{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/597 <br>KARAR NO: 2024/623<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/219 <br>KARAR NO: 2021/77<br>KARAR TARİHİ: 27/01/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında reklam anlaşması yapıldığı,  bu anlaşma ile müvekkil şirket davalıya ait reklamları yayınlamayı, davalı ise bu reklamların bedellerini ödemeyi üstlendiği,  sözleşme gereği kesilen faturaların  davalı şirketçe  ödemediğini bunun üzerine davalı şirket aleyhine   icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu belirterek, davanın kabulüne, davalının haksız ve kötü niyetli  itirazının iptaline ve takibin icra takibinden itibaren işleyecek yasal faizi ile devamına, icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, davacı beyanlarının gerçek dışı olduğu, davalının  davacı yana karşı hiçbir borcu olmadığı, davacının hizmet verdiğini iddia ettiği faturaların davalıya tebliğ edilmediği ve davacının buna ilişkin mal ve hizmet teslimini gösterir fatura ve belgeleri somut olarak ibraz etmesi gerektiğini açıklanan nedenlerde huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddini, haksız ve kötü niyetli icra takibi nedeniyle davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... Davacının davalıya düzenlediği 4 adet faturaya ilişkin icra takibi başlattığı, davalının cevap dilekçesi ile icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiği, icra dosyasının, tarafların BA ve BS kayıtlarının, faturaların, iki adet sözleşmenin dosya arasına alındığı, davalının icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazının dava konusu alacağın götürülecek borçlardan olması nedeniyle alacaklının ikametinde de takip talebinde bulunabileceği dikkate alınarak yerinde görülmediği, dosyada mali müşavir ...'den rapor ve ek rapor alındığı, davacının 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerinin lehine delil niteliğinde bulunduğu, ticari defterlerine göre alacağının bulunduğu, davalının ise ticari defterlerini usule uygun ihtara rağmen ibraz etmediği, Ba formlarından davalı tarafından Eylül 2018 dönemine ilişkin  davacı tarafından düzenlenen 2 adet faturanın kdv hariç bildiriminin yapıldığı, diğer faturaların bildirim tutarının altında kalması sebebiyle bildirimin yapılamayacağı, emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E:2016/4087 K:2017/261 kararı da ''davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığı halde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.''  birlikte değerlendirilerek davacının davasını ispat ettiği, alacağın likit olduğu ve davalının  haksız çıkması nedeniyle icra inkar tazminat şartlarının oluştuğu\"na dair karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalıya hizmete yönelik herhangi bir faturanın tebliğ edilmediği, davalının basiretli tacir olarak yaptığı alımları vergilendirmek amacıyla bildirimde bulunduğu, bu durumun hizmet alındığını kanıtlamadığı, ispat külfetinin davacıda olduğu, davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili talepli davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ...  E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının  4.867,63 TL+1.180,00 TL+1.829,00 TL+1.829,00 TL  olmak üzere 1.09.2018, 18.09.2018, 16.10.2018 ve 15.11.2018 tarihli faturalar nedeniyle  toplam 9.705,63  TL'nin tahsili için takip başlatıldığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Ödeme emrinde takibe konu faturaların '' İmg dijital teknik dergisi reklam bedeli '' açıklamaları ile  düzenlendiği  tespit edilmiştir. Mali müşavir tarafından düzenlenen 02.07.2020 tarihli raporda özetle; davacının 2018 ve 2019 yılı yasal defterlerinde borcun dayanağı olan belgelerin tamamının kayıtlı olduğu, davalı tarafça yasal belge ve defterlerin ibraz edilmediği, davacının kestiği , icra ve dava konusu edilen Eylül 2018 dönemine ait 2 adet KDV hariç 5.550,00 TL (KDV dahil 6.549 TL ) bedelli faturaların davalı tarafça tebliğ alındığı ve muhasebe kayıtlarına alınarak bağlı bulunduğu Yenikapı Vergi Dairesi'ne davacıdan alım olarak beyan edildiği, takibe konu diğer faturaların bildirim tutarı altında kalması nedeniyle bu hususta tespit yapılamadığı, davacının takip tarihi itibariyle cari hesap yönünden 9.705,63 TL tutarında alacaklı göründüğü belirtilmiştir. Mali müşavir tarafından ek raporda ise kök raporda yer alan görüşün muhafaza edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne  dair karar verilmiş olup, davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: 6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde \"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.\" hükmü yer almaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; \"...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nin m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır... Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nin 222. (6762 sayılı TTK'nin 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..\" şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyette olup, uyuşmazlıkta davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmediği,  fatura bedeli olarak  bildirim tutarı üzerinde kalan Eylül 2018 dönemine ait davacı tarafça  düzenlenen  2 adet faturanın  davalı tarafça Yenikapı Vergi Dairesi'ne davacıdan alım olarak beyan edildiği nazara alındığında, hizmetin verilmediği iddiasını ispatla yükümlü olan tarafın davalı olduğu anlaşılmaktadır. Somut davada,  taraflar arasında yapıldığı anlaşılan reklam anlaşması ile davacının davalı şirkete ait reklamları yayınlamayı, davalının ise bu reklamların bedellerini ödemeyi üstlenmiştir.  Takibe konu fatura bedellerinin davalıdan tahsiline yönelik davalı aleyhine başlatılan icra takibinde tarafların haklılık durum ve oranının araştırılmasına yönelik bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ise de, davalı tarafın yasal defter ve dayanak belgeleri incelemeye ibraz etmediği , TTK hükümleri uyarınca usulüne uygun tutulan ve kendi lehine delil olma vasfına haiz davacı tarafın ticari defterinde ise dava konusu faturaların tamamının işlendiği  anlaşılmıştır. Davacı tarafın yasal defterlerinde 120.00.078 nolu cari hesap kodunda davalı taraf izlenmiş ve 2018 yılından devreden alacak bakiyesi 9.705,63 TL olarak tespit edilmiştir. Yukarıda da belirtildiği üzere, bildirim tutarı üzerinde kalan Eylül 2018 dönemine ait  2 adet fatura da davalı tarafça, davacıdan ''alım'' olarak vergi dairesine bildirilmiştir. Tüm bu deliller ışığında,  takibe konu faturalara  dayanak hizmetin verildiği davacı tarafça ispatlandığından  davanın kabulüne dair karar verilmesi  yerinde olup, aksi yöndeki istinaf sebebinin reddine dair karar verilmiştir. İş bu nedenle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 165,74‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 261,86 TL'nin istinaf eden davalıdan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b8ab14e98b869e1","SID":"6d00be0be50459f1"}}