{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/363 - 2024/719<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/363 <br>KARAR NO\t: 2024/719<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/12/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/955 Esas - 2023/1333 Karar<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 22/05/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 20/06/2024<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde; 17.03.2018 tarihinde sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında, gidiş istikametine göre yolun solundan karşıdan karşıya geçmekte olan yaya davacıya çarpması sonucu meydana gelen kazada, davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın oluşumunda davalı sigorta şirketine ZMM sigorta poliçesiyle sigortalı araç sürücüsü ...'ın asli kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya bir miktar ödeme yapıldığını, daha sonra davacının kazaya bağlı ağrılarının ve şikâyetlerinin arttığını, Ankara Şehir Hastanesi ortopedi bölümünde muayene olduğunu, 29.01.2022 tarihinde ameliyat edildiğini, maluliyetinin arttığını, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin maluliyeti karşılamaya yetmediğini, gerçek zararın karşılanması için davalı şirkete başvuru yapıldığını ancak dönüş alınamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK'nın 107. maddesi uyarınca 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 50,00 TL sürekli iş görmezlik tazminatı, 50,00 TL tedavi gideri, 50,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 200,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini geçici iş göremezlik talebine ilişkin 7.338,87 TL, sürekli iş göremezlik talebine ilişkin 128.528,52 TL, tedavi gideri talebine ilişkin 118,32 TL, bakıcı gideri talebine ilişkin 507,37 TL olarak artırmıştır.<br>\tDavalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; davada davacının aynı sigorta poliçesinden kaynaklı olarak aynı kaza sebebiyle yaralanması ile maddi tazminat talebinde bulunduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen 2020/107463 Esas - 2021/30470 Karar sayılı kararın kesinleştiği, hakem kararlarının mahkeme kararı gibi kesin hüküm niteliğini haiz olup uyuşmazlığı nihayete erdirip çekişmeyi bitireceği kanaatine varılarak davacı tarafından aynı maddi tazminat kalemleri talepli olarak açılan davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-i ve 115/2 maddeleri gereğince kesin hüküm sebebi ile dava şartı noksanlığından usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının maluliyet tespitine ilişkin AÜTF Adli Tıp ABD Başkanlığı’ndan alınan 13.03.2023 tarihli raporda, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre özür oranının %26 olduğu, 18 ay süre ile iş göremez olduğu, 1 ay boyunca başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun tespit edildiğini, davacının sosyal ve ekonomik durum araştırması nezdinde çalışmasına engel sağlık sorunu ve fiziksel engelinin %99 olduğunun belirlendiğini, mahkemece gerekçeli kararda dava dilekçesinin herhangi bir yerinde maluliyet artışı iddiasının bulunmadığından ve sigorta şirketi tarafından yapılan ödemeden bahsedilmediğinden aynı maddi tazminat kalemleri talepli olarak açılan davanın kesin hüküm sebebi ile dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verildiğini, ancak dava dilekçesinde açıkça artan maluliyet iddiasına yer verildiğini, dosya kapsamında bulunan ve dava dilekçesi ekinde sunulan 24.01.2022 tarihli Ankara Şehir Hastanesi ortopedi bölümü muayene evrakı ve davacının 29.01.2022 tarihinde geçirdiği ameliyat sonucunda tanzim edilen rapor doğrultusunda maluliyet artışı hususunun ispatlandığını, maluliyet artışı nedeniyle alacak kalemlerinde artış meydana geleceğinden ikame edilen davada kesin hüküm teşkil eden bir husus bulunmadığını, 27.09.2022 tarihli delil dilekçesinde davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi, hasar dosyası ve ilgili her türlü evrakın celbinin talep edildiğini, mahkemece bu hususta yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıya davalı sigorta şirketi tarafından yanıt verilmediğini, ödemeye ilişkin belgelerin sunulması noktasındaki yükümlülüğün sigorta şirketine ait olduğunu, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de mahkemenin görevi kapsamında olduğunu, arabuluculuk başvuru formunda ve 10.05.2022 tarih 14:00 saatinde taraf vekiliyle gerçekleştirilen arabuluculuk toplantısı sonucunda tanzim edilen son tutanakta davacının kazaya bağlı olarak ağrıları ve şikâyetlerinin arttığını dolayısıyla maluliyet artışı olduğu ve sigorta şirketi tarafında yapılan ödemenin mevcut olduğu, beraberinde açıkça talebin üst bakiye tazminat talebi olduğunun belirtildiğini, bu hususun tutanak altına alındığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br><br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tİstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, HMK’nın 355. maddesi kapsamında, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar (artan maluliyet) nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tGelişen durumların varlığı halinde yeni ortaya çıkan durumlar açısından açılan davada kesin hüküm söz konusu olmaz. Zira daha önceki yargılamada sonradan gelişen bu durumlar yargılama konusu yapılmamıştır. Gelişen durum; olay sonucu meydana geldiği halde, başlangıçta bilinen yaralanmalar dışında, sonradan ortaya çıkan veya gelişen, olaya bağlı vücut bütünlüğünü bozan sonuçlar olarak tanımlanabilir. Gelişen durumun olup olmadığı ise her olaya özgü olarak kanıtlara göre değerlendirilir.<br>\tDavacı eldeki dava ile, başta %10 olarak belirlenen maluliyet oranının artması nedeniyle belirsiz alacak davası olarak maddi tazminat talebinde bulunmuştur. <br>\tDavacının aynı kazaya bağlı olarak yeniden talepte bulunabilmesi için maluliyet oranındaki artışta gelişen bir durumunun olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. <br>\tSomut olayda; eldeki davadan önce davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetine yapılan başvuru üzerine yapılan değerlendirmede Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından düzenlenen 12.10.2020 tarihli raporda davacının kazaya bağlı opere sağ tibia ve şaft fraktürüne bağlı diz eklemi hareket kısıtlılığı ve alt ekstremitede kısalık niteliğindeki yaralanmasına ilişkin maluliyet oranının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik nazara alındığında %10 geçici işgöremezlik süresinin 6 ay ve bakıcı ihtiyacının 3 ay olduğunun belirlendiği, bu rapor nazara alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından yapılan yargılama neticesi 14.03.2021 tarihinde 2020/107463 E-2021/30470 K. nolu karar ile başvuru sahibinin talebinin kabulüne, sigorta şirketi aleyhine 13.086,53 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 2.404,68 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 1.522,13 TL bakıcı gideri ve 300 TL adli rapor ücreti olmak üzere toplam 17.313,34 TL tazminata hükmedildiği, karara itiraz edilmesi üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti’nin 12.05.2021 tarihli kararı ile itirazın reddine karar verildiği, mahkemece AÜTF Adli Tıp ABD Başkanlığı’ndan alınan 13/03/2023 tarihli rapor uyarınca ise davacının 17/03/2018 tarihli temporal fraktür niteliğindeki yaralanması neticesinde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre özür oranının %26 olduğu, 18 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığı, 1 ay boyunca başkasının yardımına ihtiyaç duyduğunun belirlendiği görülmüştür.<br>\tMahkemece AÜTF Adli Tıp ABD Başkanlığı’ndan alınan 13/03/2023 tarihli maluliyet raporunda, davacıda sonradan gelişen ve dolayısıyla maluliyetin artmasına neden olan bir durumun bulunup bulunmadığı, varsa kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmediği, bu haliyle hükme esas alınan maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.<br>\tHer ne kadar Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetine yapılan başvuru üzerine yapılan değerlendirmede Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından düzenlenen 12.10.2020 tarihli raporda davacının kazaya bağlı opere sağ tibia ve şaft fraktürüne bağlı diz eklemi hareket kısıtlılığı ve alt ekstremitede kısalık niteliğindeki yaralanmasına ilişkin maluliyet oranının Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik nazara alındığında %10 geçici işgöremezlik süresinin 6 ay ve bakıcı ihtiyacının 3 ay olduğunun belirlendiği ve bu maluliyet oranı nazara alınarak yapılan hesaplama uyarınca davacıya davalı sigorta şirketi tarafından bir miktar ödeme yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmakta ise de Sigorta Tahkim Komisyonu kararının anılan %10’luk maluliyet oranına ilişkin olarak kesin hüküm teşkil edeceği, artan maluliyet iddiasının varlığı iddiasının açıkça dava dilekçesinde yer alması karşısında artan maluliyet oranı (%10’luk maluliyet oranını aşan kısım için) yönünden kesin hüküm teşkil etmeyeceği, nitekim mahkemece davalı sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan ödemelerin kayıtlarının da dosyaya kazandırılmamış olması karşısında mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.<br>\tBu durumda mahkemece, öncelikle davalı sigorta şirketinden dava konusu kazaya ilişkin hasar dosyası ve davacıya yapılan ödemelerin tüm belgelerinin eksiksiz olarak dosyaya kazandırılmasının istenmesi, davacının tüm tedavi evrakları getirtilerek, Adli Tıp Kurulu’ndan, davacının tedavisinin hangi tarihte tamamen sona erdiği, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından düzenlenen 12.10.2020 tarihli raporun düzenlenmesinden sonra tedavisinin devam edip etmediği, yine aynı tarihten sonra gelişen durum olup olmadığı ve gelişen durum var ise, kaza ile gelişen durum sonucu ortaya çıkan maluliyet oranı arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususlarında kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmelik esas alınarak gerekçeli ve denetime elverişli maluliyet raporu alınması, gelişen durumların olmaması halinde, kesin hükme dair usuli durumun değerlendirilmesi, artan maluliyetin belirlenmesi halinde kesin hükme sadece Sigorta Tahkim Komisyonu kararına esas alınan %10’luk maluliyete ilişkin yapılan hesaplama kesiminin konu olabileceği, %10’luk maluliyet oranını aşan kısmın kesin hükme konu olamayacağının nazara alınması, bu suretle artan maluliyetin tespiti halinde aktüer bilirkişiden poliçe limitleri de gözetilerek yeniden hesaplama yapılması amacıyla ek rapor alınmasıyla sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur. <br>\tAçıklanan nedenlerle, mahkemece yukarıda açıklanan eksikliklerin giderilmesiyle sonucuna göre bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacının sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19/12/2023 tarihli 2022/955 Esas - 2023/1333 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\tYukarıda açıklandığı üzere tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>\tKaldırma ve gönderme sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,<br>\t2-İstinaf eden tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,<br>\t3-İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince verilecek kararda gözetilmesine,<br>\t4-İstinaf eden tarafça yatırılan gider avansından varsa artan kısmın karar kesinleştiğinde kendisine iadesine,<br><br>\t5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,<br><br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 22/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2b5a7ffb3d6ebfcf","SID":"62bbc8b43afab6fd"}}