{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/153 Esas<br>KARAR NO: 2024/964 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/1 Esas - 2020/878 Karar<br>TARİHİ: 09/12/2020<br>DAVA: Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİH: 30/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili hakkında davalı ... Bankası A.Ş. tarafından 14/11/2013 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile ilamsız takiplere mahsus yolla icra takibi başlatıldığını, takibin konusunun çek yaprağından kaynaklanan hamillere yapılan ödemelerden doğan banka sorumluluk tutarlarının ödenmesi olduğunu, borcun sebebi olarak hesap kat ihtarnamesinden kaynaklı toplam nakit alacak tutarının 2.838,22 TL olduğunu ancak takibin gayrinakdi alacaklarla da ilişkilendirilerek ödeme emrinin alt kısmına çok ufak puntolarla gayri nakit alacaklar toplamı 31.350,00 TL yazılarak müvekkilinin bu borçtan da sorumlu tutulmaya çalışıldığını, söz konusu 31.350,00 TL tutarındaki banka sorumluluk bedellerinin davalı banka tarafından ilgililerine ödenmediği halde bu alacağın müvekkilinden tahsil edilmeye çalışıldığını, müvekkilinin takip dosyasında yer alan toplam nakit alacak tutarı olan 2.838,22 TL'yi yapılan kapak hesabı ile birlikte davalı bankaya ödediğini, Çek Kanunu'nun geçici 3. maddesi 4. bendi uyarınca davalı bankanın 30/06/2018 tarihinde ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğunun sona ermiş olduğunu, davalı bankanın çek sorumluluk bedellerini ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmış olduğundan, müvekkili aleyhine başlatılan takibin usûle aykırı hale geldiğini ve müvekkilinden gayri nakit alacaklar toplamı olan 31.350,00 TL'nin tahsil edilmeye çalışılmasının haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla davaya konu İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasında müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalı bankanın takibe devam etmesi nedeniyle takip tutarının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, ayrıca mahkeme masrafları ile vekalet ücretlerinin de davalı karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının dava ikamesi öncesinde arabulucuya başvurmamış olduğunu, bu nedenle davanın usûlden reddi gerektiğini, müvekkili ile dava dışı ... A.Ş. arasında 29/09/2011 tarihli Gayrinakdi Çek Kredisi Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, davacı ...’in de anılan kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, sözleşme kapsamında dava dışı ... isimli şirkete çek defteri tahsis edildiğini, sözleşme kapsamında müvekkili bankanın çeklerin kanuni sorumluluk bedelleri ile ilgili olarak depo edilmesini talep etme hakkının bulunduğunu, bu sebeple İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında 30 adet çek yaprağına karşılık gelen 31.350,00 TL'nin depo edilmesi için icra takibine geçtiklerini, icra takibinin itiraz edilmeksizin kesinleştiğini, icra takibinin yapıldığı tarihte müvekkili bankanın gayri nakdi risk ile ilgili olarak depo hakkı bulunduğunu ve davacının da kefil olarak bundan sorumlu olduğunu, davacının icra takibine itiraz etmediğini, yıllar sonra Çek Kanunu'nun kapsamındaki yasal sorumluluk bedeline ilişkin sürenin geçmesine atıf yaparak menfi tespit davası ikame ettiğini ve icra takibinin yapıldığı tarihte müvekkili bankanın hukuki yararının ve haklılığının bulunduğunu beyanla davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 09/12/2020 tarih ve 2019/1 Esas - 2020/878 Karar sayılı kararında;\"Dava; davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu edilen 2.838,22-TL. nakdi ve 31.350,00-TL. gayri nakdi alacak kalemlerinden dolayı davalı tarafa borçlu olmadığının tespiti ve icra takibinin iptali talepli menfi tespit davasıdır.Davalı banka ile dava dışı ... Tic. A.Ş. arasında akdedilen ve davacı ...’in de müşterek borçlu - müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı sözleşme, münhasıran düzenlenmiş bir Gayri Nakdi Çek Kredi Sözleşmesi’dir. Gayri Nakdi Çek Kredi Sözleşmesi; uygulamada sıklıkla karşılaşılan klasik anlamda Genel Kredi Sözleşmesi’nden farklı olup, sadece ve sadece çek karnesi ve çek karnesinin kullanımına ilişkin hükümler içeren tipik bir sözleşmedir. Davacının kefil olarak imzaladığı dava konusu sözleşmenin kendisi Gayri Nakdi Çek Kredi Sözleşmesi olup, bizzat sözleşmede davacıyı çek sorumluluk depo bedelinden sorumlu kılan hükümler bulunmaktadır.Davacının imzası bulunan Gayri Nakdi Çek Kredi Sözleşmesi’nin 17. maddesine göre; işbu sözleşmede imzası bulunan kefil (davacı ...), müşterinin ( ...Tic. A.Ş.’nin) bu sözleşmeden doğan tüm borçlarını sözleşmenin 1. maddesindeki limit olan 33.000,00.-TL.’ye kadar müteselsil kefil sıfatı ile üstlendiğini kabul ve taahhüt etmiştir. Sözleşmede davacının sorumluluğuna dair açık hükümler mevcut olmasına ve 27/03/2020 tarihli bilirkişi raporunun 6. sayfasında yer alan “Sonuç” kısmında; davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... TİC. A.Ş. arasında 29/09/2011 tarihinde 33.000,00-TL. limitli GAYRİNAKDİ ÇEK KREDİSİ SÖZLEŞMESİ imzalandığı, işbu sözleşme kapsamında dava dışı asıl borçluya çek kredisi açılmakla taraflar arasında ticari bir ilişkinin başladığı anlaşılmaktadır denilmesine karşın, bilirkişi kök raporunda; “kefilin depo bedelinden sorumlu olduğuna ilişkin net bir hüküm bulunmadığından” şeklindeki değerlendirmesine mahkememizce itibar edilmemiştir. Zira davacı kefil ... anılan sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalamış, dolayısıyla sözleşmeden doğan tüm borçlardan kefelat limiti kapsamında sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt etmiştir.Çek karnesi veren banka ile muhatap arasındaki sözleşme, bankaca keşideci dışındaki hamile ödemekle yapmakla yükümlü olduğu tutarlar bakımından garanti sözleşmesi niteliğinde olup, bankanın sorumluluğu fer’i olmayıp asıl borçtan bağımsız ve asıldır.  Çek yaprakları için belli bir riziko garanti edilmekte ve çek hesabında nakit bulunmadığı takdirde banka, çekin hamiline belli bir miktarı ödemeyi taahhüt etmektedir. Çekin hamiline ödeme yapma yükümlülüğü altına giren banka, çek hesabı sahibine bir kontrgaranti imzalatmaktadır. Uygulamadaki adı kontrgaranti olan bu belge bankanın açtığı gayri nakdi kredi nedeniyle müşterisinden aldığı bir taahhütnamedir. İşte somut olayda davacının kefil olarak imzaladığı Gayri Nakdi Çek Kredi Sözleşmesi bu nitelikte bir sözleşmedir.Davalı banka sözleşmenin 11. maddesine göre dava dışı müşterisi şirketten “banka çek sorumluluk bedelinin deposunu\" talep etme hakkına sahip bulunduğundan ve müşteri, keşide edeceği her çek yaprağı için ... Çek Kanunu veya bunun yerine geçecek Kanun veya mevzuat gereğince bankanın karşılıksız çekin lehdarına çek başına yasal olarak ödemekle yükümlü olduğu miktarın çek yaprağı sayısı ile çarpımı sonucunda bulunacak tutarın hesabından alınarak bloke bir hesaba aktarılmasını kabul ettğinden davacı kefil banka sorumluluk bedelinin deposundan sorumludur.Kefalet sözleşmesi, kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. Kefaletin asıl borçlunun çeşitli yükümlülüklerinden sadece birisi için verilmesi zorunlu değildir. Azami miktar (kefalet limiti) ile sınırlı olmak üzere kefilin borçlunun belirli birden fazla yükümlülüğünü aynı kefalet sözleşmesinde tekeffül etmesi mümkündür.Dava konusu sözleşme kendine özgü nitelikte Gayri Nakdi Çek Kredi Sözleşmesi olduğundan ve sözleşmenin bizzat kendisi risk altındaki çek yaprakları nedeniyle davalı bankanın Çek Kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarlarla ilgili olarak depo talebinin davacı kefili de kapsayacağına ilişkin açık hüküm niteliğinde düzenlemeler içerdiğinden, davalı banka tarafından icra dosyasında depo talebinde bulunulmasının mahkememizce davacının kefil olduğu müstakil Gayri Nakdi Çek Kredi Sözleşmesi  hükümlerine uygun ve haklı olduğu, ayrıca davacının takibe konu edilen nakdi alacak yönünden davalı bankaya fazlasıyla ödeme yaptığı dikkate alındığında davacının nakdi alacak yönünden davalı bankaya borcunun bulunmadığı kanaatine varılmakla, öte yandan davalı bankanın dava konusu icra takibini başlatmasında kötü niyetli olduğuna dair dosyada somut bir delil bulunmayıp, şartları da oluşmadığından davacı tarafın tazminat talebinin reddini de içerir şekilde aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.\" gerekçesi ile, \"1-Davanın kısmen kabulü ile; davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında talep edilen nakdi alacaklar yönünden 2.838,22-TL. ile bunun ferileri bakımından davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine,  2-Davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına talep edilen gayri nakdi alacaklar yönündeki talebinin ise reddine,\" karar verilmiş ve verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; müvekkili hakkında davalı tarafından 14.11.2013 tarihinde İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyası ile ilamsız takiplere mahsus yolla icra takibi başlatıldığını, takibin konusunun; çek yaprağından kaynaklanan hamillere yapılan ödemelerden doğan banka sorumluluk tutarlarının ödenmesi olduğunu, takibe konu ödeme emri sureti incelendiğinde borcun sebebi olarak İstanbul .... Noterliği'nin 15.08.2013 tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesinden kaynaklı 2.655,00 TL asıl alacağın takibe konulduğunu, toplam nakit alacak tutarının 2.838,22 TL olduğunu ancak takibin gayrinakdi alacaklarla da ilişkilendirilerek ödeme emrinin alt kısmına çok ufak puntolarla gayri nakit alacaklar toplamının 31.350,00 TL yazılarak müvekkilinin bu borçtan da sorumlu tutulmaya çalışıldığını, müvekkili kefil olup Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kefaletin verildiği anda borcun belirli yada belirlenebilir olması gerektiğini;Kefalet sözleşmelerindeki belirlilik ilkesi uyarınca kefil olunan açısından belirli yani ferdileştirilmiş bir borcun varlığının arandığını, belirsiz alacaklar için kefalet sözleşmesi kurulamayacak olup kredi sözleşmesini imzalayan kefilin risk altındaki çek yaprakları nedeniyle bankanın çek kanunu uyarınca ödemesi gereken asgari miktarla ilgili olarak depo talebinden sorumlu tutulabilmesi için kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm bulunması gerektiğini, Yargıtay İçtihatı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 27.12.2017 tarih ve 2016/1 Esas, 2017/6 Karar sayılı kararının da bu yönde olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kredi sözleşmesi incelendiğinde kefil olan müvekkilinin çek depo bedelinden sorumlu olabilmesi için sözleşme imzalandığı esnada borcun belirli olması gerekmekte olup kredi sözleşmesinde borç belirli olmadığı gibi kredi sözleşmesinde bu yönde açık bir hüküm de bulunmadığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kefilin gayrinakdi kredilerin deposundan sorumlu tutulabilmesi için imzalanan sözleşmede açık ve net bir şekilde sorumluluk içeren düzenleme bulunması gerektiğini, Yargıtay 19. HD. 2016/6902 Esas, 2017/7727 Karar ve 05.12.2017 tarihli kararının da bu yönde olduğunu;Taraflar arasında düzenlenen sözleşme incelendiğinde müvekkilin \"Çek Depo Talebine\" ilişkin net bir hüküm bulunmadığının açıkça ortada olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre kefilin gayri nakdi kredilerin deposundan sorumlu tutulabilmesi için açık ve net bir şekilde sorumluluk içeren bir hüküm bulunması gerektiğini, dosyada mübrez sözleşmede depo talebinin kefilleri de kapsayacağına ilişkin açık ve net bir şekilde sorumluluk içeren bir hüküm bulunmadığından bahisle davalı bankanın çek depo talebinde bulunamayacağının açıkça ortada olduğunu, gerek kök bilirkişi raporunda gerekse ek bilirkişi raporunda davalı bankanın müvekkilinden çek depo bedelinden sorumlu olmayacağı tespit edilmişse de Yerel mahkeme tarafından depo talebinin davacı kefili de kapsayacağına karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; Çek Kanunu'nun geçici 3. maddesi 4. bendinin; \"Bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, muhatap bankanın 3. maddenin üçüncü fıkrasına göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğu 30.06.2018 tarihinde sona erer.\" şeklinde olduğunu, Yargıtay 11. H.D. 2014/14800 Esas, 2015/1874 Karar ve 13.02.2015 tarihli ilamı uyarınca davalı bankanın 30.06.2018 tarihinde ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğunun sona erdiğini, davalı bankanın çek sorumluluk bedellerini ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığını, müvekkili aleyhine başlatılmış olan takibin usule aykırı hale geldiğini, 5 yıllık sürenin dolması nedeniyle davalı bankanın depo talebinde bulunamayacağı ortada olup Yerel mahkeme tarafından bu hususun dikkate alınmamasının hatalı olduğunu beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, Gayrinakdi Çek Kredisi Sözleşmesinden doğan nakdi alacağın tahsili ve gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebi ile başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı banka tarafından hakkında başlatılan icra takibinde nakdi alacak yanında ödenmemiş çek sorumluluk bedellerinin depo edilmesinin de talep edildiğini, davalı bankanın çek bedellerine ilişkin sorumluluğunun 30.06.2018 tarihinde sona erdiğini, nakdi alacağın ise kapak hesabına göre ödendiğini, bu nedenle davalının talep edebileceği bir alacak kalmadığını iddia ederek takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı taraf, davacının, dava dışı  ... A.Ş. ile imzalanan 29.09.2011 tarihli gayrinakdi çek kredisi sözleşmesine müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, sözleşmenin 11. maddesi uyarınca bankanın ödenmeyen çekler yönünden depo talep etme hakkının bulunduğunu, icra takibinin yapıldığı tarihte bankanın gayrinakdi risk ile ilgili depo talep etme hakkı varken yıllar sonra Çek Kanunu'nda yapılan değişiklik kapsamında sürenin geçtiği iddiası ile dava açıldığını, davanın açılmasına bankanın sebep olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamında; davalı banka ile dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında 33.000 TL limitli Gayrinakdi Çek Kredi Sözleşmesi'nin imzalandığı, davacının sözleşmeye 37.950 TL bedelle müteselsil kefil olduğu, davalı banka tarafından dava dışı şirkete çek karnesi verildiği, takip tarihinde bu çeklerden 30 tanesinin henüz ibraz sürelerinin gelmediği ve davalı tarafından takipte söz konusu çekler için yasal sorumluluk bedeli olan 31.350 TL'nin depo edilmesinin talep edildiği sabittir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilerek kök ve ek rapor alınmış, yapılan yargılama neticesinde; taraflar arasında münakid sözleşmenin münhasıran düzenlenmiş bir gayrinakdi çek kredisi sözleşmesi olduğu, genel kredi sözleşmesi olmadığı, sadece çek karnesi ve çek karnesinin kullanımına ilişkin hükümler içerdiği, sözleşmede davacıyı çek depo bedelinden sorumlu tutan düzenlemeler bulunduğu ve davalı bankanın talebinde haklı olduğu gerekçesiyle gayrinakdi alacağın depo edilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.Dava, İİK'nın 72. maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davasıdır. Her dava açıldığı tarihteki hal ve şartlara göre değerlendirilir. T.C. Anayasası'nın 141/3. maddesi hükmüne göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesinde gerek kendi içerisinde, gerekse gerekçe ile hüküm kısmı arasında çelişki olmamalı, mahkeme kararı bütünsellik esasına uygun olmalıdır. Nitekim, HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Kararın gerekçesiz oluşu, gerekçe ile hüküm arasında veya gerekçenin kendi içerisindeki çelişki, açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, İstinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.Davacı taraf, dava dilekçesinde davasını tamamen, dava ve takip konusu çekler hakkında Çek Kanunu'nun geçici 3. maddesinin 4. bendinde yer alan düzenlemenin uygulanması gerektiği, buna göre davalı bankanın çekler yönünden ödeme yükümlülüğünün kalmadığı ve fakat icra takibine devam edildiği iddiasına dayandırmış ve aşamalardaki tüm dilekçelerinde bu beyanını tekrarlamış olup alınan bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle bu iddia yönünden herhangi bir inceleme yapılmadığı gibi Mahkemece, icra dosyasının derdest olduğu nazara alınarak, bu iddia ve davalı tarafın bu iddiaya yönelik savunması hakkında Yargıtay kararları da gözetilmek suretiyle (Emsal olarak Yargıtay 11. H.D.'nin 2014/14800 Esas, 2015/1874 Karar sayılı ve 13.02.2015 tarihli kararı) herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu yönüyle karar gerekçesiz olup usul ve yasaya aykırıdır.  Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülmesi için Mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/12/2020 tarih ve 2019/1 Esas - 2020/878 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Artan gider avansı olması halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 30/05/2024 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"207859f93c362247","SID":"0ac59f9d265bf9c3"}}