{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1055 - 2024/758<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/1055 <br>KARAR NO\t: 2024/758<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/380 Esas 2021/838 Karar<br><br>DAVACI\t:   <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 24/05/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 05/06/2024<br><br>\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.05.2020 tarihinde, davalı ... idaresindeki, davalı şirket nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, davacıya ait park halindeki ... plakalı araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu ve aracın pert hale geldiğini, ... plakalı aracın trafik sigorta poliçesiyle sigortalı olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından aracın piyasa rayiç değeri üzerinden davacıya ödeme yapılması gerekirken 79.666,00 TL tutarında bir ödemenin yapılmış olduğunu, oysa aracın kazasız gerçek piyasa rayiç değerinin 105.000,00 TL civarında olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile bakiye hasar bedeli talebini 15.334,00 TL’ye yükseltmiş, 3.375,00 TL araç mahrumiyet bedeli talep etmiştir. <br>\tDavalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın, davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı ile davalı şirket arasında 24.06.2020 tarihinde mutabakat sağlanarak ibraname imzalandığını ve davacıya toplamda 79.666,00 TL ödemenin yapıldığını, dolayısıyla da davacının gerçek zararının karşılanmış olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; kazanın yol kusurundan kaynaklandığını, keza davalı sürücünün yolu frenle inmesine rağmen hakimiyetini kaybettiğini, kazanın gerçekleştiği yolda hız yapmasının mümkün olmadığını, dolayısıyla yolun yapım ve bakımından sorumlu kurumun kusurlu olduğunu, davacının aracın ikinci el rayiç değerine ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece yapılan yargılama sonunda; 23.06.2021 tarihli makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda, davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı araç sürücüsü davalı ...’ın meydana gelen kazanın oluşumunda, 2918 sayılı KTK'nın 47/d., 52/b. ve 84/I. maddeleri kural ihlallerini işlemiş olmakla %100 oranında kusurlu olduğu, davacıya ait ... plakalı aracın pert total durumunda ve hasar tutarının da 31.434,00 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından davacı tarafa 79.666,00 TL ödemenin yapılmış olduğunun tarafların kabulünde olduğu, aracın kaza tarihi itibariyle ikinci el rayiç değerinin 95.000,00 TL olarak belirlendiği, bu bedelden yapılan ödemenin mahsup edilmesi ile bakiye alacağın 15.334,00 TL olacağı, davacının ikame araç yoksunluk kaybının 3.375,00 TL olacağının mütalaa edildiği, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde talep edilmeyen araç mahrumiyet bedelinin talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 15.334,00 TL hasar bedelinin davalı sigorta şirketi yönünden 24.06.2020, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 30.05.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının araç yoksunluk kaybından kaynaklı tazminat talebinin reddine, karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi tarafından belirlenen aracın ikinci el rayiç bedelinin düşük olduğunu, buna yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, araç mahrumiyet bedeline ilişkin taleplerinin HMK’nın 180. Maddesinde düzenlenen talep sonucunun tamamen ıslahı mahiyetinde olduğunu, bu husus nazara alınmadan taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>\tDavacı vekili, davalı ... idaresindeki, davalı şirket nezdinde ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, park halindeki davacıya ait araca çarparak hasarlanmasına neden olduğunu, davalı şirket tarafından kısmi ödeme yapıldığını belirterek bakiye hasar bedelinin davalılardan tahsilini talep etmiştir.<br>\t6100 sayılı HMK'nın 176. maddesindeki “Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.” düzenlemesine göre ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaların, dava konusunun veya istem sonucunun değiştirilebilmesi imkanı sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Bu hale göre yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmadığı gibi, dava dilekçesinde talep edilmeyen zarar kalemleri de ıslah dilekçesi ile talep edilemez. HMK'nın  Davanın tamamen ıslahı başlıklı 180. Maddesinde ise - (1) Davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi hâlde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.\" şeklinde düzenleme yapılmıştır.<br>\tSomut olayda, dava dilekçesinde, dava konusu kaza nedeniyle davacının aracının ağır şekilde hasarlandığı, pert hale geldiği, davalı sigorta şirketi tarafından aracın ikinci el piyasa rayiç değeri olarak davacıya araç bedelinin ödendiği ancak ödenen bedelin az olduğu belirtilerek bakiye araç bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edildiği, 12.11.2021 tarihli ıslah dilekçesinde ise  aracın pert olması nedeniyle  araç bedeli ve yeni araç alınıncaya kadar geçecek süre için araç mahrumiyet bedelinin de talep edildiği, dilekçe de  HMK'nın 180. Maddesi gereğince davanın tamamen ıslah edildiğinin belirtilmediği görülmüş olup bu talebin HMK'nın 176. Maddesi gereğince dava değerinin ıslahına yönelik olduğu, araç mahrumiyeti bedelinin dava dilekçesinde talep edilmeyen zarar kalemi olması nedeniyle ıslah dilekçesi ile talep edilmesi mümkün olmadığından mahkemece talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tMahkemece, davacının aracının pert olması nedeniyle uğradığı zararın belirlenmesi yönünden konusunda uzman bilirkişiden rapor alındığı; raporda, aracın modeli ve diğer özellikleri gözetilerek kaza tarihi itibariyle ikinci el rayiç değerinin ayrıntılı şekilde incelenip değerlendirilerek belirlendiği, dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu, hesaplamanın yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde tanzim edilmekle denetiminin mümkün olduğu görülmekle hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediğinden davacı vekilinin bilirkişi raporuna yönelik istinaf itirazı reddedilmiştir.<br>\tAçıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar harcından peşin alınan 220,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 206,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br> \t4-İstinaf gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde davacıya iadesine ,<br>\t5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 24.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be1f964e34b1c0d1","SID":"6402e5b5bd020ef7"}}