{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2022/637 <br>KARAR NO: 2024/518<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 02/10/2020<br>NUMARASI: 2018/1180 Esas, 2020/425 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 08/05/2024 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında 25/12/2014 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme konusunun ... - ... - ... ve ... bayilerinin dış cephe, tabela, yatırım ve servis işleriyle ilgili olduğunu, sözleşmeyle bu işlerin müvekkiline verildiğini, davalıdan iş talebi alındığında, iş talebi gelen bayilerin tabelalarının ölçü ve keşif işlerini müvekkilinin yaptığını ve keşif sonrası sunulan aplikasyonların davalı şirket tarafından onaylandıktan sonra işin birim fiyatlarının belirlendiğini, müvekkilinin imalata başlayıp, sözleşme gereği edimlerini yerine getirdiğini, taraflar arasındaki bu sözleşmenin esasen çok önce kurulduğunu, tarafların 20 yıldır birlikte çalıştıklarını ancak ortada hiç bir sebep yokken davalının Beyoğlu .... Noterliğinden 02/02/2018 tarihinde ... yevmiye sayılı bir ihtar göndererek sözleşmeyi fes ettiğini bildirdiğini, bu durumun müvekkilinin gelirinde azalma meydana getirdiğini ve o yılın cirosundan mahrum kaldığını, sözleşmenin 2 yıl için yapılıp, taraflardan herhangi birinin süre sona ermeden 3 ay öncesinde fesh etmemesi halinde 2 yıl süreyle daha uzamış sayılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin en azından 01/01/2019 tarihine kadar sözleşmenin devam edeceği hususunda güven duyduğunu, ticari işlerini buna göre düzenlediğini, müvekkilinin yaptığı ticari faaliyetin %90'ının davalı ile olan ilişkiden kaynaklandığını, davalı tarafça akdin haksız yere feshedilmesi nedeniyle fazlaya dair haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davacı ile akdedilen sözleşmeyi, sözleşmenin 11. Maddesine uygun olarak feshettiğini, bu maddede iş veren olarak müvekkiline nedensiz fesih hakkı tanındığını, bir ay önceden yazılı bildirimde bulunmak suretiyle akdi feshetme yetkilerinin bulunduğunu, kaldı ki, feshin sebepsizde olmadığını, davacının mali durumunun kötüye gittiği yönünde piyasada haberlerin dolaştığını, bunun üzerine müvekkili tarafından da bir araştırma yapıldığını, bu araştırma sonucunda davacının SGK ve vergi borçlarının bulunduğu, Yapı Kredi bankası tarafından başlatılan icra takibine maruz kaldığı, Merkez Bankası nezdinde karşılıksız çek kayıtlarının olduğu, yakın zamanda bir faktoring şirketinin davacıya ait çeki kabul etmediği, leasing borçlarının olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle ticari ilişkinin devam etmesinde müvekkili yönünden risk bulunduğunu, davacının ticari işlerinin %90'ının müvekkili ile olduğuna dair iddiasınında doğru olmadığını, zira davacının kendileri haricinde 29 adet şirketle daha çalıştığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, tarafların tacir olduğu, aralarındaki sözleşme ile iş verene fesih ihbarlı, tek taraflı ve nedensiz fesih hakkı verildikten sonra; bu hakkın  kullanılması halinde buna dayanarak tazminat talep edilemeyeceği, davacının basiretli bir tacir gibi davranması ve bu durumla karşıya gelmek istemiyorsa böyle  bir hükmü sözleşmeye koydurmaması, karşı taraf ısrarlı davranırsa o takdirde de imzalamaması gerektiği, davacının sözleşmedeki bu düzenlemeyi kabul edip, davalı iş vereni akde razı ettikten sonra bu maddenin hakkında uygulanmasına engel olmasının kabul edilemeyeceği, aksi düşüncenin sözleşme serbestsine de aykırı olacağı, kaldı ki, davacının zararının tespiti ve tahsilini talep etmesine rağmen, zararının tespiti yönünden ticari defterlerini ibraz etmesi için kendisine kesin mehil verildiği, davacının 2018 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdiklerinin bulunmadığı ve defteri kebirini sunmadığı, defteri kebirin, yevmiye defterlerine kaydedilmiş olan işlemleri buradan alarak sistemli bir şekilde hesaplara dağıtan ve düzenli olarak bu hesaplarda toplayan muhasebe defteri olduğu, yevmiye defterlerine yapılan işlemlerin tarih ve işlem sırasına göre belli bir düzenlemeye tabi tutulmadan yazıldığı, işletmenin muhasebe işlemlerinin takip ve kontrolü için muhasebe kayıtlarının hesaplara dağılımının ve hesaplardaki hareketlerin takip ve kontrolünün sağlanmasının defteri kebir ile olacağı, davacının zararının ispatı yönünden defteri kebirin önemli olduğu gibi, 2018 yılına ilişkin yevmiye defterinin de kapanış kaydının bulunmadığı, zararında 2018 yılı içinde doğup, bu yıla ilişkin zararın istendiği, bilirkişiler tarafından hesaplanan zararında kapanış tasdikli olmayan yevmiye defteri doğru kabul edilerek hesaplandığı, bu nedenle davacının, usulüne uygun zararını da ispatlayamadığı gerekçesi ile, Davanın REDDİNE, karar verilmiş, karara karşı davacı vekilli istinafa başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, taraflar arasında 01.01.2015 tarihinden geçerli olmak üzere yazılı sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin konusunun davalının yazılı talebine istinaden davacı şirketin ürün ve fiyat listesi ve nitelikleri belirtilen işlerin montajları dahil anahtar teslim olarak malzeme temini, nakliye ve montaj işlemlerinin yapılması olduğunu, sözleşmenin “süre ve fesih” başlığı altında düzenlenen 11. maddesinde “işbu sözleşme 01.01.2015 tarihinde yürürlüğe girer ve 2 yıl müddetince yürürlükte kalır. Sözleşmenin taraflardan biri tarafından süresinde feshedilmemesi halinde sözleşme süresi 2 yıl uzamış sayılır.” hükmü bulunduğunu, sözleşmenin 11.1 maddesi hükmü uyarınca 3 ay önce herhangi bir fesih bildirimi yapılmadığından taraflar arasındaki sürekli edimli sözleşmenin 31.12.2018 tarihine kadar uzadığını, sözleşme feshedilmemiş olsaydı müvekkilinin davalı ile olan ticari faaliyetine devam edeceğini ve fesih tarihi olan 02.03.2018-31.12.2018 arasındaki (304 gün) süre içinde de net satış ve ciro elde edeceğini, davalının sözleşmeyi, sözleşmenin 11.1 nolu maddesinde kendisine tanınmış olan “1 ay önceden feshi ihbarda bulunmak şartıyla sebepsiz olarak feshetme” hakkına istinaden, hiçbir sebep göstermeden 02.02.2018 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmeyi 1 ay sonrası için feshettiğini, her ne kadar sözleşmede fesih hakkı tanınmış olsa bile davalının bu hakkını dürüstlük kuralı ile bağdaşmayan şekilde kullandığnı, müvekkilinin kar mahrumiyetine sebep olduğunu, MK m. 2 hükmünde yer bulan dürüstlük kurallarının, sözleşmeye ait bir geçerlilik şartı değilse de, tarafların hak ve borçlarının kapsamını belirlemede, sözleşmenin yorumlanmasında, tamamlanmasında ve güven ilişkisinin anlam bulmasında ihtiyaç duyulan bir ilke olduğunu, bu sebeple sözleşmeden doğan hakların dürüstlük kurallarına uygun kullanılıp kullanılmadıklarının denetlenmesi gerektiğini, 14.02.2020 tarihli bilirkişi raporunun mali kısımdaki tespitlerden de anlaşılacağı üzere fesih tarihi itibariyle müvekkilinin mali durumunun bozulmadığını, dolayısıyla da davalıya olan yükümlülüklerini aksatma tehlikesi bulunmadığını, hatta çalışma sermayesi ve likiditesi incelendiğinde, sermayesinin ve likidite kapasitesinin borçlarını ödemeye yeterli olduğu, öz sermayesini fazlasıyla koruduğunun tespit edildiğini,  fesih ihtarnamesi taraflarına gönderilene kadar aralarındaki iş ilişkisinin devam ettiğini, bir önceki yıldan yani 2017 yılından kalan 95 adet bayiinin söküm/tabela işleri bulunmaktayken ve devam ederken davalı şirketin haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini, davalının düzenli olarak iş mailleri göndermeye de devam ettiğini yani yeni yıl için de geçerli olarak sözleşmenin devam edeceğine dair güven verdiğini, davalı tarafından yapılan bu haksız ve nedensiz fesih nedeniyle müvekkili şirketin tasfiye aşamasına geldiğini, davalının müvekkilinin ticari hayatının mahvına sebep olduğunu, ayrıca davalının müvekkiline fesih ihbarnamesi gönderdikten yaklaşık 2,5 ay sonra da müvekkiline iş maili gönderdiğini, bu duruma anlam verilememekle birlikte müvekkilinin zor durumda olması sebebiyle işi kabul ettiğini ve faturalandırarak işi tamamladığını, bu durumun da davalı tarafça açıkça iyiniyet kurallarına aykırı davrandığını gösterdiğini belirterek  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Dava taraflar arasındaki sözleşmenin feshinden kaynaklı zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacı vekili, taraflar arasında 25/12/2014 tarihinde sözleşme imzalandığını; sözleşme konusunun ... - ... - ... ve ... bayilerinin dış cephe, tabela, yatırım ve servis işleriyle ilgili olduğunu; sözleşmenin 2 yıl için yapılıp, taraflardan herhangi birinin süre sona ermeden 3 ay öncesinde fes etmemesi halinde 2 yıl süreyle daha uzamış sayılacağının kararlaştırıldığını; davacı şirketin en azından 01/01/2019 tarihine kadar sözleşmenin devam edeceği hususunda güven duyduğunu, ticari işlerini buna göre düzenlediğini,yapmış bulunduğu ticari faaliyetin %90'ının davalı ile olan ilişkiden kaynaklandığını; tarafların 20 yıldır birlikte çalıştıklarını ancak ortada hiç bir sebep yokken davalı şirketin  Beyoğlu ... Noterliğinden 02/02/2018 tarihinde ... yevmiye sayılı bir ihtar göndererek sözleşmeyi fes ettiğini bildirdiğini; bu durumun müvekkilinin gelirinde azalma meydana getirdiğini ve o yılın cirosundan mahrum kaldığını belirterek haksız fesih nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmiş, davalı ise sözleşmenin 11/1 maddesi gereğince önel verilerek sözleşmenin feshedildiğini, davacının ekonomik durumunun iyi olmadığına ilişkin duyumlar almaları, davacının SGK ve vergi dairesine  yüklü miktarda borcu olduğunu öğrenmeleri ve vergi dairesince davacının vergi borcu nedeniyle kendilerine haciz ihbarnamesi yapılması üzerine davacının ileride taahhütlerini yerine getirememesi ihtimaline karşılık sözleşmeyi haklı olarak feshettiklerini savunmuştur. Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmenin 11/1 maddesinde davalıya 1 ay önceden ihtar etmek şartı ile sebepsiz olarak sözleşmeyi feshetme hakkı tanındığı, davalının sözleşmenin bu maddesine göre sebep bildirmeksizin sözleşmeyi feshettiği, tarafların tacir olmaları nedeniyle sözleşme serbestisi içinde bu maddenin geçerli olduğu, ayrıca davacının usulüne uygun olarak fesih nedeniyle zararını da ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Dosya içinde bulunan belgelerden, taraflar arasında 25/12/2014 tarihli sözleşme imzalandığı,  11. Maddede sözleşmenin 2 yıl için yapılıp, taraflardan herhangi birinin süre sona ermeden 3 ay öncesinde feshetmemesi halinde 2 yıl süreyle daha uzamış sayılacağının kararlaştırıldığı, 11.1 maddesinde davalının 1 ay önceden ihbarda bulunmak kaydı ile sözleşmeyi dilediği zamanda tazminatsız olarak feshedebileceği, 11.2 ve 11.3 maddelerinde haklı fesih sebeplerinin düzenlendiği, sözleşmenin, davalı şirketin, Beyoğlu ... Noterliğinden, davacı şirkete keşide ettiği ... yevmiye sayılı ihtarname ile; 25.12.2014 tarihli sözleşmenin, 11.1 maddesi uyarınca işbu ihtarnamenin muhataba tebliğ tarihini takip eden bir aylık sürenin sonu itibariyle tek taraflı olarak feshedildiği sabittir. Davalı, sözleşmeyi haklı nedenle feshettiklerini savunmuş, haklı neden olarak davacının ekonomik durumunun iyi olmadığı, piyasaya, bankalara, SGK ve vergi dairesine yüklü miktarda borcu olduğunu öğrendiklerini ayrıca davacının yüklü miktarda borcu nedeniyle kendilerine haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davacının sözleşme taahhütlerini yerine getiremeyeceği şüphesi nedeniyle feshettiklerini belirtmiş ve delil olarak Tuzla vergi dairesinin 04/01/2018 tarihli davacının vergi borcu nedeniyle kendilerine gönderilen haciz bildirisini dosyaya sunmuştur. Davacı tarafça sunulan vergi dairesi ödeme makbuzları ve Tuzla vergi dairesinden gelen yazıdan davacı şirketin 2009 yılından itibaren vergi borçları bulunduğu bu vergi borçlarının yapılandırılmasına gidildiği ve yapılandırma sonucunda ilk taksidi 15/01/2018 tarihinde ödediği anlaşılmaktadır. Davalı iş sahibi, sözleşmeyi, sözleşmenin 11/1 maddesine göre tek taraflı fesih hükmüne ve davacı yüklenicinin piyasaya olan borçları nedeniyle feshettiğini savunmuş olmakla gerek davalının dayandığı sözleşme maddesinde sebepsiz fesih hakkı bulunmasına gerekse davacı yüklenicinin vergi dairesine borcu nedeniyle iş sahibine haciz ihbarnamesi gitmesi sebebiyle bu durumun sözleşme ilişkilerinde güven sarsıcı (acz içinde olmasa dahi) neden olarak değerlendirilip mahkemece sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin kabulünde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/10/2020 tarih ve 2018/1180 Esas, 2020/425 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 08/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f968ee67428dcb9","SID":"24fb569906e725d2"}}