{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1797 <br>KARAR NO: 2024/722<br>KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/04/2022(Ek Karar)<br>NUMARASI: 2018/842 Esas -  2020/136 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/05/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra rakip bir firmada çalışmaya başladığını, bu durumun taraflar arasındaki sözleşmenin 10. Maddesinde kararlaştırılan rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğunu, dolayısıyla sözleşmede kararlaştırılan son brüt maaşı üzerinden 9 aylık maaşının tutarı olan 58.000 TL'lik cezai şart tazminatını ödemesi gerektiğini belirterek bu tazminatın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ve %20'den aşağı az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacı ile yapılan iş sözleşmesi uyarınca 2 Mayıs 2013 tarihi itibarıyla davacı şirkette çalışmaya başladığını, 4 Ekim 2016 tarihinde davacının işinden ayrıldığını, 1 Aralık 2016 tarihinde ... şirketinde çalışmaya başladığını, bunun üzerine davacının icra takibi başlattığını, cezai şarta ilişkin sözleşme hükmünün herhangi bir yer sınırlaması içermediğinden hükümsüz olduğunu, yine konu bakımından çok geniş bir iş alanını ihtiva ettiğinden müvekkilinin çalışma özgürlüğünü kısıtladığını, bu bakımdan da hükümsüz sayılması gerektiğini, kararlaştırılan cezai şart miktarının fahiş olduğunu ve müvekkilinin mahvına sebebiyet verdiğini, delil olarak sunulan e-posta yazışmalarının ve sosyal ağ görüntüsünün delil vasfının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu 13/04/2022 tarihli ek kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Mahkememiz dosyasının incelenmesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2021/574 E. 2021/1670 K.sayılı 30.12.2021 tarihli kesin verilen  ilamının davacı vekiline 26.01.2022 tarihinde, davalıya 01.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği, kesin verilen ilamın tebliğden itibaren taraflarca 2 hafta içinde gönderme dilekçesinin sunulmadığı, davacı vekilinin 04.03.2022 havale tarihli uyap sistemi üzerinden sunduğu dilekçesi ile, görevli İş Mahkemesine dosyanın gönderilmesini talep etmesi üzerine süresi içinde gönderme dilekçesi verilmediği anlaşılmış olmakla HMK 20 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada vekil olarak görünen ve kayıtlı olan vekilin dava dosyasını fiziken takip eden ve müvekkili ile vekalet ilişkisi devam eden bir vekil olmayıp dosyadaki vekil kaydının silinmemiş bir vekil olduğunu, bu sebeple esasen dosyayı takip eden vekile tebliğ yapılmamış olduğu gerekçesi ile yapılmış olan tebligatın geçerli bir tebligat olarak kabul edilmemesinin gerektiğini, medeni yargılama hukukunda adil yargılanma hakkının unsurları arasında yer alan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı, savunma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına ilişkin çeşitli düzenlemeler içerdiğini, söz konusu bu sebeple  müvekkilinin davası ve davaya ilişkin tebligatın vekil olarak kaydı bulunan ancak davayı takip dahi etmeyen vekile yapılan tebligatın geçerli bir tebligat sayılması ve söz konusu tebligata göre müvekkilinin başvurma süresini kaçırdığının kabul edilmesi halinde müvekkilinin adil yargılanma hakkının zedeleneceğini beyanla, İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/842 Esas ve 2020/136 Karar sayılı 13.04.2022 tarihli ek kararının kaldırılarak, davanın açılmamış sayılması kararının kaldırılarak; dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, iş akdinin feshinden sonra işçinin rekabet etmeme yasağına aykırı davranışları iddiasına dayalı cezai şartın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, görevsizlik kararının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği noktasındadır. İlk derece mahkemesinin 06.02.2020 tarih ve 2018/842 E. - 2020/136 K. sayılı   kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 30.12.2021 tarih ve  2021/574 E. - 2021/1670 K. Sayılı kararı ile, görevsizlik ve dosyanın Nöbetçi İstanbul İş Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir. Bu karar davacı vekiline 26.01.2022 tarihinde, davalıya 01.02.2022 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı vekilince 04/03/2022 tarihinde gönderme talep dilekçesi sunulmuştur. İlk derece mahkemesince de istinaf incelemesine konu ek karar ile HMK.nun 20/1. maddesi gereğince dava dosyasının görevli yada yetkili mahkemeye gönderilmesi için süresi içinde dilekçe verilmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 20/1. maddesine göre, görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde dava açılmamış sayılır ve görevsizlik veya yetkisizlik kararı veren mahkemece bu konuda resen karar verilir. Dairemizce kesin olarak verilen görevsizlik ve dosyanın Nöbetçi İstanbul İş Mahkemesi'ne gönderilmesine dair kararında HMK'nın 20/1. Maddesinde belirtilen hususlar açıkça gösterilmiştir. Somut olayda, kesin olarak verilen görevsizlik kararı davacı vekiline  26.01.2022 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davacı vekilince süresinden sonra 04/03/2022 tarihinde gönderme talep dilekçesi sunulmuştur. Davacı tarafça, dosyada vekil olarak görünen ve kayıtlı olan vekilin dava dosyasını fiziken takip eden ve davacı ile vekalet ilişkisi devam eden bir vekil olmayıp dosyadaki vekil kaydı silinmemiş bir vekil olduğu, bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiği ileri sürülmüştür. Dairemizin görevsizlik ve dosyanın Nöbetçi İstanbul İş Mahkemesi'ne gönderilmesine dair kararının tebliğ edildiği vekil, davayı açan ve ilk kararın istinaf aşaması dahil tebligatların yapıldığı vekil olan Av. ...'dir. Bu vekilin vekaletnamesi dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulmuştur. Daha sonra 12/01/2021 tarihinde Av. ... davacı vekili olarak vekaletname sunmuş ve son olarak ek karara karşı istinaf yasa yoluna başvuran Av. ...  28/02/2022 tarihinde davacı vekili olarak vekaletname sunmuştur. Davacı vekili Av. ...'in vekillikten istifa ettiğine veya vekillikten azledildiğine ilişkin bir kayıt dosyada bulunmamaktadır. Zaten davacı tarafın böyle bir iddiası da bulunmamaktadır. 7201 sayılı Tebligat Kanunu(TK)'nun 11/1. Maddesine göre, vekil ile takip edilen işlerde vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterli ve geçerlidir. Dosyada Av. ...'in geçerli vekaleti bulunmakta olup, dolayısıyla bu vekile 26.01.2022 tarihinde yapıla yapılan Dairemizin 30.12.2021 tarih ve  2021/574 E. - 2021/1670 K. sayılı kararının tebliği geçerli ve usulüne uygundur. Buna göre, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi süresi içinde sunulmadığından ilk derece mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesinin 13/04/2022 tarihli ek kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Karardan sonra davalı yan gider avansından karşılanan 66,00 TL posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 16/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3f38ea68d905803","SID":"c2e6ec9ff349d825"}}