{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/289 Esas<br>KARAR NO: 2024/994 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/555 Esas - 2021/1067 Karar<br>TARİH: 21/12/2021<br>DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 06/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkil şirket ile davalı arasında 22.10.2018 tarihli Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi imzalanmış olup işbu sözleşme kapsamında davalı tarafından  müvekkil adına ilgili tasarım programlarının kullanılması suretiyle (Corel Draw, Photoshop, Adobe Illustrator, 3DS Max vb.) ... Tic A.Ş.'nin görsel ve sözel kimlik ilkelerini uygulayarak ürün sunumlarının tasarımı, müvekkilinin kendine has konseptine uygun görsellerin tasarımı, sosyal medya süreçlerin yürütülmesi, tamamlanması ve güçlendirilmesi hususunda ve müvekkil şirketin mağaza iletişimlerinin planlanması görevleri üstlenildiği, müvekkil şirket tarafından da anılan sözleşme gereği kendisine danışmanlık hizmeti ücretinin ödendiğini, sözleşmenin 15.02.2020 tarihinde müvekkil şirket tarafından feshedilerek sonlandırılmış olup bahsi geçen hizmet akdinin sona ermesi akabinde müvekkil şirket ile aynı şekilde gıda sektöründe ve de müvekkil şirket ile tamamen aynı konsept içerisinde faaliyet göstermekte olan başka bir şirkette müvekkil şirket ile arasındaki Danışmanlık Sözleşmesi kapsamında müvekkil şirket için ortaya çıkarılan sunumlar, tasarımlar ile büyük oranda benzerlik taşıyan tasarımlar ile ürün sunumu ve konsepti uygulanması hususunda danışmanlık hizmeti verdiği  tespit edildiğini, tüm bu nedenlerle davalının Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerince müvekkil şirkete ait eser olarak değerlendirilebilecek grafik tasarım ve görselleri üzerindeki fikri haklarına tecavüz ve bu sebeple haksız rekabet teşkil etmekte olan faaliyetlerinin durdurulmasına, davalı tarafın haksız rekabet teşkil eden fiilleri ile elde ettiği kazancın tespit edilmesine, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı olmak kaydıyla şimdilik 1.000,00-TL belirsiz alacak davasının kabulü ile davalının bu eylemleri ile sağladığı kazancın müvekkil şirkete ödenmesine, yargılama giderinin ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  öncelikle davacının davasını yetkisiz mahkemede açtığını, Adana Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacı şirketin dava dilekçesinde ve ekte sunmuş olduğu tasarım ve çizimlerin müvekkiline ait olduğuna dair iddialarını kabul etmemekle birlikte, taraflar arasında akdedilmiş bulunan 22.10.2018 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi'nin 15.02.2020 tarihinde davacı şirket tarafından feshedilerek sonlandırıldığını, Danışmalık Sözleşmesi incelendiğinde müvekkilinin ilgili şirkette çizim, görsel tasarım ve grafik konusunda bu alanlardan sorumlu İç Mekan ve Görsel Tasarım  ekibi ile birlikte çalışıp onları müşterilerle iletişim, tasarım, dekarasyon ve parekende tasarım trendleri konusunda bilgilendirmesinin danışmalık hizmetinin asli yükümlülüğü olduğunun gözüktüğünü, davacının kendisine ait özgün tasarımların davalı tarafından dava dışı ... firması için de yaptığı ve kullandığı iddialarının tamamen asılsız, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkillinin ... firması ile çalışma yapmadığını,  müvekkilinin 3.şahıs firmanın sosyal medya veya reklam mecralarını yönetmediğini  ve adı geçen şirkette çalışmadığını, müvekkillinin Sosyal Güvenlik Kayıtları celp edildiğinde durumun ortaya çıkacağını, davacının müvekkili şirketle aynı konsepte ürün çıkaran bir firma ile hesabı var ise o firma ile dava yoluna gitmesi gerektiğini, davacı şirkette danışmanlık faaliyetinde bulunmuş olup aktif bir şekilde tasarım ifa etmediğini, TTK.nun madde 54 ve 55 e dayanarak müvekkilinin tasarımlarının haksız rekabete sebep olduğu iddiasının reddi gerektiğini, davacının maddi tazminat talebinin reddi gerektiğini çünkü davacının müvekkiline ait olduğunu iddia ettikleri tasarımlar sebebiyle zarara uğradığını ve arada ki illiyet bağını kanıtlaması gerektiğini,  tüm bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderinin ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/12/2021 tarih 2020/555 Esas 2021/1067 Karar sayılı kararında; \"....Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporu ile dosya kapsamındaki tüm belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraf davalı tarafın davacıya ait eser olarak değerlendirilebilecek grafik, tasarım ve görselleri üzerindeki fikri haklarına tecavüz ettiğinden bahisle haksız rekabetin durdurulması ve bu suretle haksız elde ettiği kazancın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Konunun uzmanları bilirkişi heyetinden rapor alınmış, alınan rapora göre, davacı firmanın tasarımlarının taklit edilmediği, sosyal medya hesaplarının işleticilerinin kullandığı standart sayfa ve postların kullanıldığı, grafiklerde taklit bulunmadığı, bulunsa bile davacı ile ... şirketinin aynı fiziki pazarda rakip şirketler olmadığının tespit edildiği bu suretle haksız rekabetin şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından ispat olunamayan davanın reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  \"gerekçesi ile;Davanın REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>Rİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, davalının müvekkil şirkete sağladığı danışmanlık hizmeti sona erdikten sonra müvekkille aynı sektörde benzer bir konsept ile faaliyet gösteren \"...\" firması için çalışmaya başlamış olup TTK'nun 55. maddesi anlamında dürüstlük kurallarına aykırı şekilde müvekkil davacıya özgün şekilde tasarladığı konseptin ayırt edilemeyecek kadar benzeri çalışmaları işbu firma adına gerçekleştirdiğini, müvekkil şirket ile davalı ... arasında 22.10.2018 tarihli ve dosyada mübrez \"Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi\" imzalanmış olup işbu sözleşme kapsamında davalı ... tarafından müvekkil adına ilgili tasarım programlarının kullanılması suretiyle (Corel Draw, Photoshop, Adobe Illustrator, 3DS Max vb.) müvekkil şirketin görsel ve sözel kimlik ilkelerini uygulayarak ürün sunumlarının tasarımı, müvekkilin yukarıda izah etmiş olduğu kendine has konseptine uygun görsellerin tasarımı, sosyal medya süreçlerin yürütülmesi, tamamlanması ve güçlendirilmesi hususunda ve müvekkil şirketin mağaza iletişimlerinin planlanması görevlerinen üstlenildiğini, müvekkil şirket tarafından anılan sözleşme gereği kendisine danışmanlık hizmeti ücreti ödendiğini;Taraflar arasında akdedilmiş bulunan 22.10.2018 tarihli işbu danışmanlık sözleşmesinin 15.02.2020 tarihinde müvekkil şirket tarafından feshedilerek sonlandırılmış olup davalı ... belirtilen tarihler arasında müvekkile ait yenilikçi ve özgün kimliğin ürün sunumlarına yansıtılması, müvekkilin görsel ve sözel kimliğinin müvekkile ait mağazalarda, sosyal medya ve web ortamında uygulanması süreçleri hakkında danışmanlık hizmeti verdiğini ancak müvekkil şirket ile arasındaki bahsi geçen hizmet akdinin sona ermesi akabinde müvekkil şirket ile aynı şekilde gıda sektöründe ve de müvekkil şirket ile tamamen aynı konsept içerisinde faaliyet göstermekte olan başka bir şirkette müvekkil şirket ile arasındaki danışmanlık sözleşmesi kapsamında müvekkil şirket için ortaya çıkarılan sunumlar, tasarımlar ile büyük oranda benzerlik taşıyan tasarımlar ile ürün sunumu ve konsepti uygulanması hususunda danışmanlık hizmeti verdiğinin taraflarınca tespit edildiğini, davalı tarafından taraflar arasında imzalanan ve dava dilekçesi eklerinde mübrez danışmanlık sözleşmesinin \"Gizlilik\" başlığı altında; \"Sözleşme süresinde ve sonrasında bu fikir ve sanat eserlerinin ayırt edilemeyecek derecede benzerini üretmeyecek, kullanmayacak ve hiçbir şekilde üçüncü kişilere üretilmesinde yardım olmayacaktır.\" düzenlemesinin yer aldığını, buna rağmen davalı tarafından halihazırda müvekkil şirketle aynı sektörde faaliyet göstererek aynı tüketici sınıfına hitap etmeleri bakımından rakip olarak değerlendirilecek \"..\" firması adına müvekkil şirkete ait \"...\" markası için ürettiği konseptin ayırt edilemeyecek kadar benzeri çalışmalar gerçekleştirilmekte olup davalıya ait bu eylemlerin açıkça taraflar arasındaki danışmanlık sözleşmesi hükümlerinin ihlali anlamına gelmesinin yanı sıra Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümleri kapsamında dürüstlük kuralına aykırı davranış teşkil ettiğini;Davalı tarafın müvekkil şirket adına çalıştığı dönemde edindiği bütünüyle müvekkile ait fikir ve grafik tasarımları müvekkil şirket ile sözleşmesi sona erdikten hemen sonra hizmet vermeye başladığı ve müvekkil şirket ile rekabet eden başka bir firma için kullanılmaya başladığını, davalı ... markasının web sayfası, sosyal medya ve mağaza konseptinden birebir şekilde faydalanmak suretiyle halihazırda çalıştığı şirkette, ... markasından ayırt edilemeyecek derecede benzer bir konsept yarattığını, müvekkil şirkete ait grafik tasarım görsellerinin FSEK hükümleri kapsamında \"eser\" niteliğine haiz olduğunu, bu kapsamda müvekkil şirkete ait dava konusu grafik tasarımlar ve görsellerin müvekkil şirketin kendisine özgü konsepti ve özelliklerine uygun olarak ortaya çıkarılmış olup müvekkil şirketin hususiyetini taşıdığını, davalının ... firması nezdinde ortaya çıkardığı çalışmaların müvekkilin bahse konu dava dışı ... firması ile arasında bir bağlantı var olduğu yönünde intiba yaratacak derecede benzer olup müvekkilin ayırt edici ve özgün olma özelliklerini zedelediğini bu nedenle FSEK hükümleri çerçevesinde eser niteliğinde olduğu tartışmasız olan işbu grafik tasarım görsellerine ilişkin, söz konusu danışmanlık sözleşmesi çerçevesinde her türlü fikri ve sınai hakkın müvekkil şirkete ait olduğunun sabit olduğunu bu nedenle müvekkil şirkete ait eser niteliği haiz görsel ve tasarımların ayırt edilemeyecek kadar benzerini üreten ve müvekkil ile rekabet eden bir firma yararına, müvekkil şirket ile aynı amaca hizmet edecek şekilde kullanan davalının işbu haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin durdurulmasına, önlenmesine ve müvekkilin bu yönde doğmuş zararının tazminine karar verilmesi gerekirken gerekçesiz bir şekilde aksi yönde hüküm kurulduğunu; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2019/1872 K. 2020/111 T. 7.1.2020 tarihli kararında da, özellikle aynı veya benzer faaliyletlerin gösterildiği sektörlerde üçüncü kişiler nezdinde iki şirket arasında bir bağlantı olduğu intibası uyandıracak nitelikteki paylaşımların haksız rekabet teşkil edeceğinin açıkça ortaya konulduğunu, somut olayda yiyecek, içecek ve restaurant sektörlerinde faaliyet göstermekte olan müvekkil şirket ile birebir aynı sosyal medya konseptinin halihazırda danışmanlık yapılan \"...\" firmasına uygulanması ile müvekkil şirkete ait ... markası ile hizmet vermekte olan firma ile \"...\" isimli firmanın karıştırılmasına yol açılabileceğinin açık olduğunu, davalı şahıs tarafından davacı müvekkilin sosyal medya, web sitesi ve mağazalarında kullanılmak üzere yaratılan ürün sunumu konsepti, görsel ve sözel kimlik, grafik tasarımların ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılmasının şüpheye yer vermeyecek derecede hukuka aykırı olduğunu; Mahkemenin 25.05.2021 tarihli celsesinde dosyanın konusunda uzman haksız rekabet uzmanı, grafik tasarım uzmanı ve hesap uzmanı bilirkişilerine tevdiine karar verilmiş olup bilirkişilerce bu doğrultuda tanzim edilen 04.10.2021 tarihli bilirkişi raporunun da dosyasına sunulduğunu, işbu bilirkişi raporu kapsamında yapılan tespitlerin tümüyle eksik ve hatalı inceleme ürünü olduğuna ilişkin itiraz ve beyanların yer aldığı 21.10.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinin de dosyada mübrez olduğunu, bilirkişi raporuna yönelik itirazları değerlendirilmeden, gerekçesiz bir şekilde varılan hükmün anayasal koruma altında olan hukuki dinlenilme hakkına, gerekçeli karar hakkına ve savunma hakkına aykırılık teşkil ettiğini, kararın hukuki açıdan denetlenebilir olmasının mümkün olmadığını, gerekçenin bir kararın denetlenebilirliğini ve bu anlamda hukuka uygunluğunun sorgulanmasını sağladığını, bu açıdan T.C. Anayasası'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da, \"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.\" denilmek suretiyle mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğünün anayasal anlamda bir zorunluluk olarak yüklendiğini, b anlamda, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 11.11.2019 tarihli, E. 2019/5678, K. 2019/20807 sayılı kararı çerçevesinde hüküm kurulurken itiraza uğramış bilirkişi raporunun esas alınmasının anayasal koruma altında olan savunma hakkına ve hukuki dinlenilme hakkına etkisi oldukça detaylı bir şekilde değerlendirildiğini; Somut uyuşmazlık bakımından birebir uygulama alanına sahip olan işbu karar kapsamında belirtildiği üzere, dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporuna ilişkin taraf itirazları mevzu bahis olmuşsa bu itirazlar değerlendirilmeden ve salt bilirkişi raporunda yer alan tespitlere dayalı olarak hüküm kurulmasının hukuka aykırı olacak olup bozma sebebi sayılacağını, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 23.12.2014 tarihli, 2013/19795 E., 2014/41200 K. sayılı içtihadı çerçevesinde de eksik ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hükme varılması hukuka aykırı bulunup bozma sebebi kabul edildiğini,Yerel Mahkemenin iki kısımdan oluşan gerekçeli kararının ilk kısmının ikame ettikleri dava dilekçesi kapsamındaki iddiaların tekrarından oluşmaktayken ikinci kısmının dosyada mübrez ve itirazlara konu bilirkişi raporunda yer alan tespitlerin tekrarı olduğunu, bu anlamda, itirazlarının hiçbir şekilde değerlendirilmeden doğrudan işbu tespitlerin mahkemece hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişilerce tanzim edilen rapor kapsamında kendi görev alanlarını aşacak şekilde hukuki tespitler yapılmış olup evveliyetle bu tespitlerin hükme esas alınmasının bozma sebebi olduğunu, bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu ve hükme esas teşkil edemeyeceğini, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 12.02.2020 tarihli, E. 2019/2990, K. 2020/347 sayılı kararı uyarınca da bilirkişinin çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlara ilişkin olarak tanzim ettiği raporunda hiçbir şekilde hukuki değerlendirme ve nitelendirmelerde bulunamayacağının belirtildiğini, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 13.12.2012 tarihli, E. 2012/19811, K. 2012/37995 sayılı kararında da bu husus özellikle vurgulanmış olup hakimin mesleğin gereklerine uygun olarak kendi bilgi birikimi çerçevesinde çözmesi gereken hususlarda bilirkişiye başvuramayacağının ve keza bu konulara ilişkin bilirkişinin de görüş bildiremeyeceğinin açık ve net bir biçimde vurgulandığını, bilirkişi raporu kapsamındaki \"ortada bir eser bulunmadığından bahisle müvekkil şirketin FSEK'nun 18. maddesi anlamında eserlerin mali haklarına sahip olamayacağı\" tespitinin müvekkil şirket yönünden hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğinin bir kez daha vurgulanması gerektiğini, bilirkişinin raporunda yaptığı işbu tespitin tamamen hakim tarafından değerlendirilmesi gereken bir husus olup mevcut kanuni düzenlemeler ve içtihatlar çerçevesinde hukuki nitelendirme ve değerlendirme niteliğini taşıdığını, işbu tespitin bilirkişi tarafından değil, bizzat hakim tarafından yapılması gerektiğini,  5846 sayılı FSEK'nun tanımlar başlıklı 1-B fıkrası a bendi uyarınca; \"Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musikî, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini\" ifade ettiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.01.2021 tarihli, E. 2019/474, K. 2020/26 sayılı kararı uyarınca FSEK anlamında eser kavramının farklılık arz ettiği noktaların vurgulandığını ve şartlarından söz edildiğini, kararın ilgili kısmının \"Gerçekten bir fikri ürünün FSEK anlamında eser olarak kabul edilebilmesi için sahibinin hususiyetiyle somutlaşmasının yanında ayrıca FSEK’te sayılan eser grubundan birisine dâhil olması gerekmektedir (Tekinalp, Ünal: Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 109).\" şeklinde olduğunu, bir fikir ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için, iki unsurun bir arada bulunması gerekmekte olup bunlar fikri çalışmasının sahibinin hususiyetini taşıması ve FSEK’te sayılan eser türlerinden birine dahil olması şeklinde olduğunu, müvekkile ait dava konusu grafik tasarımlar ve görsellerin müvekkil şirketin kendisine özgü konsepti ve özelliklerine uygun olarak ortaya çıkarılmış olup müvekkil şirketin hususiyetini taşıdığını, 5846 sayılı FSEK'nun 4. maddesi kapsamında güzel sanat eserlerinin sayılmış olup bunlardan birisinin de grafik eserler olduğunu, somut uyuşmazlığa konu grafik tasarım ürünlerinin hiçbir şüpheye mahal vermeyecek şekilde eser olup eser sahibi olan müvekkil şirketin hem mali hem de manevi hakları kapsamında FSEK koruması altında olduğunu;Bu nedenle dava konusu tasarımların FSEK hükümleri çerçevesinde eser niteliğinde ve müvekkil şirkete ait olduğunun tartışmasız olup taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri çerçevesinde bu eserlere ilişkin her türlü fikri ve sınai hakkın müvekkil şirkete ait olduğunun sabit olduğunu, davalı tarafından müvekkil şirkete ait eser niteliği haiz görsel ve tasarımların ayırt edilemeyecek kadar benzerini üreten ve müvekkil ile rekabet eden bir firma yararına, müvekkil şirket ile aynı amaca hizmet edecek şekilde kullanılması haksız rekabet teşkil edeceğini, sonuç olarak, bir bütünlük arz eden ve davalı tarafından müvekkil şirket ile akdetmiş oldukları danışmanlık sözleşmesi kapsamında tasarlanan grafik tasarımların eser olduğunu, müvekkil şirketin işbu grafik tasarımlar üzerinde mali ve manevi haklarının bir bütün olarak ve mutlak bir hak olan telif hakkının varlığından mütevellit FSEK koruması altında olduğunun açık olduğunu;Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.01.2020 tarihli, E. 2019/1872 K. 2020/111 sayılı kararı uyarınca özellikle aynı veya benzer faaliyletlerin gösterildiği sektörlerde üçüncü kişiler nezdinde iki şirket arasında bir bağlantı olduğu intibası uyandıracak nitelikteki paylaşımların haksız rekabet teşkil edeceğinin ortaya konulduğunu, müvekkil şirket ile tamamen aynı sektörde faaliyet göstermekte olan bir şirket için halihazırda danışmanlık hizmeti veren davalı şahıs açık bir şekilde müvekkil şirketin özgün tasarımlarını burada kullanarak haksız rekabete teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, tüm bunlara ek olarak, bilirkişi tarafından tamamen hukuka aykırı bir şekilde yapılmış olan hukuki tespitlerden bir diğerinin de ... şirketinin Türkiye'de bulunmadığı, Türkiye'de mal sunan bir işletmesi olmadığından haksız rekabet yaratacak ürünlerle karşılaşan aynı müşterilere hitap eden bir rekabetçi pazar ortamı olmadığından bahisle haksız rekabet olgusunun somut uyuşmazlıkta söz konusu olamayacağı olduğunu, bu kapsamda, müvekkil şirketin yiyecek, içecek ve restaurant hizmetleri veren sektöründe tanınmış bir şirket olup \"...\" müvekkil şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli markası olduğunu, müvekkil şirketin \"...\" markası ile dünyanın birçok ülkesinde yer alan restaurantlarında sağlıklı ve lezzetli ama aynı zamanda \"fast food\" kadar hızlı ürün servis etmekte bu uğurda kendisine ait ve ... markası ile bütünleşmiş yenilikçi ve özgün bir konsepti bulunduğunu; Davacı şirketin İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü nezdinde kayıtlı, ... Mersis numaralı ve ... Ticaret sicil numaralı olup \"... Mah. ...  Cad. ... Plaza Apt. No: ... Sarıyer/istanbul\" adresinde kurulu bir şirket olduğunu, Türkiye'de mukim bir şirket olan müvekkil şirketin tescilli markası olan ... markası ile dünyanın birçok ülkesinde özellikli olarak Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yer alan restaurantları ile hizmet verdiği gerçeği göz önünde bulundurulduğunda ... isimli şirket ile aynı sektörde aynı pazarda aynı müşterilere hitap eden rekabetçi bir ortamda bulunmadığı yönündeki tespitinin oldukça yersiz olduğunu, ilgili markanın FSEK kapsamında korunması için ... şirketinin mutlaka Türkiye'de hizmet veren bir firma olması gerekmediğini, \"Marka Türkiye’de tescil edilmiş olmakla birlikte markayla ilgili mal veya hizmetlerin Türkiye’de üretilmiyor olma ihtimali mevcuttur. Malın dışarıda üretilmesi örneğin üretim maliyeti gibi sebeplerden kaynaklanıyor olabilir. Ancak bu, markanın tescile uygun kullanımına halel getirmez. Bu duruma göre, yurt dışında üretilip Türkiye’ye ithal edilen mallar ilgili markayı taşıyorsa marka kullanılıyor olarak addedilir. Malın salt yurt dışında üretilmesi markanın kullanılmaması olarak anlaşılamaz.\" (Fatih Bilgili,Yargıtay Kararları Uygulamasında 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Khk’ya Göre Tescilli Markanın Kullanılması Zorunluluğu, TBB Dergisi, Sayı 74,2008, s. 35);Müvekkil şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli markası olan \"...\" isimli markasının varlığının bile Türk mahkemeleri önünde korunmaya değer hukuki menfaatini ispatlamaya yeter nitelikte olduğunu, grafik tasarım örneklerinin karşılaştırılmasına ilişkin bilirkişi heyetince varılan, \"Postlardaki tasarımlarda ise firmaların kendi hazırladıkları ürünlere yönelik kullandıkları görsellerin ve hazırlanan tasarımların birbirinden farklı ve özgün olduğu birbirlerinden taklit edilmediği...\" yönündeki değerlendirmenin de taraflarınca kabul edilemez nitelikte olduğunun bir kez daha vurgulanması olduğunu, dosyada mübrez görsellerin incelendiğinde davalı tarafın yiyecek, içecek ve restaurant sektörlerinde faaliyet göstermekte olan müvekkil şirket ile birebir aynı sosyal medya konseptini halihazırda danışmanlık yaptığı \"...\" firmasına uygulayarak müvekkil şirketine ait ... markası ile hizmet vermekte olan firma ile \"...\" isimli firmanın karıştırılmasına yol açtığını;Instagram uygulamasının standart sayfa düzenlemesinden ötürü paylaşımların ve konseptin aynı olmadığı ancak aynı gibi gözüktüğü kabul edilemeyecek seviyede varsayımsal ve gerçek dışı bir yorum olduğunu, sosyal medya içerisinde ciddi bir tüketici kitlesi barındırdığını, bu tüketici kitlesini tüketime teşvik etmek amacıyla markalar tarafından değişik yöntemler kullanılarak kendilerine has konseptler yaratılmakta olup tüketicinin aklında bu şekilde adeta iz bırakıldığını, müvekkil şirkete davalı tarafından verilen hizmet çerçevesinde yaratılan konseptin birebir aynısının yapılmasının mutlak surette haksız rekabet olgusuna işaret ettiğini, bilirkişi raporunda bu objelerin herkesçe kullanıldığı ve anonim oldukları, dolayısıyla firmaların tasarımlarının özgün olduğu ve birbirlerinden taklit edilmediği şeklinde belirlemenin de hukuka aykırı bir şekilde yapıldığını, işbu grafik tasarımların içeriği ortak bir kültürden kaynaklanan olgular olsa dahi yine de hususiyet taşıdığını, bununla beraber, 5846 sayılı FSEK'nun 4. maddesi kapsamında güzel sanat eserleri sayılmış olup bunlardan birisinin de grafik eserler olduğundan bahisle FSEK’te sayılan eser grubundan birisine dâhil olması gerekmesi şartını da taşıdığını, eser niteliğinin tartışmaya kapalı olan işbu grafik tasarımların hususiyet taşıdığının da bariz olduğunu;Bilirkişi heyetinin bakış açısına göre, özel günlere ilişkin yapılan ve bu özel günlere özgülenmiş olarak kullanılan birtakım sembollerin olduğu grafik tasarımlarının hiçbir şekilde FSEK koruması kapsamında kalmayacak olup eser sayılamayacağını, bu durumun kabulünün FSEK'nun yürürlük amacına taban tabana zıt olduğunu, buna ek olarak bilirkişi heyeti tarafından yapılan, \"Dava konusu görsellerin davalı tarafından dava dışı ... firması için yapıldığına ya da bu firmaya yönelik çalışmalar yaptığına dair dosya kapsamında herhangi bir sözleşmeye, yazışmaya veya belgeye rastlanmamıştır.\" şeklindeki tespit açısından dava dilekçesine ek olarak sundukları dosyalardan 3 numaralı ekin dikkatle incelenmesi gerektiğinin altı çizilmesine rağmen mahkemenin tam anlamıyla diğer tüm itirazları gibi bu itirazı da görmezden geldiğini, davalı ...'nun kendisine ait Whats'App hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarında ilgili firmayla bağlantılı içerikleri paylaştığı ve ... firmasına ait \"https://www.instagram.com/...\" URL adresinde bulunan sosyal medya hesabını da takip ettiğinin görüldüğünü beyanla; Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava,  haksız rekabetin tespiti, men'i, haksız rekabetin neticesi oluşan maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Somut olayda davacı tarafça, davacının ... TİC. AŞ. olarak yiyecek, içecek ve restaurant hizmetleri veren sektöründe tanınmış bir şirket olduğu, \"...\" ise davacı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli markası olduğu, davacı şirket ile davalı ... arasında 22.10.2018 tarihli Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi imzalanmış olup işbu sözleşme kapsamında davalı “... tarafından davacı adına davacının görsel ve sözel kimlik ilkelerini uygulayarak ürün sunumlarının tasarımı, davacının kendine has konseptine uygun görsellerin tasarımı, sosyal medya süreçlerin yürütülmesi, tamamlanması ve güçlendirilmesi hususunda ve davacı  şirketin mağaza iletişimlerinin planlanması görevlerini üstlendiği, davacı şirket tarafından da anılan sözleşme gereği kendisine danışmanlık hizmeti ücreti ödendiği, Danışmanlık Sözleşmesinin 15.02.2020 tarihinde davacı şirket tarafından feshedilerek sonlandırıldığı, davalı ...'nun davacı şirket ile arasındaki bahsi geçen hizmet akdinin sona ermesi akabinde davacı şirket ile aynı şekilde gıda sektöründe ve de davacı şirket ile tamamen aynı konsept içerisinde faaliyet göstermekte olan — ... adlı şirketle çalışmaya başlamış olduğu, davacıya özgün şekilde tasarladığı konseptin ayırt edilemeyecek kadar benzeri çalışmaları bu firma adına gerçekleştirdiği davalı ...'nun kendisine ait Whats'App — hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlarında ilgili firmayla bağlantılı içerikleri paylaştığı, aynı zamanda ... firmasına ait “https: //www.İnstagram.com/...\" URL adresinde bulunan sosyal medya hesabının davalı tarafından takip edilmesi sebebiyle tespit edildiğini, davacının ürün sunum stil ve şekli, ürünlerin tanıtımı, web sayfası, sosyal medya hesapları ve mağazaları kapsamındaki görsel ve sözel kimliği tamamen kendine has ve özgün olduğunu, davalının ... markasının web sayfası, sosyal medya ve mağaza konseptinden birebir şekilde faydalanmak suretiyle ... firmasına ayırt edilemeyecek derecede benzer bir konsept yarattığını, bu sebeple haksız rekabet teşkil etmekte olan faaliyetlerinin durdurulması davacının uğradığı zararın hesaplanması ve tazmininin gerektiği belirtilerek  şimdilik 1.000 TL. maddi tazminatın verilmesini talep  etmiştir.Davalı taraf ise, ... firması ile çalışmadığını, dava dışı ... firmasının sosyal medya veya reklam mecraların yönetmediğini ve adı geçen şirket ile hiçbir ilgisi olmadığını, davacının dosyaya kanıt olarak sunduğu ekran görüntüleri baz alınarak, dava dışı firmayla çalıştığı sonucuna ulaşmanın imkansız olduğunu, kaldı ki, dosyaya sundukları örnek tasarımlar incelendiğinde bu tasarımların, davacı ve dava dışı firmaların asli çalışma alanı olan yemek, fast-food alanı ile ilgili olmayıp tamamen genel bayramlar herkes tarafından bilinen ve kutlanan Fathers's Day ( Babalar Günü ), Easter ( Paskalya Bayramı ) ve 4th of July ( Amerikan Bağımsızlık Günü ) gibi günlere ilişkin çalışmalar olduğunu, Babalar günü için çizimde bıyık kullanılması yahut Amerikan Bağımsız Günü için Amerikan bayraklı 4 teması kullanılması davacıya özgülenebilecek hususlar olmadığını, yine davacı taraf dava dilekçesinde, danışmanlık sözleşmesi sona erdikten sonra benzer bir iş tanımıyla danışmanlık hizmeti vermeye başlamış olduğu \"...\" isimli firmaya ilişkin bilgi ve belgeler araştırıldığında firmanın Türkiye'de tebligat yapılacak bir adresinin mevcut olmadığı, yurt dışında hizmet veren bir firma olduğu bilgisine erişilmiştir, şeklinde ifade edildiğini, bilindiği üzere haksız rekabetten kaynaklı olarak bir zararın mevcudiyetinden bahsedilebilmesi için coğrafi bölgenin işverenin ekonomik menfaatinin bulunduğu bölge olmak zorunda olduğu haksız rekabet konusu menfaatlerin çatıştığı yer dikkate alındığında, \"...\" isimli firma yurt dışı kaynaklı olduğu için davacı işverenin haksız rekabet kapsamında korunmaya değer haklı bir menfaati bulunmamakta olduğu ve haksız rekabetin bu denli geniş bir coğrafik bölgede ve öngörülemeyen bir yerde olmasının hakkaniyete uygun düşmediğini davacı şirketin kendisi ile aynı konsepte ürün çıkarılmasından kaynaklı bir zararı var ise benzerlik gösterildiği iddia edilen firma aleyhine dava yoluna gitmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.Davacı şirket ile davalı arasında imzalanan 22.10.2018 tarihli Danışmanlık Hizmet Sözleşmesinin Gizlilik başlıklı 5 maddesinde;''...Sözleşme süresince Danışman'ın vereceği hizmetler kapsamında ortaya çıkan fikir ve sanat eserlerinin tüm maddi ve manevi hakları münhasıran ...'ya ait olup Danışman bunlar üzerinde hiçbir hak ve alacak iddia edemeyeceği gibi Sözleşme süresinde ve sonrasında bu fikir ve sanat eserlerinin ayırt edilemeyecek derecede benzerini üretmeyecek, kullanmayacak ve hiçbir şekilde üçüncü kişilere üretilmesinde yardımcı olmayacaktır,'' hükmü düzenlenmiştir.Somut olayda uyuşmazlık, davalının davacı şirket ile imzalamış olduğu   danışmanlık sözleşmesi sona erdikten sonra davacı ile aynı sektörde benzer bir konsept ile faaliyet gösteren \"...\" isimli firmada çalışıp çalışmadığı, çalışmaya başlamış ise TTK MD 55 anlamında haksız rekabet teşkil edecek çalışmalarda bulunup bulunmadığı noktasındadır.Mahkemece 25/05/2021 tarihli duruşmanın 4 nolu ara kararı uyarınca; Dosyanın  haksız rekabet uzmanı, grafik tasarım uzmanı ve hesap uzmanı bilirkişilerine tevdi ile tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda davalının  haksız rekabet teşkil eden fiilinin bulunup bulunmadığı ve varsa davacının zarar miktarının tespiti yönünde rapor düzenlenmesine karar verilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda; Dava konusu görsellerin davalı tarafından dava dışı ... firması için yapıldığına ya da bu firmaya yönelik çalışmalar yaptığına dair dosya kapsamında herhangi bir sözleşmeye, yazışmaya veya belgeye rastlanmadığını, dava konusu olan tasarımlar incelendiğinde görsellerde anonim objelerin kullanıldığı fakat tasarımların farklı olduğu aynı anonim objeler kullanılsa dahi firmaların tasarımlarının özgün olduğu birbirlerinden taklit edilmedi, dava konusu olan sosyal medya hesaplarındaki benzerlikler incelendiğinde instagram sayfa ve postların İnstagramdan kaynaklı standart bir kullanımı olduğu postlardaki tasarımlarda ise firmaların kendi hazırladıkları ürünlere yönelik kullandıkları görsellerin ve hazırlanan tasarımların birbirinden farklı olduğu birbirlerinden taklit edilmediği, davacıya ait FSEK ve SMK anlamında eser veya sınai hak niteliğinde Danışmanlık Sözleşmesinden kaynaklanan bir hakkın mevcut bulunmadığı, davacı ve davalının grafiklerine benzer ürünler yarattığını ve bunu ... şirketine satsa bile Reklamcı Bilirkişi Görseller arasında taklit bulmadığını, bir an bulduğunu kabul etsek bile Davacı ile ... şirketinin aynı fiziki pazarda rakip şirketler olmadığından haksız rekabet ortaya çıkmasının da mümkün olmadığı belirtilmiştir.Mahkemece, bilirkişi heyet raporundaki tespitler doğrultusunda istinafa konu  karar verilmiştir.Haksız rekabet, 6102 sayılı TTK’nın 54 ila 63. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, anılan Kanunun “Amaç ve İlke “ başlığını taşıyan 54. maddesinde, haksız rekabete ilişkin bu hükümlerin amacının bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğu belirtilmiş, aynı maddenin 2. fıkrasında ise, rakipler arasındaki veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların, haksız ve hukuka aykırı olduğu ve ilke olarak haksız rekabet teşkil ettiği düzenlenmiştir. Kanun koyucu TTK'nun 54 maddesinde haksız rekabet hükümlerinin amacını ve genel hükmü ortaya koyduktan sonra, 55. maddede altı bent  halinde, oldukça ayrıntılı bir sayımla haksız rekabet hallerini belirlemiştir. Ancak bu sayım sınırlı olmayıp, zikredilen maddede sayılan haller haksız rekabet teşkil eden eylemlerin başlıcaları olarak örnekleme kabilinden belirtilmiştir. 55. maddede haksız rekabet teşkil ettiği özellikle belirtilen bu hallerden biri de, aynı maddenin 1-c bendinde düzenlenen , başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma ve  1-f bendinde düzenlenen, dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak suretiyle haksız fiil işlenmesidir. Somut olaya döndüğümüzde; davacı ve davalı arasında davacıya ait ... markasına yönelik görsel tasarımların hazırlanmasına yönelik taraflar arasında 22.10.2018 tarihli Danışmanlık Hizmet Sözleşmesi imzalanmış olup sözleşme 15.02.2020 tarihinde davacı tarafından feshedilerek sonlandırılmıştır. Davacı tarafça, davalı tarafından kendi firması için hazırlanan görsellerin dava dışı aynı sektörde faaliyet gösteren ''...\" isimli firma için de kullanıldığını bu görsellerin kendisine özgü konsepti ve özelliklerine uygun olarak ortaya çıkarılmış olup davacının hususiyetini taşıdığını, davalı'nın ... firması nezdinde ortaya çıkardığı çalışmaların ise davacı ile bahse konu dava dışı ... firması ile arasında bir bağlantı var olduğu yönünde intiba yaratacak derecede benzer olup davacının ayırt edici ve özgün olma özelliklerini zedelediği belirtilerek haksız rekabet eyleminde bulunduğu iddia edilmiş ise de, bilirkişi heyet  raporunda da belirtildiği üzere; Dava konusu görsellerin davalı tarafından dava dışı ... firması için yapıldığına ya da bu firmaya yönelik çalışmalar yaptığına dair dosya kapsamında herhangi bir sözleşmeye, yazışmaya veya belgeye rastlanmadığı gibi, haksız rekabet oluşturduğu iddia olunan dava dışı ... firmasının kullandığı dava konusu olan görsellerin özel günler olan Fathers's Day (Babalar Günü), Easter (Paskalya Bayramı) ve 4th of July (Amerikan Bağımsızlık Günü) gibi günlere ilişkin çalışmalar olduğu, yurt dışı kaynaklı firmalarda bu tarz günlerin sosyal medya veya web sitelerinde o güne has görsellerin hazırlanıp paylaşım yapılması olağan bir durum olduğu, buna ilişkin görseller hazırlanırken 4th of July - Amerikan Bağımsızlık Günü'ne ilişkin çalışmalarda Amerikan  Bayrağının renkleri, 4th Juliy ibareleri ağırlıklı olarak kullanıldığını, Easter - Paskalya Bayramın'da ise tavşan, tavşan kulağı ve renkli yumurtalar gibi görsellerin kullanıldığını, Fathers's Day- Babalar Günü kutlamasında ise bıyık, şapka, papyon, kravat gibi görsellerin kullanıldığını, bu objeler herkes tarafından kullanılan anonim objeler olup görsel boyutta ise renk, tasarım ve fontlarla farklı tasarımlar elde edilebildiğini, dava konusu olan tasarımlar incelendiğinde görsellerde anonim objelerin kullanıldığı fakat tasarımların farklı olduğu aynı anonim objeler kullanılsa dahi firmaların tasarımlarının özgün olduğu birbirlerinden taklit edilmediği, Firmaların sosyal medya hesaplarından İnstagram sayfalarına yönelik yaptıkları incelemede ise sayfa şablonlarının, post paylaşımlarının aynı olduğu bunun da İnstagram'ın standart sayfa düzenlemesinden dolayı olduğunun görüldüğünü, Postlardaki tasarımlarda ise firmaların kendi hazırladıkları ürünlere yönelik kullandıkları görsellerin ve hazırlanan tasarımların birbirinden farklı ve özgün olduğu birbirlerinden taklit edilmediği, ayrıca, ... şirketinin Türkiye'de bulunmadığı mal sunan bir işletmesi olmadığından haksız rekabet yaratacak ürünlerin karşılaştığı aynı müşterilere hitap eden bir rekabet ortamı, Pazar da bulunmadığını, bu nedenle, haksız rekabet olgundan bahsetmenin mümkün görünmediği belirtilmekle;  Bu tespitler doğrultusunda davalının haksız rekabet eyleminde bulunmadığı ve haksız rekabet  koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla; Mahkemece davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf  sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"921ff312ddea8a6f","SID":"1c1bef72e744e349"}}