{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/573 - 2024/909<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/573  <br>KARAR NO\t: 2024/909<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/88 E.  -  2022/5 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLLERİ<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2022 Tarih ve 2021/88 Esas - 2022/5 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ...  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: <br> <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" asıl unsurlu tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2019/125694 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markalarının benzer olduğunu, dava konusu başvuruda farklı olarak yer verilen \"...\" ibaresinin markaların farklılaşması için yeterli olmadığını, daha evvelde \"...\" esas unsurlu 2011/00896 numaralı marka başvurusuna itiraz ettiklerini ve itirazlarının kabul edildiğini, yine \"...\" markaları ile \"... ...\" markasının benzer olduğu hususunda verilmiş mahkeme kararı bulunduğunu, dava konusu başvurunun esas unsuru \"...\" ibaresi olsa da tüketicilerin bu ibarenin başlangıç kısmına daha fazla önem atfedeceklerini, dava konusu markada yer alan \"kin\" hecesi dışında, müvekkilinin markasının birebir başvuruda yer aldığını, 2008/36572 sayılı ... ve 2007/62798 sayılı ... markalarının hükümsüzlüğü için açtıkları bir davada, İstanbul Anadolu 1.FSHHM'nin 2015/110 E.- 2016/43K. sayılı kararı ile markaların benzer bulunduklarını, gıda ürünlerinin ilgili tüketicilerinin ortalama kimseler olduklarını, müvekkili markalarının tanınmış bulunduğunu, markanın tanınmış olması nedeniyle güçlü bir korumadan yararlanır konuma geldiğini, orta seviyedeki tüketicilerin taraf markaları arasında karışıklık yaşayacaklarını, markaların görsel ve fonetik olarak benzer olduklarını, birbirlerinin serisi olarak algılanacaklarını, \"...\" markasının müvekkili ile özdeşleştiğini, ... ve mahkeme kararları doğrultusunda müvekkiline ait \"...\" markasının ülke çapında tanınmış marka olduğunu, tanınmış markaların farklı sınıflarda da korunmaları gerektiğini, müvekkilinin bu ibare üzerinde aynı zamanda üstün ve gerçek hak sahibi de olduğunu, dolayısıyla SMK'nın 6/3 maddesi koşullarının oluştuğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını, zira davalı Şirketin müvekkili markasından haberdar olmamasının mümkün bulunmadığını, \"...\" ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanında yer alması nedeniyle SMK'nın 6/6 maddesi uyarınca da başvurunun reddinin gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-11226 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. <br> <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu marka başvuru kapsamında yer alan 29. sınıf malların tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında yer alan mallar ile aynı, aynı tür ya da benzer olduğu, taraf markalarını oluşturan esas unsurların bütünsel algıları itibariyle, ilgili tüketiciler nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde bir benzerlik taşıdıkları, davacı yan markalarının gıda sektöründeki bilinirliğinin mevcut olduğu, davalı marka başvurusunun, davacı markalarının tanınmışlığına ne şekilde zarar vereceği, haksız menfaati ne şekilde temin edebileceği yönünde herhangi bir delil sunulmadığı, 6769 Sayılı Kanun'un 6/5 maddesinde aranılan koşulların meydana gelmediği, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 22/01/2021 tarih, 2020-M-11226 sayılı kararının 29. sınıf mallar bakımından iptaline, davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına\tkarar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, istinafa konu mahkeme kararının aksine taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6/1 maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, davalı şirketin \"...\" ibareli başvurusu ile davacı şirkete ait itiraz konusu markaların kavramsal, görsel bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirlerinden farklı olduğunu, başvuru konusu markanın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin 2019/125694 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 29. sınıf malların yer aldığı, başvurunun ilanına davacının \"...\" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddedildiği, davacının bu karara yaptığı itirazın da YİDK'in 22.01.2021 tarih 2020-M-11226 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, kararın davacı tarafa 24.01.2021 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 22/03/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesince taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davacının diğer iddiaları yerinde görülmemiştir. Bu karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmayıp, yalnızca davalı ... tarafından karar istinaf edildiğinden, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, yalnızca taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesi olup olmadığı ve buna bağlı olarak davaya konusu YİDK kararının yerinde bulunup bulunmadığıdır.  <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).   <br>\tBu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; dava konusu başvuru kapsamında 29. sınıftaki mallar yer almaktadır. İçinde gıda mühendisinin de olduğu bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere başvuru kapsamındaki malların tamamı, redde mesnet markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle aynı/benzerdir. Buna göre somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. <br>Taraf marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru, büyük harflerle yazılmış \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda herhangi bir şekil unsuruna ya da figüratif başkaca bir unsura yer verilmemiştir. Başvuruda yer alan \"...\" ibaresi, yaygın kullanıma sahip bir idari birimin adı olup, bu hali ile ayırt ediciliğe katkısı çok sınırlıdır. Buna göre dava konusu başvurunun asli unsuru, \"...\" ibaresidir. Davacının itirazına mesnet markalar ise \"...\" kelimesini münhasıran veyahut ek birtakım sözcük ya da şekil unsurları ile birlikte içeren seri markalardır. Dolayısıyla davacı markalarının asli unsurunu \"...\" ibaresi oluşturmaktadır. <br>Dava konusu markanın asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresi, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre \"Beden gelişimi tamamlanmış olan; kâhil.\" anlamlarına gelmekte iken davacı markalarının esas unsuru olan \"...\" ibaresi ise aynı sözlükte \"erme işi\" olarak tanımlanmıştır. Görüldüğü üzere taraf markalarını oluşturan ibarelerin yaygın bilinen anlamları olup, kavramsal olarak marka işaretleri arasında bir benzerlik yoktur. Yine dava konusu başvuruda \"...\" ibaresi ya da başkaca bir unsur öne çıkarılmamış, bir bütün olarak \"...\" şeklinde marka oluşturulmuştur. Her ne kadar dava konusu başvurunun başında \"...\" ibaresine yer verilmesi nedeniyle marka işaretleri arasında düşük düzeyli bir işitsel benzerlikten bahsedilebilir ise de, marka işaretlerinin hecelerine bölünerek iltibas değerlendirmesi yapılamayacağı, markaların bir bütün olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği gözetildiğinde, taraf marka işaretleri arasında, karıştırılma tehlikesine yol açacak bir benzerliğin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak,  dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, kavramsal, görsel ve işitsel olarak ortalama tüketiciler üzerinde bıraktıkları genel intiba itibariyle ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, işletmesel bağlantılandırmayı tesis eden herhangi bir unsurun da dava konusu başvuruda yer almadığı anlaşılmış ve Dairemizce, taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşullarının oluşmadığı kabul edilmiştir. <br>\tDavacı tarafça, \"...\" ibaresi ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğunu kabul eden mahkeme ve davalı Kurum kararları olduğu ileri sürülmüş ise de her marka başvurusunun kendi koşulları içinde değerlendirilmesi esas olduğundan, başka markalara ilişkin mahkeme kararlarının eldeki dava yönünden bir etkisinin olmadığı sonucuna varılmıştır. Gerçekten de dava dilekçesinde bahsi geçen kararlar dışında Yüksek Dairenin  2012/15892 Esas, 2013/15096 Karar sayılı ilamı ile \"... ...\" ibareli marka ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesi olmadığına dair ilk derece mahkemesi kararı onanmıştır.    <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunmaması nedeniyle YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davalı ...'in istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, YİDK kararının iptaline yönelik davanın reddine karar verilmiş, istinaf incelemesine konu olmayan marka hükümsüzlüğü davası yönünden ise ilk derece mahkemesi gibi hüküm kurulmuştur. \t<br><br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>1-Davalı ...vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/01/2022 gün ve 2021/88 Esas - 2022/5 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>2-YİDK kararının iptali istemine ilişkin davanın REDDİNE,<br>3-Davaya konu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına,<br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30-TL’nin düşümü ile kalan 368,3‬0-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davalı ...kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,<br>6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>7-Davalı kurum tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 52,00-TL posta masrafından oluşan 272,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,  <br>8-Davalı şirket tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),<br>10-Davalı kurum tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı kuruma iadesine,<br>11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 10/05/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/05/2024 <br>     <br><br>Başkan<br><br>Üye<br> <br>Üye<br><br>Katip<br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c4af08dd4368f90","SID":"49a8ab0c60e5e055"}}