{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/385 Esas  - 2024/732 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/385 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/732<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2019/148 Esas 2021/489 Karar <br>DAVACI \t<br>VEKİLLERİ\t:\t<br>DAVALI \t:<br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 02/04/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 30/05/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 30/05/2024<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptaline ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Bankanın davalı  ... A.Ş.'ye 10.08.2017 tarihli 4.000.000 TL bedelli genel kredi sözleşmesi gereğince krediler kullandırıldığını, davalıdan sözleşmelerden doğan borçlarına karşılık 1.400.000 TL tutarında ipotek alındığını, davalının borcundan  ipotek bedelleri düşüldükten sonra kalan 125. 719,80 TL borçtan sorumlu olduğunu, sözleşmelerden doğan borçların ödenmemesi üzerine borçiu firma ve kefillere Ankara 18. Noterliğinin 03.10.2018 tarih ve 32269 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edilerek, ilgili hesapların kat edildiğini, ihtarnamenin tebliğine rağmen borcun ödenmemesi üzerine Ankara 10.İcra Müdürlüğünün 2018/14749 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlandığını,  davalı tarafından takibe ve takip talebindeki borçların tamamına itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu iddia ederek 125.719,80 TL bakımından davalının  itirazının iptali ile takibin devamına,  haksız itiraz nedeni ile alacağın  % 20'sinden aşağı olmamak üzere ica inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; dava konusu borç edimi ile 1.400.000 TL tutarında ipotek tesis edildiği, bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere  takip tarihi itibariyle ipotek limitini aşan 125.719,80 TL borcun bulunduğu, takipten sonra yapılan nakit  ödemelerle bu miktarın ödenerek borcun sona erdiği ipoteğin paraya çevrilmesi  için Ankara 10.İcra Müdürlüğünün 2018/ 14750 Esas ile ayrı bir takip yapılmış, bu takipten dolayı da kesin rehin açığı belgesi dava devam ederken dosyaya sunulmuş olup,  23.03.2021 tarihli belgeye göre 1.400.000 TL ipotek bedeli üzerinden yapılan takipte ipotek paraya çevrildikten sonra 879.900,00 TL  bakiye alacak kaldığı,   davacı önce ipoteği paraya çevirip rehin açığı belgesi aldıktan sonra kalan miktar için ilamsız takip yapmak yerine  aynı anda iki ayrı takip yaptığı, her takibin takipteki alacak miktarı ile sınırlı olduğunu, dava itirazın iptali davası olup dava konusu takip dosyasındaki talebe göre  borç durumunun takip ve dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiği, davadan önce borç ödenmiş ise itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, davacının aynı anda hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması hemde ipoteği aşan miktar için ilamsız takip yapması ve  iki takibin ayrı ayrı  dosyalarda yürütülmüş olması davacının 125.719,80 TL lık ilamsız icra takibinde istenen borcunu takipten sonra ödediği anlaşıldığından dava konusu takip bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, Davacının  rehin açığı belgesini kullanarak  takibe devam etmek isteğinin İİK ve HMK ya  uygun görülmediği, davacının davalı hakkında  yeni bir ilamsız  takip yapmasına engel durum bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan bilirkişi raporlarıyla da açıkça sabit olduğu üzere alacağımız takip tarihi itibariyle talep edilen tutar olan 125.719,80-TL tutarda olup itirazın iptali davasında haklı olduklarını, takibe yapılan itirazın iptali taleplerinin takipten sonra tahsilat yapıldığı gerekçesi ile kabul edilmemesinin hukuki bir dayanağı bulunmadığını, bu nedenle takip tarihinden sonra yapılan tahsilatların, yerel mahkemece yargılaması yapılan davaya bir etkisi olmadığının açık olduğunu, zira davalı yanın, borçlu olduğunu bile bile takibe kötü niyetle itiraz ettiğini, yargılamada defalarca tespit olunduğu üzere takip ve borca itiraz tarihi itibariyle davalının müvekkili bankaya borçlu olduğunu, her halde ise halde işbu ödemelerin davaya konu icra takibindeki borca istinaden yapılmadığının kabulünün şart olduğunu, zira davalının  birtakım ödemeler yapmış olmasına rağmen, takibe itirazından da vazgeçmediğini, hakkında başlatılan icra takibine konu borcu ödediği kabul edilirse, davalının borcu kabul etmiş olduğunu, borcunu ödemiş olduğu işbu takibe yapmış olduğu itirazından vazgeçmeyerek hakkında dava açılmasına sebep olmasını, açıkça kötü niyetli ve alacaklısını zarara uğratmanın  maksatlı olduğunu, bu durumda dahi, her halde davalı aleyhinde  icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, hangi icra takibine, hangi krediye istinaden yapıldığı dahi belli olmayan bir takım tahsilatların, yerel mahkeme dosyasına konu ilamsız takip borcuna istinaden yapıldığının kabul edilmesinin ve bu kabule ilişkin gerekçeli kararda hukuki sebep ve gerekçe sunulmamasının  hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, oysa ki yerel mahkeme dosyasına sunulan tüm beyanlarında da belirttiğimiz üzere takip tarihi itibariyle toplam alacaklarının ız toplam 1.525.719,80-TL olup müvekkil banka 1.400.000,00-TL'lik ipotek bedelinin yarısının dahi tahsil edemediğini, müvekkili bankanın borçlu şirketten halihazırda alacaklı bulunduğunu, yapılan tahsilatların davalı şirketi borçtan kurtarmadığını, yerel mahkeme dosyasına sunulan  Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2018/14750 E. Sayılı dosyasından alınan 23.03.2021 tarihli kesin rehin açığı belgesi ile de sabit olduğunu, davalı borçlunun müvekkil bankaya halihazırda bir milyon liraya yakın borcu bulunmadığını, takip borçlusunun bankaya borçlu olduğu rehin açığı belgesi ile tartışmasız iken, müvekkilin bu alacağının mevcut takibine devam etmesi yerine, bu takipten borçlu olmayıp yeniden takip yapması gerektiğine dair verilen kararın kabulünün mümkün olmadığını, işbu kararda davalı borçlunun da bir menfaati bulunmadığını, yeniden takip başlatılması gerektiğine dair verilen işbu karar, usul ekonomisi yönünden de haklı ve makul olmadığını,  kararın kaldırılması gerektiğini, kaldı ki bir an için yapılan ödemelerin itiraza konu icra takibindeki borca mahsup edilebileceği düşünülse dahi bilirkişi tarafından alacağımız ve alacağa işleyen faizler yanlış hesaplanmış ve bu yanlış hesaba dayalı olarak yapılan ödemeler ile borcun kapanabileceğine dair hatalı tespit yapıldığını, oysa ki bilirkişice yapılan faiz hesabı baştan sona hatalı olup, alacaklarının da yanlış hesaplandığını, zira bilirkişice faiz hesabı yapılırken yalnızca 125.719,80-TL 'lik alacağımız dikkate alındığını, 1.400.000,00-TL alacağımız yokmuşçasına bir hesaplama yapıldığını, oysa ki takip tarihindemüvekkil bankanın alacağı 1.525.719,80-TL olup, yapılacak faiz hesabının bu tutar üzerinden yapılmasının şart olduğunu,  yerel mahkeme kararının sırf bu nedenle dahi kaldırılması gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\t Genel kredi sözleşmesi, noter ihtarı, icra dosyaları, banka kayıtları, ipotek belgeleri, bilirkişi raporu vs deliller dosya arasında mevcuttur. <br>\tAnkara 10. İcra Müdürlüğünün 2018/14749 Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından borçlu ve kefiller hakkında  24/12/2018 tarihinde başlatılan ilamsız icra takibinde 1.492.119,82TL toplam nakit kredi alacağı, 33.600,00TL toplam gayri nakit kredi alacağı olmak üzere toplam 1.525.719,80TL talep ediliği , davacı kefilden ise 1.400.000,00 TL ipotek bedeli düşüldükten sonra kalan 125.719,80 TL için takip yapıldığı,  takibin davalının süresinde itirazı üzerine durduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 72.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>\t23/01/2020 tarihli kök raporunda özetle; davacı banka ile davalı ... A.Ş. arasında 10.08.2017 tarihinde 4.000,000 TL limitli genel kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeye dava dışı ...’ün 4 000.000 TL limitle müteselsil kefaleti alındığı, ayrıca, 04 07 2018 tarih 14214 yevmiye nolu 800.000 TL ve 06.07.2018 tarih 52051 yevmiye numarası İle 600.000 TL tutarlarında ipotek tesis edildiğini, icra takibine konu nakit alacakların taksitli ticari kredi ve ticari kredi kartı hesabından kaynaklandığı, ticari kredi kartı için, muacceliyet ve takip tarihi itibariyle geçerli Merkez Bankası tarafından belirlenmiş \"kredi kartları için uygulanacak azami akdi ve gecikme faizi\" oranlarının tatbik edilmesi gerektiği,  17.08 2017 tarihinde 1.000.000 TL tutarında taksitli ticari kredi kullandırıldığı, taksitli ticari krediden kaynaklanan alacaklar için sözleşmenin 2.7.1. maddesinin uygulanması gerektiği, sözlemenin 2.7. Maddesinde göre;''  Müşteri, ... temerrüdün doğduğu tarihten itibaren borcun tamamen tasfiye edildiği tarihe kadar, Bankanın Müşteri ye kullandırdığı nakdi kredi türlerine kredinin kullandırıldığı tarih ile temerrüt tarihi arasındaki süre içinde Banka’ca uygulanan ... en yüksek kredi faiz oranının 2 katı tutarında, temerrüt tarihi itibariyle temerrüt faizi hesaplamasını ... kabul eder. ''hükmünün  yer aldığı, % 16,68 oranından kullandırılan 11372763-6-1 nolu taksitli ticari kredi için uygulanması gereken temerrüt faizi oranının ( % 16,68 *2-) % 33.36,    % 23,40 oranından kullandırılan 123870-9-1 nolu taksitli ticari kredi için uygulanması gereken temerrüt faizi oranının( % 23,40 * 2-) % 46.80. olarak tespit edildiği, taksitli ticari kredinin kat tarihine göre talep edilebilecek borç miktarı  548.391,81 TL  TL olduğu, kat tarihinden takip tarihine kadar ise 84.127,99 TL anapara, 11,240,11 TL faiz ve 561,10 TL BSMV olmak üzere toplam 103.055,63 TL , takipten sonra da 105.809,73 TL ödeme yapıldığı;   22.06.2018 tarihinde 1.000.000 TL tutarında taksitli ticari kredi kullandırıldığı, kredinin akdi faiz oranının yıllık % 23, 40 olup, ödenmesi gereken aylık taksit tutarı 55.156,02 TL olduğu, kat tarihine göre talep edilebilecek tutar 960. 103,60 TL olduğu,  kat tarihinden sonra 53.993,32 TL ödendiği, bakiye 899.935,81 TL borcun kaldığı, kat tarihinden takıp tarihine kadar 34.033,01 TL anapara, 19.009,82 TL faiz ve 950,49 TL BSMV olmak üzere toplam 53.993,32 TL kısmi tahsilat yapıldığı, takipten sonra da 112407,92  TL ödeme yapıldığı; 4256692050184347 nolu ticari kredi kartından kaynaklı borç miktarının 1.121,39 TL olarak,  5526091412891742 nolu ticari kredi kartından kaynaklı borç miktarının 190,75 TL, 5530560859502123 nolu ticari kredi kartından kaynaklı borç miktarı 30,09.2018 tarihli ekstre ile 83 088,78 TL olarak bildirildiği, davacının iki adet taksitli ticari  kredi , 3 adet kredi kartından dolayı takip tarihine göre toplam alacağı, 1.435.200,96  TL asıl alacak ,54.006,79İşlemiş faiz, 2.701,32 BSMV , 210,72 TL masraf olmak üzere toplam 1.492.119,80 TL nakit alacak , 33.600 TL gayrinakit alacak olmak üzere toplam 1.525.719,80 TL alacak hesap edildiği, bu alacak miktarından 1 400.000 TL tutarındaki ipotek limitinin düşülmesini müteakip davacının asıl borçlu davalı şirket hakkında ilamsız icra takibini 125.719,80 TL üzerinden başlatması gerektiği  bildirilmiştir.<br>\t 17/05/2021 tarihli  ek bilirkişi raporunda özetle; kök raporda açıklandığı şekilde davalı asıl borçlu şirketin toplam 1.525.719,80 TL borçtan sorumlu olacağı,  söz konusu borç miktarından 1.400.000,00 TL ipotek limitinin tenzili ile asıl borçlu hakkında ilamsız icra takibinin 125.719,80 TL üzerinden başlatılması gerektiği, takip tarihi 24.12.2018 tarihinden sonra ve fakat dava tarihinden önce olmak üzere alacağa 31.12.2018 tarihinde    (51.721,25 + 112.396,40=) 164.117,65 TL,  18.03.2019 tarihinde ( 54.088,48 + 11,52=) 54.100,00 TL tutarlarında tahsilat yapılmış olup, tahsil edilen bu tutarların, başlatılmış olan ilamsız icra takibine konu borç miktarından tenzil edilmesi gerektiği, bu tenzilat sonrasında  ilamsız icra takibine konu edilen tutarın tahsil edildiği,  borcun sona erdiği bildirilmiştir. <br>\tDosya kapsamından, davalı ... A.Ş. ile davacı bankanın ... Şubesi arasında imzalanan 10.08.2017 tarihli 4.000.000,00 TL lik genel kredi sözleşmesi karşılığında nakit kredi kullandırıldığı ve davalıya kredi kartı tahsis edildiği, sözleşmeye dava dışı ...’ün 4 000.000 TL limitle müteselsil kefaleti alındığı, ayrıca, 04 07 2018 tarih 14214 yevmiye nolu 800.000 TL ve 06.07.2018 tarih 52051 yevmiye numarası İle 600.000 TL tutarlarında ipotek tesis edildiğini, icra takibine konu nakit alacakların taksitli ticari kredi ve ticari kredi kartı hesabından kaynaklandığı, ticari kredi kartı için, muacceliyet ve takip tarihi itibariyle geçerli Merkez Bankası tarafından belirlenmiş \"kredi kartları için uygulanacak azami akdi ve gecikme faizi\" oranlarının tatbik edilmesi gerektiği,  taksitli ticari krediler yönünden ise bilirkişi raporunda tespit edilen fiilen uygulanan faiz oranlarının hesaplamada esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, yine hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının iddia ettiği gibi  ipotek limitini aşan 125.719,80 TL esas alınarak değil, hesap kat ihtarnamesinde belirtilen tüm borç miktarı esas alınarak faiz hesaplaması yapıldığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, yine bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere takipten sonra yapılan nakit  ödemelerle eldeki davanın konusu  olan borç miktarının  ödendiği, ipoteğin paraya çevrilmesi  için Ankara 10.İcra Müdürlüğünün 2018/ 14750 Esas sayılı dosyasında yapılan tahsilatlar ile 23.03.2021 tarihli rehin açığı  belgesi ile eldeki itirazın iptali davasına devam edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye  346,9‬0 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.  30/05/2024<br><br>Başkan-              Üye -                     Üye - \t                 Zabıt Katibi -<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"10b93c687c1beba3","SID":"02629aae3a6345d9"}}