{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/2650 <br>KARAR NO: 2024/2281<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/05/2022<br>NUMARASI: 2021/664 Esas 2022/324 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/06/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Alacaklısı ... AŞ, borçlusu dava dışı üçüncü şahıs ... Tic Ltd Şti olan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasındaki borca istinaden 02/11/2016 tarihinde  davacı şirketin adresine gelinerek borçlu şirket ile davacı arasında organik bağ olduğu iddiasıyla davacı şirketin menkul mallarına haciz işlemleri uygulandığını, davacının ise borçlu şirket ile herhangi bir organik bağ olmaması ve menkul malların kendilerine ait olduğu ileri sürerek istihkak iddiasında bulunduğunu, davacı şirketin istihkak iddiası sebebiyle haciz işlemleri uygulanmış ise de muhafaza işlemlerinin uygulanmadığını, davacı şirketin istihkak iddiası üzerine icra dosyasının İstanbul 17.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1289 esas sayılı dosyası ile açılan dava dosyasına gönderildiğini ve mahcuz mallara ilişkin faturalar başta olmak üzere başkaca delilleri ve açıklamalarının sunulmasına fırsat vermeden takibin devamı yönünde karar alındığını, alınan karar gereğince 22/11/2016 tarihinde davalı-alacaklı tarafça bu defa muhafaza işlemlerinin tatbik edilmek üzere davacı şirket adresine gelindiğini, İstanbul 17.İcra Hukuk Mah.dosyasında taraflarına verilen 7 günlük istihkak davası açma ve teminat karşılığı tedbir kararı çıkarılma ihtimaline binaen davlı şirketten süre istenilmiş ise de davacı şirketin mahcuz mallarına ilişkin muhafaza işlemi yapılması tehdidiyle karşılaşıldığını,  haciz baskısı esnasında davacının 10.000 TLyi makbuz karşılığı davalı vekiline ödediğini, bakiye 13.900 TL için de 25/11/2016 tarihli bir adet senet verdiğini, anılan senedin de ödemesinin yapıldığını, davalı şirketin kötü niyetli eylemleriyle toplamda 23.900 TL ödeme yaptırarak davacı ... mağdur ettiğini ve sebepsiz zenginleştiğini, akabinde istihkak davasında ise İstanbul 17.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1380 esas 2019/774 karar sayılı 26/09/2019 tarihli kabul kararının 31/01/2020 tarihinde kesinleştiğini, istihkak kararının kesinleşmesine rağmen davalı şirket tarafından yapılan ödemenin iade edilmemesi sebebiyle 23.900,00 TL nin ticari faizi ile birlikte tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi açıldığını, ancak borçlu şirket tarafından itiraz üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu beyanla, haksız itirazın iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıya ödenmesine karar verilmesini  talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde;  Davalı şirketin kambiyo senedine dayanan alacağının tahsili amacıyla borçlu ... Tic Ltd Şti aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosaysı ile icra takibi başlandığını, akabinde borçlu ... Şti'nin menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi ve muhafazası için 02/11/2016 tarihinde gerçekleştirilen haciz işlemleri sırasında davacı yanca borçlu ... Ltd Şti adına istihkak iddiasında bulunulduğunu, davalı tarafça istihkak iddiasına itiraz üzerine  İstanbul 17.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1289 esas sayılı dosyası ile takibin devamına karar verildiğini, mahkemenin takibin devamına kararına istinaden davacı şirkete tekrar hacze gidildiğini ve borçlu şirket ortağının aynı zamanda davacı şirket yetkilisi ... tarafından hiçbir ihtirazi kayıtta bulunulmaksızın borcun kabul edilip dosya borcuna istinaden ödeme yapıldığını ve 1 adet bono verildiğini, borca karşılık yapılan bu ödemenin iadesi için İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına takip konusu yapıldığını, yapılan bu haksız takibe taraflarınca itiraz edildiğini, davacı yanın iddiasının haksız olduğunu, haciz esnasında borcun bir kısmının ödendiğini kalan kısmına dair vade tarihili daha ileri olan bir çek verildiğini, haciz baskısı altında ödendiği iddiasını kabul etmemekle birlikte, işbu söylemler doğrultusunda ödemenin bir kısmının haciz işlemi sırasında diğer kısmının daha ileri tarihte ödendiğinin hem çekin ödeme zamanıyla hem de kendi beyanlarıyla sabit olduğunu, itirazın iptali davasında ileri sürülmesi gereken hususun davalının haksız yete itiraz ettiği ve bu sebeple takibin devamına karar verilmesi gerektiği olduğunu, lakin işbu davada davacı yanın icra takibi sırasında haksız olarak ödediğini iddia ettiğini, borçlu adına ödeme yapmış olan üçüncü kişinin yani davacının borçlu olmadığı halde ödeme yaptığını ileri sürerek açabileceği davanın istirdat davası olduğunu, ayrıca hak düşürücü süre ve zaman aşımı itirazlarının da bulunduğunu beyanla, haksız davanın reddini, alacağın %20'sinden az olmamak üzere davacının kötü niyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.  İlk Derece Mahkemesince; \"...  Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup,  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, İstanbul 17.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1380 esas 2019/774 karar sayılı dosyası  celp  olunmuştur.  İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Tic Ltd Şti tarafından borçlu ... AŞ aleyhine 23.900TL asıl alacak, 14.308,57TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 38.208,57TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu görülmüştür. İstanbul 17.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1380 esas 2019/774 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı ... Tic Ltd Şti tarafından davalı ... AŞ aleyhine  açılan istihkak davasında, 30/09/2019 tarihli karar ile davanın kabulü ile İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 02/11/2016 tarihinde gerçekleştirilen haciz ile haczedilen taşınırların üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.Dava,  İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası sebebiyle davacıdan haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen paranın tahsili maksadıyla davacı tarafından başlatılmış olan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılmış olan itirazın iptaline ilişkindir.Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalının savunması, icra takip dosyası  ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davalı şirketin kambiyo senedine dayanan alacağın tahsili amacıyla borçlu ... Tic Ltd Şti aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlandığı, akabinde borçlu ... Şti'nin menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczi ve muhafazası için 02/11/2016 tarihinde gerçekleştirilen haciz işlemleri sırasında davacı yanca borçlu ... Ltd Şti adına istihkak iddiasında bulunulduğu, davalı tarafça istihkak iddiasına itiraz üzerine  İstanbul 17.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1289 esas sayılı dosyası ile takibin devamına karar verildiği,  mahkemenin takibin devamına kararına istinaden davacı şirkete tekrar hacze gidildiği ve dosya borcuna istinaden davacı tarafından ödeme yapıldığı ve 1 adet bono verildiği, mahkememizdeki davaya konu uyuşmazlığın ise, borca karşılık yapılan bu ödemenin iadesi için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalının itirazının iptali noktasında toplandığı tespit edilmiştir. İİKnun 67.maddesine itirazın iptali davasına ilişkin olarak  \" Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir\" denilmekte olup, İİKnun 72.maddesinde ise \"Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir\" denilmektedir. Dosyanın incelenmesinde davalı tarafından süresinde borca itiraz edildiği, 1 yıllık hak düşürücü süre içerinde itirazın iptaline dair davanın açıldığı anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamına göre; Dava dışı borçlu  ... LTD Şti aleyhine davalı tarafından takipte davacının adresinde yapılan haciz işleminde davacının haczedilen mallar yönünden istihkak iddiasında bulunduğu, davalıya da 02/11/2016 tarihinde 10.000,00-TL nakit olarak ödendiği, 13.900,00-TL tutarında da bono verildiği, bonodan kaynaklanan borcun da 25/11/2016 tarihinde ödendiği, davacının ödemiş olduğı bu bedelleri davalıdan tahsil edebilmek maksadı ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.Davacı tarafından yapılan ödemelerin ihtirazi kayıt konulmaksızın yapılmış olması, yine istihkak iddiasında bulunulmuş olması sebebi ile İİK 99. Maddesi gereğince haczedilen malların da muhafaza altına alınamayacağı bu sebeple davacının ödemeyi haciz baskısı altında yapmış sayılamayacağı, davacının üçüncü kişinin borcunu hataen ödediğine dair bir iddiasının da bulunmadığı dikkate alındığında davacının sebepsiz zenginleştiğinden bahsedilemeyeceği gibi aynı sebeplerle istirdat iddiasının da kabul edilemeyeceği bu sebeplerle davanın reddi gerekse de, öncelikle zaman aşımının değerlendirilmesi gerektiği, buna göre sebepsiz zenginleşmeye ilişkin taleplerin sebepsiz zenginleşen ve zenginleşmenin öğrenilmesinden itibaren 2 yıllık süre içerinde zamanaşımına uğrayacağı,  yine istirdat davasının da ödeme tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması gerektiği,  takibin bu süreler geçtikten sonra  18/10/2021 tarihinde başlatıldığı bu tarih itibarlı ile de sürelerin dolmuş olduğu, davacının ödeme tarihleri itibarı ile zenginleşeni ve zenginleşme miktarının bildiği bu sebeple İstihkak davasının kesinleşme tarihinin zamanaşımına bir etkisi olmadığı kanaatine varılmakla; Davanın reddine,  ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.  Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, davanın istirdat davası olarak nitelendirilmesi halinde 1 yıllık hak düşürücü süre geçmeden açıldığını, istirdat davası olarak kabul edilmeyip sebepsiz zenginleşme davası olarak kabul edilmesi halinde ise; İstihkak davasının 31.01.2020 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında 25.01.2021 tarihinde icra takibi, 18.10.2021 tarihinde itirazın iptali davasının açılması dikkate alındığında 2 yıllık zamanaşımı süresinde açıldığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Davacının borçlu olmadığı bedeli, haciz tehdidi altında davalı alacaklıya ödediği iddiasına dayalı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı itirazın iptali talebine ilişkindir.2004 sayılı  İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/1. maddesinde; “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir” hükmünü içermektedir. Aynı maddenin 7. fıkrasında ise “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir”  düzenlemesi mevcuttur. İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. Yalnız, davanın şartı icra hukukuna dayanmaktadır: Borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi sebebiyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmasıdır (Arslan, Ramazan/Yılmaz, Ejder/Taşpınar Ayvaz, Sema/ Hanağası, Emel: İcra İflas Hukuku, Ankara 2018, 4. Baskı, s. 228). Borcun kaynaklarından biri olarak öngörülen sebepsiz zenginleşme, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Benzer hükümler 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 77 ve devamı maddelerinde de yer almaktadır. BK’nın 61. maddesi; “Haklı bir sebep olmaksızın aharın zararına mal iktisabeden kimse, onu iadeye mecburdur. Hususiyle muteber olmayan veya tahakkuk etmemiş bulunan bir sebebe yahut vücudu nihayet bulmuş olan bir sebebe müsteniden ahzolunan şeyin, iadesi lazımdır” hükmünü haizdir.  Haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğmuş olur. Zamanaşımına uğramış bir borcun ifasından veya ahlakî bir ödevin yerine getirilmiş olmasından kaynaklanan zenginleşmeler geri istenemez. Hukuka ya da ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez (Türk Hukuk Lûgatı, s. 962).  Buna göre  borcun kaynağı olarak  öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; Bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun sebepsellik (illiyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir.Sebepsiz zenginleşmeden bahsedilebilmesi için diğer şartların yanında en önemlisi zenginleşenin mal varlığında meydana gelen artışın haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Zira zenginleşmeyi doğuran sebep, kazandırma veya zenginleşenin müdahalesi ya da umulmayan bir olay olabilir. Nitekim BK’nın 61. maddesinde özellikle “haklı bir sebep olmaksızın” ifadesine yer verilmiş ve haklı olmayan sebep teşkil edecek hususlar örnek olarak sayılmıştır. Bu durumda kazandırmaya (edime) dayanan sebepsiz zenginleşme; “geçerli olmayan sebebe” veya “gerçekleşmemiş sebebe” veyahut “sona ermiş sebebe” dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme hâlinde zenginleşen ve fakirleşen arasında kanun gereği bir borç ilişkisi doğmakta olup, bu borcun konusu mal varlığında meydana gelen fazlalığın geri verilmesidir. Sebepsiz zenginleşmede sadece mal varlığındaki eksilmenin giderilmesinin talep edilmesi söz konusudur.  Görüldüğü gibi, sebepsiz zenginleşme, ikincil (talî) niteliktedir ve mal varlığındaki azalmanın başka aslî nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Başka bir anlatımla aynı olayda, aynî haktan (istihkak davası), zilyetlikten, sözleşmeden, sözleşme benzeri hukukî ilişkiden veya haksız fiilden kaynaklanan bir talebin ileri sürülmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulama alanı bulamayacaktır. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2021 tarihli ve 2017/(23)6-868 E., 2021/1646 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Gelinen noktada, icra takibinin davacı şirket adına yapılmamış olması, başka bir deyişle davacının icra dosyasının borçlusu konumunda bulunmaması davanın istirdat davası olmaması yönünden ayırıcıdır. Çünkü yukarıda da izah edildiği üzere, istirdat davalarında icra takibinin borçlusu, borçlu olmadığını düşündüğü bir parayı cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olmaktadır. Kaldı ki, dosya kapsamı itibariyle, hacze gelinen adresin dahi asıl borçlu şirkete ait olmadığı görülmektedir. Tüm bunlara rağmen, asıl borçluyla ilgisi bulunmayan davacının adresine gelinerek malları haczedilmeye çalışılmış, bunun üzerine davacı tarafça haciz baskısı altında  ödeme yapmak durumunda kalınmıştır. O hâlde, eldeki davanın sebepsiz zenginleşme hukuksal sebebine dayalı olduğu kabul edilmelidir.Davacının icra dosyasına haciz tehdidi altında yatırmış olduğu parayla kim menfaat temin ediyorsa onun sebepsiz zenginleşme davasının muhatabı olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır. İİK’nın 12. maddesine göre icra dairesi takip edilen para alacağına mahsuben üçüncü şahıs tarafından ödenen paraları kabule mecburdur. Bununla borçlu bu miktar kadar borcundan kurtulur. Somut olayda da davacı, yatırdığı parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla yatırmıştır. Yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur.  Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır. Aksinin kabulü, davacıyı muhatabı olmayan, borcu ödeme kabiliyetinin olup olmadığı belirsiz dava dışı borçluya yönelmeye zorlayacaktır ki, bu tür bir riskin davacıya yüklenmesi adil olmaz. Öyle ise, dava konusu olayda sebepsiz zenginleşenin davalı olduğunun kabulü gerekir (Aynı doğrultuda HGK'nın 2022/3-80 E.-2022/107 K. Sayılı ilamı).Bununla beraber davalının kötü niyetli olarak haciz yaptığı iddiası ispatlanamamıştır.04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara; İleri sürülen  olayları hukuken nitelemek, uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk Hukuku'nu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;İstanbul 17.İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1380 esas 2019/774 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı ... Tic Ltd Şti tarafından davalı ... AŞ aleyhine  açılan istihkak davasında, 30/09/2019 tarihli karar ile davanın kabulü ile İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 02/11/2016 tarihinde gerçekleştirilen haciz ile haczedilen taşınırların üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, bu suretle davalı tarafça yapılan haczin haksız olduğu, davacı şirketin icra dosyasına, kendisiyle ilgisi bulunmayan asıl borçlu şirketin borcunu ödediği ve davacı tarafından yapılan iş bu ödemenin davalının sebepsiz zenginleşmesine sebep olduğu, kararın 31/1/2020 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 2 yıllık zaman aşımı süresi dolmadan 18/10/20221 tarihinde açıldığı anlaşıldığından  davanın kabulüne hükmedilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.  Bu sebeplerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.  Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Davanın KABULÜ ile davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine yönelik yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  17/05/2022 tarih, 2021/664 Esas - 2022/324 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden bu kapsamda; 2-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının KABULÜ İLE; davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dava dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİNE, 2/a-Yasal şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 3- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 3/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.632,60 TL nispi karar ve ilam harcının peşin yatırılan 461,47 TL'nin mahsubuyla bakiye 1.171,13 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3/b-Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı, 461,47 TL peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı ile müzekkere, posta ve tebligat gideri 190,70 TL olmak üzere toplam 719,97 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,  3/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(1). maddesine göre 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 4/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 59,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam  280,20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise  kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 7- İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... Esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 7.130,00 TL teminatın 2004 Sayılı İİK'nın 36/5. maddesi gereğince yatıran davacı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/06/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ddc16d76426469c2","SID":"b2df92825c0d4f19"}}