{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/213 Esas<br>KARAR NO: 2024/1042 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/194 Esas - 2021/576 Karar<br>TARİHİ: 12/10/2021<br>DAVA: Alacak <br>KARAR TARİHİ: 10/06/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili firmanın davalı firma ile 17/05/2013 tarihli sözleşme ile sodyum formiyat satın almak üzere anlaştığını, müvekkilince satın alınan malın ayıplı çıktığını ve ayıplı olduğuna dair ihtar çekilmesine rağmen ürün bedelinin iade edilmediğini, davacı tarafça delil tespiti talebi ile Çorlu Sulh Hukuk Mahkemesi'ne başvurulduğunu ve mahkemenin hukuki yarar yokluğundan talebi reddettiğini, satın alınan malda zaman içerisinde bozulma veya nitelik değişikliği olabileceğinden delil tespit talebinin kabulü gerektiğini beyanla ürün bedeli 42.185 USD ile nakliye ve gümrük hizmetleri bedeli olan toplam 13.872 TL'nin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar  arasındaki sözleşme uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun davacının talep ettiği ürünlerin yurt dışından satın alım ve ithalat işlemlerinin yapılması ile sınırlı olduğunu, sözleşmenin 3. maddesi c fıkrası uyarınca gelecek (ithal edilen) ürünün masrafları dahil kalite kontrolünden davacı (alıcı) şirketin sorumlu olduğunu, sözleşmenin 7. maddesi gereği olası bir sorunda bu hali üretici şirkete iletmekten başka yükümlülüğünün bulunmadığını ve davacının ihtarnamesi tarihinde davacı şirketin üretici ile irtibat kurmasına yardımcı olduklarını, davacı tarafın ihbarının (04.09.2013) ayıp ihbarı olarak kabul edilmesi halinde bunun TTK 23/e maddesinde zikredildiği üzere ticari satışlarda açık ayıp halinde kontrolün 2 gün içinde yapılması ve açık ayıp olmayan hallerde ise en geç 8 gün içinde kontrol yapılması veya yaptırılması ve bu süre içinde ihbarda bulunulması gerektiğini, davacı tarafın bu sürelerin çok sonrasında bu ihbarı yaptığını, iştigal konusu kimyasal madde ve ticareti olan davacı tarafın bu kontrolleri yamamış/yaptırmamış olmasının kabul edilemeyeceğini, davacının 04.09.2013 tarihli ihtarnamede ürünlerin sodyum formiyat olmadığını, fakat davada ürünlerin sodyum formiyat olduğunu ancak vasfının düşük olduğunu beyan ederek çelişkiye düştüğünü, 24 ay sonra açılan davanın bu nedenlerle zaman aşımından reddinin gerekliğini, aradan 24 ay geçtikten sonra delil tespiti istenen şeylerin kendi sattıkları ürün olmayabileceğini, içlerine başka bir şey konulup konulmadığının belirsiz olduğunu, zamanla vasfını yitirmiş olabileceğini beyanla haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 12/10/2021 tarih ve 2020/194 Esas - 2021/576 Karar sayılı kararında;\"...Dava; aluid ifa sebebi ile ödenen paranın iadesine ilişkin istirdat davasıdır. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre;  tarafların sodyum formiyat alımı hususunda anlaşmaya vardıkları, davalı şirket tarafından Çin Halk Cumhuriyetinden ithal edilen 100 ton malzemenin davacıya  iki parti halinde teslim edildiği ve 05/08/2013 ve 14/08/2013 tarihli iki ayrı fatura tanzim edildiği, davacının ürün işlenmeye başladığından ürünün taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olmadığı, satılan malın sodyum formiyat olmadığını tespit etmesi üzerine 12/08/2013 tarihinde davalı şirket yetkililerinin yokluğunda tek taraflı bir tutanak düzenlendiği, iade faturası kesilerek  Çorlu Noterliğinin ... sayı ve 04/09/2013 tarihli ihtarnamesi ile davalıya tebliğ edildiği, davacının Çorlu Sulh Hukuk mahkemesinden delil tespiti talebinde bulunduğu, dava tarihinin 29/07/2015 olduğu, davacının aynı tarihlerde başka bir sodyum formiyat alımı yapıp yapmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmış, ancak  davacının ticari defterlerinde malzeme alımına ilişkin detaylı kayıtlar olmadığından  tespit edilememiştir. Dava konusu ürünlerin ithal edilmesine ilişkin gümrük belgeleri celbedilmiş, dosya alanında uzman  bilirkişi heyetine tevdi edilerek  rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda; depolama ve saklama koşullarına bağlı olarak raf ömrü 2 yıl olan dava konusu emtia Sodyum Formiyatın esvafına uygun olmadığının ihbar ve itirazının tevsiki niteliğinde teslim esnasında, teslimden sonra, tutanak tarihlerinden sonra ve dava öncesi her hangi bir teknik inceleme yaptırılmadığı, davalının aracılık ettiği ithalat işleminde malın kalitesi için ihracatçı/üreticinin düzenlediği kalite belgelerine istinaden ürünleri kontrol etmeden alıcısına (davacıya) teslim etmesi, taraflar arasındaki sözleşemeye istinaden malın alıcısı olan davacı tarafından üçüncü kişilere  teknik inceleme yaptırılarak kesin rapor oluşturulması ve var ise itirazların resmi olarak yapılarak firmasını güvence altına almamasının ticari faaliyet gösteren firma için uygun olmadığı, 100 ton malzemenin her firma için hem finans yükü hem de lojistik yükü bulunduğu göz önüne alındığından hangi ürün olursa olsun teslim alındıktan  sonra ticari teamüllere uygun hareket edilerek zamanında gözden geçirilerek aksiyon alınması gerekirken dava konusu olayda hem alınan malın  ithal esnasında test edilmemesi, hem teslim anında test edilmemesi hem ihbarın zamanında usulüne uygun yapılmaması hem de iki yıl raf ömrü bulunan ürün iki yıl beklendikten sonra harekete geçilmiş olmasından ötürü her iki tarafın da ağır kusuru olduğu belirtilmiştir. Taraf iddia ve savunmaları, gümrük belgeleri, 22/09/2021 tarihli bilirkişi raporu, İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesinin 16/03/2020 tarih  2017/4371 esas 2020/683 karar sayılı ilamı   ile birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu ürünlerin  14/08/2013 tarihinde davacıya teslim edildiği, davacının 2015 yılında  Çorlu Sulh Hukuk mahkemesinden delil tespiti talebinde bulunduğu, 29/07/2015 tarihinde eldeki davayı ikame ettiği ve Mahkemece delil tespiti talebinin reddedilmesi üzerine dava konusu ürünlerin imha edildiğini beyan ettiği,  davacı tarafından ürünlerin tesliminden raf ömrünün dolmasına kadar geçen sürede herhangi bir tespit yaptırılmadığı, dava konusu sodyum formiyat olmadığı anlaşılan  ürünlerin davalı tarafından ithal edilen ürünler  olduğu veya bu süreçte başkaca firmadan sodyum formiyat alımı bulunmadığı hususunun ispat edilemediği anlaşılarak ispat olunamayan  davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesi ile, \"Davanın REDDİNE,\" karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; Dairemizin bir önceki kaldırma kararında belirtildiği gibi somut olayda aliud (bir başka şeyin tesliminin) ifanın söz konusu olduğunu, aliud ifa halinde ayıplı mala ilişkin bildirim sürelerinin geçerli olmadığını, bu durumda ayıplı ifanın değil ifa etmemenin söz konusu olduğunu, ...'tan alınan 04.01.2016 tarihli raporda, teslim alınan ürünlerin \"dolomite ve kalsit\" oldukları yani dolgu malzemesi olup hiç bir değeri olmayan malzeme olduklarının tespit edildiğini, diğer bir anlatımla ithal edilen ürünlerin hiçbir değeri olmayan dolgu malzemesi olup raf ömrü kavramının söz konusu olmadığını, Mahkemenin bu konudaki kabulünün yerinde olmadığını, taraflar arasındaki 17.05.2013 tarihli satış sözleşmesinin ikinci maddesine göre sözleşmenin süresinin 6 ay olduğunu, 17.05.2013-17.11.2013 tarihlerini kapsadığını, davacının ürün tesliminin bu tarihlerle uyumlu olduğunu, sözleşmenin 3/c maddesine göre gelecek ürünlerin masrafının alıcı tarafından karşılanmak üzere kalite kontrolü yaptırmanın satıcının görevi olduğunu, davalı satıcının bu görevini yerine getirmediğini;Sözleşmenin 6.maddesine göre temin edilen ürünlerin işletmedeki performansını davalının takip ve kontrol etme yükümlülüğünün bulunduğunu, fakat davalının bu yükümlülüğü yerine getirmediğini, yine aynı sözleşmenin 7. maddesinin satıcıya ürünlerin deneme sürecine katılma yükümlülüğünü yüklediğini, sözleşmenin 8. maddesi göz önüne alındığında satıcının üretime katılma, kontrol ödevi olduğunu, bu sözleşme hükümleri dikkate alındığında söz konusu malzemenin 100.000 kg olarak davalıdan temin edildiğinin, davalı dışında kimseden ürün alınmadığının kabulü gerektiğini, dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre davacı Foreks defter kayıtlarına göre, davalı ... Şirketi'nden 31.12.2013 tarihi itibariyle 65.114,14 TL tutarında alacak olduğunun belirtildiğini, davacı tarafın, malları teslim almasından kısa bir müddet sonra Çorlu .... Noterliğinden keşide edilen 04.09.2013 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile ayıplı malların teslim alınmasını, iade faturalarının tebliğini, zararın giderilmesini davalıya ihtar ettiğini, bu ihtarnamenin varlığına rağmen davanın reddedilmesine gerekçe olarak; \"ürünlerin raf ömrü geçtikten sonra dava açılmış bulunduğu, ürünlerin davalıdan satın alınan ürünler olup olmadığının ıspatlanamadığı\" gerekçesi yerinde olmayıp, gerekçenin dosya kapsamı ile uyuşmadığını, davacı tarafın iade faturası keserek davalıya tebliğ ettirdiğini; Taraflar arasındaki sözleşmenin altıncı ve yedinci maddelerine göre 12.08.2012 tarihinde davalı firmanın teknik elemanı ... huzurunda davacı firma yetkilisi ..., kimyager ..., işçiler ... ve  ... katılımı ile ürünlerin test edildiğini, ürünlerin sodyum formiyat olmadığının tespit edildiğini ancak davalı firma yetkilisinin test sonucu tutulan tutanağı imzalamaktan imtina ettiğini, imzadan imtina ettiğine dair tutanağın imza altına alındığını, bu test işleminin davacı firmanın 09.08.2013 tarihinde kimyager ...'a yaptırdığı testin davalı firmaya bildirilmesi üzerine yapıldığını, davalı tarafın davaya cevap dilekçesinde ithal edilen malzemelerin sodyum formiyat olmamasından kendilerinin sorumlu tutulamayacağını, ithalata aracı olduklarını, ürünlerin kalitesinden sorumlu olmadıklarını bildirdiklerini, ... raporu sonrası ise savunmalarını değiştirerek test edilen ürünlerin kendileri vasıtasıyla ithal edilen ürünler olmadığını iddia ettiklerini, taraflar arasındaki sözleşmenin 3/c, 6 ve 7 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde davalının ürünlerin test edilmesi, performansına katılması ödevlerinin bulunduğu, bu ödevlerini yerine getirmediğinin sübut olduğunu, ürünlerin çok fazla yer kaplaması, lojistik maliyetinin çok yüksek olması nedeniyle borca batık davacı firma tarafından daha fazla depolanamadığını, davacının malzeme tam olarak depolanırken önce Çorlu Sulh Hukuk Mahkemesi'nden delil tespiti istediğini, hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle delil tespiti talebinin reddedildiğini, eldeki davada yine delil tespiti istendiğini ancak Hakim değişene kadar taleplerinin reddedildiğini, davacı tarafın iyi niyetli ve dürüst olarak malzemenin tamamı elindeyken çok uzun süre bekleyerek delil tespiti yaptırmak istediğini, daha sonra zorunluluktan dolgu malzemesi olan atık malzemenin 3.000 kg elinde tutarak 97.000 kg'nı atık olarak bertaraf ettiğini, bu aşamanın tamamının videoya alındığını ve videonun Mahkemeye ibraz edildiğini beyanla Yerel mahkemece verilen davanın reddine dair kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, aliud ifa iddiası ile ürün, taşıma ve gümrük hizmet bedellerinin iadesi talebine ilişkindir. Davacı taraf, taraflar arasında imzalanan 17.05.2013 tarihli sözleşme ile davalıdan hammadde olarak sodyum formiyat satın alınması konusunda anlaşma sağlandığını, davalının 14.08.2013 ve 05.08.2013 tarihlerinde olmak üzere toplam 100.000 kg sodyum formiyatı Çin'den ithal ederek teslim ettiğini ancak ürünün işlenmeye başlanması ile sodyum formiyat olmadığının anlaşıldığını, bu nedenle davalıya ayıp ihbarında bulunulduğunu iddia ederek ürün, gümrük ve taşıma bedellerinin iadesine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, taraflar arasındaki sözleşme her ne kadar satım sözleşmesi ise de, kendisinin yalnızca ürünü ithal ederek davacıya teslim etmek, yani ithalata aracılık etmekle yükümlü olduğunu, ürünün kalitesinden sorumlu olmadığını, aksine sözleşme uyarınca ürünün kalite testinin davacı tarafından yapılması gerektiğini, davacının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığını, teslim tarihinin üzerinden iki yıl geçmesi nedeniyle davacı tarafın dava konusu ettiği ürünlerin başkası firmadan alınmış ürünler olabileceğini beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuık Dairesi'nin 2017/4371 Esas ve 2020/683 Karar sayılı kaldırma ilamından sonra devam edilen yargılama neticesinde yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Mahkemece taraf delillerinin ibrazı sağlanarak, gerek satım konusu olduğu iddia edilen ürünlerden alınan numuneler üzerinde teknik inceleme, gerekse tarafların ticari defterleri üzerinde mali inceleme yaptırılmak suretiyle bilirkişi raporları alınmış ve istinaf incelemesine konu karar verilmiştir.HMK'nın 282. maddesinde \"Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir.\" yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında bu iddialar ve itirazlar  değerlendirilmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; taraflar arasında imzalanan 17.05.2013 tarihli satış sözleşmesi uyarınca davacı tarafından davalıdan sodyum formiyat isimli ürünün satın alındığı, davalı tarafından düzenlenen 05.08.2013 ve 14.08.2013 tarihli faturalar ile toplam 100.000 kg ürünün iki seferde teslim edildiği sabit olup, her ne kadar davacı taraf teslim edilen ürünün sodyum formiyat olmadığını, ekonomik değeri olmayan başka bir ürün teslim edildiğini, eş söyleyişle aliud ifanın söz konusu olduğunu iddia etmiş ise de, davacı tarafından delil olarak sunulan 09.08.2013 ve 12.08.2013 tarihli tutanaklarda davalı şirket çalışanları ve yetkililerine ait imzanın bulunmadığı, iddia edilenin aksine tutanakta ismi yer alan ve davalı çalışanı olduğu iddia edilen kişilerin imzadan imtina ettiklerine dair diğer tutanak mümzilerince bir tespit de yapılmadığı, davalının iki seferde teslim ettiği ürünü Çin'den ithal ettiği ve dosyada mübrez gümrük ithalat belgeleri ve bu belgeler kapsamında düzenlenen bilirkişi raporu ile ithal edilen ürünün sodyum formiyat olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafından davalıya 04.09.2013 tarihli Noter ihtarnamesi gönderilmiş ise de,  taraflar arasındaki sözleşmenin 3/c maddesi uyarınca kalite testinin davacı tarafından yapılması gerekmesine rağmen bu tarih itibariyle teslim edilen ürün ile ilgili herhangi bir teknik inceleme yaptırılmadığı, herhangi bir rapor sunulmadığı, dava ve dahi delil tespit talebi tarihi itibariyle teslimin üzerinden 2 yıllık sürenin geçmiş olduğu, Mahkemece keşfen alınan numune üzerinde yapılan inceleme neticesinde ürünün sodyum formiyat olmadığı tespit edilmiş ise de, numune alınan ürünün davalının teslim ettiği ürün olup olmadığının anlaşılamadığı, aksi halde dahi davacı elinde kalan ürün 3.000 kg olup kalan kısmın ise imha edildiğinin beyan edildiği, tüm bu sebeplerle davacı tarafından davalının satın alınandan başka ürün teslim ettiği, aliud ifada bulunduğu iddiası ispat edilemediğinden Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun, davacı vekilinin aksi yöndeki tüm istinaf sebeplerinin ise haksız olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3cb59f8af672e568","SID":"8b8746e51c2e6905"}}