{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No: ... Esas - ... <br>\tT.C.<br>\tKONYA<br>. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>     \t\t                                                                    TÜRK MİLLETİ ADINA <br>                                                                                                                   GEREKÇELİ KARAR<br>ESAS NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>MAHKEMEMİZ ... ESAS SAYILI DOSYASI (ANA DAVA) YÖNÜNDEN: <br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR \t: 1-<br>\t   2-<br> \t   3-<br>\t   4-<br>VEKİİ\t: <br>DAVALI-MÜTEVEFFA \t: 5-<br>TASFİYE MEMURU\t: <br>DAVA\t: Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak (İstirdat)<br>DAVA TARİHİ\t: <br>KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN ... ESAS SAYILI DOSYASI <br>BİRLEŞEN DAVA) YÖNÜNDEN<br>DAVACI \t\t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR \t: 1-<br>\t   2-<br>VEKİLİ\t: <br>DAVA\t: Alacak (İstirdat)<br>DAVA TARİHİ\t: <br><br>KARAR TARİHİ\t: <br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: <br><br>Davacı vekilinin tüm davalılar aleyhine açtığı işbu dava Bakırköy . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sırasına kaydedilmekle, adı geçen mahkemede yapılan yargılama sonunda, adı geçen mahkemenin 11/03/2009 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında belirtilen nedenlerle davanın kısmen husumetten kısmen yetkisizlikten reddine ilişkin temyiz kanun yolu açık olan bu kararına karşı davacı tarafın  temyiz kanun yoluna başvurması üzerine Yargıtay . Hukuk Dairesinin 02/05/2011 tarih ... Esas ...  Karar sayılı ilamı ile bozulmakla, karar düzeltme kanun yolu açık olan bozma kararına karşı karar düzeltme yoluna da başvurulmadığından bozma kararı üzerine, dava dosyası yine adı geçen mahkemenin ... Esas sırasına kaydedilmekle, bozma kararı üzerine yapılan yargılamada adı geçen mahkemece Yargıtay bozma kararına uyulmakla, bozma kararı üzerine sürdürülen yargılama sonunda yine adı geçen mahkemenin 27/10/2011 tarih ... Esas ... Karar sayılı yetkisizlik kararına bağlı olarak (HMK nun 20. maddesi gereğince de yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki haftalık yasal süresi içinde başvuruda bulunulduğu) dava dosyası kararda yetkili gösterilen mahkememize gönderilmekle mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmekle, yargılama sırasında da Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin faaliyete geçirilmesi üzerine dava dosyası adı geçen mahkemenin ... Esas sırasına aktarılmakla/kaydedilmekle ve bilahare adı geçen mahkemenin faaliyetinin durdurulması nedeniyle dava dosyası mahkememizin ... Esas sırasına aktarılmakla/kaydedilmekle, mahkememizce yapılan aleni/açık yargılama sonunda mahkememizin 20/01/2016 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında belirtilen nedenlerle davanın kısmen kabulü kısmen reddine ilişkin temyiz kanun yolu açık olan bu kararımıza karşı hem davacı vekilinin hem de davalı şirket vekilinin temyiz kanun yoluna başvurmaları üzerine Yargıtay . Hukuk Dairesinin 28/09/2017 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile kararımız bozulmakla, karar düzeltme kanun yolu açık olan bozma kararına karşı karar düzeltme yoluna başvurulmaması üzerine, dava dosyası mahkememizin ... Esas sırasına aktarılmakla/kaydedilmekle ve bozma üzerine yapılan yargılama sırasında yine davacı taraf vekilinin sadece davalılar ... A.Ş. VE ...  aleyhine açtığı alacak davası da Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas sırasına kaydedilmekle ve sözü geçen ... Esas sayılı dava dosyası da aralarındaki hukuki, fiili ve şahsi bağlantı nedeniyle mahkememizin ... Esas sayılı dosyası ile birleştirilmekle, iki dava dosyasının birleştirilmesi üzerine, mahkememizce yapılan aleni/açık yargılama sonunda mahkememizin 10/02/2020 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararında belirtilen nedenlerle her iki dava yönünden de usulden reddine ilişkin temyiz kanun yolu açık olan bu kararımıza karşı davacı vekilinin temyiz kanun yoluna başvurması üzerine Yargıtay . Hukuk Dairesinin 05/09/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile kararımız bozulmakla, karar düzeltme kanun yolu açık olan bozma kararına karşı düzeltme kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay . Hukuk Dairesinin 11/07/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı kararı ile karar düzeltme talebi reddedilmekle dava dosyası mahkememizin ... Esas sırasına kaydedilmiş olup davaların yapılan açık yargılaması sonunda,<br>HEYETİMİZCE GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:<br>TALEPLER :<br>Davacı vekili ana dava yönünden Bakırköy . Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 14/08/2008 tarihli dava dilekçesinde özetle;  müvekkili davacı tarafın yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa para verdiğini, müvekkili davacı tarafa yatırdığı para karşılığı belge verildiğini, bu parasının müvekkili davacı tarafa iadesinin gerektiğini ancak müvekkili davacı tarafın verdiği paraları geri istemesine rağmen davalı tarafça müvekkili davacı tarafın parasının iade edilmediğini, davalı tarafın Bankacılık Kanunu 'na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK 'na aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiğini, davalı şirket veya şirketlerin yöneticilerinin vs. cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak vs. suçlarından değişik ceza dava dosyalarında yargılandıklarını, birçok devlet kuruluşunca davalı tarafın denetlendiğini ve denetlemelere ilişkin birçok rapor düzenlendiğini, davalı şirket veya şirketlerin ticari defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığından bahisle diğer davalı gerçek kişiler ..., ... ve ... 'nun da şirket veya şirketlerin yöneticilerinden olması nedeniyle müvekkili davacı tarafı zarara uğrattıklarından ve müvekkili davacı tarafa karşı sorumlu olduklarından da bahisle müvekkili davacı taraf ile davalı taraf arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine ve ayrıca davalı tarafa verilen para nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 6.500,00 TL nın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı vekili ana dava yönünden mahkememize vermiş olduğu 26/10/2015 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile parasal talepleri ile ilgili olarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını, parasal taleplerini artırmak istediklerinden bahisle davacı tarafın davalı tarafa verdiği paradan kalan 91.856,78 TL den ilk davada istedikleri 6.500,00 TL 'nin düşülmesi ile kalan  85.356,78 TL nin faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili birleşen dava yönünden Konya . Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 29/03/2018 tarihli talep dilekçesinde özetle; Müvekkili Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinde ... esas sayılı dosyası ile davalılara karşı açtığı şirket ortaklığın geçersiz olduğu ve haksız olarak tahsil edilen bedelin iadesi istemli davada bilirkişi incelemesi yapıldığını, müvekkilinden tahsil edilen rakamın tespit edildiğini, bu dosyanın Yargıtay incelemesinden geçtiğini, dosyanın bozularak yerel mahkemeye tekrar gönderildiği, Mahkeme tarafından Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verildiğini, dosyanın halen derdest olduğunu, işbu dava ile alacağın, Konya . Asliye Ticaret Mahkemesinde ... esas sayılı dosyasında ilk dava dilekçsinde talep edilen 6.500 TL'si  dışında Mahkemece tespit edilen 109.117 TL 'lik kısmını istediklerini, bu davanın ek dava niteliğinde olduğunu, bu nedenlerle dosyaları birleştirilmesine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir. <br>CEVAPLAR:<br>Davalılar vekili ana dava yönünden Bakırköy . Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 12/09/2008 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ... İnşaat A.Ş. 'nin pay defterinde kayıtlı ortak olduğunu, TTK 417. maddesi gereğince şirket pay defterinde kayıtlı hisse senedi sahibi olması nedeniyle davacı tarafın şirket ortağı sıfatını kazandığını, TTK nun 329 ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin mümkün olmadığı gibi şirketin de kendi paylarını temellük etmesinin (edinmesinin) de mümkün olmadığını, davacı tarafın şirket ortağı olduğuna dair elinde halen varsa hamiline hisse senetlerini üçüncü şahıslara devretme hakkının olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddianın gerçek olmadığını, bu iddianın bağlayıcı yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket veya şirketlerin davacı taraftan para almadığını, davacı tarafın dayandığı belge veya belgelerdeki imzaların müvekkili şirketle veya şirketlerle hiç bir ilgisinin olmadığını, belge veya belgelerdeki imza veya imzaların müvekkili şirket veya şirketlerin yetkililerine ait olmadığını, belge veya belgelerin içeriğini kabul etmediklerini, bu belge veya belgelerde dahi şirket hisse senedi alındığının yazılı olduğunu, bu belge veya belgelerin delil değerinin olmadığını, davacı tarafın hata veya hileye maruz kaldığı ile ilgili talep ve beyanlarının Borçlar Kanununun 31. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle dinlenemeyeceğini, kaldı ki müvekkili şirketin veya şirketlerin davacı tarafa yönelik hata veya hile olgusu içerir bir davranışının olmadığını, davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her hangi bir para vermediğini, sunulan delillere göre davacı tarafın şirket paylarını üçüncü kişilerden edindiğini, davacı tarafın iyi niyet kurallarına aykırı davranarak işbu davayı açtığını, davacı tarafın üçüncü kişilerden aldığı şirket hisseleri nedeniyle şirketin kâr ve zararına ortak olduğunu, iyi niyet kurallarına aykırı davranamayacağını, ayrıca Borçlar Kanununun 126. maddesi gereğince şirket ile ortaklar arasındaki davaların 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, varsa davacı tarafın dayandığı belgelerde geçen düzenleme tarihinden veyahut bir an için iddianın doğruluğu halinde bile iddiaya konu paranın verildiği tarihten dava tarihine kadar zaman aşımı süresinin geçtiğini, hatta olayda uygulanması mümkün olmayan sebepsiz zenginleşme ile ilgili Borçlar Kanununun 66. maddesindeki bir yıllık ve on yıllık zaman aşımı sürelerinin de geçtiğini, yine haksız fiiller ile ilgili zaman aşımı süresinin dahi geçtiğini, davacı tarafın iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini, kaldı ki müvekkili şirketten veya şirketlerden döviz olarak para istenemeyeceği gibi faiz de istenemeyeceğini, davacı tarafın tüm iddia ve taleplerinin hak düşürücü süre ve zaman aşımına uğradığından bahisle davanın öncelikle hak düşürücü süre veya zaman aşımı yönlerinden bunlar olmadığında esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili birleşen dava yönünden mahkememize vermiş olduğu 16/07/2018 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; ıslah talepli dava henüz görülmekte iken ve ıslah hakkında kesinleşmiş bir karar da yokken (ıslah varlığını ve etkisini sürdürürken) açılan ve işbu dosyamızla birleştirilen ek davanın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte (derdest) olması nedeniyle usulden reddine bu olmadığında davacı tarafın taleplerinin hak düşürücü süre ve zaman aşımına uğradığını, ilk/kök davada istenen para cinsinin değiştirilemeyeceği ayrıca yabancı paranın kök dava tarihindeki TL karşılığı her ne miktar ise o miktarın da arttırılamayacağından bahisle birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ...'a dava dilekçesi ekli davetiye usulen tebliğ edildiği halde adı geçen davalı cevap dilekçesi vermemiş, duruşma günü de adı geçen davalıya usulen tebliğ edilmiş, adı geçen davalı duruşmalara katılmamış, dava dosyasına herhangi bir dilekçe vermemiş, kendisini bir vekille de temsil ettirmemiş ve yokluğunda yargılamaya devam edilerek hüküm verilmiştir. <br>Davalı ...'ın 31/10/2021 tarihinde vefat etmesi ve en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından mirasının reddedilmesi sebebiyle Konya . Sulh Hukuk Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı 07/02/2022 tarihli ek karar ile ...'ın terekesini temsil etmek üzere ...'nın tasfiye görevlisi olarak atandığı anlaşılmakla adı geçen tasfiye memuru dosyaya dahil edilerek kendisine gerekli tebligatlar yapılmıştır.<br>DAVANIN NİTELİĞİ, DELİLLER, DEĞERLENDİRİLME VE GEREKÇE:<br>Davalar; taraflar arasında geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının ve yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğünün tespiti (ortak olunmadığının ve hükümsüzlüğün tespiti) ve verilen paranın istirdadını sağlamaya yönelik alacak davalarıdır. <br>Mahkememizin iş bu dava için verilen 20/01/2016 tarih, ... esas ... karar sayılı ilk (1.) kararı ile; <br>\"...1-Davalılar ..., ... ve ... yönünden; adı geçen davalıların kişisel sorumluluklarını gerektirir bir durumun varlığı ispatlanamadığından adı geçen davalılar yönünden DAVANIN REDDİNE. <br>2-Davalı ... Holding A.Ş. yönünden; <br>Davacının şirket ortağı olmadığının tespiti ile ilgili talep kısmının REDDİNE.<br>ALACAK DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE; 6.500,00 TL nin dava tarihi olan 14/08/2008 tarihinden itibaren değişen oranlarda hesaplanacak avans faizi ile birlikte kalan 44.523,84 TL nin dava tarihi olan 14/08/2008 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte olmak üzere toplam 51.023,84 TL nin belirtilen kısımlarına dava tarihinden itibaren belirtilen şekilde faiz uygulanmak suretiyle davalı ... Holding A.Ş. 'den alınarak davacıya verilmesine.<br>Davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Söz konusu bu kararın temyizi üzerine Yargıtay . Hukuk Dairesinin 28/09/2017 tarih ... esas, ... karar sayılı ilamı ile; <br>\"....1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve mahkeme gerekçesinde de yer verildiği üzere davalı tarafın hak düşürücü süre itirazının ve zamanaşımı def'inin dürüstlük kuralına aykırı olduğunun anlaşılmasına göre, davalılar ... Holding A.Ş. ve ... İnşaat Tarım ve San. İşl. Tic. A.Ş. (birleşerek yeni unvanı ... Holding A.Ş.) vekilinin ıslahla arttırılan kısım dışında kalan hususlara yönelik sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. <br>2-Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespiti ve 6.500,00 TL'nin faizi ile birlikte davalılardan tahsili talep edilmiş, bozmadan sonra 26/10/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile 91.856,78 TL'nin tahsili istenmiştir. Kural olarak, ıslahın yargılama bitinceye kadar yapılması mümkün ise de (04/02/1948 günlü, 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre) hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine hüküm mahkemesinde yapılan yeni yargılama sırasında ıslahta bulunulması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, bozmadan sonra ıslahın söz konusu olmayacağı nazara alınmadan ıslahla arttırılan meblağa hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı şirketler yararına bozulması gerekmiştir.<br>3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.<br>  Taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulabilmesi için sözleşme ehliyeti, hukuka, ahlaka, adaba uygunluk, ifa imkansızlığının bulunmaması, irade ile beyan arasında uyum, geçerlilik şeklinin arandığı hallerde bu şekle uygunluk gerekmekte olup, bu unsurlardan birinin eksikliği halinde ortada irade açıklaması bulunmasına rağmen, bu irade bir borç doğurmayacaktır. 818 Sayılı BK'nın 28. maddesine göre hile, diğer tarafta sözleşme yapma düşüncesini uyandıran ya da bu düşünceyi güçlendiren gerçeğe aykırı eylem ve davranışları ifade eder. Hile nedeniyle sözleşmenin geçersiz sayılabilmesi için kişide aldatma kastının bulunması gerekir. Buna göre kişinin ileri sürdüğü ya da açıklama zorunluluğu bulunmadığı halde susmuş olduğu nitelikler, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etme veya sözleşme düşüncesini pekiştirme amacıyla ortaya konulmuş olmaktadır. Kişi bu eylem ve davranışlarda bulunmasaydı diğer tarafın bu sözleşmeyi  yapmayacağı   bilinç  ve  düşüncesinde  olmalıdır.  Aldatma   kastında,   kişiyi gerçek dışı eylem ve davranışlarda bulunmak suretiyle sözleşme yapmaya ikna etme düşüncesi vardır. Bir başka ifadeyle, sözleşmenin yapılması ile aldatma eylemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Hileye uğrayan kişinin iradesi sakatlanmıştır. Bu nedenle sözleşmeyi iptal etme hakkına sahiptir. Sözleşmenin iptali halinde tarafların aldıklarını iade yükümlülüğü doğacaktır.<br>Somut olayda davacı vekili, istenildiği her an iade edileceği, yüksek faiz verileceği garantileriyle müvekkilinden belge karşılığında para tahsil edildiğini, müvekkilinin ortak olmadığını, davalı şirketlerin ikincil kayıtlar tuttuğunu ileri sürmüş, davalılar ise davacının şirket ortağı olduğunu, şirket ortağının sermaye olarak verdiğini geri isteyemeyeceğini savunmuşlardır.<br>Davalı şirketlerin birleşmesi ve kayda alınması amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu'na kendilerinin verdikleri 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazıların ekine ortak olunan şirkete verilen sermaye katılım bedelleri ile kişiler arasındaki hisse değişimine ilişkin ödeme ve tahsilatlara dair bir takım listeler eklenmiştir. Her ne kadar davalı şirketler hissedarlar arası hisse devri sırasında devreden hissedarın tahsil ettiği miktarların telefon, mektup ve sair yöntemlerle yapılan araştırma sonucu tespit edildiğini, tahsil edilen paranın şirket kasasına girmediğini savunmuşlarsa da, SPK'ya sunulan söz konusu yazı ekindeki listelerin hiçbir dava dosyasına davalılar tarafından sunulmamış olması, 14/09/2000 tarihli SPK denetim raporunda aynı kişiler ve aynı yöntemlerle yurtdışında para toplandığı, bu toplanan paraların davalılar tarafından kayda alındığı, hava yoluyla paraların Türkiye'ye nakledildiği, organize şekilde hareket edildiği şeklinde tespitlere yer verilmesi, yine 09/05/1999 tarihli tutanakta ... Havalimanı Dış Hatlar Geliş kapısında yapılan kontrolde ... ait  çanta içinde TL, DM cinsi yüksek miktarda para  ile altın bilezik gibi emtianın tespit edildiği, ... imzalı ifadesinde, ... şirketinin Almanya'daki temsilcisinin hisse senetlerini sattıktan sonra paraları ve altınları Türkiye'deki ... şirketine götürmesi amacıyla kendisine teslim ettiğini ifade etmiş olması karşısında davalı şirketlerce ikincil kayıtlar tutulduğunun kabulü gerektiği, yine pek çok dosyaya sunulan davalı ... imzalı mektupta ortaklıktan ayrılmak isteyenlerin üç ay önce bildirmeleri halinde paralarını alabileceklerinin belirtilmesi birlikte değerlendirildiğinde, ... Grubu bazı şirketlerin fiili ve hukuki irtibat halinde oldukları, birlikte hareket ederek para toplama amacıyla \"Ortaklık Durum Belgesi\", \"Hisse Senedi\" gibi sair belgeler karşılığında istenildiğinde derhal ve işlemiş kar payı ile birlikte iade edileceği taahhüdü ile para topladıkları, ortağın sermaye olarak verdiğini isteyemeyeceğine dair yasal düzenlemeyi kullanarak para yatıran kişileri grup şirketlerden herhangi birinde veya birkaçında düşük nominal bedellerle şeklen ortak gibi gösterdikleri, tahsil ettikleri parayı ise muhasebe kayıtlarına yansıtmayarak para iade taleplerini reddettikleri, taraflar arasında sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, böylelikle davalıların haksız fiilde bulundukları anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece, sahih bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, davalı şirketlerce SPK'ya yazılan 09/02/2005 tarih 30 ve 31 sayılı yazılar ekindeki listeler dikkate alınarak ve taleple bağlı kalınarak tespit edilen alacağın tahsiline dair hüküm kurulması gerekirken, yanlış değerlendirme ile ikincil kayıtlar bulunmadığı, davacının şirket ortağı olduğu gerekçesiyle sözkonusu listedeki miktarlardan hisse senetlerinin nominal bedeli düşülerek eksik tahsil hükmü kurulması yerinde görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.<br> 4-Öte yandan, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 336. maddesi uyarınca davalılar ..., ... ve ... hakkındaki davanın husumetten reddine  karar verilmesi de doğru değildir. Zira, 6762 sayılı TTK'nın 336/5. maddesinde tarif edilen gerek kanunların gerekse sözleşmelerin kendisine yüklediği sair vazifelerin kasten ve ihmal neticesi yapılmaması, TTK'nın 321/son maddesinde de, temsile ve idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin sorumlu olacağı hükme bağlandığından adı geçen davalıların da davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri olarak gerek MK'nın 50. maddesi gerekse de TTK'nın 321/son maddesi uyarınca zarardan sorumlu tutulabileceği ve bu nedenle kendilerine husumet yöneltilebileceği gözetilmeksizin bu davalılar yönünden dahi husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.<br>\t\t\t-/-<br>5-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.<br>SONUÇ : Yukarıda  (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... Holding A.Ş. ve ... İnşaat Tarım ve San. İşl. Tic. A.Ş. (birleşerek yeni ünvanı ... Holding A.Ş.) vekilinin ıslahla arttırılan kısım dışında kalan hususlara yönelik sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirketler vekilinin bozmadan sonra ıslahla arttırılan kısma yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan yönden davalı şirketler yararına BOZULMASINA, (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,  takdir olunan 1.480 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirketlere verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalı şirkete iadesine... \" şeklinde karar verilmiştir. <br>Yargıtay . Hukuk Dairesinin bozma ilamı üzerine mahkememiz ... esas sayısı ile bozma ilamına uyulmak suretiyle yargılamaya devam edilerek; <br>Mahkememiz  10/02/2020 tarih ... Esas ... Karar sayılı ikinci (2.) kararı ile;<br> \"...Davacının 6.500,00 TL sine yönelik davası hakkında kesin hüküm olduğundan bu miktar yönünden kesin hükmün varlığı ve dava şartı yokluğu nedeniyle DAVANIN USULDEN REDDİNE...<br>...Islah talepli dava görülmekte iken ve ıslah hakkında kesinleşmiş bir karar da yokken (ıslah varlığını ve etkisini sürdürürken) açılan ve işbu dosyamızla birleştirilen ek davanın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte (derdest) olması nedeniyle DAVACI TARAFIN 109.117,00 TL LIK BİRLEŞEN EK DAVASININ DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE...<br>...Yargıtay bozma ilamından sonra davanın ıslahı mümkün olmadığından DAVACI TARAFIN 85.356,78 TL LIK ISLAH TALEBİNİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiş, Yargıtay . Hukuk Dairesinin 05/09/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile; \"...1-Dosyadaki  yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar ... Holding A.Ş., ... ve ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>2-Dava, davacının davalı şirkete ortak olmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın iadesi talebine ilişkindir. Mahkemece asıl dava hakkında kesin hüküm bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Asıl dava 14.08.2008 tarihinde açılmış olup mahkemenin kesin hükme dayanak yaptığı dava ise asıl dava tarihinden sonra açılmış ve kesinleşmiştir. Bu itibarla asıl dava tarihi itibarıyla yabancı mahkemede açılmış bir dava bulunmadığı dikkate alınarak asıl dava hakkında 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesi kapsamında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken asıl davadan sonra açılan ve kesinleşen yabancı mahkeme kararının kesin hüküm olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden bozulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>3-Kabule göre de; mahkemenin kesin hükme dayanak yaptığı yabancı mahkeme kararının davalıları ... Holding A.Ş. ve ... iken mahkemece asıl davanın, tüm davalılar yönünden kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar ... Holding A.Ş., ... ve ... vekilinin tüm, davacı vekilinin  sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Yargıtay bozma kararına karşı düzeltme kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay . Hukuk Dairesinin 11/07/2023 tarih ... Esas ... Karar sayılı; \"....Davalılar ... Holding A.Ş., ... ve ... vekili karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE....\" şeklinde karar verilmiştir. <br>Yargıtay bozma ilamı gereğince dosya mahkememize gönderilmiş ve Mahkememizin  yukarıda yazılı yeni (... ) esasına kaydedilmiştir.<br>Usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir. <br>Yargıtay bozma ilamında her ne kadar asıl dava hakkında 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesi kapsamında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de,  12.09.2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 18.05.2023 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile 7194 sayılı Kanunun 41. maddesi ile iptal edilmiş olduğundan asıl davadaki 6.500,00TL'lik kısmi ilk talebin usul ve esas yönünden yeniden değerlendirilmesi gerekmiştir.<br>Mahkememizce iş bu dosyadan verilen ... esas ... karar sayılı 20/01/2016 tarihli birinci kararında zamanaşımı hususu özellikle değerlendirilerek davalı şirket vekilinin zamanaşımı define yönelik savunmaları ve esasa ilişkin diğer savunmaları reddedilmiştir. Bu kararın temyizi üzerine verilen Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... esas ... karar sayılı kararında da zamanaşımı defisinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu tespiti yapılarak zamanaşımına yönelik temyiz itirazlarının ve ayrıca esasa ilişkin davalının diğer  temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. Mahkememizce ... esas sayılı dosyası ile yeniden başlanan yargılamada bozma ilamına uyulmuş ve böylelikle asıl davadaki 6.500,00TL'lik kısmi davadaki esasa ilişkin hususlar ve zamanaşımı yönünden davacı lehine usulü kazanılmış hak oluşmuştur. Oluşan usuli kazanılmış hak karşısında asıl davadaki 6.500,00TL'lik talep yönünden esasa ve zamanaşımına dair yeniden bir değerlendirme yapılması lüzumu kalmamıştır. Bu itibarla davalı vekilinin bozmadan sonraki birici ve ikinci celselerde yapmış olduğu asıl davadaki 6.500,00TL'lik talebe ilişkin esasa ve zamanaşımına yönelik savunmaları yerinde görülmemiştir. Yargıtay . Hukuk Dairesinin 05/09/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere asıl dava tarihi itibariyle yabancı mahkemede açılmış bir dava bulunmadığından kesinleşen mahkeme kararının kesin hüküm olarak kabul edilemeyeceği neticesine varılmış ve 6.500,00TL'lik alacağın davalılardan müştereken ve mütesilsilen tahsiline karar verilmiştir. <br>Asıl davadaki ıslahla arttırılan 85.356,78TL'lik talep yönünden ise, dosya içerisindeki Yargıtay . Hukuk Dairesinin ... esas ... karar sayılı kararında belirtildiği üzere, Yargıtay bozma kararından sonra ıslah mümkün olmadığından bu talep için davanın usulden reddi gerekmiştir. <br>Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nun 177/2. Maddesine 7251 sayılı kanunun 18.maddesiyle: \" Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir hükmü getirilmiş ise de, devam eden cümle \"...Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz...\" hükmünü içermektedir. Öte yandan HMK'da yapılan değişiklikler tamamlanmış işlemlere etkili olamaz. Ana davada ıslahın HMK'nin 177/2.maddesine yapılan değişiklikten önce yapılmış olması ve bozmaya uymakla ortaya çıkan durumun ortadan kaldırılamayacak olması sebepleriyle ana dava için yapılan ıslahın geçerli hale gelemeyeceği kanaatine varılmıştır. <br>Birleşen dava yönünden yapılan değerlendirme de ise;  Islah talepli dava görülmekte iken ve ıslah hakkında kesinleşmiş bir karar da yokken (ıslah varlığını ve etkisini sürdürürken) açılan ve işbu dosyamızla birleştirilen ek davanın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte (derdest) olması nedeniyle davacı tarafın 109.117,00TL'lik birleşen ek davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Mahkememizce hükmün açıklandığı celsede hükmün 1-a bendine dava tarihi olarak 14/08/2008 yazılması gerekirken sehven 14/08/2018 yazıldığı görülmekle hüküm fıkrasındaki bu maddi hata gerekçeli kararda düzeltilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-ANA DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;<br>a)Davacının davalı şirkete ortak olmadığının tespiti ile, 6.500,00TL'nin dava tarihi olan 14/08/2008 tarihinden işleyecek değişen oranlardaki avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>b)Yargıtay bozma ilamından sonra davanın ıslahı mümkün olmadığından DAVACI TARAFIN 85.356,78TL'lik ISLAH TALEBİNİN DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE.\t<br>c)Dava açılırken peşin alınan 87,80TL ve  yargılama sırasında alınan 1.458,00TL tamamlama harcı toplamı olan 1.545,80TL harçtan alınması gereken 444,02TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.101,78TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, <br>d)Davacı tarafından yapılan 14,00TL başvuru harcı ve 444,02TL karar ilam harcı toplamı olan 458,02TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>e)AAÜT'ye göre hesaplanan 6.500,00TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine<br>f)AAÜT'ye göre 17.900,00TL maktu tek vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar ... Holding A.Ş., ... ve ...'na verilmesine,<br>2-a)Islah talepli dava görülmekte iken ve ıslah hakkında kesinleşmiş bir karar da yokken (ıslah varlığını ve etkisini sürdürürken) açılan ve işbu dosyamızla birleştirilen ek davanın daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte (derdest) olması nedeniyle DAVACI TARAFIN 109.117,00 TL'lik BİRLEŞEN EK DAVASININ DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USULDEN REDDİNE,<br>b)Dava açılırken peşin alınan 1.863,45TL harçtan alınması gereken 427,60TL harcın mahsubu ile fazla alınan 1.435,85TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, <br>c)AAÜT'ye göre 17.900,00TL maktu tek vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılar ... Holding A.Ş., ... ve ...'na verilmesine,<br> 3-a)Davacı tarafından her iki dava yönünden sarfedilen 2,30TL vekalet suret harcı, 1.150,00TL bilirkişi ücretleri, 148,55TL keşif harcı, 679,10TL temyiz kanun yoluna başvurma harçları ve 347,45TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 2.327,40TL yargılama giderinin haklılık oranına göre hesaplanan (6.500,00/200.973,78) 75,27TL'lik kısmının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmen davacı üzerinde bırakılmasına,<br>b)Davalılar tarafından sarfedilen 3,80TL vekalet suret harcı, 329,85TL posta ve tebligat gideri ve 579,60TL temyiz yoluna başvurma harçları toplamı olan 913,25TL  yargılama giderinin haklılık oranına göre hesaplanan (194.473,78/200.973,78) 883,71TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalan kısmen davalılar üzerinde bırakılmasına,<br>4-Taraflarca yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,<br>Dair; bir kısım davalılar vekilinin yüzüne karşı, mazereti kabul edilen davacı vekili ve davalı ... tereke temsilcisinin yokluğunda,  gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/05/2024<br><br>Başkan               Üye                   Üye                 Katip <br>e-imzalıdır\t e-imzalıdır       e-imzalıdır        e-imzalıdır<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5f84ad14019084ee","SID":"5590176128f61941"}}