{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/72 Esas<br>KARAR NO: 2024/1116<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/11/2022<br>NUMARASI: 2021/606 Esas -  2022/794 Karar<br>DAVANIN KONU: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle)<br>KARAR TARİHİ: 12/06/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, bu dosyaya İstanbul 22.İcra Hukuk  Mahkemesi'nin 2018/851 Esas sayılı dosyasınca çek üzerindeki evrakın müvekkilince doldurulmadığı ve borcun müvekkiline ait olmadığı itirazında bulunduklarını, ancak Mahkemece yapılan inceleme sonucunda bilirkişi tarafından yapılan yetersiz inceleme sonucu çekin müvekkilince imzalandığına karar verildiğini, dava konusu çekin müvekkilinin oğlu ... tarafından alındığını ve müvekkilinin bilgisi, izni olmadan doldurulup müvekkilinin imzasına benzer bir imza atılarak kullanılmış olup bu durum ile ilgili suç duyurusunda bulunduklarını, aynı zamanda çekin verildiği şahıs olan ... ile ilgili Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/564 Esas sayılı dosyada menfi tespit davası açtıklarını, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince yapılan inceleme gerekçe ile 18.08.2018 keşide tarihli, 25.000,00 TL bedelli çek üzerindeki imzanın müvekkili tarafından atılmadığına karar verildiğini, dava konusu borca karşılık ... Tic. Ltd. Şti. adına ... Bankası Türk Anonim Ortaklığı ... çek numaralı 50.000,00 TL bedelli çekin davalıya verilmiş olup, bu bedelin 30.10.2019 tarihinde tahsil edildiğini, borca mukabil verilen çek bedeli arta kalan 7.500,00 TL'nin müvekkili ... hesabına yatırıldığını, bu sebeple haksız olarak tahsil edilen 42.500,00 TL'nin 30.10.2019 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle iadesine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın sebepsiz zenginleşme davası olarak nitelendirilemeyeceğini, istirdat davası açılabileceğini, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirketin çekin iyi niyetli son hamili olduğunu,  müvekkili faktoring şirketinin, .... arasında ticari ilişkiden kaynaklanan fatura alacağına binaen ödeme aracı olarak Faktoring Sözleşmesi Alacak Bildirim Formu, ödeme tevdii bordrosu ve fatura tevsik ederek dava konusu çeki aldığını, müvekkili şirketin bu kapsamda herhangi bir kusuru bulunmadığını, 25.000,00 TL bedelli, 18.08.2018 keşide tarihli çek için İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, devamla borçlu/davacı ... tarafından; imzaya ve borca itiraz edilerek İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/851 Esas sayılı dosyasında dava ikame edildiğini, bilirkişi raporu ile çekteki imzanın davacı eli ürünü olduğuna kanaat getirildiğini ve davanın reddine karar verildiğini, davacı/borçlu tarafından mahkemenin bu kararı istinaf edilmişse de; henüz imzaya itiraz davası istinaf aşamasında iken; borçlu ..., ... ve müvekkili arasında İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya borcunun ödenmesine ilişkin protokol imzalandığını ve dosya borcunun ... tarafından kabul edildiğini, aynı protokolde çekin düzenlendiğini, bu protokolün çekin ödenmesini şarta bağlı kılmadığını, Protokol hükümleri gereğince çekin yasal süresinde muhattap bankaya ibraz edilerek çekin tahsil edildiğini ve 42.500,00 TL'sinin davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya borcuna mahsup edildiğini ve dosyanın kapatıldığını, artan 7.450,00 TL'nin davacı hesabına ödendiğini, davacı ve müvekkili arasında imzalanan protokolde davacının dosya borcunu kendi rızasıyla ödediğini, Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/564 Esas sayılı dosyasında ...  husumet yönlendirerek açmış olduğu menfi tespit davası olduğunu, müvekkilinin taraf olmadığı bir davaya konu ATK raporu dayanak gösterilerek müvekkilinin haksız zenginleştiğinin iddia edilemeyeceğini, davanın reddine, % 20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/11/2022 tarih ve 2021/606 Esas - 2022/794 Karar sayılı kararıyla; \"Her ne kadar davacının mahkememiz davalısı hakkında açtığı İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/851 E. sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda takip konusu çek üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olduğuna dair tespitte bulunulmuş ise de, davacının davalı faktoring müşterisi olan lehtar ... hakkında açtığı menfi tespit davasında alınan ATK imza incelemesi raporuna göre imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/851 Esas sayılı dosyasından alınan raporun tekli bilirkişi tarafından hazırlandığı, ATK raporunun ise heyet olarak düzenlendiği, davanın da menfi tespit davası olduğu, davalı faktoring şirketinin alacağı temlik aldığı, temlik edene karşı açılan davada davacının borçlu olmadığına yönelik menfi tespit hükmü kurulduğu ve hükmün kesinleştiği, bu nedenlerle mahkememizce yeniden rapor alınmasına gerek görülmediği, yapılan protokolün İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/851 Esas sayılı dosyasından açılan dava reddedildikten sonra yapıldığı, dolayısıyla protokolün icra baskısı ile yapıldığının kabulü gerektiği, icra takibine konu 25.000 TL'lik çekteki imzanın davacıya ait olmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla protokolün ve icra takibi dayanağının 25.000 TL'lik çek olduğu ve davacının bu çekten dolayı borçlu olmadığı, davacının temlik eden lehtara karşı açtığı menfi tespit davasında borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, bu nedenle de davacının davalıya yapılan ödemeyi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebileceği ve 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı değerlendirilerek davanın kabulüne.\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; \"Davacı taraf her ne kadar davanın konusunu sebepsiz zenginleşme olarak belirtmişse de, gerçekte istirdat olduğunu; alacaklı müvekkil cebri icra yoluna başvurmuş ve  mahkemelerin kesin ilamı sonucunda da alacağın haklı sebeple ve icra ve iflas kanunları gereğince tahsil edildiğini,Davacı tarafın işbu dava ile 'İcra tehdidi altında ödediğini iddia ettiği bedelin iadesini talep ettiği'ni, bu talebin İİK.72.vd.maddeleri gereğince istirdat davası kapsamında olduğunu, taleple bağlılık ilkesi gereğince davanın istirdat davası olarak tespitini istediklerini,Davanın istirdat davası olduğu sabit olduğundan, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, İİK m.72/7 gereğince; ödemeden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurulması gerektiğini, davacının borç ödemesini 30/10/2019 tarihinde gerçekleştirdiğini, işbu davanın ise 30/09/2021 tarihinde ve 1 yıllık süreden sonra açıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, Davacı İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesi 2018/851 E. - 2019/826 K. Sayılı ilamına karşı  istinaf kanun yoluna başvurduktan sonra; İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E. Sayılı dosya borcunun ödemesine ilişkin müvekkil ile protokol imzaladığını ve protokolün ödeme aracı olarak dava konus çeki verdiğini, ortada henüz kesinleşmiş bir karar yokken borçlunun ödeme yapmış olması ve dosya borcunu protokolü imza altına alarak  kayıtsız şartsız kabul etmesi karşısında imzaya itirazların haksız ve kötü niyetli olduğunu, davada hukuki yarar bulunmadığını, Dava konusu çekin davacı tarafından keşide edilerek dava dışı lehtar ...'e verildiğini, lehtar tarafından da çekin faktoring mevzuatına uygun olarak müvekkil şirkete ciro edildiğini, müvekkilin çekin iyiniyetli son hamili olduğunu, müvekkile bu kapsamda atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, Davacı tarafından imzaya ve borca itiraz niteliğinde açılan  İstanbul 22.İcra Hukuk Mahkemesi 2018/851 E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davaya konu çekteki imzanın davacı  eli ürünü olduğuna kanaat getirildiğini, akabinde mahkemece davanın reddine karar verildiğini, karar henüz istinaf aşamasında iken davacının müvekkil ile icra dosyasının ödenmesine ilişkin protokol imzaladığını,Protokol hükümleri gereğince çekin bankadan tahsil edilerek, takip borcu 42.500,00 TL'nin  dosya borcuna mahsubu sonrası artan 7.450,00 TL'nin davacı hesabına iade dildiğini, görüldüğü üzere icra tehdidi altında yapılan bir ödemenin bulunmadığını, çekin davacı tarafından serbest irade ile verilmiş olup, borcun üstlenmesi niteliğinde olduğunu,Mahkeme ilamlarından açıkça anlaşılacağı üzere; çek üzerindeki imza davacı eli ürünü olduğunu, davacının sebepsiz zenginleşme iddiasının yerinde olmadığını, çekin faktoring mevzuatına uygun olarak alındığını,  Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/564 E. Sayılı dosyasında ... karşı açılmış olup, müvekkilin davada taraf olmadığını, bu nedenle müvekkil tarafından bu mahkeme kararı beklenmeksizin alacağını tahsil etmesinde hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını,Her talebin dava ve ilam o davanın taraflarını bağladığını, borçlunun müvekkilin taraf olduğu davada imzaya itirazları 12/02/2021 tarihinde kesin olarak reddilmişken, istinaf mahkemesi ilam tarihinden sonra düzenlenmiş ve müvekkilin taraf olmadığı bir davaya konu ATK raporu dayanak gösterilerek müvekkilin haksız zenginleştiğinin iddia edilemeyeceğini, davacının  dava konusu ödemeyi cebri icra tehdidi altında yaptığına ilişkin beyanlarının gerçeğe aykırı olduğunu, Borçlu şirketin çalıntı iddialarının müvekkil şirketin alacağına engellemek adına yapılmış muvazaalı işlem olduğunu, fatura tarihi ile çekin keşide edildiği tarihe kadar ödemeden men kararı alınmadığını, bu durumun davacının kötüniyetini gösterdiğini.\" beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, alacak istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından; \"Davanın KABULÜ ile; -Davacının davasının kabulü ile 42.500,00-TL'nin 31/10/2019 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine.\"  karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, takibe konu 18.08.2018 tarihli çekteki adına atılı keşideci imzasının kendisine ait olmadığını, takibe karşı borca ve imzaya itirazının İstanbul 22.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/851 Esas sayılı dosyası ile yeterli inceleme yapılmadan reddedildiğini, mahkemece ret kararı verilmesinin ardından  davalıya 50.000 TL tutarlı çek verildiğini, çekin tahsil edilerek artan 7.500 TL'nin kendisine iade edildiğini, 42.500 TL'nin ise haksız tahsil edildiğinden bahisle, bedelin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı ise, davanın sebepsiz zenginleşme değil istirdat davası olduğunu, bu nedenle 1 yıl içinde açılmayan davanın reddi gerektiğini, ayrıca esas yönünden de davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.  Davada zamanaşımı sorununun bulunmadığı, davacı tarafından çekin lehtarı olan dava dışı ...'e karşı Mersin 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/564 Esas sayılı dosyası ile açılan menfi tespit davasında Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden alınan rapor ile, \"İncelenen 18.08.2018 keşide tarihli ve 25.000,00 TL bedelli çek üzerindeki imzanın davacı eli ürünü olmadığının\" tespit edilmesi üzerine mahkemece menfi tespit kararı verildiği ve hükmün kesinleştiği sabittir. Davacı keşidecinin, çekin lehtarına karşı açtığı anılan davada çekteki davacı imzasının sahteliğinin tespit edilmesi karşısında; dar yetkili icra hukuk mahkemesinin vermiş olduğu kararın menfi tespit davası yönünden kesin hüküm oluşturmadığı da gözetildiğinde, Adli Tıp Kurumu'ndan alınan yeterli rapora üstünlük tanınarak, davacının gerçekte borçlu olmadığı bir bedeli ödemiş olmasıyla iade isteminin yerinde olduğuna dair ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 2.903,17 TL harçtan, peşin alınan 725,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.177,37 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.12/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46d1ae51384d3ea4","SID":"498627d631401b7a"}}