{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/801 <br>KARAR NO: 2024/849<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/12/2020<br>NUMARASI: 2019/1115 E. - 2020/694 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Genel kredi sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili,  dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili banka ile dava dışı ... Tic A.Ş.  arasında akdedilen kredi sözleşmesine istinaden dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, anılan sözleşmeyi diğer davalılar ...  müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabının 02/07/2019 tarihinde kat edilerek borçlulara Üsküdar ... Noterliği'nin 02/07/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini ve alacağın kat tarihi itibariyle muaccel hale getirildiğini, borcun ödenmemesi üzerine, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası ile 1.500.000,00-TL alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itirazı üzerine takibin durduğunu, davalıların itirazlarının dayanaktan yoksun ve haksız olduğunu iddia ederek, davalıların takibe yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir . Davalı  ... vekili savunmasında özetle; müvekkilinin ... Tic A.Ş nin 3 ortağından biri olduğunu, davacı bankanın  kredi kullandırdığını, müvekkili ... ile beraber diğer ortaklar ,... ... bu kredi sözleşmesine müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeye taraf olarak dahil edilmek istediğini, ancak davacı bankanın delilleri arasında gösterdiği kredi sözleşmesi incelendiğinde, TBK 581, 582, 583 maddelerinin aradığı şartlarda bir kefalet ilişkisi kurulmadığını,  TBK 583 maddesine göre kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla ve bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesinde kendi yazısı ile belirtmesi şarttır\" amir hükmü mevcut olduğunu, genel kredi sözleşmesinde TBK 583 maddesinin amir hükmü olarak aradığı şartlardan hiçbirinin mevcut olmadığını, bu kapsamda iş bu kefalet sözleşmesinin her şeyden önce şekil eksikliğinden dolayı yok hükmünde olduğunu savunarak,  davasının reddine, davacı aleyhine İİK 67/2 gereğince haksız talep edilen meblağın %20'den  aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...  vekili  savunmasında özetle; müvekkilinin 70 yaşlarında ev hanımı olduğunu, sözleşmeyi imzalayıp imzalamadığını bilemediği için kefalet sözleşmesinin yasal koşullarının tam olup olmadığı konusunda bilgi sahibi olmadığını, bu sebeble bu konuda inceleme yapılmasını, takibe konu kredilerin kefalet sözleşmesi kapsamında olup olmadığının dahi belli olmadığını, takibe konu sözleşmelerin müvekkilinin sorumluluğu  kefalet sözleşmesi kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesini savunarak, davacının davasının reddine, davacı aleyhine İKK 67/2 gereğince haksız talep edilen meblağın %20'den  aşağı olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili savunmasında özetle; davacı tarafın Türk Borçlar Kanunu`nun kefalete ilişkin emredici hükümlerini görmezden gelerek müvekkil aleyhine icra takibine başlattığını, borcu kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın hesapladığı ana para miktarı müphem olduğu gibi talep ettiği faiz, uygulanan cari ve temerrüt faiz oranları da haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup talep edilen faiz oranı Türk Borçlar Kanunu`nun emredici hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, davacının icra inkar tazminatı talep etmek hakkı bulunmadığı gibi koşulları da oluşmadığını, davacının alacağının likid olmadığını bu nedenlerle davacı yanın huzurda ikame ettiği haksız ve hukuka aykırı davanın öncelikle usulden reddine, usule ilişkin itirazlarımızın kabul görmemesi halinde davacının davasının esastan reddine, kötü niyetli davacının takip konusu alacağın asgari %20'si oranında tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...taraflar arasında akdedilen genel  kredi sözleşmesi kapsamında, davacı banka tarafından dava dışı ... A.Ş.'ne kredi kullandırıldığı, dava dışı asıl borçlu şirketin vadesinde borçlarını ödememesi üzerine hesabın kat edildiği ve alacağın tahsili için dava dışı asıl borçlu şirket ile müteselsil kefil olan davalılar hakkında icra takibi yapıldığı, dava dışı asıl borçlu şirket tarafından kredi borcunun ödenmediği, kefalet sözleşmesinin yasal şartları taşıması ve geçerli olması nedeniyle davalılar olan müteselsil kefiller tarafından da borcun ödenmemesi nedeniyle nakdi kredi borcundan sorumlu oldukları sabit olduğundan düzenlenen dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalılardan  1.228.924,00-TL asıl alacak miktarı kadar alacaklı olduğu, takibin borçlu davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip talebinde belirtilen şartlarla kaldığı yerden devamı gerektiği, davacının fazlaya ilişkin isteminin haksız olduğu anlaşılmış; alacak likit ve itiraz haksız olduğundan asıl alacağın (1.228.924,00-TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine dair... \" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasında; borçlu davalılar tarafından 1.228.924,00-TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazların ayrı ayrı iptaline, takibin borçlu davalılar yönünden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip talebinde belirtilen şartlarla kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın (1.228.924,00-TL'nin) %20'si oranında icra inkâr tazminatının borçlu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı ve davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece 16.09.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, davacı ve davalıların rapora itirazlarının değerlendirilmediğini, itiraz değerlendirilmeden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, takip tarihi itibariyle müvekkili bankanın alacağının 3.741.503,77 TL hesap kat bakiyesi üzerindeyken müvekkilinin 1.500.000,00 TL kısım için takip başlattığını, takibin kısmi rakam üzerinden açıldığını, dava tarihi itibariyle müvekkili banka alacağının 1.500.000,00 TL üzerinde olduğunu, ödemelerin hesaplamada borçtan düşülürken 23.07.2019 tarihinde nakde dönen ve borca eklenen 500.000,00 TL'lik mektup bedelinin dava matrahına dahil edilmemiş olarak nitelendirildiğini, bilirkişinin bu sonuca nasıl ulaştığının anlaşılamadığını, müvekkili bankanın sözleşmeden kaynaklanan takas mahsup hakkı uyarınca yapılan tahsilatların nakde dönen mektup bedelinden öncelikle mahsubunun mümkün olduğunu, 500.000,00 TL'lik nakde dönen mektup bedelinin dava tarihi itibariyle bakiye borcun içerisinde yer aldığını, davanın tamamen kabulüne karar verilmesi gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Üsküdar ....Noterliğinin 02.07.2019 tarihli kredi müşterisi şirketin kredi hesaplarının kat edildiği belirtilmiş olmasına rağmen ihtarnamenin müvekkiline tebliğ edilmediğini, bilirkişi raporu ile 04.07.2019 tarihinde tebliğ olgusunun kabul edildiğini, davacının 02.07.2019 tarihli ihtarname ile aynı tarihli takip başlattığını, hesap kat ihtarı tebliğ edilmeden alınan ihtiyati haciz ve icra takibinin usulsuz olduğunu, takibe itiraz edildiğini, kefaletin bulunduğu iddia edilen genel kredi sözleşmelerinde müvekkilinin imzalarının incelenmesi gerektiğini, imza atıldığı beyan edilen tarihlerde yurt dışında bulunup bulunmadığına ilişkin  pasaport ve yurt dışı çıkış kayıtlarında inceleme yapılmasının istendiğini, sözleşmenin her sayfasında imzasının bulunup bulunmadığının imzanın kendisine ait olup olmadığına ait müvekkili tarafından incelenemediğini, TBK'nın kefalete ilişkin emredici hükümleri görmezden gelinerek takip başlatıldığını, davacının icra inkar tazminatı talep hakkının bulunmadığını, alacağın likit olmadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunduklarını, sözleşme olarak sunulan belgenin öncelikle 1,2,27 ve 29. sayfalarında imzaların yer aldığını, imzaların sıhhatinin fotokopi olması sebebiyle taraflarından incelenemediğini, itirazlarını inceleme sonrasında beyanda bulunmak üzere saklı tuttuklarını, sözleşmenin TBK'nın 20.maddesi kapsamında genel işlem koşullarına uygun olmadığını, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, kabule imkansız bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, mahkemenin gerekçeli kararında yer alan tespitlerin somut olaya uygun olmadığı gibi cevap dilekçeleri ve rapora itirazda arz ettikleri hususlarında eksik, yetersiz ve hatalı olduğunu, arabuluculuk son tutanağı ile sabit olduğu üzere yetki itirazlarının arabuluculuk sürecinde müzakere edilmediğini, arabuluculuk başvurusunda öne sürülmeyen ve süreçte müzakere edilmeyen hususlarda dava şartı yokluğundan esasa girilemeyeceğinin açıkça ifade edildiğini, müvekkilinin genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak yer aldığının hatalı şekilde yer verildiğini, GKS sayfalarında imza yer almaması ve imzasız sayfalardaki düzenlemelerin müvekkili yönünden bağlayıcı olamayacağı itirazları hakkında olumlu olumsuz karar tesis edilmediğini, gerekçesiz hüküm kurulduğunu, müvekkilinin öne sürdüğü itirazlarının irdelenmeyerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, mahkeme tarafından giderilmeyen itirazlarına rağmen itirazın iptaline karar verilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, hükmün kabulüne ilişkin kararın ortadan kaldırılmasını talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın  kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava dışı borçlu şirket ile davacı banka arasında genel kredi sözleşmesinin imzalanmış olduğu, kredi sözleşmesinden dolayı takip başlatıldığı konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, teminat mektup bedelinin davacı banka tarafından takas mahsup edilmiş olmasının ve teminat mektup bedelinden davalı kefillerin sorumlu olup olmadığı, mahkemenin, davalı ve davacıların rapora itirazlarına rağmen ek veya yeniden rapor almaksızın hüküm tesis etmiş olmasının, davalı kefilin itirazlarının incelenip incelenmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği, mahkemenin kabulü ile kabul edilen miktara icra inkar tazminatı takdir edilmiş olmasının yerinde olup olmadığı ile davalı kefile ihtarnamenin tebliğ edilip edilmediği, yetki ile ilgili olarak itirazlarının değerlendirilip değerlendirilmediğidir. Dosya kapsamından, davacı bankanın Karaköy şubesi ile dava dışı ... Tic. AŞ şirketi arasında 5.000.000,00 TL bedelli 17.07.2018 tarihli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı, genel kredi sözleşmesinin davalı gerçek kişilerin müteselsil kefil olarak imzaladıkları, kefalet miktarlarının, tarihininin, kendi adreslerinin el yazılı olarak düzenlenmiş olduğu, davacı banka tarafından davalılar ile birlikte dava dışı Büyükotel...AŞ'ye Üsküdar 16.Noterliğinde düzenlenen 02.07.2019 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamede 01.07.2019 tarihli hesap özetine göre bankanın toplam alacağının 3.741.503,77 TL olduğunun belirtilerek bir gün içerisinde borcun ödenmesi, aksi taktirde yasal yollara başvurulacağının belirtildiği, ihtarnamenin muhataplara UETS sorgu sonucunda e tebligatın yapılamadığına dair 02.07.2019 tarihli noter belgesinin düzenlenmiş olduğu, davacı banka tarafından davalı borçlular hakkında bir gün sonraki tarihli olarak 03.07.2019 tarihinde, İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 1.500.000.000,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla icra takibinin başlatıldığı, icra takibine karşı davalı kefillerin itiraz ettiği, itirazlarında yetki itirazınında da bulundukları, yetkili icra dairesinin İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri olduğunun belirtildiği, davalı kefiller hakkında davacı banka tarafından İİK'nın 67. Maddesi gereğince işbu itirazın iptali davasının açılmış olduğu kredi borçlusu dava dışı ... AŞ şirketine ait 05.11.2019 tarihli sicil bilgilerinden, davalılardan ...'ın şirketin yönetim kurulu başkanı, davalı Mehmet Kenan Mağrifli'nin yönetim kurulu başkan yardımcısı, ...'n yönetim kurul üyesi ve müşterek imzaları ile yetkilisi oldukları anlaşılmıştır. 31.05.2020 tarihli bilirkişi ön raporunda;  asıl kredi borçlusu ... Tic. AŞ ile davacı banka arasında 17.07.2018 tarihinde 5.000.000,00 TL Genel Kredi Sözleşmeleri düzenlendiği, bu sözleşmelere istinaden ticari kredilerin kullandırıldığı, rapor tanzimi için eksik olan belgelerin tamamlanmasının gerektiği, tabloda kredilerin kullanma tarihinden kat tarihine kadar olan hesap ekstreleri, faiz oranları ve tahsil edilen faiz ile edilemeyen dönem faizi varsa ayrı, ayrı gösterilmesi, tazmin olan 500.000 TL teminat mektubunun tazmin dekontu ve TKM sureti, %90 oranında temerüt faizi talebinin dayanağı olan TCMB bildirilen faiz listesi, kat tarihinden sonra davalı kredi müşterisi tarafından takip tarihine kadar yapılan ödeme varsa bu ödemelerin tarihi , tutarı, ödemenin nevi ve hangi krediden mahsup edildiğini gösteren hesap ekstrelerinin, davalı şirkete verilen çek karnelerinden karşılıksız çıkan ve sorumluluk bedeli ödenen çeklerin döküm listesi ile iade edilmeyen firma nezdindeki çek yapraklarının seri numaralarını gösteren döküm listesinin dava dosyasına ibraz edilmesinden sonra bilirkişi raporu düzenlenebileceği belirtilmiştir. Davalı  ... vekili ön rapora karşı beyan dilekçesinde; talep edilen belgelerin istenmesi gereken yerleri belirterek, şirketin unvanının yanlış kaleme alındığı, doğru unvanın ....Tic. AŞ olduğu beyan edilmiştir. 16.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda; Üsküdar ... Noterliğinin 02.07.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edilerek; borçlulardan ... Tic A.Ş lehine kullandırılan kredilerin ödenmemesi sebebiyle kredi hesabının 01.07.2019 tarihi itibarıyle kat edildiği, kredinin kat tarihi itibarıyle 3.075.043,77 TL anapara olmak üzere toplam 3.075.043.77 TL'ye ödeme tarihine kadar işleyecek %90 temerüt faizi komisyonu masraflarıyla birlikte ihtarnamenin tebliğinden itibaren 1gün içinde ödenmesi, 88 adet çekin iadesi veya banka sorumluluk tutarının teminatını oluşturmak üzere 166.400.00 TL'nin depo edilmesi aksi taktirde muhataplar hakkında yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği,  dava dışı ... Tic A.Ş'nin sözleşmede yazılı adresine gönderildiğinin görüldüğü, tebligat mazbatasında “Muhatabın tevziat saatlerinde bulunmaması sebebiyle tebligat mahalle muhtarlığına imza mukabili teslim edildiği keyfiyetini bildiren ibraname adresi kapısına yapıştırıldı muhataba haber vermesi için ismini bildirmek istemeyen komşusuna haber bırakıldı 04.07.2019 \" denildiği, müşterinin sözleşmede yazılı kanuni ikametgah olduğu bildirilen adrese yapılan tebligatın geçerli olacağını kabul eder “ hükümlerine göre dava dışı asıl borçlu firmanın temerrüdü verilen mehil süresi sonunda 06.07.2019 tarihi itibariyle oluşmuş olduğu, ihtarnamenin muhatap ... adresine gönderildiği, sözü edilen ihtarname tebligat şerhinde ; “ adrese gidildiği adreste tebliğe haiz kimse bulunamadığı evrakın mahalle muhtarlığına 04.07.2019 tarihinde tebliğ edildiği evrakın kapısına yapıştırıldığı”nın yazıldığı, ihtarnamenin muhatap ... adresine gönderildiği, tebliğ mazbatasında “Muhatabın tevziat saatlerinde bulunmaması sebebeyle tebligat mahalle muhtarlığına imza mukabili teslim edildiği keyfiyeti bildriren ibraname adresi kapısına yapıştırıldı muhataba haber vermesi için ismini bildirmek istemeyen komşusuna haber bırakıldı 04.07.2019 \" denildiğinin anlaşıldığı, kat tarihi itibariyle, <<iskonto >> kredilerden kaynaklanan davacı banka alacağının; dava dışı firmaya kullandırılan iskonto kredilerden dolayı toplam nakit davacı alacağının 3.075.,043.77 TL belirlendiği, bunun dışında 500.000,00 TL teminat mektup bedelinin bankaya depo edilmesi ; ayrıca 82 adet çek yaprağının iade edilmesi veya çek sorumluluk tutarı 166.460.00 TL'nin depo edilme talebi olduğu, kat tarihi itibarıyle toplam banka nakit kredi alacağının 3.075.043.77 TL ve gayrı nakit alacağının 666.460,00 TL olduğu, kefillere ihtarname tebliğ edilemediğinden temerrütlerinin takip tarihi itibarıyle başlatılmasının uygun olacağı, davacı bankanın kat tarihindeki nakdi kredi alacağının 3.075.043,00 TL olduğu, davacı bankanın kat tarihi ile takip tarihinin 02.07,2019 olduğu, davacı bankanın takip tarihinde bu çeklerin tahsilatı gerçekleşmeden tahmini kısmı tahsilat hesabı yaparak 1.500.000,00 TL asıl alacak üzerinden davalılar hakkında takibe geçtiği, asıl borçlu dışındakı diğer davalıların takibe itiraz ederek takibi durdurduğu, takibin açıldığı 02.07.2019 tarihinde kredilerin teminatına alınan çeklerden ... bankası üzerine keşide edilmiş ... nolu 315.733,17 TL çek 02.07.2019 valorlü tahsil olduğu, bu çekin kredi alacağından düşülmesi sonunda nakdi kredi alacağının 02.07.2019 itibariyle 2.759.310 TL'ye düştüğü, tahsil olunan toplam (2.471.284.49 TL) çek tutarının BK madde 100 kapsamında hesaplandığı, TBK madde 100 kapsamında yapılan hesaplamaya göre ;takip tarihinden sonra davacı banka tarafından tahsil edilen çeklerin asıl alacaktan düşülmesi sonununda davacı bankanın dava tarihi itibarıyla 1.228.924,00 TL asıl alacağının hesaplandığı, davacı bankanın ise 1.500.000,00 TL matrah üzerinden itirazın kaldırılması davasını açtığı, davacı bankanın kat ihtarında 3.075.043 ,00 TL nakdi kredi alacağı dışında 500.000,00 TL teminat mektubu ile 166.460 TL gayrı nakdi çek depo talebinin mevcut olduğu, bu gayrı nakdi alacağından 500.000,00 TL'lik teminat mektubunun 23.07.2019 tarihinde tazmin edildiği, ancak davacı bankanın bu tutarı açılan davada alacak matrahına dahil etmediğinin anlaşıldığı, davacı banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonunda ; davacı banka'nın takip talep tarihi itibariyle; davalı müşterek borçlu müteselsil kefillerden, (kefalet limitinin de yeterli olduğu gözetilerek, “tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla,” 1.500.,000,00 TL asıl alacak talep edilmiş işlemiş faiz : talep edilmediği, kat tarihi ile takip tarihi aynı gün olan 02.07.2019 tarihi olduğu. dava tarihi itibarıyla davacı alacağının hesaplanması sonucunda; dava tarihi itibarıyle davacı bankanın 1,500.000,00 TL matrah üzerinden itirazın iptali davasını açtığı, yapılan hesaplama sonunda davacı bankanın 1.228,924,00 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir. Taraf vekillerince bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarda bulunulmuştur. Davacı vekili, dilekçesinde dava açılış tarihinde nakde dönen çek bedeli de dikkate alınarak tüm nakit alacak tutarı üzerinden harca esas değer gösterilerek dava açıldığını belirtmek suretiyle dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilerek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; gerekli belgelerin tümü üzerinde inceleme yapılmadığı gibi hukuken geçerliliği bulunmayan genel kredi sözleşmesinin varlığı görmezden gelinerek rapor tesis edildiğini, raporda yer alan 500.000,00 TL tutarlı teminat mektubunun hesabın kat edildiği bildirilen 02.07.2019 tarihinden sonra 27.09.2019 tarihinde kullandırıldığı ancak davaya konu edilmediğinin tespitler arasında yer aldığını, davacının kötü niyetinin başlıca ispatı olduğunu, bilirkişinin yalnızca hesaplamalar yönünden rapor tanzim ettiğini, dava dosyasının hukukçu bilirkişinin de yar aldığı üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi ile itirazları doğrultusunda rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemece düzenlenen raporun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporuna göre yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı banka tarafından takip öncesinde gönderilen kat  ihtarnamesinde, toplam alacak miktarının 3.741.503,77 TL olduğu belirtilmiştir. Banka kayıtları üzerinde bilirkişi tarafından yapılan inceleme ve düzenlenen  raporda, davacı bankanın kat ihtarnamesinde belirtmiş olduğu alacağın, 3.075.043,77 TL'lik kısmının nakit kredi alacağı, 660.460,00 TL'nin ise gayri nakit alacak olduğu ifade edilmiştir. Aynı raporda, davacı banka tarafından kat ihtarında talep edilen nakit alacak miktarından çeklerin tahsilatına dair hesap yapılarak 1.500.000,00 asıl alacak üzerinden takibe geçtiği belirtilmiştir. Davacı tarafça icra takip talebinde talep edilen miktarın hangi alacak kalemine ilişkin olduğu açıklanmamıştır. Banka kayıtlarına göre yapılan inceleme sonucunda bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde talep edilen miktarın nakdi kredi alacağı olduğunun kabulü yerinde görülmüştür. Diğer taraftan, bilirkişinin ödemelerin mahsubunu TBK 100. madde göz önünde bulundurularak mahsup etmesi neticesinde bulduğu sonucun kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Dava dışı kredi kullanan şirket ile davacı banka arasında imzalanan kredi sözleşmesinde davalılar müteselsil kefil olarak yer almışlardır. Kredi tarihi olan 17.07.2018 tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nın 583.maddesinde, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçeri olmayacağı, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesinin şart olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda, davalı kefilen kefil olduğu azami miktarı, kefalet tarihini, müteselsil kefil olduğu hususunu kendi el yazısını yazarak belirtmiş olduğu ve sözleşmedeki şekil şartının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Genel kredi sözleşmesinin 6.2 maddesinde yetkili madde ve uygulanacak hukuk başlığı ile sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıklarda anlaşmazlıkları çözümlemeye, İstanbul merkez mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkili olacağı düzenlenmiştir. Sözleşmedeki düzenleme kapsamında, davalı kefilin icra dairesinin yetkisine ve mahkemenin yetkisine itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır . Davalı kefillere takip öncesinde gönderilen kat ihtarnamesinin tebliğ edilememesi üzerine, bilirkişi raporunda işlemiş faizden kefillerin sorumlu olmayacaklarına dair tespiti ve buna uygun mahkeme kabulü isabetli olmuştur. Uyuşmazlık konusu olan genel kredi sözleşmesidir. Bu kapsamda, HMK 266. maddesi gereğince bankacı bilirkişiden rapor alınmasında herhangi bir usulsuzluk  mevcut değildir. HMK 266.madde de bilirkişiye başvurulması gereken haller başlığı ile 1.fıkrada, ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, davalının,  hukukçu bilirkişinin de içinde yer aldığı bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınması gerektiğine dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı tarafça her ne kadar sözleşme aslının görülmediği ve bu nedenle imzaların incelenemediği iddia edilmiş ise de  davalı kefiller dava dışı borçlu şirketin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu başkan yardımcısı ve yönetim kurulu üyesidirler, kredi sözleşmesi düzenlenerek kredi kullandırılan şirket yöneticilerinin aksine bir iddialarıda mevcut değildir. Davalının somut herhangi bir veriye dayanmayan imzaya yönelik itirazları yerinde görülmemiştir. Diğer taraftan, kredi sözleşmesindeki miktar ve uygulanması gereken faiz oranları belli olduğundan ve taraflarca bilinebilir nitelikte bulunduğundan İİK 67.madde gereğince kabul edilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmiş olmasında da bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince dosya üzeriden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca,  davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının bu  davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin  üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,6-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  tarihinde, 23.05.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"93b858580a4762a1","SID":"63ff62ec51983142"}}