{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi    21.Hukuk Dairesi    2022/568 Esas 2024/721  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t: 2022/568<br>KARAR NO\t\t: 2024/721<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2021/292 Esas 2021/846 Karar<br>DAVACI \t            <br>VEKİLİ\t<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 12/05/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 30/05/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 30/05/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki  işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin elektrik hizmetlerinin özelleştirilmesi maksadıyla 4046 sayılı Kanun uyarınca kamu tüzel kişiliğinin nev'inin değiştirilmesi suretiyle kurulduğunu, davalı ile 24.07.2006 tarihinde akdedilen İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi ile elektrik dağıtım ve perakende satış işinin müvekkili tarafından yerine getirildiğini, faaliyetlerin davalı ... tarafından yürütüldüğü dönemde, Ankara 18. İş Mahkemesinin 2011/988 E. sayılı dosyası ile açılan rücuen alacak davası sonucunda verilen kararın Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2013/17294 ayılı dosyasıyla icra takibine konu edildiğini, müvekkili tarafından 120.361,76 TL ile 2.086,80 TL harç ve masraf  ödemesi yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 7.4 ve 7.6 maddesi uyarınca davalı ...'ın sorumluluğunda olan toplam 122.448,56-TL'nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.<br>\tCEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; rücu davalarında zamanaşımı süresinin 2 yıl olması nedeniyle, ödemenin yapıldığı yıl göz önünde bulundurulduğunda dava konusu alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi kapsamında 31.03.2006 tarihinde bilanço düzenlemeleri yapıldığını ve 31.12.2007 tarihinde ve Şirketin devrine ilişkin bilanço düzenlemelerinde de borç ve alacak devir işlemlerinin tekrarlandığını, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının özelleştirme ile ilgili mali konulardaki talimatları doğrultusunda devre esas bilanço düzenlemelerinin yapılarak geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, dağıtım şirketinin muhasebe kayıtlarında yer alan son ay faturası dışında ... ve bağlı şirketleri, ... ve ...’a olan borçlarının ...’a aktarıldığını, ticari borçların ...’a aktarılması sırasında hazır değerler tutarı ticari borçlardan mahsup edilerek aktif-pasif farkı sermaye artışı yapılması / zarar hesabına kayıt yoluyla dengelenmesi çerçevesinde devir sürecinin mali yönüyle ilgili işlemlerin ikmal edilerek ...'ın özel sektöre devrinin gerçekleştirildiğini, devre esas bilanço düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğinden, geçmiş yıllara ilişkin olarak ...’tan herhangi bir talepte bulunulamayacağı, kabul anlamına gelmemekle birlikte, üçüncü kişilerle mülkiyet hakkına dayalı ihtilafların sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca ...’a bildirilmesinin gerektiğini, davacı tarafından davanın hiçbir aşamasının bildirilmediğini, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının davaya ilişkin faiz ve icra dosyasına ilişkin giderleri talep hakkının olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; dava dışı SGK'nın, 23/06/2001 tarihinde geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının mirasçılarına peşin sermayeli değerli gelir ve sosyal yardım zammı (SYZ) adı altında ödemeler yaptığı, yaptığı iş bu ödemeler nedeniyle Ankara 9. İş Mahkemesinin 2010/550 Esas ve Ankara 18. İş Mahkemesinin 2011/988 esas sayılı dava dosyalarında; Ankara 3. İş Mahkemesinin 2002/32 esas sayılı dosyasında davacının kesinleşen %60 kusuru oranına isabet eden tutarın davacıdan rücuen tahsilini istediği görülmüş olup, kesinleşen Ankara 9. İş Mahkemesinin 2010/550 Esas sayılı dosyasında SGK'nın rücu alacağının 79.994,84 TL olarak belirlendiği ve taleple bağlı kalınarak 50.000,00 TL'nin hüküm altına alındığı, bakiye 29.994,84 TL rücu alacağının ve 198,00 TL hastane masralarının ise Ankara 18. İş Mahkemesinin 2011/988 esas sayılı dosyasında hüküm altına alındığı ve Ankara 18. İş Mahkemesinin 2011/988 esas sayılı dosyasında hüküm altına alınan alacağın Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2013/17294 esas sayılı dosyasında takibe konulduğu, davacı tarafından 11.10.2013 tarihinde takip dosyasına 120.361,76 TL ödendiği, 09.03.2015 tarihinde de 2.086,80 TL bakiye karar harcının Vergi Dairesine yatırıldığı, SGK'nın, hüküm altına alınan rücu alacağı, 23/06/2001 tarihli iş kazasından kaynaklanmakta olup, 24.07.2006 tarihli İHDS'den önceki döneme, yani dağıtım faaliyetinin davalı tarafından yerine getirildiği döneme, ait alacaklardır. Bu halde, davacının işbu davaya konu ettiği alacaktan, taraflar arasında akdedilen İHDS uyarınca davalı ... sorumlu olup, davacının davalıya rücu talebinde haklı olduğu, icra dosyasına ve Vergi Dairesine ödemiş olduğu tutarın tamamını davalıya rücu edebileceği anlaşılmıştır. Davacının takip dosyasına yapmış olduğu ödemenin dosya kapak hesabıyla uyumlu olduğuna dair bilirkişi görüşü benimsenerek, davanın kabulüne, 120.361,76 TL'sine 11/10/2013 tarihinden bakiye 2.086,80 TL'nin 09/03/2015 ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davanın kabulüne, toplam 122.448,56 TL'nin; 120.361,76 TL'sine, 11.10.2013 tarihinden, bakiye 2.086,80 TL'sine ise 09.03.2015 tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, <br>\tAçılan davanın zaman aşımına uğradığını, beyanlarının değerlendirilmediğini, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, ödemelerin davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığını, hisse satış sözleşmesi imzalanarak davacının özel şirkete devrinin gerçekleştiğini, ihale şartnamesi, hisse satış sözleşmesi ve işletme hakkı devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, devre esas devir bilançosu düzenlemeleri yapılmak suretiyle geçmişe yönelik borç ve alacak işlemlerinin kesinleştirildiğini, rücuya dayanak mahkeme kararında davacı aleyhine hükmedilen bir bedel olmadığı gibi davacının icra emrinin tarafı olmadığını, davanın müvekkiline ihbar edilmediğini, bu nedenle rücuya dayanak davaya ilişkin masraf, giderler, vekalet ücreti ve faiz giderlerinin talep edilemeyeceğini, temerrütün oluşmadığını, ödeme tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceğini, avans faizine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek  ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesine karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.  <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 18. İş Mahkemesi'nin 2011/998 Esas 2013/519 Karar sayılı ilam dosyasının incelenmesinde; davacısının SGK, davalısının ... olup,  23/06/2001 tarihinde ...  bünyesinde çalışan dava dışı sigortalı ...'in   meydana gelen iş kazası nedeniyle  vefatı üzerine  yakınlarına SGK'ca bağlanan peşin sermaye değeri gelirinin rücuan tahsili  istemiyle açılan  dava  sonunda,  davanın kabulü ile; 29.994,84 TL kurum alacağının 13/12/2001 tarihinden itibaren, 198,00-TL hastane masrafının ödeme tarihi olan 24/06/2001 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verildiği,<br>\tAnkara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2013/17294 Esas sayılı dosyasında; alacaklısının SGK, borçlusunun ... A.Ş. olup, Ankara 18. İş Mahkemesi'nin 2011/998 Esas 2013/519 Karar sayılı ilamının icraya konulması sonucu, davacı şirket tarafından 05/11/2013 tarihinde 120.361,73 TL'nin ödendiği ve ayrıca 2.086,80 TL harç ve masraf  ödemesinin yapıldığı anlaşılmıştır. <br>\tSözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde;  ...  bünyesinde çalışan dava dışı sigortalı ...'in   meydana gelen iş kazası nedeniyle  vefatı üzerine  yakınlarına SGK'ca bağlanan peşin sermaye değeri gelirinin rücuan tahsili  talebi ile ... A.Ş aleyhine açılan tazminat davasında yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği,  davacının  icra dosyasına  05/11/2013 tarihinde 120.361,73 TL,  2.086,80 TL harç ve masraf  ödendiği dosya içeriğiyle sabittir.<br>\tTaraflar arasında akdedildiği hususunda her hangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır.<br>\tSomut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan   Ankara 18. İş Mahkemesinde ki davanın davacısı da bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının icra dosyasına ödediği bedel ile masrafları davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı).<br>\tÖte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde \"...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla\", 22. maddesinin f bendinde \"Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla...\" hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin öncelikle uygulanacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik itirazlarına Dairemizce itibar edilmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilemeyeceğine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Bu durumda mahkemece hüküm altına alınan alacağa ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.\t<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan  8.364,46TL harçtan peşin alınan  2.091,12 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.273,34‬ TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.30/05/2024<br><br><br><br>Başkan-             Üye -                    Üye -                 Zabıt Katibi -<br><br>    Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"738e09284c071497","SID":"3265502674acf5ae"}}