{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>\t<br>ESAS NO\t: 2023/5 <br>KARAR NO\t: 2024/401<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 03/01/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 22/05/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalının 07 Ekim 2022 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurulunun 2019-2020-2021 dönemindeki 3 mali yıla ilişkin olduğunu, 6102 sayılı TTK'nun 617. maddesi gereği olağan genel kurul toplantısının her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılmasını, zamanında yapılmayan genel kurulun 3 nolu maddesini içeren yönetim kurulu faaliyet raporunun okunarak müzakereye açılmasının usul ve yasaya aykırı olup iptalinin gerektiğini, gündemin 4. maddesinde hukuka ve mali ilkelere aykırı biçimde tanzim edilen 2019-2020-2021 yıllarına ait bilanço kar/zarar tablosunun ret oylarına rağmen oy çokluğuyla kabul edildiğini, genel kurul toplantısı gündeminin 5. maddesinde alınan yönetim kurulunun ibrası ile gündemin 6. maddesinde alınan yeni yönetim kurulunun belirlenmesine ilişkin kararlarda şirketin kötü yönetimi, mali ve hukuki açıdan ortaya konulan usulsüz işlemler ile ticaret hukuku hâkim ilkeler nazara alındığında iptale mahküm olduğunu, tüm bu nedenlerle huzurdaki davada ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirkete kayyım atanarak usulsüzlüklerin bir nebze önlenmesi iddiası ile ihtiyatı tedbir talebinin kabulü, davalı şirkete kayyım atanması, mahkeme giderleri ve ücreti vekâletin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davada, davacının iddialarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının taleplerinin iyi niyet kuralları içinde değerlendirilemeyeceğini, şirketin genel kurulunda alınan kararların %85 oy çoğunluğuyla hukuka ve şirket menfaatlerine uygun alındığını, aile şirketi olan davalı şirket genel kurulunda alınan kararlarda şirketin gerçek ifadesi ve ortakların menfaatine olan kararlar olduğunu, genel kurul kararlarının iptal edilmesi için genel kurulda alınan kararların kanuna aykırılık teşkil etmesi gerektiğini, yapılan genel kurulda kanuna aykırı bir durumun söz konusu olmadığını, hem genel kurula davet hem de genel kurulun icrasında kanuna aykırı bir işlemin yapılmadığını, şirket ortakları ve genel kurula katılanın iyi niyetli olarak şirketin ve ortakların menfaatine uygun olarak oy kullanarak karar alındığını, iptali istenen 3, 4, 5, 6 numaralı kararların şirket ortaklarının 85 çoğunluğuyla ve şirket menfaatine ve hukuka uygun olarak alındığını, iptali gerektirecek herhangi bir hukuksuzluğun olmadığını, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebi ve kayyım atanması talebinin kabul edilemez olduğunu, yeni yönetim kurulunun hukuka uygun bir nisap ve yeterli oy miktarı ile seçildiğini, şirketin organsız kalmadığını, ortaklar arası uyuşmazlığın kayyım atanmasını gerektirmediğini, yönetim zafiyetinin tek başına kayyım tayini gerektirmediğini, eski ve yeni seçilen yönetim kurulunun görevini layıkıyla ve şirket - ortakların menfaatlerini dikkate alarak yerine getirdiklerini, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketin büyük paylarına sahip olduklarını, bu nedenle bilerek ve kasıtlı olarak şirket zararına iş ve işlem yapmalarının hayatın olağan akışına aykırı olacağının cevabı ile haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, tedbir talebi ve kayyım tayini taleplerinin reddine, dava giderleri ve ücreti vekâletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava;  Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasıdır. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin 07.10.2022 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan ve gündemin 3,4,5 ve 6 nolu maddelerine ilişkin kararların iptali şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarında olduğu tespit edilmiştir. <br>Mahkememiz dosyasının 14/06/2023 tarihli duruşma tutanağının ---- no'lu ara kararı uyarınca uyuşmazlık hususlarında rapor düzenlemek üzere 1 mali müşavir ve 1 şirketler hukukunda uzman nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiye verilerek rapor düzenlemesine karar verilmiş olup, 21/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"...Hukuki tavsifi ve nihai takdiri mahkemeye ait olmak üzere, yukarıda açıklanan gerekçelerle --- ve ---- numaralı kararların kabili iptal olmadığı, ---- numaralı kararın kabili iptal olduğu ve ----- numaralı kararın mahkemenin kabulüne göre kabili iptal olabileceği veya olmayabileceği yolundaki...\" şeklinde rapor düzenlendiği görülmüştür.<br>Derdest dava GK kararlarının iptaline ilişkindir. Davalı şirketin 07.10.2022 tarihli GK toplantısında alınan, 3 (YK Faaliyet Raporunun okunması ve müzakeresi ), 4 (Bilanço ile kar/zarar cetvelinin onaylanması), 5 (YK üyelerinin ibrası) ve 6 (YK üyelerinin seçimi) numaralı kararların iptali dava edilmiştir.<br>GK kararlarına karşı açılacak iptal davaları TTK m. 445 ve devamı hükümlerinde düzenlenmiştir. Buna göre;MADDE 445- (1) 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.<br>MADDE 446-(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten,<br>b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri,<br>c) Yönetim kurulu,<br>d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri,iptal davası açabilir.Yukarıdaki mevzuat çerçevesinde davacının süresinde dava açtığı, ayrıca dava açma hakkı olduğu ve davalı şirketin bu hususta bir itirazının olmadığı (itirazın kararların sağlıklı olduğu yönünde olduğu) anlaşılmakla ---numaralı GK Kararı (YK Faaliyet Raporunun okunması ve müzakeresi) yönünden dosya incelendiğinde;<br>Faaliyet raporu pay sahibine şirketin faaliyetleri hakkına bilgi verilmesi amacıyla TTK'nın ikincil mevzuat ihdas ettiği konulardan birisi olmakla birlikte, gündemde ayrı ibra ve yıl sonu finansal tablolarının onayına ilişkin maddelerin olduğu hallerde, faaliyet raporunun onaylanması gibi durum söz konusu olmaz, sadece rapor okunur veya üzerinde pay sahipleri söz alarak görüşlerini ifade ederler. Pay sahibi bu rapordan aldığı bilgi ile ibra ve yıl sonu finansal tablolarının onayına ilişkin maddelerde oyunu kullanır. Gündemde ibra ve yıl sonu finansal tablolarının onayına ilişkin başkaca bir maddenin olmaması durumunda faaliyet raporunun onaylanmasının zımnen de olsa yöneticilerin ibrası ile yıl sonu finansal tablolarının onaylanması anlamına gelmesi mümkün olmakla birlikte, derdest davada bu durum söz konusu  değildir.Bu nedenle müzakerelerin sonucunda buna bağlı olarak bir karar alınmasının hukuken bir anlamı yoktur. Dolayısıyla GK kararının iptalinde davacının hukuken korunmaya değer bir menfaati olmadığı gibi, kararın kendisi açısındanda iptal şartları bulunmamaktadır.<br>---- Numaralı GK Kararı (Bilanço ile kar/zarar cetvelinin onaylanması) yönünden ise;<br>TTK m. 424 gereği bilançonun onaylanmasına ilişkin genel kurul kararı, kararda aksi belirtilmedikçe, ya da ayrıca karara bağlanması gereken bir ibra maddesi  yoksa, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve denetçilerin ibrası sonucunu doğurur. Ancak somut olayda gündemde ayrıca karara bağlanması gereken bir ibra maddesi bulunduğu gibi (---- numaralı GK kararının konusu YK üyelerinin ibrasıdır), TTK m. 436 gereği YK üyeleri için oydan yasaklılık ibra konusuna ilişkin olup, bilançonun onaylanması bakımından YK üyelerine getirilmiş bir yasakta yoktur. Bu yasak sadece örtülü ibra denilen TTK m. 424 ilk cümle hükmünün geçerli olduğu durumda söz konusu olabilecektir. Ancak somut olayda YK üyelerinin ibrası için ayrıca bir gündem maddesi olduğundan, YK üyeleri için bilançonun onaylanmasına ilişkin bir oydan yasaklılık durumu da bulunmadığından --- numaralı kararın iptalini gerektiren bir durumda söz konusu değildir.<br>----Numaralı GK Kararı (YK üyelerinin ibrası)'na gelince,<br>TTK m. 436/2 gereğince “  Sirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz.” Anılan norm gereği yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmaları mümkün olmadığı gibi, birbirlerinin ibrasında da oy kullanamazlar. Somut olayda yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasında hem kendilerinin hem de tüm diğer yönetim kurulu üyelerinin oy kullandığı görülmektedir. Yönetim kurulu üyelerinin kendi lehlerinde veya birbirleri lehine bu şekilde oy kullanması mümkün değildir.<br>Davalı şirketin 03.05.2019 tarihli GK kararı ile  ---- (20.050 pay), ----- (20.050 pay)---- (6.600 pay) ve ... ---- (20.050 pay) YK üyesi seçilmişlerdir. Bu YK üyelerinin oy toplamı 7.10.2022 tarihli Hazır Bulunalar Cetveline göre 66.750'dir. Geriye 33.250 adet oy kalmaktadır. Bunun yarısı olan 16.625 oy ibra lehinde, diğer yarısı 16.625 oy ise ibra aleyhinde kullanmıştır. Görüldüğü üzere somut olayda, yönetim kurulu üyesi ve aynı zamanda pay sahibi olan kişilerin birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları (GK toplantı tutanağına göre ibra lehinde kullanılan oy 83.375'tir) ve ibra kararlarının alındığı görülmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere TTK m. 436/2 uyarınca bir yönetim kurulu üyesinin diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin kararlarda oy hakkı bulunmamaktadır. Bu oylar düşüldüğünde ve davacıların olumsuz oy kullandıkları göz önünde bulundurulduğunda, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmediği sonucuna varılmaktadır.Öte yandan etki prensibinin uygulanması ve sonuçları bakımından önem taşıyan diğer bir husus oydan yasaklı olanların kullandıkları oyların düşülmesi suretiyle ortaya çıkan sonucun değerlendirilmesidir. GK'da bir kararın alınabilmesi için lehte olan oyların (16.625), aleyhte olan oylardan (16.625) daha fazla olması gerekir. Ancak burada bir eşitlik olduğu görülmektedir, dolayısıyla oydan yasaklı olmayan pay sahiplerinin kullandıkları oy ibra kararının alınması için yeterli değildir. Sonuç olarak, yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin alınan kararın, kanuna aykırı olması itibariyle iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır. Son olarak ---- Numaralı GK Kararı (YK üyelerinin seçimi)' na bakıldığında, YK üyesi seçiminde ibranın aksine tüm pay sahipleri oy kullanabilecektir. Davacı pay sahibi özetle, seçilen YK üyelerinin bir önceki dönemde de görevde olduğu ve davalı şirketi kötü yönettiği iddiasındadır. Şirketin mali yapısı incelendiğinde yıllara sari olarak faaliyet gelirinin olmadığı, ortaklarından bazılarına borcu olduğu ve bir grup şirketinden de alacaklı olduğu anlaşılmaktadır.<br>Her ne kadar davalı şirketin alacağını neden tahsil etmediği,  şirketin neden gayri faal olduğu ve dolayısıyla faaliyet geliri elde etmediği dava dosyasında anlaşılamaktaysa da, bu hususlar bir iptal davası olan bu davanın konusuna  girmemektedir. Kaldı ki, Kanunda bu hususa ilişkin başka mekanizmalar öngörülmüş olup, pay sahiplerinin bunlara başvurması her zaman mümkün olup,  YK üyesi seçimi GK'nın münhasıran takdirinde olduğu, genel kurulun iradesinin esas alınması gerektiği, bu nedenlerle kararın mahkemece iptalinin yasanın özüne ve genel kurulun yetkisine aşırı bir müdahale olacağı göz önüne alındığında bu madde açısından da iptal şartlarının bulunmadığı kanaatine varılmakla, sonuç olarak, yukarıda açıklanan gerekçelerle 3, 4 ve 6 numaralı kararlara yönelik iptal şartlarının bulunmadığı, 5 numaralı kararın ise kabili iptal olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki gibi karar verilmiştir. <br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>1-Davanın KISMEN KABULÜYLE,<br>-Davalı şirkete ait 07/10/2022 tarihli genel kurulun 5 nolu kararının iptaline, <br>-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, <br>2-Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 179,90 TL harçtan mahsubu ile kalan 247,70 TL  harcın davalı şirketten alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ye göre takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,  <br>4-Davalı şirket kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ye göre takdir edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine,<br>5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harç, 179,90 TL başvurma harcı ve 7.341,00 TL dosya masrafı olmak üzere toplam 7.700,80 TL yargılama giderinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, <br>6-Davalılar tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4bd8fe390665da0b","SID":"ef454774bb58b466"}}