{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/544 <br>KARAR NO: 2024/698<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO: 2019/243 <br>KARAR NO: 2020/866<br>KARAR TARİHİ: 21/12/2020<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 15/05/2024<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında, sözleşmeye istinaden, davalının talebi doğrultusunda, davalıya daha önce satılmış ürünlerin garanti ve bakım süresinin uzatılmasına ilişkin, müvekkili tarafından .. şirketine başvurulduğunu ... şirketinin kendilerine fatura tanzim ettiğini, bu nedenle bu faturayı 03.12.2018 tarih, ... numaralı e- faturayla davalıya yansıttıklarını, ancak davalının bu faturayı kabul etmediğini, bu nedenle davalıya; Kadıköy ... Noterliği, 13.12.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek tanzim edilen faturanın bedelinin talep edildiğini, davalının Beyoğlu ... Noterliği, ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle cevap verdiğini, cevaplarında bu hizmeti almadıklarını ve faturayı kabul etmediklerini beyan ettiklerini, bunun üzerine İstanbul ... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, ancak davalının takibe itiraz ederek durdurduğunu, İstanbul ... İcra Dairesi ... Esas sayılı icra dosyasına yapılan haksız itirazın kaldırılmasını, davalının kötü niyetli olarak İcra takibine itirazı nedeniyle, cn az %20 İcra İnkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında hali hazırda devam eden bir adet destek sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin fiyatlandırma ve ödeme başlıklı 5.1 maddesinde bakım sözleşmesinin aylık bedelinin 1.000,00.-TL artı KDV olduğunu, bu ücretinde davacı yana düzenli şekilde ödendiğini, müvekkilince davacı taraftan ... Bakım hizmetleri hususunda yalnızca fiyat teklifi aldıklarını, şirket yönetimince bunun uygun bulunmaması karşısında davacı ile herhangi bir sözleşme imzalanmadığını ve bu hizmet için talepte bulunmadıklarını, davacının dava konusu faturaya ilişkin delil olarak sunduğu sözleşmeden ne kendilerinin ne de davacının taraf olmadığını, bu kapsamda davacı ile bir sözleşme imzalamadıklarını, davacının tek taraflı iradesi ile müvekkilinin satın almamış olduğu ürün/hizmet dolayısıyla e-fatura tanzim ederek müvekkilini borçlandırmaya çalıştığını, bu nedenle davanın reddedilmesine, kötü niyetli başlatılan icra takibinden dolayı davacı aleyhine %20 den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece ''... taraflar arasında hizmet sözleşmesi bulunduğu, bu kapsamda davacının davalıya yazılım bakım ve destek hizmetinin verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacı tarafından hizmetin bakım ve onarım garanti süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme kapsamında davacının hizmet bedelini talep edip edemeyeceği hususlarındadır. Davalı, sadece fiyat teklifi alındığını, sözleşme imzalamadığı, onay verilmediğinden bahisle sözleşme ilişkisini inkar etmektedir. Davacı ise sözleşmenin yetkili kişinin onayıyla yürürlüğe girdiğini iddia etmektedir. Dava konusu sözleşme garanti süresinin uzatılmasına ilişkin olduğundan hizmet verilip verilmediği önem arz etmemektedir. Zira garanti süresi içerisinde bakım ve onarım hizmeti gerekmeyebilecektir. Mahkememizce tüm deliller toplanmış tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmiştir. Davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının kayıtlarında yer almadığı, davalının faturayı süresi içerisinde iade ettiği tespit edilmiştir. Bu halde ispat yükü halen davacıdadır. Davacı sözleşmeyi davalı şirketin yetkilisinin onayı ile yapıldığını ispatlaması gerekecektir. Ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde maillerde onay veren ...'in şirket yetkilisi olmadığı görülmüştür. Bu husus taraflarında da kabulündedir. Bu halde TBK madde 46 uyarınca yetkisiz temsilcinin işlemi ancak davalı şirket tarafından onandığı takdirde geçerli kabul edilebilecektir. 6102 sayılı TTK.nın 372. maddesi ve TBK'nın 46. maddesi uyarınca davalının çalışanı tarafından verilen onaya ilişkin yetkisiz temsil kapsamında davalı şirket tarafından işlemin onandığını ispatlanamamıştır. Bu halde sözleşmeden kaynaklanan alacaktan davalının sorumlu olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı kanaatiyle davanın reddine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlığın garanti bakım süresinin uzatılmasına ilişkin olduğu, davalı şirket tarafından e posta ile bakım süresinin uzatılmasına ilişkin teklifte bulunduğu ve garanti süresinin uzatılmasına ilişkin hizmetin davalı adına satın alındığı, iş bu nedenle 2.413,10 USD bedelli fatura düzenlendiği, red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiği, günlük ticari yaşamda hissedar ve imza yetkililerinin her türlü işleme ilişkin e-posta yazışmaları yapmasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiği, ticari teamül gereği imzaya yetkili bir yöneticinin e-posta göndermesinin de beklenemeyeceği, karşılıklı güven nedeniyle hizmetin verildiği belirtilmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;  Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı fatura bedelinin tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafça davalı aleyhine 2.413,10 USD tutarlı faturaya dayalı olarak 2.413,10 USD alacağın tazmini talep edildiği, ödeme emrine yönelik itiraz dilekçesi sunulduğu tespit edilmiş ve anılan faturanın bakım hizmetine ilişkin düzenlendiği anlaşılmıştır. Cevap dilekçesi ekinde yer alan ve davacı ile davalı arasında düzenlendiği ileri sürülen sözleşmeler: -...(müşteri) İle ... Şti. (BBS) arasında düzenlenen sözleşmede, müşteriye ait bakım ve destek hizmetlerinin verilmesinin amaçlandığı ve iş potansiyeli doğrultusunda bu gelişime uygun bilgi işlem yatırımlarının önerilmesi, planlanması ve uygulanması konusunda verilecek danışmanlık hizmetine ilişkin olduğu, müşterinin halihazırda elinde olan lisanslı ürünleri destek anlaşması kapsamında olup, yeni alınacak ürünler veya mevcut ürünlerin yeni çıkan versiyonlarının kurulumlarının ayrıca projelendirilecek belirtilmiştir. İş bu sözleşme doğrultusunda destek hizmetlerinin 5 gün x 9 saati kapsadığı, bakım sözleşmesinin aylık bedelinin KDV hariç 1.000,00 TL ve sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlüğe girip 1 yıl süreyle geçerli olduğu, taraflardan birinin sözleşme bitiminden en az 30 gün önce yazılı olarak bildirilmesi kaydıyla sözleşmenin son bulacağı, aksi takdirde aynı şartlar geçerli olmak üzere kendiliğinden yenileneceği belirtilmektedir. Somut davada, taraflar arasında 03.12.2018 tarihinde bakım sözleşmesi düzenlendiği konusunda ihtilaf bulunmayıp, uyuşmazlık davalı şirketin talebiyle satılan ürünlerin garanti-bakım süresinin uzatılmasına ilişkin olup, iş bu uzatma talebinde bulunduktan sonra düzenlenen fatura bedelinin ödenmemesi nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. İş bu nedenle, garanti süresinin uzatılmasına ilişkin düzenlenen sözleşme incelendiğinde ;sözleşmenin ıslak imzalı örneğinin dosyaya sunulmadığı ve ''sözleşme durumu'' başlığıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır. Sözleşme durum belgesinin taraflar arasında 01.06.2018 tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği belirtilmiş olup, sözleşmenin başlangıç maddesinde: Çözüm ortağı adı ve adresi : ... A.Ş. ... İş Biriminin Adı ve Adresi: ... Şti. olarak yer almaktadır. Sözleşmenin bilgileri kısmında sözleşmenin 01.06.2018 ile 31.05.2019 dönemine ilişkin olduğu, hizmetlerin son kullanıcıya (... Factoring A.Ş.) sağlanacağı belirtilmektedir. Mail yazışmaları: Davalı adına, dava dışı ... ...@...com.tr email adresinden, 18.05.2018 tarihinde, IB V3700 storage için 6 saat çözümlü carepack fiyat teklifi istendiği ve davacı adına dava dışı ... ...@...com e-mail adresinden 24.05.2018 fıyat teklifi gönderildiği, ...@...com.tr email adresinden 04.06.2018 tarihinde \"1 yıllık olarak yapalım lütfen\" diye cevap verildiği tespit edilmiştir. Dosyada yer alan İTO kayıtlarının incelenmesinde, ...'in davalı şirket temsilcisi veya ortağı olmadığı anlaşılmıştır. İhtarnameler: Davacı tarafça davalıya gönderilen Kadıköy ... Noterliği, 13.12.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde fatura bedelinin ödenmesi talep edilmiş ve davalı tarafından davacıya keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği, 19.12.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde, bahse konu ürün ya da hizmetin alınmadığını, bu nedenle faturayı ödeme olanağının bulunmadığı belirtilmiştir. <br>Bilirkişi Raporu: Tarafların ticari defterlerinin HMK'nin 222. maddesine göre delil niteliğine haiz olduğu, davacı ticari defterlerine göre, davacının dava tarihi itibariyle davalıdan 2.476,632 TL alacağının bulunduğu, davalı ticari defterlerine göre ise söz konusu faturanın davalı kayıtlarında yer almadığı ve bu nedenle davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine dair karar verilmiş olup davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.  Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi: Uyuşmazlığa konu 01.06.2018 tarihli sözleşmenin hukuki niteliği incelendiğinde ; sözleşmeyi imzalayanların ... A.Ş. ile ... Şti. olduğu ve iş bu garanti süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşmede davalının hizmetlerin sağlanıldığı son kullanıcı olarak 3. maddede belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu haliyle, öncelikle üçüncü kişi yararına olarak düzenlenen sözleşmenin geçerlilik şartlarının incelenmesi gerekmektedir. Üçüncü Kişi yararına olan sözleşmenin geçerli olarak kurulabilmesi tarafların (vaad ettiren ile vaad eden) fiil ehliyetine sahip olmaları gerekmektedir. Üçüncü kişinin alacak hakkını kazanması için sözleşmeye katılması gerekmediği gibi böyle bir sözleşmeden haberdar olması da gerekmemektedir. Bir sözleşmede ifanın taraflarca üçüncü kişiye yapılmasının kararlaştırılmasına, üçüncü kişi yararına sözleşme denir. Üçüncü kişi yararına sözleşmeler de eksik üçüncü kişi yararına sözleşme ve tam üçüncü kişi yararına sözleşme olmak üzere ikiye ayrılır. Eksik üçüncü kişi yararına sözleşmede üçüncü kişi sadece vaat eden tarafından teklif edilen ifayı kabul yetkisine sahip olup, buna karşılık ondan borcun ifasını isteme hakkına sahip değildir. Bu tür sözleşmelerden yalnız vaat ettiren lehine alacak hakkı doğar. Borcun üçüncü kişiye ifasını talep hakkı da vaat ettirene aittir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde ise üçüncü kişi, vaat edilen edimin ifasını talep yetkisine sahiptir. Tam üçüncü kişi yararına sözleşmeden doğan borç da üçüncü kişiye ifa edilir. Sözleşmede aksine bir hüküm yoksa bu yetkinin vaat ettirene de tanınması gerekir. Ancak bu halde vaat ettiren ile üçüncü kişi, vaat edene karşı müteselsil alacaklı sıfatına sahip olmazlar. Zira burada üçüncü kişi veya vaat ettiren, borcun içlerinden birine değil, sadece üçüncü kişiye ifa edilmesini isteyebilirler. Dolayısıyla gerek eksik gerekse tam üçüncü kişi yararına sözleşme olsun, borcun ancak üçüncü kişiye ifası istenebilir. Bununla birlikte tam üçüncü kişi yararına sözleşmelerde borçlu, üçüncü kişiye hiç veya gereği gibi ifada bulunmazsa, vaat ettiren bu yüzden uğradığı zararın tazmin edilmesini, üçüncü kişiden bağımsız olarak veya onun yanında talep edebilir (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel, 18. Baskı, s:1150) Üçüncü kişiye sözleşmenin tarafı olmadığı için bu sözleşmeden onun aleyhine hiçbir borç doğmayacağı gibi herhangi bir yükümlülük de doğmaz (Prof. Dr. Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınları, 26. Baskı, sh:1291) Bilindiği üzere temsil ve üçüncü kişi yararına olan sözleşme arasındaki benzer nokta, her ikisinde de, sözleşmede taraf olmayan bir kişi/şirket doğrudan doğruya hak sahibi olmaktadır. Her iki kurum aşağıdaki noktalarda birbirinden ayrılmaktadır. Bir defa, doğrudan doğruya temsilde, mümessil temsil olunan adına sözleşmeyi yapar, fakat bu sözleşmenin tarafı değildir. Sözleşmenin tarafı temsil olunandır. Oysa üçüncü kişi yararına sözleşmede vaad ettiren sözleşmenin tarafıdır. Vaad ettiren mümessili olmayıp, kendi adına hareket ettiği için, üçüncü kişiye rağmen sözleşme bir temsil ilişkisi değildir. Diğer taraftan üçüncü kişi lehine sözleşme, bundan yararlanan kişinin katılmasına gerek olmadan yapılır; buna karşılık temsil, temsil edilenin vermiş olduğu yetkiyi veya sonradan belirlenecek onamayı gerektirir. Üçüncü kişi yararına sözleşme vaad ettirenin TBK m. 129'a göre geri alma yetkisi vardır; Oysa temsilde temsil olunanın böyle bir yetkisi yoktur. (Prof. Dr. Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Yetkin Yayınları, 26. Baskı, sh:1297) Somut davada, her ne kadar sözleşme ile ilgili davalı şirket çalışanı olduğu anlaşılan dava dışı ... ile davacı şirket çalışanı arasında garanti sözleşmesinin uzatılmasına ilişkin mail yazışmaları bulunuyor ise de; yukarıda da belirtildiği üzere dava dışı ...'in özleşmenin yapıldığı tarihte davalı şirket yetkilisi /temsilcisi olmadığı dosyada mübrez İTO kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davacı şirket vekili tarafından sunulan beyan dilekçesinde de, davacının ... bayisi olduğu için, ...den ... A.Ş. Lehine 1 yıl süre ile garantili bakım hizmeti sözleşme yapıldığı belirtilmiştir. Bu haliyle, davalı yararına (üçüncü kişi yararına) sözleşmeye istinaden düzenlenen fatura uyarınca davalı aleyhine takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere, üçüncü kişi yararına (davalı) sözleşmede, üçüncü kişi sözleşmenin tarafı olmadığı için bu sözleşmeden onun aleyhine hiçbir borç doğmayacağı nazara alındığında, mahkemece davanın reddine dair karar verilmesinin yerinde olduğu açıktır.   İş bu nedenle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nin 353/1-b1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan başvuru harcının hazineye GELİR KAYDINA,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL'nin istinaf eden davacıdan tahsili ile hazineye GELİR KAYDINA,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"361ea64abac54502","SID":"7782ae9946176a48"}}