasına, müvekkili şirket aleyhine hesaplama yapılacak olması halinde ise dosyanın uzman bilirkişi heyetine tevdiine, teminat dışı olan araç mahrumiyet bedeli talebinin reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>\tDavalı ..., davaya cevap vermemiş, duruşmaya gelerek, davacının aracına arkadan vurduğunu, kaza tespit tutanağını davacının kendisinin doldurduğu için tamamen kendi lehine şeyler yazdığını, kendisinin kusuru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davanın, trafik kazası sonucu uğranılan maddi zararın tahsili davası olduğu,   Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı'nın 23.06.2022 tarih ve 2022/14353/4906 sayılı raporunda, davacı sürücü ...'ün %100 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'in kusursuz olduğunun bildirildiği, alınan raporun karar vermeye elverişli olduğu,   davacının ön ilerisinde sol şerit üzerinde konum almış bulunan aracı güvenli ve yeterli mesafeden takip etmediği, bu haliyle aracının ön kısımları ile söz konusu araca arka kısımlarından çarpmasıyla meydana gelen kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu raporu, kaza tespit tutanağı, fotoğraf çıktıları olayın oluşuna uygun denetime ve karar vermeye elverişli bulunduğundan davacının davasının reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, \"davanın reddine\" karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece kararın kesin olduğu belirtilmiş ise de, davanın belirsiz alacak davası olması nedeniyle istinaf haklarının bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin kararının hatalı olduğunu, olay tarihinde davalı ...'ın şerit değiştirerek, müvekkilinin seyrettiği şeride girmesi ile kaza meydan geldiğinden, kazanın meydan gelmesinde davalının kusurlu olduğunu, ekspertiz raporunda taraflara eşit kusur verilmiş ise de tüm kusurun davalıda olduğunu, kazaya davalının aniden müvekkilinin şeridine girerek neden olduğunu, bu nedenle mahkemece hükme esas alınan kusur raporunun oluşa uygun olmadığını, davalının kaza tespit tutanağına yasal süresi içerisinde itirazının da bulunmadığını, bu nedenle kararın hatalı olduğunu, ATK raporuna itirazları değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, öte yandan müvekkilinin kazadan sonra davalı sigorta şirketine başvurduğunu ve sigorta şirketi tarafından olayın oluşuna ve kusur durumuna göre değerlendirme yapıp %50 kusura göre değer kaybı ödemesi yaptığını, bu durum karşısında davalının duruşmadaki beyanlarına göre alınan rapora göre davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>\tMahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, istinaf edeninin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceme neticesinde; <br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasarı nedeniyle maddi tazminat istemidir.  Davacı meydana gelen kazada davalı sürücünün kusurlu olduğundan bahisle değer kaybı ve araç mahrumiyeti zararlarını talep etmiş, mahkemece kazanın meydana gelmesinde, davacının tam kusurlu olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>\tOlay tarihinde davacının sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında ön ilerisinde olan davalıların sürücüsü ve trafik sigortacısı olan araca çarpması ile trafik kazasının meydana geldiği taraflarca tanzim edilen \"Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağından\" anlaşılmıştır.  Taraflarca tanzim edilen tutanakta olaya ilişkin olarak  davalı sürücü \"araç arkadan çarptı.\" şeklinde, davacı sürücü ise, \"sol şeritte seyir halinde iken orta şeritteki aracın aniden sol şeride geçmesi ile kaza meydana gelmiştir\"  şeklinde kazayı anlatıkları, krokide her iki aracın sol şerit üzerinde gösterildiği görülmüştür. Kazaya ilişkin fotoğraflarda ise kaza sonrası her iki aracın sol şerit üzerinde durdukları, davacı aracının ön kısmında hasar olduğu, davalının aracının ise arka sağ kısmına doğru hasar olduğu anlaşılmaktadır. Tutulan tutanakta fren izine ilişkin ise bir belirleme bulunmamaktadır. Tutulan tutanak taraflarca tanzim edilen tutanak olduğundan, yönergeler gereğince, sadece tarafların olaya ilişkin açıklamalarına yer verilmiş, kusur belirlemesi içermediğinden, kazanın oluş şekline yönelik bir tespit bulunmamaktadır.<br>\tÖte yadan kazaya ilişkin olarak, davacının sigorta şirketi başvurusu sonrasında sigorta şirketlerinin mutabaksız olmaları neticesinde kusur değerlendirme komisyonu tarafından da her iki aracın eşit kusurlu olduğu kabul edilerek, sigorta kapsamında sorumluluğun belirlediği görülmüştür.<br>\tMahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda ise, taraf beyanları haricinde araçların konumu ve fotoğraflarının değerlendirildiği belirtilerek, kazanın davalının iddia ettiği şekilde olduğu kabul edilerek, davacının takip mesafesini korumadığından bahisle tam kusurlu olduğu, davalının ise kural ihlali olmadığı belirtilmiş, rapora davacı vekili  kabul edilen kazanın oluş şekline ve kusur durumuna itiraz etmiş, Sigorta Kusur Tespit Komisyonu tarafından belirlenen kusur oranı ile çeliştiğini ve Kaza Tespit Tutanağına uygun olmadığını ileri sürerek, yeni bir heyetten rapor alınmasını istemiştir.<br>\tHer ne kadar, taraflarca tanzim edilen kaza tespit tutanağında kazanın oluş şekline ilişkin tespit ve belirleme yok ise de ve Adli Tıp Kurumu araç üzerindeki çarpma noktalarını ve araçların konumunu değerlendirerek kazanın oluş şeklini ve kusuru belirlendiğini belirterek, gerekçeli rapor sunmuş ise de, Sigorta Kusur Dereğendirme Komisyonu tarafından, davacının, sigortaya müracaatı sonrasında her iki araç sürücüsü eşit kusurlu kabul edilmiştir. Bu durumda kusur oranları arasında çelişki bulunduğu gibi, davacının da olayın oluş şeklinin bilirkişi tarafından belirtilen şekilde olmadığını iddia etmektedir. Bu durumda, taraflar arasındaki kazanın oluş şekli uyuşmazlık konusu olduğundan, dosyanın Karayolları Trafik Fen Heyeti'nde görev yapmış 3 kişiden oluşan heyete tevdi ile, dosyadaki kaza tespit tutanağı, dosyada mevcut fotoğraflardan araçların kaza sonrası konumları, araç üzerindeki çarpışma noktaları ve tarafların iddiaları değerlendirmek suretiyle, kazanın oluş şekline ilişkin davacının itirazları da değerlendirilmek suretiyle tespit edilerek, (tespit edilen bulgulara kazanın davacının yahut davalıların iddia ettiği şekilde gerçekleşme ihtimalinin bulnup bulunmadığı da değerlendirmek suretiyle) kazanın oluş şeklinin bu şekilde tespiti durumunda, Adli Tıp Kurumu raporu ve Kusur Değerlendirme Komisyonu tarafından kabul edilen kusur oranları da değerlendirmek suretiyle kusur durumunun tespit edildiği, davalının kusurlu olduğunun kabulü durumunda davacının talep ettiği hasar ve tazminat miktarlarının değerlendirildiği, rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. <br>   \tYukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, davacının mahkemece alınan rapora yönelik somut itirazlarının değerlendirildiği, yukarıda açıklandığı üzere Karayolları Trafik Fen Heyeti'nde görev yapmış makine mühendisi bilirkişilerden oluşan 3 kişilik heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebin göre davacının sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 13/10/2022 tarihli 2022/200 Esas - 2022/734 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan İstinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davacıya iadesine,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, <br>5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 15/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>Üye <br>Üye <br>Katip <br> <br><br><br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a093e891559bb887","SID":"b187dc819301e4f2"}}